5. Hukuk Dairesi 2023/11061 E. , 2024/3910 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/1680 Esas, 2023/1635 Karar
KARAR : Esastan ret
Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili istemine ilişkin davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı idare vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı idare vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda;
Karar tarihinde yürürlükte bulunan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 362 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi gereğince, miktar veya değeri her paydaş için 238.730,00 TL'yi geçmeyen davalara ilişkin olarak Bölge Adliye Mahkemesi kararları kesin olup bu kararlar aleyhine temyiz yoluna başvurulamaz.
Davacılar ... ve ... paylarına ilişkin bedeller Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibarıyla kesinlik sınırı olan 238.730,00 TL’nin altında kalmaktadır.
Bu nedenle; davacılar ... ve ... payları yönünden davalı idare vekilinin temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir.
Davalı idarenin davacılar ..., ... (...) ..., ... (...) ... payları yönünden gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; dava konusu İstanbul ili, ..., ..., 384 parselde kayıtlı taşınmazın davaların mülkiyetinde bulunduğunu 9688 m² miktarlı taşınmazda müvekkillerinin murislerinin malik olduğunu, 09.09.1969 tarihinde mülkiyeti kadastro yolu ile kazandıklarını, taşınmazlar hakkında davalının açtığı 221 sayılı Kanun'a dayalı tescil davası ile aynı Kanun'un 1 ve 7 nci maddeleri uyarınca su güzergahında kalan kısmın adlarına tescilini istediğini, hasımsız olarak görülen davada, 15.04.1974 tarihinde davanın kabulüne karar verildiğini, 05.03.1975 tarihinde İSKİ adına tescil edildiğini, davalılara usulüne uygun tebligat yapılmadığını, ödenmiş bir bedelin de olmadığını, 9688 m² yüzölçümlü olan taşınmazın 2 pafta, 27 parsel numarasında iken İstanbul 6.Asliye Hukuk Mahemesinin 1974/218 Esas, 1974/193 Karar sayılı kararı ile farklı parseller olarak ifraz edildiğini, 384 parsel sayılı taşınmazın 477 m² olarak su güzergahında kaldığı gerekçesi ile davalı kurum adına tescil edildiğini, bu durumda 384 parselin davanın konusunu oluşturduğunu, söz konusu taşınmazın çok kıymetli bir mevkide kaldığını, 6487 sayılı Kanun ile 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'na (2942 sayılı Kanun) eklenen ilgili madde gereği davalı kuruma 13.12.2016-21.02.2017 tarihlerinde uzlaşma başvurusunun yapıldığını, 15.12.2016 ve 23.02.2017 tarihli cevapları ile taleplerinin reddedildiğini, sonuç olarak hükmen tescil yoluyla oluşan kamulaştırmasız el atma sonucunda davacıların taşınmazdan istifade edemediğinden kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı idare vekili cevap dilekçesinde özetle; idareleri adına tescil edilmiş taşınmaz için tapu iptali ve tescil kararı olmadan böyle bir davanın açılmasının mümkün olmadığını, söz konusu parselin 221 sayılı Kanun'un 1 ve 7 nci maddeleri gereğince İstanbul 6.Asliye Hukuk Mahkemesinin 15.04.1974 tarihli, 1971/44 Esas, 1974/218 kararı ile 05.03.1975 tarihli ve 2435 yevmiye no ile hükmen idareleri adına tescil edildiğini, dava konusu taşınmaza fiilen el atma tarihinin Sultan 2.Abdülhamit Han döneminde olduğunu, 1900-1902 yılları arasına denk geldiğini, kadastro tespiti ile mülkiyet hakkı 221 sayılı kanun yürürlük tarihinden sonraki bir tarihte kazanılması nedeniyle 221 sayılı Kanun'u devre dışı bırakarak kadastro malikine hak düşürücü süreye tabii olmaksızın tazminat hakkının verilmesinin izah edilemeyeceğini, dolayısıyla 221 sayılı Kanun ile 1956 yılından önce fiilen amme hizmetine tahsis edilen taşınmazların kamulaştırıldığı kabul edilerek tasfiye edildiğini, yine 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'ndaki olağan ve olağanüstü kazandırıcı zamanaşımı süreleri de açılan dava bakımından geçtiğini, parsellerin 16.06.2010 tarih ve 3556 sayılı İstanbul II.no.lu Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu tarafından kültür varlığı olarak tescil edildiği de bildirildiğinden huzurda açılan davanın reddine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne taşınmaz bedelinin dava tarihlerinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı idare vekilinin istinaf dilekçesinde özetle; 221 sayılı Kanun'un 7 nci maddesi gereğince hükmen tescil kararı verildiğini, 221 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanması gerektiğini, zamanaşımı ve hak düşürücü süre nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, 221 sayılı Kanun ve geçici altıncı maddenin uygulanması gerektiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile kamulaştırmasız el atılan arsa niteliğindeki taşınmaza mahallinde yapılan keşif sonucu emsal karşılaştırması yapılarak değer biçen, usul ve Kanuna uygun olarak düzenlenen bilirkişi raporuna göre belirlenen el atma tazminatı bedelinin davalı idareden tahsiline karar verilmesi doğru olduğu gibi taşınmazın bilirkişi raporunda belirlenen niteliğine göre bedelinin uygun olduğu, taşınmazın 09.09.1969 tarihinde yapılan tapulama işlemi sonucunda davacılar murisleri adına tapuya kayıt ve tescil edildiği, hak düşürücü süre, kesin hüküm ve zamanaşımı süresinden bahsedilmesinin söz konusu olmadığı, böylece mahkeme kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, davalı idare vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını tekrar ederek temyiz yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacı tapu malikleri ile davalı idare arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmazın değerinin biçilmesi ve bedelinin idareden tahsili istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun, 16.05.1956 tarihli ve 1956/1 Esas, 1956/6 Karar sayılı kararının ilgili bölümü şöyledir: “... Usulü dairesinde istimlak muamelesine tevessül edilmeksizin gayrimenkulü yola kalbedilen şahsın, esas itibarıyla gayrimenkulünü yola kalbeden amme hükmi şahsiyeti aleyhine meni müdahale davası açmağa hakkı olduğuna, ancak dilerse bu fiili duruma razı olarak, mülkiyet hakkının amme hükmi şahsiyetine devrine karşılık gayrimenkulünün bedelinin tahsilini de dava edebileceğine ve isteyebileceği bedelin de mülkiyet hakkının devrine razı olduğu tarih olan dava tarihindeki bedel olduğuna 16.05.1956 tarihinde ilk toplantıda ittifakla karar verildi.”
3. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun, 16.05.1956 tarihli ve 1954/1 Esas, 1956/7 Karar sayılı kararı ile “... Usulü dairesinde istimlak muamelesine tevessül edilmeksizin gayrimenkulü yola kalbedilen şahsın, gayrimenkulünün bedelinin tahsiline ilişkin olarak, gayrimenkulünü yola kalbeden hükmü şahsiyeti aleyhine açacağı bedel davasında müruruzamanın mevzuubahis olamayacağına ve bu itibarla da hadisede Borçlar Kanunu'nun 66. maddesinin tatbik kabiliyeti bulunmadığına ...” karar verilmiştir.
3. Değerlendirme
1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesi ile 369 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Dosya içindeki bilgi ve belgelerden; dava konusu taşınmazın geldisi olan, 2 pafta 27 parsel sayılı taşınmazın 1969 yılında yapılan tapulama çalışmaları sırasında davacıların murisleri adına tespit ve tescil edilmesinden sonra, İstanbul Sular İdaresi Genel Müdürlüğü tarafından İstanbul 6. Asliye Hukuk Mahkemesinde açılıp, 1971/1046 Esas, 1973/1080 Karar sayılı dosya üzerinden hasımsız olarak görülen dava neticesinde, 221 sayılı Kanun hükümleri uyarınca idare adına tesciline karar verildiği anlaşılmıştır.
3. Dava konusu taşınmazın gerek tapudaki ilk tesis tarihinin 1969 yılı olması gerekse de İstanbul 6. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1971/1046 Esas, 1973/1080 Karar sayılı hükmen tescil davasının, kayıt maliklerinin davada taraf olarak bulunması sağlanmaksızın hasımsız olarak görülüp, 221 sayılı Kanun hükümleri uyarınca idare adına tescil edilmiş olması dikkate alındığında dava konusu taşınmazın usulüne uygun bir kamulaştırma işlemi yapılmaksızın idare adına tesciline karar verildiği ve somut olayda kamulaştırmasız el atma olgusunun gerçekleştiğin kabulü doğrudur.
4. Arsa niteliğindeki dava konusu taşınmaza 2942 sayılı Kanun'un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca emsalin üstün ve eksik yönleri belirlenip kıyaslaması yapılarak ve Dairemiz denetiminden geçen dava konusu taşınmaza yakın parseller için belirlenen metrekare birim fiyatları ile uyumlu olarak değer biçilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
5. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
A. Davalı İdare Vekilinin Davacılardan ... ve ...'na İlişkin Temyizi Yönünden;
Davalı idare vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE,
B. Davalı İdare Vekilinin Davacılar ..., ... (...) ..., ... (...) ...'a İlişkin Temyizi Yönünden;
Davalı idare vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Davalı idareden peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
28.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!