5. Hukuk Dairesi 2023/12371 E. , 2024/4995 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/2843 Esas, 2023/1174 Karar
KARAR : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Çınar Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/343 Esas, 2022/174 Karar
Taraflar arasındaki 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 41 inci maddesi gereğince yapılan düzeltme nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazmini davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı Hazine vekilince istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararı üzerine yeniden yargılama yapan İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı Hazine vekilince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle müvekkilinin;... Mahallesi 38 parsel sayılı taşınmazın paydaşı olduğunu, Kadastro Müdürlüğünce 3402 sayılı Kanun'un 41 inci maddesine göre yapılan düzeltme sonucunda azalma meydana geldiğini, mülkiyet hakkının kaybı nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın yasal süresi içerisinde açılmadığını, hak düşürücü sürenin aşıldığını, davanın zamanaşımına uğradığını, idare tarafından yapılan işlemlerin hukuk ve mevzuata uygun işlemler olduğunu, haksız ve hukuka aykırı davanın reddi gerektiğini, davacının dava dilekçesinde belirtilen yüzölçümü değişikliğinin 3402 sayılı Kanun'un 41 inci maddesi gereğince tapu müdürlüğünce yapıldığını o dönemde bahse konu taşınmaz malikinin Hazine olmaması nedeniyle Hazinenin sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını, bu nedenle husumet itirazında bulunduklarını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulüne ve tespit edilen bedelin yasal faizi ile birlikte davalı ... Hazinesinden tahsiline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı Hazine vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece yeterli inceleme ve araştırma yapılmadığını, zamanaşımı ve hak düşürücü süreler geçirildikten sonra davanın açıldığını, davanın idare mahkemesinde açılması gerektiğini, söz konusu parsellerdeki azalmanın Hazine lehine bir artış olmadığını, husumetin müvekkili hazineye yöneltilemeyeceğini, davanın husumetten reddi gerektiğini, davacının 3402 sayılı Kanun'un 41 inci maddesi kapsamında yapılan düzeltme işlemine karşı herhangi bir itirazda bulunmayıp, iş bu davayı açmasının haksız olduğunu, parselin sınırlarında bir değişiklik söz konusu olmadığını, iddia edilen yüzölçümü eksikliğine dair tazminat davasının satıcılara yöneltilmesi gerektiğini, davacının satın aldığı ve sonrasında işlem gören taşınmazların kaç metrekare olduğunu kullandığı zeminin durumundan, taşınmazın çap örneğinden her zaman bulabilecek durumda olduğunu, bu nedenle taşınmazın yüzölçümünün maddi hataya dayalı olarak yanlış olması nedeni ile fazla bedel ödediğini veya mağduriyete uğradığını ileri sürerek devletin sorumluluğuna gidemeyeceğini, yüzölçümü eksikliği iddiası bir an için kabul edilse dahi, taşınmazın fiziki olarak yüzölçümünde bir değişiklik olmadığını, sadece kağıt üzerinde eksikliğin olduğu hususunun göz ardı edildiğini, arazide fiziki olarak bir değişiklik olmadığını, düzeltme ile uğranıldığı iddia edilen zararın düzeltme işleminin kesinleşmesi ile doğacağını, işlemin tapuya işlenmesinin beklenmesine gerek olmadığını, zarar hesabının da kesinleşme tarihine göre yapılması gerektiğini, taşınmazların bedeli belirlenirken davacı tarafından satın alınan tarihlerdeki veyahut düzeltim yapıldığı iddia edilen tarihlerdeki değeri nazara alınarak rapor hazırlanması gerekirken tam aksine yapılan kıymet taktirinin doğru olmadığını, bilirkişi raporlarının bilimsel verilerden uzak olduğunu ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile kaldırma kararının gereklerinin yerine getirilmesine, özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, hükme esas alınan bilirkişi raporlarının delillere uygun, ayrıntılı, gerekçeli, hükme elverişli olmasına, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, İlk derece mahkemesi hakiminin objektif, dosyadaki verilerle çelişmeyen tespitlerine ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, istinaf sebepleriyle sınırlı olarak ve resen kamu düzeni yönünden yapılan inceleme sonucu, İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı kanaatine varılarak davalı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili temyiz itirazında bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı Hazine vekil temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi uyarınca tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri
2. 4721 sayılı Kanun’un “Sorumluluk” başlıklı 1007 nci maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“Tapu sicilinin tutulmasından doğan bütün zararlardan Devlet sorumludur.”
3. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.11.2009 tarihli ve 2009/4- 383 Esas, 2009/517 Karar sayılı ilâmında tapu işlemlerinin kadastro tespit işlemlerinden başlayarak birbirini takip eden işlemler olduğu, tapu kütüğünün oluşumu aşamasındaki kadastro işlemleri ile tapu işlemleri bir bütün oluşturduğundan bu kayıtlarda yapılan hatalardan 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi anlamında Devletin sorumlu olduğunun kabulünün gerektiği, Devletin sorumluluğunun kusursuz sorumluluk olduğu, bu işlemler nedeniyle zarar görenlerin 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi gereğince zararlarının tazmini için Hazine aleyhine adlî yargıda dava açabilecekleri belirtilmiştir.
4. 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi uyarınca kabul edilen Devletin sorumluluğu, tapu sicilinin önemi ve kişilerin bu sicile olan ... duygularını sağlamak bakımından aynî hakkının saptanması, herkese açık tutulmasında tekel hakkı sağlayan bir sicil olması esasına dayanmaktadır. Bu sorumluluk, asıl ve nesnel (objektif) bir sorumluluk olduğundan zarara uğrayan zararının ödetilmesini doğrudan Devletten isteyebilir.
5. 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi gereğince açılan davalarda, tapu kaydının iptali nedeniyle tapu sahibinin oluşan gerçek zararı neyse tazminatın miktarı da o kadar olmalıdır. Gerçek zarar, tapu kaydının iptali nedeniyle tapu malikinin mal varlığında meydana gelen azalmadır. tazminat miktarı zarar verici eylem gerçekleşmemiş olsaydı zarar görenin mal varlığı ne durumda olacak idiyse aynı durumun tesis edilebileceği miktarda olmalıdır. zarara uğrayan kişinin gerçek zararı ise tazminat miktarının belirlenmesinde esas alınacak değerlendirme tarihine göre belirlenecek olup bu tarihe göre tapusu iptal edilen taşınmazın niteliği ve değeri belirlenmelidir. taşınmazın niteliği arazi ise net gelir metodu yöntemi ile arsa vasfında ise değerlendirme gününden önceki özel amacı olmayan emsal satışlara göre hesaplanması suretiyle gerçek değer belirlenmelidir.
3. Değerlendirme
1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Dosya içindeki bilgi ve belgelerden; dava konusu...Mahallesi 38 parsel sayılı taşınmazın 1975 yılında yapılan kadastro tespit çalışmaları sonucunda 2.037.375,00 m² yüzölçümü ile tapuya tescil edildiği, taşınmazın 78/1800 hissesinin davacı tarafından 03.10.1986 tarihinde, 1/144 hissesinin ise 30.11.2006 tarihinde satın alındığı, satın alma tarihinde taşınmazın tapu sicilindeki yüzölçümünün 2.037.375,00 m² olarak kayıtlı olduğu, Kadastro Müdürlüğünce düzenlenen 19.07.2010 tarihli teknik hataları düzeltme formuna göre 38 parselde bilgisayar ortamında yapılan sayısallaştırma sonucunda tapu alanı ile hesaplanan alan arasında tecviz dışı 229.846,44 m² fark olduğunun ve taşınmazın yeni hesaplanan alanının 1.807.528,56 m² olduğunun tespit edildiği, 3402 sayılı Kanun'un 41 inci maddesi uyarınca yapılan düzeltme işleminin 05.04.2012 tarihinde tapu siciline işlendiği, eldeki davanın 09.03.2018 tarihinde 10 yıllık zamanaşımı süresi içerisinde açıldığı anlaşılmaktadır.
3. Arazi niteliğindeki dava konusu taşınmaza gelir metodu esas alınarak değer biçilmesinde ve davacının yüzölçümü eksilmesi nedeniyle uğradığı zararın 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi gereğince davalı Hazineden tahsiline karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
4. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı Hazine vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Davalı Hazine harçtan muaf olduğundan harç alınmamasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
29.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!