WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 11 Haziran 2026

YARGITAY 4. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

4. Hukuk Dairesi         2024/763 E.  ,  2024/4397 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/1466 Esas 2023/2388 Karar
HÜKÜM/KARAR : Davanın kabulü - Esastan Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ereğli (Konya) 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
TARİH : 20.10.2022
SAYISI : 2021/376 Esas 2022/384 Karar

Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesi ile müvekkili ..........,'in kullandığı motosiklete 25.02.2016 tarihinde davalı ...'in sürücü, ... İht. İhr. Gıda Elekt Nak. Tur. San Tic Ltd Şirketinin işleten olduğu sigortasız aracın çarpması neticesinde davacının yaralandığını, belirsiz alacak davası olarak ikame ettikleri davada şimdilik 5.000,00 TL sürekli iş iş göremezlik tazminatı, 1.000,00 TL geçici iş göremezlik tazminatı 100,00 TL tedavi gideri, 100,00 TL bakıcı giderinin olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, davacı ...'in çektiği acı nedeni ile 60.000,00 TL, davacı anne ve babası için ayrı ayrı 10.000,00 'er TL manevi tazminatın ... hariç diğer davalılardan olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken tahsilini talep etmiştir.

Davacı vekili 19.05.2022 tarihinde davalının %70 kusuru olduğunun kabulü ile sürekli iş göremezlik tazminatını 727.493,45 TL, geçici iş göremezlik tazminatını 6.418,00 TL, geçici bakıcı gideri 1.042,90 TL, tedavi giderini 3.050,00 TL olarak ıslah etmiştir.

Davacı vekili 30.07.2022 tarihli dilekçesi ile sürekli iş göremezlik tazminatını 727.493,45 TL olarak ıslah ettiklerini ek rapor ile hesaplanan ve aradaki 199.682,28 TL farkı da 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 107 nci maddesine göre artırdıklarını beyan etmiştir.

II. CEVAP
Davalı ... vekili; usule uygun başvurunun olmadığını, davanın yetkili mahkemede açılmadığını, maluliyet raporunun kabul etmediklerini, geçici iş göremezlik tazminatından sorumlu olmadıklarını, müterafık kusur ve hatır taşıması indirimi yapılmasını talep ettiklerini, kabul anlamına gelmemekle birlikte dava tarihinden itibaren faiz istenebileceğini savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 07.10.2021 tarihli yukarıda tarih ve 2017/146 Esas, 2021/615 Karar sayılı kararı ile; 01.09.2021 tarihi itibari ile mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatının ortadan kalktığını, zira mahkemenin yargı çevresi içerisinde Asliye Ticaret mahkemesinin kurulduğunu, kurul kararında derdest dosyalara bakmaya devam edileceği hususunda karar bulunmadığından mahkemenin görevsizliğine, davanın dava şartı yokluğu nedeni ile usulden reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin 07.10.2021 tarihli yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın 25.02.2016 tarihli trafik kazasında malul kalan davacının sürekli iş göremezlik tazminatı, geçici iş göremezlik tazminatı, geçici bakıcı gideri, tedavi gideri ve manevi tazminat isteminden kaynaklandığını, kusur oranlarının belirlenmesi amacıyla dosyanın Adli Tıp Kurumuna tevdi edildiği, alternatifli verilen raporda davacının kask takmaması halinde davalının %60 oranında, davacının kask takıyor olması halinde ise davalının %70 oranında kusurlu olacağının bildirildiği, davacının kask takmadığına dair dosyada delil olmadığı, davalının davacının kask takmadığını ispatlaması gerektiği ancak bu hususun ispatlanamadığı bu nedenle davalının kazada %70 oranında, davacının ise %30 oranında kusurlu olduğunun kabul edildiği, davacının maluliyet oranının belirlenmesi maksadı ile Adli Tıp Kurumundan rapor alındığı, Anayasa Mahkemesinin iptal kararı gereği Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerinin uygulama imkanının ortadan kalktığı, bu nedenle davacının Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine göre %45 oranında maluliyeti olduğunun kabul edildiği, ...Üniversitesi Meral Tıp Fakülkesi tarafından verilen rapor ile davacının belgelenemeyen 4.500,00 TL tedavi giderinin olduğunun belirlendiği, tazminatın belirlenmesi maksadı ile 20.07.2022 tarihli ek rapor ile PMF 1931 Yaşam Tablosu esas alınarak yapılan hesaplamanın esas alındığı, davacının manevi tazminat isteminde bulunduğu, %30 kusur oranı, %45 maluliyet oranı, 6 ay geçici iş göremezlik süresi, 4 ay bakıcı ihtiyacı olduğu değerlendirildiğinde, manevi tazminatın zenginleşme aracı olmadığı hususu da dikkate alınarak manevi tazminata hükmedildiği gerekçesi ile davanın kabulü ile 7.418,00 TL geçici iş göremezlik tazminatı ve 927.175,73 TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 1.142,90 TL bakıcı gideri, 3.150,00 TL faturalandırılmayan tedavi gideri olmak üzere toplam 938.886,63 TL'nin davalı ... yönünden temerrüt tarihi olan 02.12.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte (... bakımından kaza tarihinde geçerli olan poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere) davalılar ... ve ... İth. İhr. Gıd. Elekt. Nak. Turz. San. Tic. Ltd. Şti. yönünden olay tarihi olan 25.02.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'a verilmesine, davacının manevi tazminat isteminin kabulü ile 60.000,00 TL manevi tazminatın davalılar ... ve ... İth. İhr. Gıd. Elekt. Nak. Turz. San. Tic. Ltd. Şti. yönünden olay tarihi olan 25.02.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'a verilmesine, davacı anne ve baba yönünden ayrı ayrı 10.000,00 TL manevi tazminatın davalılar ... ve ... İth. İhr. Gıd. Elekt. Nak. Turz. San. Tic. Ltd. Şti. yönünden olay tarihi olan 25.02.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili istinaf isteminde bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davalı ... vekili; 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 97 nci maddesindeki dava şartı yerine getirilmediğinden davanın reddi gerektiğini, maluliyet raporunun kabulünün mümkün olmadığını, maluliyet raporlarının çelişkili olup söz konusu çelişki giderilmeden hüküm tesis edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, 20.10.2020 tarihli hesap raporunda iki seçenekli hesaplama yapıldığını, birinci seçenekte ...'in %70 oranında kusurlu olduğunun esas alındığını, ikinci seçenekte ise ...'in %60 oranında kusurlu olduğunun esas alındığını, bu sebeple kusur oranları arasındaki çelişki giderilmeden hüküm tesis edilmesinin hatalı olduğunu, 01.06.2015 tarihli Genel Şartlar gereği sağlık gideri teminatından Sosyal Güvenlik Kurumu'nun sorumlu olduğunu, aslında bakıcı giderinin sağlık gideri teminatından karşılanmasının gerektiğini, ayrıca bakıcı gideri tazminatının brüt ücret üzerinden hesaplanması için bakıcı tutulduğunun ve SGK priminin yatırıldığının belgelenmesinin gerektiğini, Güvence Hesabının tedavi giderleri yönünden sorumluluğunun bulunmadığını, hesaplama yapılırken TRH 2010 Yaşam Tablosu ve iskonto oranı %1,8 -%1,65 olarak dikkate alınması gerektiğini, ayrıca kabul anlamına gelmemek üzere hesaplamanın asgari ücret üzerinden yapılmasını, hesaplanan tazminattan müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, davacı vekili tarafından iki kez ıslah yapıldığını, birden fazla ıslah yapılamayacağı için kararın bu yönüyle de değerlendirilmesinin gerektiğini, müvekkil kuruma usulüne uygun başvuru yapılmadığından ve müvekkil kurumun söz konusu kaza ile ilgili herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığından faizden de sorumlu tutulmamasının gerektiği gerekçesi ile istinaf başvurusunda bulunmuştur.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 14.12.2021 tarih ve 2021/2140 Esas, 2021/2049 Karar sayılı kararı ile Hakimler Savcılar Kurulunun 07.07.2021 tarih, 608 sayılı kararının taraflar arasındaki uyuşmazlığın gerçekleşmesi tarihinden önce açılmış olan bu davada uygulama yeri olmadığını, davacı vekilinin kararı istinaf ederek yargılamanın Konya (Ereğli) 2. Asliye Hukuk Mahkemesinde görülmesi gerektiğini beyan ettiği, davacılar vekilinin istinaf talebinin kabulü ile mahkeme kararının kaldırılmasına, eksiklikler giderilerek yeniden yargılama yapılması gereğinde dosyanın gönderilmesine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı ... vekilinin İlk Derece Mahkemesi kararını istinaf ettiği, kusur oranlarına ilişkin istinaflarının değerlendirilmesinde kaza tespit tutanağı ve kusur raporunun birbirini teyit ettiği, müterafik kusurun genel kusur içinde değerlendirilemeyeceğinden çelişki bulunmadığı, davacının kazada %30 oranında, davalının ise %70 oranında kusurlu olduğunun kabulünün dosya kapsamına uygun olduğu, Anayasa Mahkemesinin iptal kararı gereği Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği'nin baz alındığı raporun usul ve yasaya uygun olduğu, dava açılmadan önce davalıya başvuru yapıldığı, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunun 97 nci maddesinde başvuru yapılırken belgeye yer verilmediği, davacının ise belgeleri ekleyerek davalıya başvuru yaptığı ve davalının hasar dosyası oluşturduğu, davalıya başvuru koşulunun yerine getirildiği, davalının geçici iş göremezlik tazminatı, geçici bakıcı gideri ve tedavi giderinden sorumlu olduğu, davacının kaskının takılı olup olmadığının kaza tespit tutanağında belirsiz olarak işaretlendiği, davacının kask takmadığına dair dosyada delil olmadığı müterafik kusur indirimine dair istinaf talebinin reddi gerektiği, davacının kaza tarihinde 18 yaşından küçük ise de ve gelir getiren bir işte çalışmıyor olsa da bunun zararının olmadığı şeklinde yorumlanamayacağı, bu nedenle davacı lehine geçici iş göremezlik tazminatına hükmedilmesinin yerinde olduğu, davacının bakıcıya ihtiyaç duyduğunun rapor ile belirlendiği, davanın belirsiz alacak davası olarak ikame edildiği, davacının önce artırım sonra ıslah olarak kabul edilecek dilekçelerine göre karar verilmesinde isabetsizlik olmadığı, davacının sürücü olduğu hatır taşıması indirimi yapılamayacağı gerekçeleri ile davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü nedenlere ek olarak davacının alacağının temlik ettiği, temlik tutarı kadar ret kararı verilmesi gerektiği gerekçeleri ile kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık; trafik sigortası bulunmayan aracın, motosiklet kullanan davacıya 25.02.2016 tarihinde çarpması sonucu davacının yaralanması nedeniyle uğradığı zarar nedeniyle sürekli iş göremezlik ve geçici iş göremezlik tazminatı, bakıcı gideri, tedavi gideri ile manevi tazminat talebine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 51, 54, 56 ncı maddeleri , 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85, 89, 90 ve 99 uncu maddeleri, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları, ... Yönetmeliğinin 9/d maddesi

3. Değerlendirme
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere, davacının 18.11.2016 tarihli dilekçesi ile davalıya başvuru yapmış olmasına, 21.11.2016 tarihinde davalıya dilekçenin tebliği ile 02.12.2016 tarihinde davalının temerrüde düşmüş olmasına, davalının bakıcı gideri ve belgelenmeyen tedavi giderinden sorumlu olmasına, davanın belirsiz alacak davası olarak ikame edilmiş olduğunun anlaşılmasına göre davalı ... vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2. Davalı ... vekilinin diğer temyiz nedenlerine gelince;

Haksız fiil sonucu çalışma gücünde kayıp olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması hâlinde, zararın kapsamının tespiti açısından geçici iş göremezlik süresi ile sürekli iş göremezlik oranının doğru bir şekilde belirlenmesi zorunludur. Söz konusu belirlemenin, bağlı oldukları mevzuat uyarınca sağlık kurulu raporu vermeye yetkili hastaneler veya sağlık kuruluşları tarafından çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden kaza tarihinde yürürlükte bulunan mevzuata göre yapılması gerekir.

11.10.2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 ilâ 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013 ilâ 01.06.2015 tarihleri arasında Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015 ilâ 20.0./2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik ve 20.02.2019 tarihinden sonra ise Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik yürürlükte olduğundan kaza tarihinde geçerli mevzuat uyarınca sağlık kurulu raporu düzenlenmelidir. Eldeki davada kaza 25.02.2016 tarihinde meydana gelmiştir.

Somut olayda Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulunun verdiği 09.06.2021 tarihli rapor ile Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümleri uyarınca davacının %45 oranında çalışma gücü kaybının olduğunun kabulü ile hesaplama yapılarak karar verilmiştir. Ancak kaza tarihi itibari ile geçerli olan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerinin dikkate alınarak karar verilmesi gerekmektedir. Dosya içinde Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulunun verdiği 22.05.2020 tarihli rapor, kaza tarihi itibari ile geçerli Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre hazırlanmış olup davalının usuli müktesep hakları da korunarak söz konusu raporun karara esas alınması gerekirken hatalı Yönetmelik hükümlerine göre hazırlanan raporun dikkate alınması bozmayı gerektirmiştir.

3. Sorumluluğu doğuran olayın, zarar görenin vücut bütünlüğünü ihlal etmesi hali 6098 sayılı TBK'nın 54 üncü maddesinde özel olarak hükme bağlanmıştır. Bu hüküm gereğince, vücut bütünlüğünün ihlali halinde mağdurun malvarlığında meydana gelmesi muhtemel olan azalmanın ve dolayısıyla maddi zararın türleri; tedavi giderleri, kazanç kaybı, çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar şeklinde düzenlenmiştir.

Somut olayda, davacı kaza tarihinde 18 yaşından küçük olup, davacının gelir getiren bir işte çalışmadığı, dolayısıyla bu müddet boyunca mahrum kaldığı herhangi bir kazancı olmadığından geçici iş göremezlik zararı bulunmadığı açıktır. Karara esas alınan hesap bilirkişi raporunda ise, kaza tarihinde 18 yaşından küçük olan ve geçici iş göremezlik tazminatı talep edemeyecek olan davacı hakkında geçici iş göremezlik tazminatı hesaplanmış olup mahkeme tarafından da geçici iş göremezlik tazminatını da kapsar şekilde hüküm kurulması isabetli olmamıştır.

4. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 266 ve devamı maddeleri gereğince, çözümü özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verilir.

Dosyanın incelenmesinde, kazaya ilişkin kaza tespit tutanağının dosya içerisinde bulunduğu, söz konusu tutağa göre davalı araç sürücüsünün kavşaklarda geçiş önceliğine uymama, davacının ise hızını mahal şartlara uydurmama kuralının ihlal ettiğini belirtilmiştir. Ceza yargılaması sırasında Adli Tıp Kurumundan Ankara Trafik İhtisas Dairesi Başkanlığından alınan kusur raporunda davalı sürücünün kavşakta ilk geçiş hakkını vermesi gerekirken bu kurala uymaması nedeni ile asli derecede, davacının ise kavşağa kontrollü şekilde girmediği, hızını düşürmediği gerekçesi ile tali derecede kusurlu olduğu belirtilmiştir.

Mahkemenin karara esas aldığı Adli Tıp Kurumu Ankara Trafik İhtisas Dairesi Başkanlığının 24.07.2017 tarihli raporunda ise; davacının kask takıp takmamasına göre alternatifli rapor verilmiş, buna göre kavşağa giriş yaparken davacının hızını düşürmesi gerekirken bunu yapmadığı bu nedenle tali derecede kusurlu olduğu ancak kask takıyor olması halinde %30 oranında, kask takmıyor olması halinde ise %40 oranında kusurlu olacağı, davalı sürücünün ise kavşakta ilk geçiş hakkını davacıya vermesi gerekirken bunu yapmadığı ve asli derecede kusurlu olduğu, ancak davacının kask takıyor olması halinde %70, kask takmıyor olması halinde ise %60 oranında kusurlu olduğu belirtilmiştir. Mahkeme tarafından ise davacının kask takmadığına ilişkin dosyada delil olmadığından davacının %30, davalının ise %70 oranında kusurlu olduğu kabul edilmiştir.

Ancak; davacının yaralanmasının baş bölgesinde olduğu akabinde beyin hasarı arızası nedeni ile maluliyetinin belirlendiği dikkate alındığında davacının kask takmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumun müterafık kusur indirimi hususunda değerledirilmesi gerekirken kusur oranlarının dağıtımında dikkate alınması hatalıdır. Kask takılmaması oluş kusuru olup, kusur oranlarının belirlenmesinde değil müterafık kusura yönelik itirazda değerlendirilmesi gerektiğinden, çelişkinin giderilerek tarafların kusur oranlarının belirlenmesi amacıyla davalının usuli müktesep hakları da korunarak rapor alınması, davacının kask takmıyor oluşunun da müterafık kusur içinde değerlendirilmesi gerektiğinden kararın bozulması gerekmiştir.

5. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 125/2 nci fıkrasına göre ise davanın açılmasından sonra dava konusu davacı tarafından devredilecek olursa, devralmış kişi, görülmekte olan davada davacı yerine geçer ve kaldığı yerden itibaren devam eder.

Somut olayda davacı annenin 05.02.2017 tarihinde davalıya 310.000,00 TL alacağı temlik ettiğine dair belge ibraz edilmiştir. Uyap üzerinden davacıların nüfus kayıt örneklerinin incelenmesinde 09.02.2000 doğumlu davacı ...'in dava açılış esnasında ve temlik tarihinde reşit olmadığı, 04.09.2004 tarihinde Konya 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2004/900 Esasa, 2004/157 Karar sayılı kararı ile babası olan davacı tarafından tanındığı anlaşılmıştır. Bu durumda davacı ...'in, özellikle temlik tarihinde davacı babanın velayeti altında olup olmadığı hususları da araştırılarak, tek başına davacı anne tarafından verilen temlikin geçerli olup olmadığının belirlenmesi, geçerli ise alacağın hesaplanmasında dikkate alınması gerektiği hususları değerlendirilmeden eksik inceleme neticesi verilen kararın bozulmasına karar verilmiştir.

KARAR
1.Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davalı ... vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,

2. Değerlendirme bölümünün (2), (3), (4) ve (5) numaralı bentlerinde açıklanan nedenlerle davalı ... vekilinin temyiz isteminin kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalı ... Hesabına iadesine,

Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

08.05.2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.