5. Hukuk Dairesi 2023/12227 E. , 2024/6326 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2019/492 Esas, 2023/399 Karar
ASIL VE BİRLEŞTİRİLEN
ASIL VE BİRLEŞTİRİLEN
DAVA TARİHİ: 28.06.2011
KARAR : Kısmen kabul
Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili istemine ilişkin asıl ve birleştirilen davada verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; asıl ve birleştirilen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili asıl ve birleştirilen dava dilekçelerinde özetle; davalı idare tarafından dava konusu ... ili, ...,... Mahallesi 549, 1099, 1101, 1102, 1103, 1104, 1105, 1106, 1107, 1109 parsel sayılı taşınmazlara kamulaştırmasız el atıldığından, taşınmazların bedelinin idareden tahsiline karar verilmiştir.
II. CEVAP
Davalı idare vekili cevap dilekçesinde özetle; idarece davalıya ait taşınmazlara el atmanın söz konusu olmadığını, davacıların talep ve iddialarının gerçeği yansıtmadığını, sedde ile davacının parselleri arasında bir hayli mesafe olduğunu, davacılara ait taşınmazların göl alanı içerisinde kaldığını, yağışa bağlı olarak yıl içinde su seviyesinin alçalıp yükseldiğini, dolayısıyla göl alanı içerisindeki parselleri su bastığını, idarenin burada herhangi bir kusurunun bulunmadığını, davanın açılış amacının yöre köylüleri tarafından ve çevreyi bilen kişilerce taşınmazların satın alınmaması sebebiyle dava yoluyla bu yerlerin Hazineye satılması isteği olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III.MAHKEME KARARI
Mahkemenin 21.05.2014 tarihli ve 2011/367 Esas, 2014/270 Karar sayılı kararıyla; davanın reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Birinci Bozma Kararı
1. Mahkemenin 21.05.2014 tarihli ve 2011/367 Esas, 2014/270 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay (Kapatılan) 18. Hukuk Dairesinde yapılan inceleme sonucunda; Mahkemece 01.04.2014 tarihli bilirkişi raporu esas alınarak davanın reddine karar verilmiş ise de dava konusu taşınmazların bulunduğu bölgeye davalı tarafından göl boyunca sedde yapılmış olsa da yağışların yüksek olduğu yıllarda sedde içinde kalan taşınmazların su altında kaldığı, sedde dışındaki taşınmazların ise el atılıp atılmadığının dosya içerisindeki bilirkişi raporlarına göre kullanılabilir durumda olduğunun denetime elverişli bir şekilde tespit edilemediği anlaşıldığından, Mahkemece el atılan taşınmazlar tespit edilerek davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken keşif ve duruşmada dinlenen tanık ve mahalli bilirkişi beyanları ile önceki tarihli keşif ve bilirkişi raporları değerlendirilmeden soyut ifadeler ve eksik inceleme ile davanın reddine karar verilmiş olması doğru görülmediğinden hükmün açıklanan gerekçelerle bozulmasına karar verilmiştir.
B. Mahkemece Birinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin 14.02.2018 tarihli ve 2016/363 Esas, 2018/167 Karar sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.
C. İkinci Bozma Kararı
1. Mahkemenin 14.02.2018 tarihli ve 2016/363 Esas, 2018/167 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizce yapılan inceleme sonucunda; taşınmazları taşkından korumak DSİ Genel Müdürlüğüne kanunla verilen bir görevdir. Bozma kararında dava konusu taşınmazların bulunduğu bölgeye davalı tarafından göl boyunca sedde yapılmış olsa da özellikle yağışların yüksek olduğu yıllarda sedde içinde kalan taşınmazların su altında kaldığı anlaşıldığına göre Mahkemece el atılan taşınmazlar tespit edilerek davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, davanın reddine karar verilmesinin doğru görülmediği açıkça belirtilmesine ve bu karara Mahkemece uyulmasına rağmen, işin esasına girilerek karar verilmesi yerine yanlış gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmediğinden hükmün açıklanan nedenlerle bozulmasına karar verilmiştir.
F. Mahkemece İkinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl ve birleştirilen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; davaya konu taşınmazlar hakkında davalılar tarafından el atılan kısımlar için Mahkemece hükmedilen bedeller düşük olup bölge itibari ile alım ve satım bedelleri Mahkemenin kararına esas teşkil eden bilirkişi raporunda belirlenenden daha fazla olduğunu, bilirkişi raporlarına itiraz edilmesine rağmen yerel Mahkemece bu itirazların dikkate alınmadığını, ülkenin içinde bulunduğu ekonomik koşullar ve paranın alım gücünün düşmüş olması karşısında hükmedilen bedellerin çok düşük kaldığını ileri sürerek kararı temyiz etmiştir.
2. Davalı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazların taşkın seddesi yapılmasaydı zaten su altında kalacağını,... Gölü'nün doğal bir göl olduğunu, taşınmazların yılın büyük bir kısmı su altında olup sınırlı tarım yapıldığını, buna rağmen ortalama verimden hesaplama yapılmasının hakkaniyete aykırı olduğunu, bilirkişi raporunda Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin kararına istinaden üretim masraflarının brüt gelirin 1/3'ünü geçemeyeceğinden bahisle İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü verileri hiçe sayılarak hesaplama yapılmasının hatalı olduğunu, kapitalizasyon faizinin % 5 oranında alınması gerektiğini, % 30 oranında uygulanan objektif değer artışının yüksek olduğunu iddia ederek kararı temyiz etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, ... olarak davacı tapu malikleri ile davalı idare arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili hususundadır.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin atfıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki 427 ilâ 439 uncu maddeleri.
2. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun, 16.05.1956 tarihli ve 1956/1 Esas, 1956/6 Karar sayılı kararının ilgili bölümü şöyledir: “...Usulü dairesinde istimlak muamelesine tevessül edilmeksizin gayrimenkulü yola kalbedilen şahsın, esas itibarıyla, gayrimenkulünü yola kalbeden amme hükmi şahsiyeti aleyhine meni müdahale davası açmağa hakkı olduğuna, ancak dilerse bu fiili duruma razı olarak, mülkiyet hakkının amme hükmi şahsiyetine devrine karşılık gayrimenkulünün bedelinin tahsilini de dava edebileceğine ve isteyebileceği bedelin de mülkiyet hakkının devrine razı olduğu tarih olan dava tarihindeki bedel olduğuna 16.05.1956 tarihinde ilk toplantıda ittifakla karar verildi.”
3. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun, 16.05.1956 tarihli ve 1954/1 Esas, 1956/7 Karar sayılı kararı ile “... Usulü dairesinde istimlak muamelesine tevessül edilmeksizin gayrimenkulü yola kalbedilen şahsın, gayrimenkulünün bedelinin tahsiline ilişkin olarak, gayrimenkulünü yola kalbeden hükmü şahsiyeti aleyhine açacağı bedel davasında müruruzamanın mevzuubahis olamayacağına ve bu itibarla da, hadisede Borçlar Kanunu'nun 66. maddesinin tatbik kabiliyeti bulunmadığına ...” karar verilmiştir.
4. 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 11 inci maddesi.
3. Değerlendirme
1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un geçici 3 üncü maddesinin atfıyla 1086 sayılı Kanun'un 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki 428 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen Mahkeme kararında ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı ve bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davacılar vekilinin tüm, davalı idare vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
3. Dava aynı hukuki sebepten kaynaklandığından kendilerini vekil ile temsil ettiren davacılar lehine tek vekâlet ücretine karar verilmesi gerekirken davacılara ayrı ayrı vekâlet ücreti takdir edilmesi bozmayı gerektirir.
Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden Mahkeme kararının düzeltilerek onanması gerekir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Davacılar vekillerinin tüm, davalı idare vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine,
2. Davalı idare vekilinin temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile mahkeme kararının hüküm fıkrasının 8,9,10 numaralı bentlerinin hükümden çıkartılması, yerine "Kendilerini vekil ile temsil ettiren davacılar lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 9.200,00 TL maktu vekâlet ücretinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine" cümlesinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Davacılardan alınması gereken 2.107,84 TL temyize başvurma harcından peşin alınan 738,00 TL'nin mahsubuyla kalan 1.369,84 TL temyize başvurma harcının alınmasına,
23.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!