4. Hukuk Dairesi 2024/934 E. , 2024/3696 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2021/391 Esas- 2023/441 Karar
HÜKÜM/KARAR : Davanın kısmen kabulü
BİRLEŞTİRİLEN DAVA
MAHKEMESİ: Gaziantep 2.Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2015/537-2021/666
Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine yapılan inceleme sonucunda, Yargıtay (Kapatılan)17. Hukuk Dairesince kararın bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine yapılan inceleme sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesince kararın bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili asıl davada dava dilekçesinde; 07.04.2012 tarihinde dava dışı ...'in sevk ve idaresindeki otomobil ile çekici ve çekiciye bağlı dorsenin çarpması sonucu otomobilde yolcu olarak bulunun müvekkilinin yaralanmasına neden olduğunu, kaza tespit tutanağına göre kazanın oluşumunda araç sürücüsü ...'in asli kusurlu olduğunu, müvekkilinin kazanın oluşumunda herhangi bir kusurunun bulunmadığını belirtip, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davalının kaza tarihindeki geçerli zorunlu trafik sigorta poliçesinin teminat limitleri ile sorumlu olması kaydıyla müvekkili ...'ın dava konusu trafik kazası nedeniyle kalıcı sakatlığından kaynaklı maddi zararı olarak şimdilik 20.000,00 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiş; talebini 42.820,66 TL'ye yükseltmiştir.
Davacı vekili birleşen davada dava dilekçesinde; yargılama sürecinde müvekkilinin maluliyetinin 42.820,66 TL olduğunun belirlendiğini, bu bedel üzerinden davanın ıslah edildiğini ancak yargılama aşamasında yeniden alınan maluliyet raporu ile müvekkilinin zararının 70.245,39 TL olduğunun belirlendiğini, davanın ıslah edildiği için ikinci kez ıslah yapamayacaklarını belirterek bakiye 27.420,00 TL maddi tazminatın temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili asıl davaya cevap dilekçesinde; müvekkilinin adresinin İstanbul olduğundan, davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, dava öncesinde müvekkili şirkete başvuru yapılmadığını, davaya ilişkin delillerin taraflarına tebliğini, davanın otomobil sahibine ihbarını, dava konusu kazada hatır taşımasının mevcut olduğunu, davacının maluliyet oranının ispatlanması gerektiğini, zararın sorumlu aktüer bilirkişisi tarafından hesaplanması gerektiğini, davayı kabul anlamına gelmemekle Güvence Hesabının sorumluluğunun kusur oranı ile sınırlı olduğunu, bu nedenle usule ilişkin itirazlarının karara bağlanmasını, delillerin taraflarına tebliğini, davanın reddini talep etmiştir.
Davalı vekili birleşen davaya cevap dilekçesinde; davaya konu olay ile ilgili Gaziantep Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/1247 esas sayılı dosyasının halen derdest olduğunu, davacının yeniden dava açmak hakkının bulunmadığını, davaya konu talebin zamanaşımına uğradığını, davacının müterafik kusurunun bulunduğunu, davacının maluliyet oranlarının tespitinin gerektiğini, dava konusu olay sebebi ile ilgili önceden yargılama yapılmış olduğundan davacı tarafça açılan davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 10.10.2014 tarihli ve 2014/1247 Esas 2014/539 Karar sayılı kararıyla; hüküm vermeye elverişli nitelikte görülen kusur ve tazminat hesabı hususundaki bilirkişi raporları dikkate alınarak dava konusu kazada davacının yaralandığı, dava konusu kazada hüküm vermeye elverişli görülen teknik bilirkişi raporuna göre yolcu olunan araç sürücüsünün 8/8 oranında kusurlu olduğu, davacının maluliyet oranının %16 olduğu ve teknik bilirkişi raporuna göre davalı sigorta şirketinin sorumlu olması gereken miktarın 70.245,39 TL olduğu, 6111 sayılı yasa kapsamında olmayıp sigorta teminatı kapsamında olduğu gerekçesiyle fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla, davacının davasının kabulü ile 42.820,66 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, sigorta şirketinin sorumluluğunun poliçe limiti ile sınırlı tutulmasına karar verilmiştir.
IV.BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A.Birinci Bozma Kararı
1.Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2.Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesi'nin 2015/3464 Esas-2017/9226 Karar sayılı 17.10.2017 tarihli kararı ile; davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi ile "Davalı vekili cevap dilekçesinde davacının, hatır için taşındığını ifade etmiş, mahkeme tarafından bu hususta herhangi bir inceleme ve irdeleme yapılmamıştır.
2918 sayılı KTK'nun 87/1. maddesinde "Yaralanan veya ölen kişi, hatır için karşılıksız taşınmakta ise veya motorlu araç, yaralanan veya ölen kişiye hatır için karşılıksız verilmiş bulunuyorsa, işletenin veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibinin sorumluluğu ve motorlu aracın maliki ile işleteni arasındaki ilişkide araca gelen zararlardan dolayı sorumluluk, genel hükümlere tabidir" düzenlemesine yer verilmiş; aracın hatır için verildiği ya da hatır için taşıma yapılan durumda oluşacak zararlarla ilgili değerlendirmenin genel hükümlere tabi olduğu belirtilmiştir. Anılan kanun hükmünün atıf yaptığı genel hükümler, Türk Borçlar Kanunu'nun sorumluluğa ilişkin hükümleri olup, böylesi durumda 818 sayılı BK'nun 43. maddesi (6098 sayılı TBK md. 51) uygulama alanı bulacaktır.
Davaya konu trafik kazasında, davacının, zorunlu mali mesuliyet sigortası bulunmayan araçta yolcu olarak bulunduğu anlaşılmaktadır. Yine davacı jandarmada vermiş olduğu 25.04.2012 tarihli ifadesinde araç sürücüsü arkadaşı ... ile Narlı ilçesinden Gaziantep iline doğru gittiklerini beyan etmiştir.Bu durumda davacı ile dava dışı araç sürücüsü arasındaki ilişki,taşımanın kimin arzusu ve ne amaçla yapıldığı gibi olayın özel şartları gözönüne alınarak davacının araçta hatır için taşınıp taşınmadığının irdelenmesi, hatır için davacının taşınması durumu varsa, 818 sayılı BK'nun 43. maddesinin (6098 sayılı TBK md. 51) uygulanıp uygulanmayacağının hükümde tartışılması gerekirken, eksik inceleme ile yazılı biçimde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.
3-6100 sayılı HMK'nun 331/2. maddesinde "Görevsizlik, yetkisizlik veya gönderme kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmesi halinde yargılama giderlerine o mahkemece hükmedileceği..." düzenlenmiştir.
Dava başlangıçta 6100 sayılı HMK döneminde Gaziantep 6. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde açılmış, davalı vekil marifetiyle temsil edilmiş olup mahkemece 22.04.2014 tarihli celsede görevsizlik kararı verilmesi üzerine yargılamanın devam ettiği Gaziantep 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nde davalı lehine HMK 331/2. maddesi ve hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT 7/1. maddesi gereğince vekalet ücreti tayini gerekirken, yazılı şekilde görevsizlik kararı nedeniyle vekalet ücretine hükmedilmemiş olması doğru görülmemiştir." denilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
B.Mahkemece 1. Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin 22.03.2019 tarihli ve 2019/147 Esas 2019/446 Karar sayılı kararıyla; dosyada alınan hesap raporunda davacının toplam zararının 70.245,39 TL olduğunu belirleyen rapora göre sonuca gidilmesi gerekirken sehven 15.03.2013 havale tarihli rapora göre sonuca gidildiği ve davacının toplam zararının 42.820,66 TL olduğunun kabulü ile değerlendirme yapıldığı, 42.820,66 TL üzerinden % 20 hatır taşıması indirimi yapılarak bu miktar üzerinden hüküm kurulduğu, davacının % 20 hatır taşıması indiriminden sonra 56.196,31 TL zararının olduğu kabul edilmesi gerektiği talepten fazlaya hükmedilemeyeceğinden ıslah miktarı ile sınırlı olacak şekilde hüküm kurulması gerekirken karar verilerek dosyadan el çekildiğinden düzeltme yapılamadığı ancak hataya işaret etmekle yetinildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne; 34.256,52 TL'nin dava (31.07.2012) tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
C.İkinci Bozma Kararı
1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2.Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesince 2019/4308 Esas-2020/8100 Karar sayılı 03.12.2020 tarihli kararı ile "
1-Somut uyuşmazlıkta; dava dilekçesi ile ...'a bir dava ikame edilmemiş, adı geçen kişilere dava davalı vekilinin beyanı üzerine ihbar edilmiş, davada taraf sıfatı bulunmayan ihbar olunan sıfatını haiz ... aleyhine hüküm tesis edilmemiştir. Davada taraf sıfatı bulunmayan ve aleyhine hüküm de tesis edilmeyen ihbar olunanın, hükmü temyiz etme yetkisi bulunmamaktadır. Bu nedenle ihbar olunan ... vekilinin temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, trafik kazası sonucu meydana gelen yaralanma nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir.
Bilindiği üzere Anayasa’nın 141. maddesi gereğince bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olması gereklidir. Gerekçenin önemi Anayasal olarak hükme bağlanmakla gösterilmiş olup gerekçe ve hüküm birbirine sıkı sıkıya bağlıdır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297/1-c. maddesi, bir mahkeme hükmünün kapsamının ne şekilde olması gerektiğini açıklamıştır. Buna göre bir mahkeme hükmünde, tarafların iddia ve savunmalarının özetinin, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delillerin, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesinin, sabit görülen vakıalarla, bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin birer birer, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde hükümde gösterilmesi gereklidir. Bu kısım, hükmün gerekçe bölümüdür.
Gerekçe, hakimin (mahkemenin) tespit etmiş olduğu maddi vakıalar ile hüküm fıkrası arasında bir köprü görevi yapar.
Bu hükümler yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereği ve kamu düzeni ile ilgili olup yasanın aradığı anlamda oluşturulacak kısa ve gerekçeli kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar, kararın gerekçesinin de sonucu ile tam bir uyum içinde, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıkta olması zorunludur. Yargıtay'ın hukuka uygunluk denetimi yapabilmesi için de ortada usulüne uygun şekilde oluşturulmuş bir hüküm bulunması gerektiği açıktır.
Somut olayda; mahkemece kararın gerekçesinde; "Davacının toplam zararından (70.245,39-TL) % 20 hakkaniyet indirimi yapılmak suretiyle sonuca gidilmeli ve davacı yararına her hâlde 56.196,31-TL'ye hükmedilmelidir. Bununla birlikte; dosya üzerinden alınan 15/03/2013 havale tarihli hesap bilirkişi raporunda davacının toplam zararının 42.820,66-TL olduğu belirtilmiş ve davacı vekili de anılan miktara göre davasını ıslah etmiştir. Mahkememizce, davacının toplam zararının 70.245,39-TL olduğunu belirtir rapor nazara alınarak sonuca gidilmesi gerekir iken sehven 15/03/2013 havale tarihli rapora göre sonuca gidilmiş ve davacının toplam zararının 42.820,66-TL olduğu kabulü ile değerlendirme yapılmıştır. Hal böyle olunca, 42.820,66-TL üzerinden % 20 hatır taşıması indirimi yapılarak bu miktar üzerinden hüküm kurulmuştur. Oysa, belirtildiği üzere; davacının % 20 hatır taşıması indiriminden sonra 56.196,31-TL zararının olduğu kabul edilmeli, talepten fazlaya hükmedilemeyeceğinden ıslah miktarı ile sınırlı olacak şekilde hüküm kurulmalı idi. Burada, karar verilmiş olup dosyadan el çekildiğinden düzeltme yapılamamıştır ve ancak hataya işaret etmekle yetinilmiştir." ifadeleri kullanılmış, hem de hemen devamında yukarıdaki gerekçe ile çelişki oluşturacak şekilde "… davanın kısmen kabulüne; 34.256,52-TL'nin dava (31/07/2012) tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, " ifadeleri kullanılmış ve gerekçe ile uyumsuz olacak şekilde karar verilmesi isabetli olmamıştır.
Bu durumda, mahkemece yukarıda açıklanan yasa hükümlerine ve içtihada uygun şekilde tarafların iddia ve savunmaları değerlendirilerek, gerekçe ile hüküm çelişkisi içermeyen, kendi içinde tutarlı, maddi olaya ve talebe uygun, denetime elverişli gerekçeli karar oluşturulmak gerekirken Anayasa ile 6100 sayılı HMK'nın 297 ve 298. maddelerinde belirtilen unsurlardan yoksun, çelişkili gerekçe ve gerekçe hüküm çelişkisi içerecek şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın öncelikle bu nedenle bozulması gerekmiştir." denilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
D. Mahkemece 2. Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma ilamına uyularak yapılan yargılamada, 19.06.2013 tarihli maluliyet raporuna göre davacının %16 sürekli ve 4,5 ay geçici iş göremezliği ile olduğu, zorunlu trafik sigortası bulunmayan otomobil sürücüsünün %100 kusuru ile gerçekleştiği ve davacının PMF 1931 Yaşam Tablosundaki esaslara göre 3.269,22 TL geçici ve 66.976,17 TL sürekli iş göremezlik olmak üzere toplam 70.245,39 TL zararının bulunduğu, davacının toplam zararından (70.245,39-TL) % 20 hatır taşıması indirimi yapılmak suretiyle sonuca gidilerek davacı yararına her hâlde 56.196,31 TL'ye hükmedilmesi gerektiği, ancak ana dosyada davacı vekili 42.820,66 TL üzerinden davasını ıslah ettiğinden ana dosyada ıslah talebi ile bağlı kalınarak davanın kabulü gerektiği birleşen dava, davacının ıslahı neticesinde ana dosyada hükmedilmeyen bakiye tazminatın tahsili istemiyle açılmış ek dava niteliğinde olduğu, ana dosya yönünden yukarıda yapılan izahatler doğrultusunda, davacı lehine tazminatın 56.196,31 TL hesaplandığı, ıslah talebi ile bağlı kalınarak ana dosyada 42.820,66 TL üzerinden tazminata hükmedildiği, bu durumda %20 hatır taşıması uygulanması sonucu bakiye tazminat talebinin 13.375,65 TL olacağı gerekçesiyle asıl dava yönünden; ıslah talebinin kabulü ile taleple bağlı kalınarak davanın kabulüne, 42.820,66 TL maddi tazminatın dava tarihi olan 31.07.2012 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, birleşen dava yönünden; davanın kısmen kabulüne, 13.375,65 TL maddi tazminatın ilk dava tarihi olan 31.07.2012 tarihinden işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya dair istemin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; Gaziantep İcra Müdürlüğü'nün 2023/147654 Esas sayılı dosyasına (eski Gaziantep 13. İcra Müdürlüğü 2014/96819 e. sayılı dosyası ) 23.05.2019 tarihinde 69.169,21 TL ödeme yapıldığı, mahkemece bu ödemenin göz önünde bulundurulmadan hüküm kurulduğunu, birleşen davada alınan 10.10.2016 tarihli Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Dairesi’nin raporunda ve 10.10.2022 tarihli Adli Tıp Kurumu raporunda da davacının maluliyet oranının %9,1 olduğu belirtildiğini, davacı vekili tarafından kararda hükmedilen tazminata esas olan %9,1 maluliyet oranına ilişkin kanun yoluna başvurulmadığından maluliyet oranının davacı yönünden kesinleştiği ve müvekkili lehine usuli müktesep hak oluştuğunu, birleşen davanın reddi gerektiğini, müterafik kusur indirimi de uygulanması gerektiğini, geçici iş göremezlik tazminatı talepleri tedavi teminatı içerisinde değerlendirildiğinden teminat dışı olduğunu ve mahkemenin davada ticari faize hükmetmesinin hatalı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasına talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık;Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi bulunmayan alınan aracın karıştığı trafik kazası sonucu yaralanıp malul kalan davacı yolcunun uğradığı sürekli ve geçici iş göremezlik tazminat talebine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3 üncü maddesinin atfıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 54 üncü maddesi, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85, 89, 90, 91 inci maddeleri, ... Yönetmeliğinin 9 uncu maddesi.
3. Değerlendirme
Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla temyiz eden taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı ve davacının zarar tespitini yapan raporun uygun olduğu anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle
Davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davalıya yükletilmesine,
Dosyanın mahkemeye gönderilmesine,
24.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!