5. Ceza Dairesi 2020/2551 E. , 2024/3494 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2011/184 Esas, 2013/126 Karar
SUÇ : Zimmet, resmi belgede sahtecilik, açığa imzanın kötüye kullanılması, nitelikli dolandırıcılık, icbar suretiyle irtikap
HÜKÜM : Mahkumiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
EK TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi;
Dairemizce de benimsenen Ceza Genel Kurulunun 14.02.2017 tarihli ve 2015/5-95 Esas, 2017/71 sayılı ve benzer Kararlarında da belirtildiği üzere "suçtan zarar görme" kavramının "suçtan doğrudan doğruya zarar görmüş bulunma hali" olarak anlaşılması gerektiği, sanık ... hakkında nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından açılan kamu davasına 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 237. maddesine göre doğrudan zarar görmeyen Tarım ve Orman Bakanlığının katılma hakkı bulunmamakla, bu suçlardan kurulan hükümleri temyiz yetkisinin olmadığı gözetilerek, vekilinin söz konusu hükümlere yönelik temyiz istemi ile sanıklardan ... müdafiinin yasal süresinden sonra vaki ve ceza miktarı itibarıyla da koşulları bulunmayan duruşmalı inceleme talebinin 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 317 ve 318. maddeleri uyarınca ayrı ayrı REDDİNE, 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun (1163 sayılı Kanun) Ek 2/2. ve 5271 sayılı Kanun'un 260/1. maddelerine göre zimmet suçundan katılan sıfatını alabilecek surette zarar görmüş olan Tarım ve Orman Bakanlığının kanun yoluna başvurma hakkının bulunması ve hükümlerin vekili tarafından 7417 sayılı Devlet Memurları Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un (7417 sayılı Kanun) yürürlük tarihi olan 05.07.2022 tarihinden önce temyiz edilmesi ile usul hükümlerinin derhal uygulanacağı hususları karşısında, 3628 sayılı Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanunu'nun 7417 sayılı Kanun'un 40. maddesiyle değişik 18/2. maddesi hükmü uyarınca başvuru tarihinde bu suç yönünden müdahil sıfatını kazandığı nazara alınarak, incelemenin müdafiilerinin sanıklar hakkında kurulan mahkumiyet hükümlerine, katılan Tarım ve Orman Bakanlığı vekilinin sanıklardan ... ve ... hakkında zimmet ve resmi belgede sahtecilik suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz itirazları ile sınırlı ve duruşmasız olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
Sanıklardan ... ve ... hakkında icbar suretiyle irtikap ve açığa imzanın kötüye kullanılması suçlarından açılan kamu davalarına ilişkin olarak hüküm kurulmadığı anlaşıldığından, bu suçlardan mahallinde her zaman hüküm kurulması mümkün görülmüştür.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sanıklardan ... hakkında zimmet, ... hakkında nitelikli dolandırıcılık suçlarından kurulan mahkumiyet hükümleri yönünden yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
Sanık ...'a isnat olunan resmi belgede sahtecilik suçundan 1163 sayılı Kanun'un Ek 2/2. ve 5271 sayılı Kanun'un 260/1. maddelerine göre katılan sıfatını alabilecek surette zarar gören Tarım ve Orman Bakanlığının kanun yoluna başvurma hakkının bulunduğu ve bu sıfatının gereği olarak aynı Kanun'un 233 ve 234. maddeleri gereğince kovuşturma evresinde sahip olduğu davaya katılma ve öteki haklarını kullanabilmesi için duruşmadan haberdar edilmesi gerektiği halde usulen dava ve duruşmalar bildirilmeden, davaya katılma ve 5271 sayılı Kanun'un mağdur ve katılanlar için öngördüğü haklardan yararlanma olanağı sağlanmadan yargılamaya devam edilerek yazılı biçimde hüküm kurulması,
Anayasa'nın 141/3, 5271 sayılı Kanun'un 34/1 ve 289/1-g maddeleri gereğince, hakim ve mahkemelerin her türlü kararının gerekçeli olarak yazılmasının zorunlu olduğu, 5271 sayılı Kanun'un 230. maddesine göre de gerekçede delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, hükme esas alınan ve reddedilen kanıtların belirtilmesi, ulaşılan kanaatin denetime imkan verecek şekilde gerekçeleriyle gösterilmesi gerektiği, ayrıca aldatma yeteneğinin bulunup bulunmadığının belirlenmesinin hakime ait olduğu nazara alınarak; sahtecilik isnadına konu belge asıllarının denetime olanak verecek şekilde dosya arasına getirtilmesi, duruşmada incelenip özelliklerinin duruşma tutanağına yazılması ile iğfal kabiliyetinin bulunup bulunmadığının belirlenmesi, gerekirse bu hususta bilirkişi raporu alınarak sonucuna göre sanıkların hukuki durumlarının takdir ve tayini gerektiği halde belge asılları denetime olanak verecek şekilde dosya arasına getirtilip iğfal kabiliyetlerinin bulunup bulunmadığı incelenmeden, hangi belgelerin sahte olarak değerlendirildiği, sanıkların her birinin hangi belgeleri sahte olarak düzenlediğinin kabul edildiği karar yerinde tartışılıp değerlendirilmeden, eksik inceleme ile gerekçeden yoksun şekilde resmi belgede sahtecilik suçundan mahkumiyet kararları verilmesi,
Kooperatif ortakları ..., ... ve ... adına 7 adet sahte senet düzenlenmek suretiyle 87.974,97 TL'nin sanık ... tarafından mal edinilmesi eyleminin de zimmet suçu kapsamında kaldığı, bu itibarla sanık ...'ın zimmetine geçirdiği kabul edilen 117.891,11 TL'lik miktara bu meblağ eklenmek suretiyle belirlenecek olan zimmet miktarı nazara alınarak sanığın hukuki durumunun buna göre değerlendirilmesi gerektiği, sanık ...'ın eyleminin ise 5237 sayılı Kanun'un 40/2. maddesi uyarınca özgü suç niteliğindeki bu suça iştirak suçunu oluşturduğu gözetilmeden yanılgılı değerlendirmeler sonucu yazılı şekilde uygulama yapılması,
Sanıklardan ...'in hükümden sonra 23.08.2014 tarihinde öldüğü UYAP sisteminden temin edilen nüfus kaydından anlaşıldığından, bu husus mahallinde araştırılarak sonucuna göre 5237 sayılı Kanun'un 64 ve 5271 sayılı Kanun'un 223/8. maddeleri uyarınca bir karar verilmesi lüzumu,
Kabule göre de;
5237 sayılı Kanun'un suç tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan 158. maddesinin 1. fıkrasının son cümlesi uyarınca (e), (f) ve (j) bentlerinde sayılan hallerde; adli para cezasının tayininde tespit olunacak temel gün, suçtan elde olunan haksız menfaatin iki katından az olmayacak şekilde asgari ve bu miktara yükseltilerek belirlenecek gün sayısı üzerinden artırma ve eksiltmeler yapıldıktan sonra ortaya çıkacak sonuç gün sayısı ile bir gün karşılığı aynı Kanun'un 52. maddesi uyarınca, 20-100 TL arasında takdir olunacak miktarın çarpılması neticesinde sonuç adli para cezasının belirlenmesi gerektiği ayrıca gerekçede sanık ...'ın nitelikli dolandırıcılık suçuna konu miktarın 87.974,97 TL olduğu da belirtildiği halde temel ve sonuç adli para cezasının eksik olarak belirlenmesi,
Sanıklardan ...'ın görevi gereği düzenlemeye yetkili olduğu belgeleri sahte olarak düzenlemek suretiyle gerçekleştirdiği kabul edilen eylemleri kamu görevlisinin resmi belgede zincirleme sahteciliği, ...'ın eylemleri ise 5237 sayılı Kanun'un 40/2. maddesi uyarınca özgü suç niteliğindeki bu suça iştirak suçunu oluşturduğu halde sanıklar hakkında yanılgılı değerlendirmeler sonucu aynı Kanun'un 204/1. maddesi uyarınca ceza tayin edilmesi,
Sanık ... hakkında zimmet suçundan kurulan mahkumiyet hükmünde, 5237 sayılı Kanun'un 62. maddesi uyarınca takdiri indirim yapılması sırasında hesap hatası sonucu sonuç hapis cezasının ''7 yıl 9 ay 22 gün'' yerine ''7 yıl 9 ay 18 gün'' şeklinde eksik tayini,
5237 sayılı Kanun'un 53/1-a maddesindeki hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle yüklenen suçları işlediği kabul edilen sanık ... hakkında aynı Kanun'un 53/5. maddesinin uygulanmaması,
Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı Kararının 24.11.2015 tarihli ve 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş olması nedeniyle 5237 sayılı Kanun'un 53. maddesiyle ilgili olarak yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunması,
Kanuna aykırı, sanıklar müdafiilerinin ve katılan bakanlık vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Kanunu'nun 321 ve 326/son maddeleri uyarınca sanıklardan ... hakkında kurulan mahkumiyet hükümleri yönünden kazanılmış hak saklı kalmak kaydıyla ve ... yönünden sair yönleri incelenmeyen hükümlerin BOZULMASINA 28.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!