5. Hukuk Dairesi 2023/12616 E. , 2024/4948 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ: Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/209 Esas, 2023/1814 Karar
KARAR : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ: Ayvacık Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/231 Esas, 2021/130 Karar
Taraflar arasındaki tapu sicilinin hatalı tutulması nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazmini davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 40 sene boyunca zilyetliği devam eden...nin dava konusu taşınmazı davacıya satarak zilyetliğini devrettiğini, kadastro çalışmaları sırasında da dava konusu taşınmazın 112 ada 35 parsel olarak belirlendiğini ancak kendileri adına tescil edilmediğini, malik hanesinin boş bırakıldığını, karara itiraz için açılan davalar sonucunda dava konusu taşınmazın 1.derece arkeolojik sit alanı korunmasında yarar olacağından bahisle davanın reddine karar verildiğini, zilyetliğini keşifte mahalli bilirkişilerle ispatlandığı hâlde, kendileri adına tescil kararı verilmemesi nedeniyle müvekkilinin uğradığı zararın davalı Hazineden tazminini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle dava bir taşınmaza ilişkin ise bu durumda belirlenebilen bir alacak söz konusu olduğundan belirsiz alacak davası açılamayacağını, davanın usulden reddinin gerektiğini, fazlaya dair hakkın saklı tutulmasının bir hükmünün olamayacağını, dava dilekçesinin tetkikinden de anlaşılacağı üzere davacı ve dilekçede adı geçen ...'nin müşterek malik (müşterek zilyet) durumunda olduklarını, bu durumda davayı ikisinin birlikte açması gerektiğini, oysaki davanın sadece davacı tarafından açıldığını, usule ilişkin bu hususun davanın reddi sebebi olduğunu, davanın reddini talep ettiklerini, bugün itibarıyla bu eksiklik giderildiği takdirde de dava şartı zaman aşımı süresi geçtikten sonra tamamlandığı için davanın zamanaşımından da reddini talep ettiklerini, yapılan kadastro işleminin ardından görülen dava sonucunda verilen ve derecattan geçerek kesinleşen Mahkeme Kararını uygulayan Hazineye atfedilecek bir kusur bulunmadığını, kaldı ki davanın haklılığını kabul anlamına gelmemekle birlikte davanın usulden reddedilmediğini varsaysak bile taşınmaz için belirlenecek değerin en fazla yarısına hükmedilebileceğini, çünkü davacının taşınmazın yarısının zilyetliğini edindiğini, böyle bir davada tazminata karar verilmesinin arkeolojik sit alanlarının özel mülkiyete konu olamayacağı yönündeki mevzuat hükmünün reddedilmesinin, resmi bir sicile tescil edilmemiş taşınmazlar için dahi devletin kişiler arası tasarruflardan sorumlu tutulması anlamına geleceğini, bunun kabulünün de mümkün olmadığını, davaya dayanak olarak gösterilen Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin ve Yargıtay kararlarının bu yönden de değerlendirilmesi gerektiğinin açık olduğunu, talebin dayandığı bir kanun maddesinin dahi bulunmadığını, Ayvacık Kadastro Mahkemesinin 2006/149 Esas, 2009/54 Karar sayılı kararı ve dava dosyası birlikte incelendiğinde de görüleceği üzere, dava konusu taşınmaz ile ilgili olarak zilyetlik koşullarının da oluşmadığının açık olduğunu, imar ve ihya olmadığı gibi fasılasız ve nizasız bir zilyetliğin de söz konusu olmadığını, davacının fiili hakimiyetinin de olmadığını, tazminat davasına konu edilen Zilyetliğin bile mevcut olmadığını, açıklanan nedenlerden ötürü, müvekkil kuruma karşı açılmış olan hukuki dayanaktan yoksun davanın öncelikle usülden aksi halde esastan reddi ile yargılama giderleri ve ücreti vekâletin davacıya yüklenmesini karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;dava konusu taşınmazın mülkiyetinin zilyedlikle kazanma koşullarının oluştuğunu; ancak kadastro çalışmalarına karşı açılan davada dava konusu taşınmazın 1. derece arkeolojik sit alanında kalması sebebi ile davacı adına tescilin yapılamadığını, söz konusu davada davacının dava konusu taşınmazın zilyedi olduğu hususunun ispatlandığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Ayvacık Kadastro Mahkemesinin 2006/149 Esas, 2009/54 Karar sayılı ilamı incelendiğinde, davacı tarafından tapusuz olan dava konusu taşınmaz hakkında zilyedliğe dayalı olarak tapu iptal ve tescil davası açıldığı, bu davada mahkemece 1. derece arkeolojik sit alanında kalan taşınmazın zilyedlik yoluyla iktisap edilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine ve dava konusu taşınmazın Maliye Hazinesi adına tapuya tesciline karar verildiği, söz konusu kararın Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 2009/7440 Esas, 2009/7991 Karar sayılı ilamı ile onanmasına karar verildiği, dolayısıyla dava konusu taşınmazda davacının mülkiyet hakkını kazanmadığı ve mülkiyet hakkına dayalı tazminat isteminde bulunamayacağı dikkate alınarak davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme
Uyuşmazlık, ... olarak 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi uyarınca tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesinin birinci fıkrası.
3. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.11.2009 tarihli ve 2009/4-383 Esas, 2009/517 Karar sayılı ilâmında tapu işlemlerinin kadastro tespit işlemlerinden başlayarak birbirini takip eden işlemler olduğu, tapu kütüğünün oluşumu aşamasındaki kadastro işlemleri ile tapu işlemleri bir bütün oluşturduğundan bu kayıtlarda yapılan hatalardan 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi anlamında Devletin sorumlu olduğunun kabulünün gerektiği, Devletin sorumluluğunun kusursuz sorumluluk olduğu, bu işlemler nedeniyle zarar görenlerin 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi gereğince zararlarının tazmini için Hazine aleyhine adlî yargıda dava açabilecekleri belirtilmiştir.
4. 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi uyarınca kabul edilen Devletin sorumluluğu, tapu sicilinin önemi ve kişilerin bu sicile olan ... duygularını sağlamak bakımından aynî hakkının saptanması, herkese açık tutulmasında tekel hakkı sağlayan bir sicil olması esasına dayanmaktadır. Bu sorumluluk, asıl ve nesnel (objektif) bir sorumluluk olduğundan zarara uğrayan zararının ödetilmesini doğrudan Devletten isteyebilir.
3. Değerlendirme
1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2....köyü, Asarlık mevkiinde kain kuzeyi yol ve güneyi deniz ile çevrili yaklaşık 40 dönüm olan taşınmazı davacı ve dava dışı kişi olan ...'nin, 40 yıllık aralıksız ve çekişmesiz bir şekilde zilyet olan...den zilyetliği devraldıklarını, 2003 yılında yapılan kadastro çalışmaları neticesinde dava konusu taşınmazın zilyetliği devralan davacı adına tescil edilmediğini, Maliye Hazinesi adına hükmen tescil edilerek taşınmazın 1. Derece Arkeolojik Sit Alanında kaldığını, bu tespite ilişkin davacı ve ... tarafından tapu kaydı olmayan dava konusu taşınmaz hakkında zilyedliğe dayalı olarak tapu iptal ve tescil davası açıldığı, bu davada mahkemece 1. derece arkeolojik sit alanında kalan taşınmazın zilyedlik yoluyla iktisap edilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine ve dava konusu taşınmazın Maliye Hazinesi adına tapuya tesciline karar verildiği, söz konusu kararın Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 19.11.2009 tarihli ve 2009/7440 Esas, 2009/7991 Karar sayılı ilamı ile onanmasına karar verildiği, dolayısıyla dava konusu taşınmazda davacının mülkiyet hakkını kazanmadığı ve mülkiyet hakkına dayalı tazminat isteminde bulunamayacağı dikkate alınarak davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
3. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Davacıdan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
29.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!