4. Hukuk Dairesi 2024/621 E. , 2024/2147 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/592 E., 2022/765 K.
DAVACILAR :1-..., 2-... 3-... 4- ... 5...vekilleri Avukat ...
vekili Avukat ...
DAVA TARİHİ : 02.02.2015
HÜKÜM/KARAR : Davanın kısmen kabulü
Taraflar arasında görülen tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkeme bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davacılar vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; dava dışı bankadan kullandığı kredi nedeniyle davalı sigorta şirketi ile hayat sigortası poliçesi yapan davacıların murisinin 12.02.2013 tarihinde vefat ettiğini, hayat sigortası ile teminat altına alınan tüketici kredisi borcunun davacılar tarafından ödendiğini, davalı sigorta şirketinin sözleşmeden cayma hakkını kullanmadığını ve bu nedenle davalının sözleşmeden doğan hükümleri yerine getirmesi gerektiğini belirterek 120.000,00 TL'nin 11.03.2013 tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile davalı şirketten tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; murisin kanser tanısının sigorta sözleşmesi akdedilmeden vefattan yaklaşık 6 ay önce konduğunu, murisin sigorta başvurusu ve sağlık beyan formunda önemli bir hastalık geçirmediğini beyan ettiğini ve bu nedenle davacıların talebinin teminat dışında kaldığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 10.03.2016 tarih ve 2015/94 esas, 2016/216 Karar sayılı kararı ile davacıların murisinin sigorta poliçesi düzenlenmeden önce bildiği kanser hastalığını bildirmediği ve rizikonun da bu sebeple gerçekleştiği, ayrıca murisin yazılı bildirimi karşısında davacıların, banka görevlilerinin bu durumu bilerek kredi verdikleri ve poliçenin bu şekilde imzalandığı iddialarına itibar edilmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV.BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Birinci Bozma Kararı
1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2.Yargıtay (Kapatılan) 17.Hukuk Dairesi'nin 19.06.2019 tarih ve 2016/19983 Esas, 2019/7782 Karar sayılı ilamı ile davacıların diğer temyiz itirazlarının reddine karar verilerek,
"Davacılar murisi ... ile davalı sigorta şirketi arasında 16.11.2012 başlangıç tarihli hayat sigorta sözleşmesi düzenlenmiş; poliçenin düzenlenmesinden sonra, 12.02.2013 tarihinde davacılar yakını sigortalı vefat etmiştir. Davalı taraf, davacılar murisinin poliçe tanziminden önce mevcut olan kanser hastalığını bildirmeyip sözleşmenin kurulması sırasında beyan yükümlülüğüne aykırı davrandığı, bu aykırılık nedeniyle de zararın teminat dışı kaldığı savunmasında bulunmuştur. Mahkeme ise; davacıların murisinin sigorta poliçesi düzenlenmeden önce bildiği kanser hastalığını bildirmediği ve rizikonun da bu sebeple gerçekleştiği, ayrıca murisin yazılı bildirimi karşısında davacıların banka görevlilerinin bu durumu bilerek kredi verdiklerini ve poliçenin bu şekilde imzalandığı iddialarına itibar edilmediği gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir.
Poliçenin tanzim edildiği ve rizikonun gerçekleştiği tarih itibariyle yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK'nun 1435. maddesi ile, sigorta sözleşmesinin kurulması sırasındaki sigortalının doğru bilgi verme (beyan) yükümlülüğü düzenlenmiştir. Sigorta hukukuna ilişkin genel düzenleme mahiyetinde olan bu hüküm, hayat sigortalarında da uygulanmaktadır.
6102 sayılı TTK'nun 1435. maddesinde "Sigorta ettiren, sözleşmenin yapılması sırasında bildiği veya bilmesi gereken tüm önemli hususları sigortacıya bildirmekle yükümlüdür. Sigortacıya bildirilmeyen, eksik veya yanlış bildirilen hususlar, sözleşmenin yapılmamasını veya değişik şartlarda yapılmasını gerektirecek nitelikte ise, önemli kabul edilir. Sigortacı tarafından yazılı veya sözlü olarak sorulan hususlar, aksi ispat edilinceye kadar önemli sayılır" denilmek suretiyle; sigorta ettirenin, sözleşmenin kurulması sırasındaki doğru beyan yükümlülüğünün kapsamı düzenlenmiştir.
Gerek TTK'nun 1435. maddesi ve gerekse Hayat Sigortası Genel Şartlarının C-2.2. maddesi düzenlemesine göre; sigorta şirketinin sorusu üzerine veya herhangi bir soru sorulmadan, (dolayısı ile buna ilişkin bir form doldurulmadan) sigortalı, sözleşmenin yapılması sırasında kendisinin bildiği ve sigortacının sözleşmeyi yapmamasını veya daha ağır şartlarla yapmasını gerektirecek bütün halleri sigortacıya bildirmekle yükümlüdür.
Sigorta sözleşmesinin kurulması sırasındaki beyan yükümlülüğüne uymamanın sonuçları ise, aynı kanunun 1439/2. maddesinde, "rizikonun gerçekleşmesinden sonra, sigorta ettirenin ihmali ile beyan yükümlülüğü ihlal edildiği takdirde, bu ihlal tazminatın veya bedelin miktarına yahut rizikonun gerçekleşmesine etki edebilecek nitelikte ise, ihmalin derecesine göre tazminattan indirim yapılır. Sigorta ettirenin kusuru kast derecesinde ise beyan yükümlülüğünün ihlali ile gerçekleşen riziko arasında bağlantı varsa, sigortacının tazminat veya bedel ödeme borcu ortadan kalkar; bağlantı yoksa, sigortacı ödenen primle ödenmesi gereken prim arasındaki oranı dikkate alarak sigorta tazminatını veya bedelini öder" şeklinde düzenlenmiştir.
Davacılar vekili, dava dışı banka tarafından muris ...'ye hayat sigortası yapılmadan kredi verilemeyeceğinin belirtildiğini, davaya konu hayat sigortasının 11.06.2012 tarihinde kanser teşhisi konulan ve sürekli çalıştıkları müşterisi olan ...'nün kanser hastası olduğu bilinerek (kemoterapî görmekte olup saçları dökülmüş ve zayıflamış halde iken murisin evinde) 16.11.2012 tarihinde imzalatıldığını ve ...'nün 12.02.2013 tarihinde vefat ettiğini, beyan yükümlülüğüne aykırı davranmadıklarını ileri sürerek taleplerinin teminat kapsamında kaldığını iddia etmiştir.
Davalı vekili ise; müteveffanın kanser hastalığının bulunup bulunmadığı sorusuna "hayır" cevabı verdiğini, sözleşmenin yapılmaması veya daha ağır şartlarla yapılmasını gerektiren hususların bildirilme yükümlülüğünün sigortalıya ait olduğunu ve bu nedenle talebin teminat dışında olduğunu savunmuştur.
Duruşmada dinlenen tanıklardan davacı tanığı ... beyanında, müteveffanın görüntüsünden sağlıklı olmadığının belli olduğunu, müteveffanın Garanti Bankası ile sürekli çalıştığından dolayı banka çalışanlarının müteveffayı iyi tanıdığını, davaya konu kredinin görüşmeleri esnasında rahatsızlığı nedeniyle hayat sigortası yapılması kaydıyla krediyi kullandırabileceklerinin belirtildiğini ve banka çalışanı ... Bey'in eve gelerek müteveffanın evinde sözleşmeyi imzalattığını; davacı tanığı ... beyanında, Garanti Bankası Şekerhane Şubesi'nin müteveffanın sürekli çalıştığı banka olduğunu, bu nedenle banka çalışanlarının da müteveffayı birebir tanıdığını, banka görevlisi ... Bey'i sözleşmenin imzalanması için müteveffanın evine kendisinin götürdüğünü, sözleşmenin yanında ve müteveffanın evinde imzalandığını, banka çalışanlarının bu dönemde müteveffanın kanser hastası olduğunu bildiklerini bildiğini ve görüntüsünden de hasta olduğunun anlaşıldığını; tanık banka çalışanı ... beyanında, ...'yü banka müşterisi olması nedeniyle tanıdığını, hasta olduğu dönemde evine giderek sözleşme şartlarının gereği görüşme yapmadan hayat sigortasını imzalatmadığını, poliçenin düzenlendiği zamanı hatırlamasa da kanser hastası olduğunu bildiğini belirtmiştir.
TTK'nun 1439/2. maddesindeki açık ifadelerle, sigortalının ihmali ile beyan yükümlülüğüne aykırı davranılması halinin tazminattan indirim sebebi olduğu kabul edilmiştir.
Bu durum karşısında; davalı sigorta şirketi acentesi sıfatı ile sözleşmeyi yapan dava dışı bankanın poliçenin imzalanması sırasında uzun yıllar çalıştıkları müşterileri olan davacıların murisinin kanser hastası olduğunu bilebilecekleri, murisinin dış görünüşünden önemli bir rahatsızlığı olduğunun herkes tarafından anlaşılabileceği, davalı sigorta şirketi yetkililerinin davacıların murisinin kanser hastası olduğunu bilmemesinin hayatın olağan akışına uygun olamayacağı, aksinin T.M.K. 2.maddesinde düzenlenen dürüstlük kuralına aykırılık teşkil edeceği ve yine de bu hususun muris tarafından açıkça poliçede belirtilmediği anlaşılmaktadır.
Açıklanan hukuki ve maddi olgular karşısında; iddia, savunma, tanık beyanları ve tüm dosya kapsamına göre dava dışı bankanın poliçeyi acente sıfatı ile yapmış olması ve yukarıdaki açıklamalara göre TTK'nun 1439/2. maddesinin ilk cümlesindeki ihmal suretiyle beyan yükümlülüğüne uymama hali için tazminattan indirim gerektiğinin düzenlendiği de gözetilmeden yapılan değerlendirme ile davanın tamamen reddi doğru görülmemiş ve kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir." gerekçesiyle karar bozulmuştur.
B. Mahkememece Birinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin 13.12.2020 tarih ve 2020/4 Esas, 2020/493 Karar sayılı kararı ile bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda hayat sigorta poliçe tutarının 120.000,00 TL olması, sigortaya konu aynı tutarlı kredinin 114.480,78 TL lik kısmının sigortalının ölümü üzerine mirasçı davacılar tarafından ödenmesi olguları birlikte değerlendirilerek, talep edilebilecek tazminat tutarından, mirasçıların üstlenmek durumunda kaldıkları 114.480,78 TL'nin %50'sine tekabül eden 57.240,00 TL tazminatın 11.03.2013 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılara mirasçılık belgesindeki miras hisseleri oranında verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
C. İkinci Bozma Kararı
1. Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı davacılar vekili ve davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairenin 01.12.2021 tarihli ve 2021/18233 Esas, 2021/9534 Karar sayılı ilamı ile davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine karar verilerek,
"Sigorta sözleşmesinin kurulması sırasındaki beyan yükümlülüğüne uymamanın sonuçları, 6102 sayılı TTK'nun 1439/2. maddesinde, "rizikonun gerçekleşmesinden sonra, sigorta ettirenin ihmali ile beyan yükümlülüğü ihlal edildiği takdirde, bu ihlal tazminatın veya bedelin miktarına yahut rizikonun gerçekleşmesine etki edebilecek nitelikte ise, ihmalin derecesine göre tazminattan indirim yapılır. Sigorta ettirenin kusuru kast derecesinde ise beyan yükümlülüğünün ihlali ile gerçekleşen riziko arasında bağlantı varsa, sigortacının tazminat veya bedel ödeme borcu ortadan kalkar; bağlantı yoksa, sigortacı ödenen primle ödenmesi gereken prim arasındaki oranı dikkate alarak sigorta tazminatını veya bedelini öder" şeklinde düzenlenmiştir.
TTK'nun 1439/2. maddesindeki açık ifadelerle, sigortalının ihmali ile beyan yükümlülüğüne aykırı davranılması halinin tazminattan indirim sebebi olduğu kabul edilmiştir.
Bu durum karşısında; davalı sigorta şirketi acentesi sıfatı ile sözleşmeyi yapan dava dışı bankanın poliçenin imzalanması sırasında uzun yıllar çalıştıkları müşterileri olan davacıların murisinin kanser hastası olduğunu bilebilecekleri, murisinin dış görünüşünden önemli bir rahatsızlığı olduğunun herkes tarafından anlaşılabileceği, davalı sigorta şirketi yetkililerinin davacıların murisinin kanser hastası olduğunu bilmemesinin hayatın olağan akışına uygun olamayacağı, aksinin T.M.K. 2.maddesinde düzenlenen dürüstlük kuralına aykırılık teşkil edeceği ve yine de bu hususun muris tarafından açıkça poliçede belirtilmediği anlaşılmaktadır.
Açıklanan hukuki ve maddi olgular karşısında; somut olaya göre, dava dışı bankanın poliçeyi acente sıfatı ile yapmış olması ve yukarıdaki açıklamalara göre TTK'nun 1439/2. maddesinin ilk cümlesindeki ihmal suretiyle beyan yükümlülüğüne uymama hali için yapılan %50 indirim oranının sigortalı aleyhine fazla olduğu ve sigortacının sorumluluğunun daha yüksek oranda belirlenmesi gerektiği gözetilmeden yapılan değerlendirme ile davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş ve kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Kabule göre, yapılan bu indirimin teminat tutarı olan 120.000,00 TL üzerinden değil de, davacıların ödemiş olduğu kredi tutarı üzerinden yapılması da isabetli görülmemiştir." gerekçesiyle hükmün bozulmasına davacıların vekalet ücretine ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar verilmiştir.
B. Mahkememece İkinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda Türk Ticaret Kanunu'nun 1439/2. maddesinin ilk cümlesindeki ihmal suretiyle beyan yükümlülüğüne uymama hali için yapılan %50 indirim oranının sigortalı aleyhine fazla olduğu, yapılan bu indirimin teminat tutarı olan 120.000,00 TL üzerinden yapılması gerektiğinden takdiren %25 oranında indirim uygulanarak davanın kısmen kabulü kısmen reddi ile 90.000,00 TL tazminatın 11.03.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak Alanya 5. Noterliğinin 14.02.2013 tarihli 4332 yevmiye nolu mirasçılık belgesindeki hisseleri oranında ... mirasçıları olan davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili ve davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B.Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; tazminattan yapılan %25 indirimin fazla olduğunu, davacılar lehine hükmedilen vekalet ücretinin düşük olduğunu, kararın bozulması gerektiğini belirtmiştir.
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; mahkemenin gerekçeli kararında davacı olarak Hayrunnisa Özlü ve Emirhan Özlü'ye yer verilmediğini ve bu kişiler hakkında hüküm tesis edilmediğini, ayrıca Hayrünisa Özlü'nün yargılama sırasında reşit olduğunu, avukatın vekalet yetkisinin kalmadığını, yargılamanın Tüketici Mahkemesi sıfatıyla yapılması gerektiğini, sigortalı kanser hastalığını gizlediği için olayın teminat dışı olduğunu, yapılan indirim oranının düşük olduğunu, faiz başlangıcının hatalı tespit edildiğini, davacılar için eşit pay oranında hüküm kurulması gerekirken mirasçılık belgesindeki hisseleri oranında hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, kararın bozulması gerektiğini belirtmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık; hayat sigortasından kaynaklı vefat tazminatı talebine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 Sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedinci fıkrası ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, Hayat Sigortası Genel Şartları.
3. Değerlendirme
1. Temyizen incelenen kararın bozmaya uygun olmasına, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmamasına, özellikle daha önce temyize konu edilip bozma kapsamı dışında bırakıldığı için kesinleşen yönlerin yeniden incelenmesinin mümkün olmamasına, davacılardan yargılama sırasında reşit olan ... ve Emirhan Özlü'nün mahkemenin karar başlığında isimlerinin gösterilmemesinin mahallinde düzeltilebilir maddi hata olarak değerlendirilmesine ve kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin tüm, davacılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.Davacılar lehine hükmedilen vekalet ücreti bakımından, asıl alacak kaleminde olduğu gibi davacıların veraset ilamındaki payları oranında davalıdan tahsiline karar verilmesi gerekirken , hatalı değerlendirme ile hüküm tesisi doğru olmamıştır.
Ne var ki, bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin atfıyla uygulanmasına devam olunan 1086 sayılı Kanun'un 438 inci maddesinin yedinci fıkrası uyarınca kararın düzeltilerek onanması uygun görülmüştür.
VI. KARAR
1.Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin tüm, davacılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,
3. Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın hüküm fıkrasının 5 inci bendinde yer alan " 14.400,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacılara " ibaresinden sonra gelmek üzere " Alanya 5. Noterliğinin 14.02.2013 tarihli 4332 yevmiye nolu mirasçılık belgesindeki hisseleri oranında verilmesine" ibaresinin eklenmesi suretiyle kararın DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davalıya yükletilmesine,
Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davacılara iadesine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
27.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!