5. Hukuk Dairesi 2023/11964 E. , 2024/5790 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2018/187 Esas, 2023/416 Karar
DAVA TARİHİ: 27.04.2010
KARAR : Kısmen kabul
Taraflar arasındaki tapu kaydının mahkeme kararı ile iptal edilmesi nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazmini davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davalı ... aleyhine açılan davanın husumet yönünden reddine, davalı Hazine yönünden kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davacılar ve davalı Hazine vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; davacıların pay sahibi olduğu... Mahallesi 917 ada 3, 969 ada 1 ve 971 ada 1 parsel sayılı taşınmazların, sırasıyla 37.632 m², 14.336 m² ve 5.376 m² bölümlerinin Üsküdar 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 31.12.1979 tarihli ve 1972/1000 Esas, 1979/856 Karar sayılı kararıyla tapusunun iptal edilip orman niteliğiyle Hazine adına tescil edildiğini belirtilerek, tapusu iptal edilen bölümlerin dava tarihi itibarıyla değeri hesaplanarak, yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın husumetten reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 30.04.2013 tarihli ve 2010/171 Esas, 2013/135 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Birinci Bozma Kararı
1. Mahkemenin 30.04.2013 tarihli ve 2010/171 Esas, 2013/135 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı idareler vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizce yapılan inceleme sonucu; davalı Hazine hakkında açılan davanın kabulüne, Orman Yönetimi hakkında açılan davanın ise husumet nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmeden yazılı şekilde karar verilmesi ve tapu kaydı mahkeme kararı ile iptal edilen dava konusu taşınmazların 6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) 2/B maddesi uyarınca Hazine lehine orman sınırları dışına çıkarılan yerlerden olup olmadığı araştırılıp, söz konusu taşınmazların 6831 sayılı Kanun'un 2/B maddesi uyarınca orman sınırları dışına çıkartılan yerlerden olduğunun tespit edilmesi halinde 6292 sayılı Kanun hükümleri uyarınca işlem yapılması gerektiği gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen İkinci Karar
Mahkemenin 29.01.2015 tarihli ve 2014/297 Esas, 2015/30 Karar sayılı kararı ile davalı ... aleyhine açılan davanın husumet yönünden reddine, davalı Hazine aleyhine açılan davanın ise kabulüne karar verilmiştir.
C. İkinci Bozma Kararı
1. Mahkemenin 29.01.2015 tarihli ve 2014/297 Esas, 2015/30 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonucu; davalı Hazine tarafından yargılama sırasında süresi içinde zamanaşımı itirazında bulunulmamış olması nedeniyle, temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü zamanaşımı itirazı yerinde görülmediği, Üsküdar 1.Asliye Hukuk Mahkemesinin 31.12.1979 tarihli ve 1972/1000 Esas, 1979/856 Karar sayılı ilâmı ile davacılar adına tapuda kayıtlı taşınmazların orman vasfında olduğu gerekçesiyle tapu kayıtlarının kısmen iptal edildiği, tapusu iptal edilen taşınmazların niteliği arazi ise, değerlendirme tarihi yani tapu kaydının iptaline ilişkin mahkeme kararının kesinleşme tarihi itibarıyla net gelir metodu yöntemi ile, taşınmazın niteliği arsa ise değerlendirme gününden önceki özel amacı olmayan emsal satışlara göre hesaplanması suretiyle gerçek değerinin belirlenmesi gerektiği, ayrıca davacı vekili dava dilekçesinde 8.000 TL olarak açıkladığı tazminat talebini, 02.04.2013 tarihli dilekçe ile 12.792.916,50 TL’ye arttırdığı; ancak ıslah harcını yatırmadığı, Mahkemece ıslah harcı yatırılmayan ıslah beyanına değer verilerek yazılı şekilde hüküm kurulmasının usul ve kanuna aykırı olduğu gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.
D. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Üçüncü Karar
Mahkemenin 17.11.2016 tarihli ve 2016/206 Esas, 2016/349 Karar sayılı kararı ile davalı ... aleyhine açılan davanın husumet yönünden reddine, davalı Hazine aleyhine açılan davanın ise kabulüne karar verilmiştir.
E. Üçüncü Bozma Kararı
1. Mahkemenin 17.11.2016 tarihli ve 2016/206 Esas, 2016/349 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı idareler vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonucu; kısa karar ile gerekçeli kararın farklı olması mutlak bozma nedeni olduğu gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.
F. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Dördüncü Karar
Mahkemenin 03.10.2017 tarihli ve 2017/253 Esas, 2017/277 Karar sayılı kararı ile davalı ... aleyhine açılan davanın husumet yönünden reddine, davalı Hazine aleyhine açılan davanın ise kabulüne karar verilmiştir.
G. Dördüncü Bozma Kararı
1. Mahkemenin 03.10.2017 tarihli ve 2017/253 Esas, 2017/277 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonucu; Mahkemece bozma kararlarına uyulmakla birlikte bozma gereklerinin yerine getirilmediği, şöyle ki; çekişmeli taşınmazların arsa niteliğinde olduğu kabul edilerek, emsal satış yöntemine göre ve dava tarihi itibarıyla değer tespit eden, bozma kararından önceki bilirkişi raporlarına göre tazminata hükmedildiği ve başkaca araştırma yapılmadığı, davacıların taşınmaz mülkiyetini yitirdiği (tapu iptal ve tescil davasında verilen kararın kesinleştiği) tarih itibarıyla taşınmazın niteliğine göre değerinin saptanması gerektiği, ayrıca davacıların tapu kayıtlarında her bir taşınmaz ile ilgili sahip oldukları hisse oranlarıyla, bilirkişi raporlarında yazılı hisse oranları birbirini tutmamaktadır. Tapu kayıtları iptal edilmeden önce, 917 ada 3 parselde davacı ... hissesi 74388/946200, Salim Kaptan Hissesi 148776/946200, 971 ada 1 parselde ... hissesi 182/10186, Salim Kaptan hissesi 1327/10186, 969 ada 1 parselde ... hissesi 15068/193492, Salim Kaptan hissesi 30132/193432 olduğu halde, 12.03.2013 tarihli bilirkişi raporunda hesaplama yapılırken bu hisse miktarları esas alınmamış ve neye göre hesap yapıldığı anlaşılamadığı gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.
H. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Son Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı ... aleyhine açılan davanın husumet yönünden reddine, davalı Hazine aleyhine açılan davanın ise kısmen kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar ve davalı Hazine vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın değerinin dava tarihine göre tespit edilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
2. Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmaz orman olduğundan özel mülkiyete konu olamayacağı gibi zilyetlikle de iktisap edilemeyeceğini, dolayısıyla Hazinenin tazminat ödemesini gerektiren her hangi bir durum söz konusu olmadığını, dava konusu taşınmazın çok eskiden beri orman olup bu hususun eskiden beri herkesçe bilindiğini, davacı tarafın kötü niyetle aslen orman olan bir taşınmazdan dolayı Hazineden tazminat istediğini, bedele hesabı yapılırken taşınmazların orman olduğu bu sebeple imar uygulamasının mümkün olmayacağı dikkate alınması gerektiğini, arsa vasıflı taşınmazlara göre değil şehir dışında bulunan imar uygulaması görmemiş tarla vasıflı taşınmazların değerinin esas alınması gerektiğini, ayrıca dava konusu taşınmaza müvekkili idare tarafından yapılan değer arttırıcı uygulamalardan davacının yararlandırılmasının mümkün olmadığını, hükmedilen bedelin yüksek olduğunu, Hazine aleyhine kabul edilen kısım üzerinden vekâlet harcı ve keşif harcı yüklenmesinin de usul ve kanuna aykırı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme
Uyuşmazlık, ... olarak 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi uyarınca tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin atfıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 sayılı Kanun) 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki 427 ilâ 439 uncu maddeleri.
2. 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesinin birinci fıkrası.
3. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.11.2009 tarihli ve 2009/4-383 Esas, 2009/517 Karar sayılı ilâmında tapu işlemlerinin kadastro tespit işlemlerinden başlayarak birbirini takip eden işlemler olduğu, tapu kütüğünün oluşumu aşamasındaki kadastro işlemleri ile tapu işlemleri bir bütün oluşturduğundan bu kayıtlarda yapılan hatalardan 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi anlamında Devletin sorumlu olduğunun kabulünün gerektiği, Devletin sorumluluğunun kusursuz sorumluluk olduğu, bu işlemler nedeniyle zarar görenlerin 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi gereğince zararlarının tazmini için Hazine aleyhine adlî yargıda dava açabilecekleri belirtilmiştir.
4. 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi uyarınca kabul edilen Devletin sorumluluğu, tapu sicilinin önemi ve kişilerin bu sicile olan ... duygularını sağlamak bakımından aynî hakkının saptanması, herkese açık tutulmasında tekel hakkı sağlayan bir sicil olması esasına dayanmaktadır. Bu sorumluluk, asıl ve nesnel (objektif) bir sorumluluk olduğundan zarara uğrayan zararının ödetilmesini doğrudan Devletten isteyebilir.
5. 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi gereğince açılan davalarda, tapu kaydının iptali nedeniyle tapu sahibinin oluşan gerçek zararı neyse tazminatın miktarı da o kadar olmalıdır. Gerçek zarar, tapu kaydının iptali nedeniyle tapu malikinin mal varlığında meydana gelen azalmadır. Tazminat miktarı zarar verici eylem gerçekleşmemiş olsaydı zarar görenin mal varlığı ne durumda olacak idiyse aynı durumun tesis edilebileceği miktarda olmalıdır. Zarara uğrayan kişinin gerçek zararı ise tazminat miktarının belirlenmesinde esas alınacak değerlendirme tarihine göre belirlenecek olup bu tarihe göre tapusu iptal edilen taşınmazın niteliği ve değeri belirlenmelidir. Taşınmazın niteliği arazi ise net gelir metodu yöntemi ile arsa vasfında ise değerlendirme gününden önceki özel amacı olmayan emsal satışlara göre hesaplanması suretiyle gerçek değer belirlenmelidir.
3. Değerlendirme
1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un geçici 3 üncü maddesinin atfıyla 1086 sayılı Kanun’un 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki 428 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Dava konusu taşınmazların Üsküdar 1.Asliye Hukuk Mahkemesinin 31.12.1979 tarihli ve 1972/1000 Esas, 1979/856 Karar sayılı kararı ile davacılar adına tapuda kayıtlı taşınmazların orman vasfında olduğu gerekçesiyle tapu kayıtlarının kısmen iptal edildiği, eldeki davanın ise 27.04.2010 tarihinde açıldığı davacı Hazine tarafından zamanaşımı itirazında bulunulmadığı anlaşılmıştır.
3. Dosyada bulunan kanıt ve belgelere, kararın dayandığı gerekçelere göre, arsa niteliğindeki dava konusu taşınmazlara emsal karşılaştırması yapılarak değer biçilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
4. Temyizen incelenen mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozma ile kesinleşen ve karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacılar ve davalı Hazine vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Davalı Hazine harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, davacıdan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine,
13.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!