WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 14 Haziran 2026

YARGITAY 5. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

5. Hukuk Dairesi         2023/12036 E.  ,  2024/4992 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/90 Esas, 2023/333 Karar (Birleştirilen... 11. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2021/482 Esas)
KARAR : Kısmen kabul

Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili istemine ilişkin asıl ve birleştirilen davalarda verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.

Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; asıl davanın kısmen kabulüne, birleştirilen davanın reddine karar verilmiştir.

Mahkeme kararı bir kısım davacı ve davalı idare vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacılar vekili asıl ve birleştirilen dava dilekçelerinde özetle;... Mahallesi 212 ada 73 sayılı taşınmazın 1974 yılında havaalanı yapılması amacıyla kamulaştırıldığını, kamulaştırma evrakının paydaşlara tebliğ edilmediği gibi, kamulaştırma bedelinin de ödenmediğini, buna göre, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak koşuluyla asıl davada 10.000,00 TL, birleştirilen davada 287.196,00 TL kamulaştırmasız el koyma bedelinin dava tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı idare vekili cevap dilekçesinde özetle; taşınmazın...Havaalanı sınırları içerisinde kaldığını, Milli Savunma Bakanlığının ihtiyacı için kamulaştırılmasına karar verilip, 22.02.1974 tarihinde kamulaştırmalara ilişkin toplam 1.332.026,00 TL’nin T.C. Ziraat Bankası... Şubesine bloke edildiğini, bilahare taşınmaza acele el konulması ve takdir edilen bedelin indirimi için... 4. Asliye Hukuk Mahkemesinde 1974/562 Esas sayılı davanın açıldığını, mahkemece verilen 1974/515 Karar sayılı kararda “hazine adına tescil” ifadesi yer almadığından kararın tavzihi yoluna başvurulduğunu, tavzih yolu ile bu yönde düzeltme yapılamadığından bu kez tapu maliklerinin mirasçıları aleyhine... 12. Asliye Hukuk Mahkemesinde 1999/892 Esas, 2000/972 Karar sayılı davayı açtıklarını, kararın kesinleştiğini, bu nedenle iş bu davanın öncelikli olarak kesin hüküm nedeniyle, mümkün olmaz ise esastan reddi gerektiğini savunmuştur.

III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 04.07.2013 tarihli ve 2011/118 Esas, 2013/373 Karar sayılı kararıyla; asıl ve birleştirilen davanın reddine karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Birinci Bozma Kararı
1. Mahkemenin 04.07.2013 tarihli ve 2011/118 Esas, 2013/373 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Yargıtay (Kapatılan) 18.Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonucu; dosya içerisinde bulunan... 12.Asliye Hukuk Mahkemesinin 1999/892 Esas, 2000/972 Karar sayılı dosyası ve diğer bilgi ve belgelerden, dava konusu Atıfbey Mahallesi 212 ada 73 parselde asıl dava davacıların, taşınmazda 1/5'er pay sahibi olan İbrahim oğlu ..., ... ve İsmail Albaş mirasçıları ve 2/5 pay sahibi olan ... hakkında 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 17 nci maddesi gereğince tescil davası açıldığı, taşınmazın 2942 sayılı Kanun'un 17 nci maddesi gereğince Maliye Hazinesi adına tesciline karar verildiği ve kararın 25.01.2001 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır. 11.06.2013 tarihinde yürürlüğe giren 6487 sayılı Kanun'un 22 nci maddesi ile değişik 2942 sayılı Kanun'un Geçici 7 nci maddesi olarak “Mülga 31.08.1956 tarihli ve 6830 sayılı İstimlak Kanununun 16 ncı ve 17 nci maddeleri ile 2942 sayılı Kanunun Mülga 16 ncı ve 17 nci maddeleri uyarınca mahkemelerce idare adına tescil kararı verilen kamulaştırmalarda tebligatlar ve diğer kamulaştırma işlemleri tamamlanmış sayılır. Bu kamulaştırma işlemleri sebebiyle hiçbir hak ve alacak talebinde bulunulamaz, kamulaştırmaya veya bedeline karşı itiraz davaları açılamaz, açılmış ve devam eden davalar bu madde hükmü uygulanarak sonuçlandırılır.” hükmü getirilmiş ise de yukarıda açıklanan kanun maddesi, Anayasa Mahkemesinin 13.11.2014 tarihli ve 2013/95 Esas, 2014/176 Karar sayılı kararı ile iptal edilmiş olup, bu halde mahkemece taraflara ait tüm deliller toplanarak oluşacak sonuca göre esas hakkında bir karar verilmesi gerektiğinin düşünülmemiş olması, kabule göre davalı idare kendisini vekille temsil ettirmiş olmasına rağmen davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmemiş olması doğru görülmediğinden bozulmasına karar verilmiştir.

B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen İkinci Karar
Mahkemenin 08.12.2016 tarihli ve 2016/78 Esas, 2016/533 Karar sayılı kararı ile asıl davanın kısmen kabulü ile birleştirilen davanın reddine karar verilmiştir.

C.İkinci Bozma Kararı
1. Mahkemenin 08.12.2016 tarihli ve 2016/78 Esas, 2016/533 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Dairemizce yapılan temyiz incelemesi sonucunda; davalı idare tarafından... 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1974/291 Esas, 1977/9 Karar sayılı dosyası ile açılan tenkis-i bedel davasında birleştirilen dava dosyasının davacılarının murisi ...’ın vekil aracılığıyla davayı takip ederek kamulaştırma işleminden haberdar olduğu, tenkis-i bedel davasında davanın reddine dair verilen kararın Dairemizin 1977/3907 Esas, 1977/4813 Karar sayılı kararı ile onandığı, yine Dairemizin 1977/6750 Karar sayılı kararı ile karar düzeltme istemi reddedilerek, kesinleştiği anlaşılmakla, bu muristen intikal eden dava konusu taşınmazdaki payına ilişkin geçerli bir kamulaştırma işlemi bulunduğundan ve kamulaştırmasız el atmadan söz edilemeyeceğinden davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle reddi sonucu itibarıyla doğrudur. Bu itibarla birleştirilen dosya davacıları vekilinin temyiz itirazları yerinde değildir.

3. Davacı idare ve asıl dosya davacılarının temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
2942 sayılı Kanun'un 25 inci maddesi uyarınca hakların kullanılması ve borçların yerine getirilmesi bakımından kamulaştırma işlemi mal sahibi açısından usulüne uygun tebligatla başlar. Dosyada bulunan kanıt ve belgelere göre; dava konusu ...Mahallesi 212 ada 73 parsel sayılı taşınmazın...-...ile buna bağlı tesislerin yapılması için kamulaştırılmasına karar verildiği, ancak idare tarafından davacılar murislerine kamulaştırma tebligatı yapıldığı ve bedellerin ödendiği ispatlanamamıştır. Bu durumda usulüne uygun şekilde yapılmış bir kamulaştırma işleminden söz edilemeyeceği gibi, 2942 sayılı Kanun'un 17 nci maddesine istinaden... 12. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1999/892 Esas, 2000/972 Karar sayılı dosyasında açılan davada bir kısım davacının duruşmaya gelerek davayı kabul ettiklerini beyan etmeleri sonuca etkili olmayacağından davacıların kamulaştırmasız el atmadan kaynaklanan tazminat talep etme imkanlarının bulunduğu anlaşılmaktadır.

4. Her ne kadar; 21.12.2019 tarihinde kabul edilerek 24.12.2019 tarihli ve 30988 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 7201 sayılı Kanun'un 5 inci, 6 ncı ve 7 nci maddesi ile 2942 sayılı Kanun'a eklenen Ek Madde 3 ve Geçici 15 inci maddesi ile; '' Mülga 31.08.1956 tarihli ve 6830 sayılı İstimlâk Kanunu'nun 16 ncı ve 17 nci maddeleri ile bu Kanunun mülga 16 ncı ve 17 nci maddeleri uyarınca kesinleşmiş mahkeme kararlarına istinaden idareler adına tescil edilen taşınmazların eski malikleri adına kamu bankalarına yatırılan ancak hak sahiplerine ödenmediği tespit edilen kamulaştırma bedelleri nedeniyle idareler aleyhine açılacak her türlü davada değer; taşınmazın idare adına tescil edildiği tarih, değerleme tarihi olarak esas alınmak ve o tarihteki nitelikleri gözetilmek suretiyle tespit edilir. Tespit edilen bu bedel, Türkiye İstatistik Kurumu tarafından açıklanan Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi (Yİ-ÜFE) tablosundaki aylık değişim oranları esas alınmak suretiyle dava tarihi itibarıyla güncellenir ve ortaya çıkan bedel hak sahibine ödenir.” hükmü getirilmiş ise de;
Bu maddenin usulüne uygun verilmiş 2942 sayılı Kanun'un 17 nci maddesine göre kesinleşmiş tescil kararı bulunması halinde eski malikleri adına kamu bankalarına yatırılan ancak hak sahiplerine ödenmediği tespit edilen kamulaştırma bedelleri nedeniyle idareler aleyhine açılacak davalara uygulanacağı gözetildiğinde, eldeki davada usulüne uygun olarak verilmiş 2942 sayılı Kanun'un 17 nci maddesine dayanan tescil kararı bulunmadığından, bu hükmün eldeki davaya uygulanması mümkün değildir.

5. Bu itibarla 26.04.2019 havale tarihli fen bilirkişi raporu ve eki krokilerden, dava konusu taşınmaza pist yapılmak suretiyle 1976 yılında el atıldığı anlaşıldığından, dava konusu taşınmazın el atıldığı tarihte 1/1000 ölçekli uygulama ve 1/5000 ölçekli nazım imar planı kapsamında olup olmadığı, etrafının meskun olup olmadığı, belediye ve mücavir alan sınırları içinde bulunup bulunmadığı ve belediye hizmetlerinden yararlanıp yararlanmadığı ilgili Belediye İmar Müdürlüğünden istenildikten sonra, taşınmazın el atma tarihindeki niteliği tespit edilerek sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinin düşünülmemesi doğru görülmediğinden kararın bozulmasına karar verilmiştir.

D. Mahkemece İkinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl davanın kısmen kabulüne, birleştirilen davanın reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde bir kısım davacı vekili ve davalı idare vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
1. Bir kısım davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın kamulaştırma tebligatının yapıldığı tarihte maliklerin ölü olduğunu, usulüne uygun kamulaştırma işleminin yapılmadığını, ... payı yönünden de davanın reddinin hukuka aykırı olduğunu, idare lehine vekâlet ücretine hükmedilmesinin hakkaniyete aykırı olduğunu ileri sürmüştür.

2. Davalı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; Mahkeme kararının usul ve kanuna aykırı olduğunu, kamulaştırma işleminin usule uygun yapıldığından davanın tamamen reddi gerektiğini, taşınmazın değerinin çok yüksek tespit edildiğini, el atma tarihinde arsa olarak değerlendirilemeyeceğini, birleştirilen davanın da reddine karar verildiğinden vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, ... olarak davacı tapu malikleri ile davalı idare arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmazın değerinin biçilmesi ile bedelinin tahsili hususundadır.

2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin atfıyla 1086 sayılı Hukuk Muhakameleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki 427 ilâ 439 uncu maddeleri.

2. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun, 16.05.1956 tarihli ve 1956/1 Esas, 1956/6 Karar sayılı kararının ilgili bölümü şöyledir: “... Usûlü dairesinde istimlak muamelesine tevessül edilmeksizin gayrimenkulü yola kalbedilen şahsın, esas itibarıyla, gayrimenkulünü yola kalbeden amme hükmi şahsiyeti aleyhine meni müdahale davası açmağa hakkı olduğuna, ancak dilerse bu fiili duruma razı olarak, mülkiyet hakkının amme hükmi şahsiyetine devrine karşılık gayrimenkulünün bedelinin tahsilini de dava edebileceğine ve isteyebileceği bedelin de mülkiyet hakkının devrine razı olduğu tarih olan dava tarihindeki bedel olduğuna 16.05.1956 tarihinde ilk toplantıda ittifakla karar verildi.”

3. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun, 16.05.1956 tarihli ve 1954/1 Esas, 1956/7 Karar sayılı kararı ile “... Usûlü dairesinde istimlak muamelesine tevessül edilmeksizin gayrimenkulü yola kalbedilen şahsın, gayrimenkulünün bedelinin tahsiline ilişkin olarak, gayrimenkulünü yola kalbeden hükmü şahsiyeti aleyhine açacağı bedel davasında müruruzamanın mevzuubahis olamayacağına ve bu itibarla da, hadisede Borçlar Kanunu'nun 66. maddesinin tatbik kabiliyeti bulunmadığına...” karar verilmiştir.

4. 2942 sayılı Kanun’un 11 inci maddesi.

3. Değerlendirme
1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin atfıyla 1086 sayılı Kanun'un 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki 428 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozma ile kesinleşen ve karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmış olup temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Bir kısım davacı ve davalı idare vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Davacı ...'ten peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine, davalı idare harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,

29.04.2024 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.

(Karşı Oy)
(Karşı Oy)

KARŞI OY YAZISI
2019 yılında 7201 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesi ile 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’na (2942 sayılı Kanun) eklenen Ek Madde 3’ün birinci fıkrasının 1 inci ve 2 nci cümleleri mülga 6830 sayılı Kanun ve 2942 sayılı Kanun’un mülga 16 ncı ve 17 nci maddelerine göre usulüne uygun kamulaştırılıp, idareler adına tescil edilen ancak bedelleri eski malikleri adına bankaya yatırıldığı halde hak sahiplerine ödenmeyen taşınmazların kamulaştırma bedellerinin belirlenmesi yöntemini düzenlemektedir. 7201 sayılı Kanun’un 7 nci maddesi ile getirilen 2942 sayılı Kanun’un Geçici 15 inci maddesinin 2 nci fıkrası ise Ek Madde 3 ün birinci fıkrasının 1 inci ve 2 nci cümle hükümlerinin derdest davalarda da uygulanmasını öngörmektedir. Bu düzenleme Dairemizin de kabulünde olduğu üzere; hukuka uygun geçerli bir kamulaştırma bulunmadan ve mülga 16 ncı ve 17 nci maddelerde belirtilen şartlar yerine getirilmeden tescil kararı verilmiş taşınmazlara ilişkin olarak açılan kamulaştırmasız el atma nedenine dayalı davaları kapsamamaktadır (Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, 16.01.2020 tarihli ve 2019/7050 Esas, 2020/577 Karar sayılı kararı).

Yukarıda anılan Dairemiz kararından sonra bu tür kamulaştırmasız el atma sayılabilecek halleri de kapsamak üzere TBMM tarafından 2942 sayılı Kanun’un Ek 3 üncü maddesinin birinci fıkrasına 2021 yılında 7327 sayılı Kanun’un 20 nci maddesi ile eklenen, 3 üncü cümle ile usulsüz kamulaştırma işlemlerine rağmen idare adına tescil edilen taşınmazların değerinin tespitinde de 1 inci ve 2 nci cümlelerde belirtilen usulün uygulanacağı hüküm altına alınmıştır. Bununla birlikte 2942 sayılı Kanun’un Geçici Madde 17 hükmü de 7327 sayılı Kanun’un 22 nci maddesiyle ihdas edilmiş olup 2942 sayılı Kanun’un Ek Madde 3 hükmünün usulsüz kamulaştırmalarda bedel tespiti yöntemini düzenleyen birinci fıkrasının 3 üncü cümlesinin derdest davalarda da uygulanmasını hüküm altına almaktadır.

Bir şeyin bütünü ifade edildiğinde, bütünü ile birlikte onun parçalarının da tek tek sayılması gerekmez. Eğer 2942 sayılı Kanun’un Ek 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının 1 inci ve 2 nci cümleleri mülga 16 ncı ve 17 nci maddelere göre yapılan bütün tescil hallerini kapsıyor olsaydı, aynı maddeye 3 üncü cümle eklenmez ve 2942 sayılı Kanun’un geçici 17 nci maddesi ihdas edilmezdi.

2942 sayılı Kanun’un geçici 15 inci ve geçici 17 nci maddelerinin her ikisinin de özel hüküm olduğu; Geçici Madde 17 nin sonraki hüküm olduğu da nazardan uzak tutulmamalıdır.

Somut olayımızda nazara alınacak hükümlerden;
2942 sayılı Kanun’un geçici 15 inci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “…ek 3 üncü madde hükmü uygulanarak…” ibaresi Anayasa Mahkemesi’nin 04.05.2023 tarihli ve 2019/93 Esas, 2023/87 Karar sayılı kararıyla iptal edilmek suretiyle, 2942 sayılı Kanun’un ek 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının 1 inci ve 2 nci cümle hükümlerinin derdest davalarda uygulanamayacağı öngörülmüş ise de; bahse konu iptal kararından etkilenebilecek derdest davalar, mülga 16 ve 17 nci maddelere göre usulünce kamulaştırılıp da bedeli malikleri adına bankaya yatırılmış olduğu halde hak sahiplerine ödenmeyen bedellere ilişkin olanlardır.

Bu yöntemin usulsüz kamulaştırmada bedel tespitine ilişkin derdest davalarda uygulanmasını engelleyecek bir iptal kararı ise söz konusu değildir. Zira “… dava tarihi itibariyle…” ibaresi hariç 2942 sayılı Kanun’un Ek Madde 3 hükmünün kalan kısmı yönünden bir iptal durumu söz konusu olmayıp Ek 3 üncü madde hükmü değer tespiti yöntemi yönünden halen yürürlüktedir. 2942 sayılı Kanun’un Geçici Madde 17 hükmü yönünden de herhangi bir iptal durumu söz konusu olmayıp bu madde hükmü de halen yürürlüktedir.

Yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde somut olaya baktığımızda davanın konusunun usulsüz kamulaştırmada bedel tespitine ilişkin olduğu ve bu davada da 2942 sayılı Kanun’un geçici 17 nci maddesi, aynı Kanun’un ek 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının 3 üncü cümlesi ile bu cümlenin atfıyla aynı fıkranın 1 inci ve 2 nci cümle hükümlerinin uygulanması gerektiği düşünülmektedir.

Yukarıda açıklanan nedenlerle, onama cihetine gidilmesi hukuka uygun görülmediğinden sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyoruz. 29.04.2024