5. Hukuk Dairesi 2022/13572 E. , 2023/4377 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tescili davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı idare vekili dava dilekçesinde; ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 65 parsel sayılı taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın idare adına tescilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı idarenin usule uygun uzlaşma daveti yapmadığını, davacı idarenin dava konusu taşınmaza günün koşularına uygun bir bedel takdiri yaparak teklifte bulunmadığını, gerçek bedelin, emsal kayıtlar ve bilirkişi incelemesi ile tespit edileceğini, tespit edilen kamulaştırma bedelinin oldukça düşük kalmasının yanı sıra davacı idarece fiyatların nasıl ve neye göre belirlendiğinin açıklanmadığını, kendisine verilen kamulaştırma bedelinin sekiz yaşında zeytinli bir tarla almaya yetmediğini, pazarlıkta teklif edilen bedelin herhangi bir somut veriye dayanmayan düşük bir bedel olduğunu, haksız ve hukuki dayanaktan uzak davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne ve kamulaştırma bedelinin tespiti ile bu bedelin; idarenin Kıymet Takdir Komisyonu tarafından belirlenen kısmının hükmün kesinleşmesi beklenmeksizin davalı tarafa ödenmesine, geri kalan miktarın ise karar kesinleştiğinde davalı tarafa ödenmek üzere bankada üçer aylık vadeli hesapta tutulmasına, kamulaştırma konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ile davacı idare adına tesciline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; üretim masraflarının brüt gelirin üçte biri alınması suretiyle metrekare birim fiyatının yüksek belirlendiğini, resmi verilerin kullanılması gerektiğini, idare lehine vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması istemi ile istinaf yoluna başvurmuştur.
2. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; bilirkişi raporlarına yaptıkları itirazların tam olarak dikkate alınmadığını, belirlenen değerin emsallerinin çok altında olduğunu, taşınmaz üzerindeki zeytin ağaçları 8 yaşında olsa da ilerleyen zamanda getireceği gelirin dikkate alınmadığını, verim çağının başında olsa da ağaçlardaki verimin her yıl katlanarak artacağını, değerin düşük olduğunu ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması istemi ile istinaf yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmazın dosyaya celp edilen belgelere göre arazi olarak nitelendirilmesi ve üzerinde bulunan zeytin ağacı sayısına göre kapama zeytinlik vasfında kabul edilmesi doğru olduğu gibi, dosyaya ilgili veriler celp edilmediğinden incelemesi yapılan başka bir dosyadan 2018 ve 2019 yılı ... İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü verilerinin bir örneği dosya içine alınarak rapor denetimi yapıldığı, zeytin ürününün var yılı yok yılı yaşayan ürün olması nedeniyle verim miktarının 2 yılın ortalaması olarak alınması gerekmekte olup, ... İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğünce zeytin için hazırlanan maliyet cetvellerinde 2 yıllık ortalama verim alınarak hesaplama yapılmadığından, bilirkişiler tarafından 2018 ve 2019 yılı verim ortalaması alınıp, diğer verilerin 2019 yılı maliyet cetveline göre hesaplanması, taşınmaz üzerinde bulunan ağaçların 8 yaşında olup henüz tam verim alınamayacağından verim miktarında bunun dikkate alınması, taşınmazın sulandığına ilişkin emare bulunmadığı, komşu parselde bulunan sığ kuyudan sulandığına dair tesisat ve irtifak tesisi olmadığı belirtilerek taşınmazın kuru zeytinlik olarak nitelendirilmesi, maliyet cetveline göre bulunan üretim giderinin brüt gelirin %50'sine yakın olması, bu hali ile ekonomik tarım yapılamayacağı ve Türkiye ortalamasına göre, üretim masraflarının brüt gelirin 1/3'ünden fazla olamayacağı gözetilerek hesap yapılması, kapitalizasyon faizinin taşınmazın kuru niteliğine uygun olarak %5 olarak uygulanmasının yerinde olduğu, kıymet takdir raporunda dava konusu taşınmazın sulanabilir olduğu belirtilmiş ise de sığ kuyunun komşu 99 parsel (3.900,00 m²) içinde kalıp irtifak hakkı tesis edilmediği, bu kuyudan sulandığına dair bir sistemin taşınmaz üzerinde bulunmadığı ve arazinin sulandığına dair bir emarenin olmadığının tespit edildiği görülmüş olup, taşınmaz 12.600,00 m² alana sahip olup sığ kuyunun hem bulunduğu arazi hem de dava konusu taşınmaz için yeterli olamayacağı da açık olduğundan bilirkişilerce belirlenen kuru niteliğine itibar edildiği, kaldı ki davalı vekili tarafından bu belirlemeye yönelik bir itirazın olmadığı ve taşınmazın gelecekte sağlayacağı getirilerin, bedel tespitinde dikkate alınması mümkün olmadığından davalı vekilinin bu yöndeki itirazlarına da itibar edilmediği, taraf vekillerinin bedele yönelik istinaf taleplerinin yerinde bulunmadığı, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin 12055/17 numaralı başvuru sonucu verilen 23.10.2018 tarihli kararı ve Anayasa Mahkemesinin 2016/9364 başvuru numaralı, 01.06.2019 tarihli ve 30791 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan kararı da göz önüne alınarak davacı idare lehine vekâlet ücretine hükmedilmemesinin doğru olduğu, kamu düzeni açısından yapılan inceleme ve kabule göre; faizin başlangıç tarihinin yanlış alındığı, 3'er aylık vadeli hesaba yatırılan kısım için İlk Derece Mahkemesi karar tarihine kadar faiz uygulanmasının hatalı olduğu ve kıymet takdir komisyonunca belirlenen bedelinin üstünde kalan ve üçer aylık vadeli hesapta nemalandırılmasına karar verilen kısmın da kararla birlikte ve nemasıyla davalıya ödenmesi gerektiği anlaşıldığından taraf vekillerinin istinaf başvurularının kamu düzeni gereğince kabulü ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin iki numaralı alt bendi gereğince düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davacı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar etmiş, ayrıca dava konusu taşınmaz 12.600,00 m² iken maddi hata ile 16.200,00 m²lik alanın bedelinin hesaplandığını ileri sürerek kararın bozulması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur.
2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararının bozulması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme
Uyuşmazlık, dava konusu taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespiti ve idare adına tescili istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Kanun’un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 2942 sayılı Kanun'un 10 uncu maddesinin sekizinci fıkrası ile 11 inci maddesi.
3. Değerlendirme
1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesi ile 369 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Kapama zeytin bahçesi niteliğindeki dava konusu taşınmaza 2942 sayılı Kanun'un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi uyarınca gelir metodu esas alınarak değer biçilmesine ilişkin İlk Derece Mahkemesinden verilen karara karşı yapılan istinaf başvurularının kısmen kabulü ile bedel ödeme ve yasal faiz yönünden hükmün düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
3. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukukî nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin tüm, davacı idare vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
4. Davaya konu taşınmaz 12.600 m² olduğu halde, maddi hata sonucu 16.200 m²lik alanın bedeline hükmedilmesi bozmayı gerektirir.
Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca mahkeme kararının düzeltilerek onanması gerekir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Davalı vekilinin tüm, davacı idare vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine,
2. Davacı idare vekilinin Bölge Adliye Mahkemesi kararına yönelik temyiz itirazının kısmen kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının ;
a) (B) bendinin (2), (3) ve mükerrer olarak numaralandırılan (3) numaralı alt bentlerinde yer alan “410.401,08” sayısının çıkartılarak yerlerine ayrı ayrı “319.200,84” sayısının yazılması,
b) (B) bendinin (3) numaralı alt bendinin (b) harfi ile gösterilen alt bendi ile, mükerrer olarak numaralandırılan (3) numaralı alt bendinin (b) harfi ile gösterilen alt bendinde yer alan “206.102,16” sayısının çıkartılarak yerlerine ayrı ayrı “114.901,92” sayısının yazılması,
c) (B) bendinin (3) numaralı alt bendinin (b) harfi ile gösterilen alt bendinin sonundaki “müzekkere yazılmasına” ibaresinden sonra gelmek üzere “davacı idarece fazla depo edilen 91.200,24 TL’nin davalıya ödenmişse bankadan çekilmesine kadar varsa işlemiş mevduat faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı idareye verilmesine, ödenmemişse varsa işlemiş nemalarıyla birlikte davacı idareye iadesine,” cümlesinin eklenmesi suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Davacı idare harçtan muaf olduğundan harç alınmamasına, davalıdan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
04.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!