5. Hukuk Dairesi 2023/10903 E. , 2024/3515 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/290 Esas, 2023/167 Karar
KARAR : Kabul
Taraflar arasında 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın tapu kaydının iptali ile davacı idare adına tescili davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı idare vekili dava dilekçesinde; Bitlis ili, Ahlat ilçesi, ... Mahallesi, 444 ada 17 parsel sayılı taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın tapu kaydının iptali ile davacı idare adına tescilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; 2942 sayılı Kanun'da belirtilen esaslar dahilinde dava konusu taşınmazın gerçek değerinin belirlenmesini talep etmiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 16.07.2013 tarihli ve 2012/131 Esas, 2013/153 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Birinci Bozma Kararı
1.Mahkemenin 16.07.2013 tarihli ve 2012/131 Esas, 2013/153 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizce yapılan temyiz incelemesi sonucunda; bilirkişi incelemeleri yaptırıldığı, ancak; alınan raporların geçersiz olduğu, kamulaştırma bedelinin, 2942 sayılı Kanun'un 15 nci maddesine uygun şekilde oluşturulacak bilirkişi kurulu eşliğinde yapılacak keşif sonucu alınacak tek bir bilirkişi kurulu raporu ile belirlenmesi gerekirken, arsa ve yapılar için ayrı, ağaçlar için ayrı, mekanik cihazlar vs için ayrı, elektrik tesisleri için ayrı bilirkişiler tarafından düzenlenen raporlara itibar edilerek hüküm kurulması hatalı olduğundan mahallinde keşif yapılarak alınacak rapor sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken, geçersiz ve aralarında fahiş farklar bulunan raporlara göre karar verilmesi, kamulaştırılan taşınmaz üzerindeki akaryakıt istasyonunun işletme gelir kaybının kamulaştırma bedeline ilave edilemeyeceğinin düşünülmemesi, tapu kaydındaki ipotek şerhlerinin hükmedilen bedele yansıtılmaması doğru görülmediğinden kararın bozulmasına karar verilmiştir.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin 06.06.2017 tarihli ve 2014/219 Esas, 2017/93 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
C. İkinci Bozma Kararı
1.Mahkemenin 06.06.2017 tarihli ve 2014/219 Esas, 2017/93 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davacı idare vekilince temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizce yapılan temyiz incelemesi sonucunda; bilirkişi incelemesi yaptırıldığı; ancak, alınan raporun hüküm kurmaya elverişli olmadığı, dava konusu taşınmazın arsa niteliğinde olduğu, 2942 sayılı Kanun'un kıymet takdir esaslarını belirten 11 inci maddesinin birinci fıkrasının arsalara ilişkin (g) bendi uyarınca arsaların değerinin değerlendirme gününden önceki özel amacı olmayan emsal satışlara göre hesaplanması zorunludur. Bu itibarla, emsal satışların değerlendirme tarihindeki karşılıklarının fiyat artış endekslerinin uygulanması suretiyle tespiti, bundan sonra emsal ile dava konusu taşınmazın eksik ve üstün yönlerinin neler olduğu ve oranları açıklanmak suretiyle değer biçilmesi gerekir. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda bu yönteme uyulmadan eksik inceleme sonucu uygun emsal bulunmadığından, piyasa rayiçlerine göre değer biçen geçersiz rapora göre hüküm kurulması mümkün değildir. Bu durumda; taraflara, dava konusu taşınmazlara yakın bölgelerden ve yakın zaman içinde satışı yapılan benzer yüzölçümlü satışları bildirmeleri için imkan tanınması, lüzumu halinde re'sen emsal celbi yoluna gidilmesi, bakımından yeniden oluşturulacak bilirkişi kurulu marifetiyle mahallinde keşif yapılarak alınacak rapor sonucuna göre hüküm kurulması gerektiğinin düşünülmemesi, dava konusu taşınmaz üzerinde bulunan ağaçların yaş ve cinsleri belirtilmek suretiyle dava tarihindeki değerinin İl ve İlçe Tarım Müdürlükleri ile bu işle ilgili benzer kuruluşlardan ayrı ayrı sorularak gelecek cevaba göre meyve ağaçlarının fidan niteliğinde olanların fidan değerlerine, verim yaşındakilerin yaş ve cinslerine göre rayiç değerlerine, meyvesiz ağaçların da yine yaş ve cinslerine göre sadece odun değerlerine hükmedilmesi gerektiği gözetilerek bilirkişi kurulunca hazırlanacak ek rapor doğrultusunda sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, ağaçlar yönünden farklı yöntemle eksik inceleme ile hüküm kurulması, dava konusu taşınmaz üzerindeki yapılara Çevre ve İklim Değişikliği Şehircilik Bakanlığınca yayımlanan ve değerlendirme dava tarihi olan 2012 yılına ait Yapı Yaklaşık Birim Maliyetleri Hakkındaki Tebliğe göre yapı sınıfları, bu yapı sınıflarına uygun birim fiyatları ve yaşları belirlenip buna göre yıpranma payı düşülerek değer biçilmesi gerekirken, 2016 yılına ait Yapı Yaklaşık Birim Maliyetleri Hakkındaki Tebliğe göre hesaplama yapan rapor doğrultusunda yazılı şekilde karar verilmesi, dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ile Hazine adına tesciline karar verilmesi gerekirken davacı idare adına tesciline karar verilmesi doğru görülmediğinden kararın bozulmasına karar verilmiştir.
D. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Üçüncü Karar
Mahkemenin 18.06.2019 tarihli ve 2018/169 Esas, 2019/61 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
E. Üçüncü Bozma Kararı
1.Mahkemenin 18.06.2019 tarihli ve 2018/169 Esas, 2019/61 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizce yapılan temyiz incelemesi sonucunda; arsa niteliğindeki taşınmazın zeminine emsal karşılaştırması yapılarak değer biçilmesi yöntem itibarıyla doğru olduğu gibi, üzerinde bulunan yapılara resmi birim fiyatları esas alınıp yıpranma payı düşülerek, ağaçlara ise maktuen değer biçilmesinde ve taşınmaz üzerindeki akaryakıt istasyonuna ait makine ve teçhizattan taşınması mümkün olanların demontaj, nakliye ve montaj bedeline hükmedilmesinde bir isabetsizlik görülmediği, ancak; hükme esas alınan bilirkişi raporunda, dava konusu taşınmaz ile emsal olarak alınan 441 ada 6 parsel numaralı taşınmazın dava tarihi itibarıyla Arsa Metrekare Rayiç Bedeli Takdir Komisyonu tarafından re'sen belirlenen emlak vergisine esas olan m² değerleri ilgili Belediye Başkanlığı Emlak Müdürlüğünden; dava konusu taşınmazın değerlendirme tarihi itibarıyla, hükme esas alınan bilirkişi raporunda somut emsal kabul edilen taşınmazın ise bilirkişilerce değerlendirmeye esas alınan satış tarihi itibarıyla fiili imar uygulaması sonucu oluşan imar parselleri mi, yoksa imar planına dahil olmakla birlikte olduğu gibi bırakılan kadastro parselleri mi oldukları ilgili Belediye İmar Müdürlüğü ile Tapu Müdürlüğünden ayrı ayrı sorulup, alınacak cevaplara göre bilirkişi kurulu raporu denetlenmeden eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru olmadığı gibi; emsal taşınmazın 22.08.2006 tarihli satışının tarafları dikkate alındığında gerçek bir satış olamayacağı kuşkusu uyandırmakla birlikte dava konusu taşınmazın emsal taşınmazdan 80 kat değerli kabul edilmesi nedeniyle aralarında bu denli fark olan taşınmazın emsal olarak alınması uygun olmadığı, dava dört ay içerisinde sonuçlandırılmadığından, tespit edilen bedele faiz işletilmesi gerektiğinin düşünülmemesi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin 12055/17 numaralı başvuru sonucu verilen 23.10.2018 tarihli kararı ve Anayasa Mahkemesinin 2016/9364 başvuru numaralı, 01.06.2019 tarihli ve 30791 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan kararı da göz önüne alındığında davacı idare lehine vekâlet ücretine hükmedilmemesi gerektiğinin düşünülmemesi, kabule göre de bozma öncesi verilen 06.06.2017 tarihli karar sadece davacı idare vekilince temyiz edildiğinden, idare lehine oluşan usuli kazanılmış hak gözetilmeksizin zemin bedeli yönünden fazlaya hükmedilmesi doğru görülmediğinden kararın bozulmasına karar verilmiştir.
F. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Dördüncü Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; emsal alınan taşınmazın uygun olmadığını, bedelin fahiş olduğunu, idare lehine vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; taşınmaz bedelin çok düşük olduğunu ileri sürmüştür.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme
Uyuşmazlık, dava konusu taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespitine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesi gereği yürürlükte bulunan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 sayılı Kanun) 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki 427 ilâ 439 uncu maddeleri.
2. 2942 sayılı Kanun'un 10 uncu ve 11 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1. Mahkemelerin nihaî kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin atfıyla 1086 sayılı Kanun’un 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki 428 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen ve bozma ilamına uyularak verilen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Davalıdan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine, davacı idare harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,
21.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!