WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 05 Haziran 2026

YARGITAY 4. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

4. Hukuk Dairesi         2024/913 E.  ,  2024/4009 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2019/1 E., 2022/38 K.
HÜKÜM/KARAR : Davanın reddi

Taraflar arasında haksız eylem nedeniyle maddi tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.

Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.

Karar davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; ... mahallesi ve ...ilçesi, Halilbağı-Okçu mahallelerini bağlayan yol, sathi kaplama olarak İl Özel İdaresi tarafından yapılarak 6360 sayılı Kanun sonrası sorumluluğunun müvekkili kuruma geçtiğini, bu yolun 22 km olduğunu, ... Madencilik firmasına ait ağır tonajlı kamyonların da bu yolu kullandığını, yolun yükler altında kalarak çökmeler meydana geldiğini, söz konusu yol güzergahında oluşan bozulmanın giderilmesi için tespit yaptırıldığını ve tespit bilirkişi raporu ile belirlenen zarar ve yapım bedeli olan 722.081,32 TL'nin tespit raporunun davalıya tebliğ tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte yola zarar veren davalı şirketten tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkil şirkete ait araçların mevzuatın izin vermiş olduğu tonajlarda mutad yük taşıması yaptığını ve hiçbir surette kasıtlı veya kusurlu bir eylemle yola zarar vermediğini, davaya konu yolu birçok firmanın kullandığını, davacı tarafın sadece kendilerinden tazminat talebinde bulunmalarının iyi niyet kuralına aykırı olduğunu, davacı Belediyenin Madencilik Yasası uyarınca alt yapı yatırımlarını yapmak üzere kendilerinden vergi ve harç adı altında müvekkil şirketten ve diğer maden şirketlerinden vergi ve harç toplamakta olduğunu, yol üzerinde sürekli denetleme olduğunu, tonaj ve belge kontrolü yapıldığını, yoldaki bozuklukların iklim şartlarından da meydana geldiğini, bu nedenle haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

III. MAHKEME KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 31.03.2016 tarih, 2015/92-2016/74 sayılı kararı ile dosya kapsamında alınan bilirkişi raporu ile yolun bozulma sebeplerinin tek başına tonajlı araçlardan kaynaklanmadığının belirtildiği, bu yolda sadece davalı araçlarının seyretmediği dolayısı ile yolun bozulmasının sadece davalı şirketin araçlarından kaynaklanmadığı, davacı belediyenin asıl amacı kamu hizmeti görmek olup bozulan yolları yapmanın da belediyenin esas görevlerinden olduğu, tonaj fazlalağı halinde zaten idari para cezaları kesildiği, bütün yol masrafını davalı tarafa yüklemenin hakkaniyete uygun olmadığı gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Mahkeme kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı vekilillerince temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Dairenin 08.11.2018 tarih ve 2016/7742 -2018/6784 sayılı ilamı ile "...Keşif sonucu düzenlenen bilirkişi raporunda; dava konusu yolun yapım tarihinin çok eski olduğu, yolda meydana gelen bozulmaların araç trafiği için tehlike arz etmekte olduğu, meydana gelen bu bozulmaların ana sebebinin yolun ilk yapımında köy yolu standartlarına yakın yapılmış olması ve yüksek tonajlı araçlara cevap verecek nitelikte olmamasından kaynaklandığı, zaman, iklim, donma, standartlara uygun olmama gibi koşullarında yolun bozulmasında etkili olduğu, bunların yanı sıra söz konusu yolu kullanan yol üzerindeki maden ocaklarına ait 40-50 tonluk yüksek tonajlı araçların da bozulmayı hızlandırdığı tespit edilmiş ancak davalı şirketin zararın doğmasında hangi oranda kusurlu olduğuna ilişkin bir belirleme yapılmamıştır.
Bilirkişi raporundan davalı şirketin ağır tonajlı taşıma yapmasının da zarara katkısı bulunduğu anlaşılmaktadır. Kararın gerekçesinde belirtilen, davalı şirketin araçları dışında başka araçların da yoldan geçmesi ve yolun yapımı sırasındaki eksiklikler tazminattan indirim sebebi olabilir. Şu durumda; mahkemece, yolun bozulmasında davalı şirketin kusurunun hangi oranda olduğu belirlenerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken davanın reddine karar verilmesi" doğru görülmeyerek kararın bozulmasına karar verilmiştir.

B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla, tüm dosya kapsamı, bozma ilamı sonrası dava konusu yolda iki kez keşif yapılarak düzenlenen 02.03.2022 tarihli ve 25.09.2021 tarihli bilirkişi raporları ile yolun standartlara uygun yapılmadığının belirtildiği, çevresel faktörler ile yolu kullanan tüm araçların yolun bozulmasına etki ettiği, dava konusu yolun bozulmasında davalının kusurlu bir eyleminin bulunmadığının belirtildiği, haksız fiilde failin zarardan sorumlu tutulabilmesi için zararın kusurlu bir eylem neticesinde meydana gelmesi gerektiği, somut olayda zararın meydana gelmesinde yolun standartlara uygun yapılmamasının ve çevresel faktörlerin etkili olduğu anlaşıldığından kusuru bulunmayan davalıya karşı açılmış olan tazminat davasının reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuran
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; bahse konu yolda meydana gelen yapısal hasarların ağır tonajlı kamyonların kullanılmadığı, benzer yapım yılına sahip ve benzer çevresel etkilere maruz eşdeğer mahalle yollarında görülmediği, bilirkişi raporları düzenlenirken bu önemli ayrıntının göz ardı edildiği, yapımı üzerinden fazla bir zaman geçmeden meydana gelen deformasyonların yapım kusurundan değil de az seferle çok malzeme taşınmasından hareketle istiap haddinin çok üzerinde yük taşıyan kamyonlardan kaynaklandığı, bilirkişi raporunda, söz konusu yol güzergahında faaliyet gösteren 8 adet maden şirketinin olduğu, bu nedenle kimin yola ne kadar zarar verdiğinin tespit edilemediği, davalının meydana gelen hasardan sorumlu olduğuna dair dosya kapsamında yeterli bilgi ve belgenin olmadığı, yolun çevre şartları nedeni ile de bozulmaya maruz kalacağı belirtilerek davalıya ait bir kusur atfedilemeyeceğinin söylenmesinin teknik açıdan yanlış ve eksik bir tespit olduğunu, bölgede ruhsatlı maden ocağı olarak sadece davalı şirketin faaliyette olduğu, başka maden ocağı ruhsatı olsa bile faaliyette bulunmadığını, Maden İşleri Genel Müdürlüğünden bilgi ve belge talep edilmeden, diğer maden ocaklarının faaliyette olup olmadığına dair diğer maden ocakları ile görüşülmeden kanaat bildirildiğini, yolun bozulduğu tarihlerde, bu bölgede fiilen çalışma yapan maden ocaklarının hangileri olduğunun irdelenmemesi ve bu maden ocaklarının kendi ocaklarından çıkan her aracın tonajını gösteren, Maden İşleri Genel Müdürlüğüne bildirmekle yükümlü oldukları maden sevk fişlerinin araştırılmadığını, bu detaylar irdelenmeksizin davalı şirketin istiap haddine uygun taşımacılık yaptığı kabul edilerek yeterli inceleme yapılmadan, gereği halinde mahkeme emri ile ilgili kurumlardan belgelere ulaşılarak sonuca varılması gerekirken, idarelerince erişilmesi mümkün olmayan evraklar nedeniyle dosyada eksik bilgi/belge bulunduğu gerekçesiyle davalıya ait bir kusur atfedilemeyeceğinin söylenmesinin doğru olmadığını, kararın usul ve kanuna aykırı bulunduğunu ileri sürerek; bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacı belediyenin sorumluluğunda olan yolun davalıya ait ağır tonajlı kamyonların kullanımı nedeniyle zarar gördüğü iddiasına dayalı maddi tazminat istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3 üncü maddesi atfıyla uygulanmasına devam olunan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 427 vd. maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49 uncu maddesi.

3. Değerlendirme
Bir davada mahkemenin veya tarafların yapmış oldukları bir usul işlemi nedeniyle taraflardan biri lehine, dolayısıyla diğeri aleyhine doğan ve gözetilmesi zorunlu olan hakka, usuli kazanılmış hak denilir. Bu nedenle mahkeme kararının, Yargıtay ilgili hukuk dairesi tarafından bozulmasından ve yerel mahkemece bozmaya uyulmasından sonra, mahkemece, hükmün Yargıtay bozma kararı dışında kalarak kesinleşmiş olan kısımları hakkında yeni bir karar verilmez.

Dairemizin 08.11.2018 tarih ve 2016/7742 -2018/6784 sayılı ilamı ile; mahkemece alınan bilirkişi raporundan davalı şirketin ağır tonajlı taşıma yapmasının da zarara katkısı bulunduğu, kararın gerekçesinde belirtilen, davalı şirketin araçları dışında başka araçlarında yoldan geçmesi ve yolun yapımı sırasındaki eksikliklerin ise tazminattan indirim sebebi olabileceği, mahkemece, yolun bozulmasında davalı şirketin kusurunun hangi oranda olduğu belirlenerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken davanın reddine karar verilmesinin doğru görülmediğine değinilerek mahkeme kararı bozulmuştur.

Mahkemece 21.02.2019 tarihli oturumda bozma ilamına uyulduğu halde, bozmanın gereği yerine getirilmemiştir. Olay tarihi 2014 ve öncesi olduğu halde karara esas alınan 25.09.2021 tarihli bilirkişi raporu ile davalı şirketin yolu tüm yıl boyunca kullanmadığı, 2 ay süreli çalışma yaptığı ve davalı şirkete ait olan ocak alanında 2016 yılında faaliyetin durdurulduğu ve yolun zaten hizmet ömrünü tamamlamış bir yol olduğu yönündeki tespiti doğru olmamıştır. Dairemiz bozma ilamı öncesinde yolu kullanan, yol üzerindeki maden ocaklarına ait 40-50 tonluk yüksek tonajlı araçların yoldaki bozulmayı hızlandırdığının tespit edildiği ve davalı şirketin de bu yolda ağır tonajlı araçlarla taşıma yaptığı sabittir. Bozma ilamında davalı şirketin ağır tonajlı taşıma yapmasının da zarara katkısı bulunduğu, davalı şirketin araçları dışında başka araçların da yoldan geçmesi ve yolun yapımı sırasındaki eksikliklerin ise tazminattan indirim sebebi olabileceğinin belirtildiği ve mahkemece bozmaya uyulduğu halde gereği yerine getirilmeyerek bozma ilamı sonrası dava konusu yolda iki kez keşif yapılarak düzenlenen 02.03.2022 tarihli ve 25.09.2021 tarihli bilirkişi raporları ile yolun standartlara uygun yapılmadığının belirtildiği, çevresel faktörler ile yolu kullanan tüm araçların yolun bozulmasına etki ettiği, dava konusu yolun bozulmasında davalının kusurlu bir eyleminin bulunmadığının belirtildiği, haksız fiilde failin zarardan sorumlu tutulabilmesi için zararın kusurlu bir eylem neticesinde meydana gelmesi gerektiği, somut olayda zararın meydana gelmesinde yolun standartlara uygun yapılmamasının ve çevresel faktörlerin etkili olduğu gerekçeleriyle kusuru bulunmayan davalıya karşı açılmış olan tazminat davasının reddine karar verilmiştir.

Bozma ilamına uyulmakla, bozma ilamı lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşur ve bozma ilamının gereğinin yerine getirilmesi gerekir.

Zararın varlığının belirlendiği durumlarda kusur oranının belirlenememesi istemin reddedilmesini gerektirmez. Yapılan araştırma ve inceleme sonucunda zararın tutarı belirlenemiyorsa olay tarihinde yürürlükte bulunan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 51 inci maddesi uyarınca hâkim, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirlemelidir. Şu durumda mahkemece,
davacının zarar kapsamı belirlenip sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken, anılan yön gözetilmeden yazılı şekilde redde dair karar verilmiş olması doğru değildir. Kararın bu nedenle bozulması gerekir.

VI. KARAR
Değerlendirme bölümünde açıklanan sebeple; davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan kararın BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davacıya iadesine,

Dosyanın mahkemesine gönderilmesine,

30.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.