5. Hukuk Dairesi 2023/12581 E. , 2024/5165 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2018/496 Esas, 2020/22 Karar
DAVALILAR/KARŞI
KARAR : Kabul
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil istemine ilişkin asıl dava ile tapu kaydının mahkeme kararı ile iptal edilmesi nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 inci maddesi uyarınca tazmini istemine ilişkin karşı davada verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 20.Hukuk Dairesince Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda, asıl ve karşı davanın kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davalı/karşı davacılar ve karşı davalı ... vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı ... vekili dava dilekçesinde özetle; davalılar adına kayıtlı bulunan ... Mahallesi 4167 ada 4 parsel sayılı taşınmazın 159,55 m²lik kısmının kesinleşmiş orman kadastro sınırları içerisinde bulunmasına rağmen tapuda tarla vasfı ile davalılar adına kayıtlı olduğunu beyanla davalılar adına kayıtlı taşınmazın tapu kaydının iptali ile dava konusu yerin orman vasfı ile Hazine adına tescil edilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu iptali istenen tapunun 1/2 hisse oranında davalı müvekkilleri adına kayıtlı olduğunu, taşınmazın 1/1000 ölçekli imar planı içinde olup orman niteliğini taşınmadığını, söz konusu taşınmazın orman tahdidi içerisinde yer alsa bile davalıların taşınmazın tapu kaydı ile mülk edildiklerinden anayasa ile koruma altına alınan mülkiyet haklarına el konulmasının hukuka aykırı olduğunu, tapu kaydına dayanarak taşınmaz devralan davalıların tapularının iptali halinde iptal edilen kısmın değeri olarak belirlenecek tazminatın davalı ... Hazinesinden faizi ile birlikte tahsilini talep ederek karşı dava açmıştır.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 30.12.2015 tarihli ve 2013/510 Esas, 2015/589 Karar sayılı kararı ile asıl ve karşı davaların kabulüne, taşınmazın 159,55 m²lik alanın ifrazı ile orman olarak Hazine adına tesciline ve belirlenen tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı Hazineden alınarak davacılara hisseleri nispetinde ödenmesine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde karşı davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonucunda; ıslah harcı alınmadan, ayrıca dava açılırken de eksik yatırılan nispi harç tamamlatılmadan yargılamaya devamla işin esası hakkında hüküm kurulmuş olması doğru olmadığından Mahkemece; yürürlükteki harçlar tarifesi uyarınca ıslah edilen dava değeri üzerinden ıslah harcını ve ilk dava dilekçesinde gösterilen değer üzerinden eksik yatırılan nispi harç ödemesi konusunda davacılara usulünce süre verilip harçlar tamamlanırsa ıslah edilen miktar ve dava dilekçesindeki değer üzerinden, hüküm kurulması gerekirken, harcı yatırılmadan yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olduğundan hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
3. Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin bozma ilamına karşı davalı/karşı davacılar ve karşı davalı ... vekillerinin karar düzeltme talebinde bulunması üzerine yapılan inceleme sonucunda; Dairenin harç bozmasının maddi yanılgıya dayalı olduğu belirtilerek işin esasının incelenmesine geçilmiş ve hükme dayanak yapılan bilirkişiler tarafından düzenlenen raporda; tazminat istemine konu taşınmaz hakkında açıklama yapılmadan soyut olarak dava tarihi itibarıyla metrekare birim fiyatı 250 TL’den tazminat belirlenmiş olduğundan Mahkemece arsa niteliğinde bulunan dava konusu taşınmaza yönelik olarak, emsal satışların değerlendirme tarihindeki karşılıklarının fiyat artış endekslerinin uygulanması suretiyle tespiti, bundan sonra emsal ile dava konusu taşınmazın eksik ve üstün yönlerinin neler olduğu ve oranları açıklanmak, taşınmazdan düzenleme ortaklık payı payının düşülmesinin gerekip gerekmediği belirtilmek, taşınmaz üzerinde var ise muhdesatın bayındırlık resmi birim fiyatları esas alınarak yıpranma payı düşülmek suretiyle gerçek zararın belirlenmesi gerektiğinden, taraflara, dava konusu taşınmaz ile aynı bölgeden bulunamaması halinde yakın bölgelerden ve değerlendirme tarihinden önce ve yakın zaman içinde satışı yapılan benzer nitelikli ve yüzölçümlü satışları bildirmeleri için olanak tanınması, gerekli görülürse re'sen emsal getirtme yoluna gidilmesi ve bu emsallere göre değer biçilmesi için konunun uzmanı bilirkişilerden oluşturulacak bilirkişi kurulu vasıtasıyla keşif yapılarak, denetlemeye olanak veren bilimsel verileri içeren rapor alınması gerektiğinden bahisle bozma kararı verilmiştir.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen İkinci Karar
Mahkemenin 17.01.2020 tarihli ve 2018/496 Esas, 2020/22 Karar sayılı kararı ile asıl ve karşı davanın kabulü ile belirlenen tazminatın işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı Hazineden alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı/karşı davacılar ve karşı davalı ... vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1. (Karşı davalı) Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; belirlenen bedelin yüksek olduğunu, idarenin kusurunun bulunmadığını, emsal karşılaştırmasının hatalı olduğunu ileri sürerek kararı temyiz etmiştir.
2. Davalılar (Karşı davacılar) vekili temyiz dilekçesinde özetle; harç ve vekalet ücretine ilişkin bölümlerde hata yapıldığını ileri sürerek kararın düzeltilerek onanmasını, Mahkeme aksi kanaatte ise bozma kararı verilmesine talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi uyarınca tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) Geçici 3 üncü maddesinin atfıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki 427 ilâ 439 uncu maddeleri.
2. 4721 sayılı Kanun’un “Sorumluluk” başlıklı 1007 nci maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“Tapu sicilinin tutulmasından doğan bütün zararlardan Devlet sorumludur.”
3 . Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.11.2009 tarihli ve 2009/4 - 383 Esas, 2009/517 Karar sayılı kararında tapu işlemlerinin kadastro tespit işlemlerinden başlayarak birbirini takip eden işlemler olduğu, tapu kütüğünün oluşumu aşamasındaki kadastro işlemleri ile tapu işlemleri bir bütün oluşturduğundan bu kayıtlarda yapılan hatalardan 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi anlamında Devletin sorumlu olduğunun kabulünün gerektiği, Devletin sorumluluğunun kusursuz sorumluluk olduğu, bu işlemler nedeniyle zarar görenlerin 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi gereğince zararlarının tazmini için Hazine aleyhine adlî yargıda dava açabilecekleri belirtilmiştir.
4. 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca kabul edilen Devletin sorumluluğu, tapu sicilinin önemi ve kişilerin bu sicile olan ... duygularını sağlamak bakımından aynî hakkının saptanması, herkese açık tutulmasında tekel hakkı sağlayan bir sicil olması esasına dayanmaktadır. Bu sorumluluk, asıl ve nesnel (objektif) bir sorumluluk olduğundan zarara uğrayan zararının ödetilmesini doğrudan Devletten isteyebilir.
5. 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi gereğince açılan davalarda, tapu kaydının iptali nedeniyle tapu sahibinin oluşan gerçek zararı neyse tazminatın miktarı da o kadar olmalıdır. Gerçek zarar, tapu kaydının iptali nedeniyle tapu malikinin mal varlığında meydana gelen azalmadır. Tazminat miktarı zarar verici eylem gerçekleşmemiş olsaydı zarar görenin mal varlığı ne durumda olacak idiyse aynı durumun tesis edilebileceği miktarda olmalıdır. Zarara uğrayan kişinin gerçek zararı ise tazminat miktarının belirlenmesinde esas alınacak değerlendirme tarihine göre belirlenecek olup bu tarihe göre tapusu iptal edilen taşınmazın niteliği ve değeri belirlenmelidir. Taşınmazın niteliği arazi ise net gelir metodu yöntemi ile arsa vasfında ise değerlendirme gününden önceki özel amacı olmayan emsal satışlara göre hesaplanması suretiyle gerçek değer belirlenmelidir.
6. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 146 ncı maddesi. (eski 125 inci md.)
3. Değerlendirme
1. Mahkemelerin nihaî kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3 üncü maddesinin atfıyla 1086 sayılı Kanun’un 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki 428 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Dosyanın incelenmesinden; ... Mahallesi 4167 ada 4 parsel sayılı taşınmazın 159,55 m²lik kısmının eldeki asıl davada verilen karar ile tapu kaydının iptaline ve orman vasfı ile Hazine adına tesciline karar verildiği, davalılar tarafından verilen cevap dilekçesi ile tapu kaydının mahkeme kararı ile iptal edilmesi nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemi ile karşı dava açıldığı anlaşılmaktadır.
3. Dosya kapsamına göre arsa niteliğindeki taşınmaza yazılı şekilde değer biçilmesinde ve dava konusu taşınmazın gerçek bedelinin 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi gereğince davalı Hazineden tahsiline karar verilmesi yerindedir.
4. Mahkemece verilen 30.12.2015 tarihli kararda taşınmazın metrekare birim fiyatı 250 TL olarak belirlenmek suretiyle 39.887.50 TL bedele hükmedildiği ve bu kararın davalılar (karşı davacılar) vekili tarafından temyiz edilmediği hususu gözetildiğinde, bu tazminat bedelinin davalı ... lehine usuli kazanılmış hak teşkil ettiği gözetilmeden, Mahkemece verilen son kararda bozma sonrası alınan bilirkişi kurulu raporunda belirlenen toplam 47.865.00 TL tazminat bedeli üzerinden hesaplama yapan bilirkişi kurulu raporunun hükme esas alındığı belirtilmiş ise de, taleple bağlı kalınarak hüküm kurulduğundan bu husus bozma nedeni yapılmamıştır.
5. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozma ile kesinleşen ve karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakta olup, (karşı davalı) Hazine vekilinin tüm, davalılar (karşı davacılar) vekilinin ise aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
6. (Karşı davalı) Hazine harçtan muaf olup, davalılar (karşı davacılar) tarafından yatırılan ıslah harcının davalı (karşı davacı) tarafa iadesine karar verilmemesi hatalıdır.
7. Kendisini vekille temsil ettiren davalı (karşı davacı) taraf lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi bozmayı gerektirir.
Ne var ki bu hataların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesi gereği yürürlükte bulunan 1086 sayılı Kanun'un 438 inci maddesinin yedinci fıkrası hükmü uyarınca Mahkeme kararının düzeltilerek onanması gerekir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. (Karşı davalı) Hazine vekilinin tüm davalılar (karşı davacılar) vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine,
2. Davalılar (karşı davacılar) vekilinin temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile Mahkeme kararının;
A) (2) nolu bendinde yer alan "harcın" kelimesinden sonra gelmek üzere “ ve davacı tarafından yatırılan 340.00 TL ıslah harcının)" ibaresinin eklenmesine,
b) Hüküm fıkrasına ayrı bir bent olarak “Kendisini vekille temsil ettiren davalılar (karşı davacılar) lehine hükmedilen 5.983.12 TL ücreti vekaletin (Karşı davalı) Hazineden alınarak davalı (karşı davacı) tarafa verilmesine" cümlesinin yazılması” suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine,
30.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!