4. Hukuk Dairesi 2024/3402 E. , 2024/3425 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2022/376 D.İş, 2022/373 K.
SİGORTA TAHKİM KOMİSYONU İTİRAZ HAKEM HEYETİ
SAYISI : 2022/İHK-17728
HÜKÜM/KARAR : Davanın kabulü /Davalının itirazının kısmen kabulü ile davanın kısmen kabulü
SİGORTA TAHKİM KOMİSYONU UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ
SAYISI : K-2022/14448
Taraflar arasındaki sigorta tahkim yargılaması sonunda Uyuşmazlık Hakem Heyetince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karara davalı vekili tarafından itiraz edilmesi üzerine, İtiraz Hakem Heyetince itirazın kısmen kabulü ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İtiraz Hakem Heyeti kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; 12.04.2019 tarihinde müvekkilinin sürücüsü olduğu motosiklet ile davalıya trafik sigortalı aracın karıştığı trafik kazası sonucu müvekkilinin yaralandığını, davalıya yapılan başvuruya rağmen kendilerine ödeme yapılmadığını, bilirkişi raporu ile hesaplanmak üzere sürekli ve geçici iş göremezlik tazminatı için 5.000,00 TL olmak üzere zararın temerrüt tarihinden işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş talebini 64.409,00 TL'ye yükseltmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; kazanın oluşumunda sigortalı araç sürücüsünün kusurunun olmadığını, aksi halde kusurun tespit edilmesi gerektiğini, davacının sunduğu maluliyet raporunun hükme esas alınmasının doğru olmadığını, maluliyet oranını kabul etmediklerini, geçici iş göremezlik tazminatının teminat dışı kaldığını,davacının elde ettiği kazanımların tazminattan indirilmesi gerektiğini, davacının emniyet kemeri takmadığından müterafik kusuru olduğunu bu nedenle tazminattan indirim yapılması gerektiğini, faiz başlangıcı ve türünün hatalı istendiğini ve vekalet ücretinin hesaplanacak ücretin 1/5'i oranında hesaplanması gerektiğini belirterek davanın reddine istemiştir.
III. UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ KARARI
Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; kazaya karışan sigortalı araç sürücüsünün kazada %25 kusurlu olduğunun dosyada alınan bilirkişi raporu ile belirlendiği; davacının sunduğu raporda, davacının maluliyet oranının %8 olarak tespit edildiği ve bu raporun karara esas alındığı; TRH 2010 Yaşam Tablosu ve progresif rant ile tazminatın hesaplandığı aktüer raporunun benimsendiği gerekçesiyle, davanın kabulü ile 64.409,00 TL tazminatın 13.03.2020 tarihinden itibaren işleyen yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
IV. İTİRAZ
A. İtiraz Yoluna Başvuranlar
Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekilince itiraz başvurusunda bulunmuştur.
B. İtiraz Sebepleri
Davalı vekili itiraz dilekçesinde; davacının yabancı uyruklu olduğu için teminat gösterilmesi gerektiğini, kaza tarihinde davacının ehliyetsiz olduğunu, koruyucu ekipman takmadığını, davacının sunduğu maluliyet raporunun hükme esas alınmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, hesaplamanın doğru yapılmadığını, TRH 2010 Yaşam Tablosu ile progresif ranta göre hesaplama yapılmasının hatalı olduğunu, geçici iş göremezlik ve bakıcı giderinden sorumlu olmadıklarını ve vekalet ücretinin hükmedilecek vekalet ücretinin 1/5'i oranında hesaplanması gerekeceğini ileri sürerek itiraz yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının başvuru formunda TC kimlik numarasının olduğu, kusur raporunun kazanın oluş şekline uygun olduğu, dosya içerisinde yer alan maluliyet raporunun hüküm kurmaya elverişli olduğu ve kaza tarihindeki yürürlükteki yönetmeliğe uygun düzenlendiği, hesaplamanın TRH 2010 Yaşam Tablosu ve progresif rant ile hesaplama yapılmasının doğru olduğu, davacının kaskının takılı olduğunun kaza tespit tutanağından anlaşıldığı gerekçesiyle davalının itirazının kısmen kabulüne, davanın kısmen kabulüne, 62.580,00 TL tazminatının 13.03.2020 tarihinden itibaren işleyen yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 1.829,02 TL talebin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; haksız fiilin gerçekleştiği tarihteki yürürlükteki yönetmeliği göre rapor alınması gerektiğini, Çocuklar İçin Özel Gereksinim Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik ekindeki cetvellere göre kalıcı fonksiyon kaybı oranı tespiti mümkün olmadığını ve tazminat hesabının TRH 2010 Yaşam Tablosu ve %1,8 teknik faizle hesaplama yapılması gerektiğini ileri sürerek İtiraz Hakem Heyeti kararının bozulması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık; davalı ... tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı trafik kazası sonucu yaralanıp malul kalan davacı sürücünün uğradığı sürekli ve geçici iş göremezlik tazminatı talebine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 54 üncü maddesi, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85, 89, 90, 91 inci maddeleri, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 30 uncu maddesi, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları.
3. Değerlendirme
1. 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un 48/1 inci maddesinde "Türk mahkemesinde dava açan, davaya katılan veya icra takibinde bulunan yabancı gerçek ve tüzel kişiler, yargılama ve takip giderleriyle karşı tarafın zarar ve ziyanını karşılamak üzere mahkemenin belirleyeceği teminatı göstermek zorundadır." hükmü düzenlenmiştir. 5718 sayılı Kanun'da teminat gösterme yükümlülüğü konusunda “yabancılık” ölçütü esas alınmıştır.
5718 sayılı Kanun'un 48/2 nci maddesinde ise "Mahkeme, dava açanı, davaya katılanı veya icra takibi yapanı karşılıklılık esasına göre teminattan muaf tutar." hükmü yer almaktadır. Buna göre Türk hakimi, yabancı davacının, davaya katılanın veya icra takibinde bulunanın vatandaşı olduğu ülke ile Türkiye arasında karşılıklılık (mütekabiliyet) var ise, bu kişiyi teminattan muaf tutacaktır. Karşılıklılık, iki devlet arasında imzalanan (iki taraflı) anlaşma veya iki devletin de taraf olduğu uluslararası (çok taraflı) anlaşma ile sağlanabileceği gibi, kanuni veya fiili karşılıklılık şeklinde de sağlanabilir. Az önce belirtilen anlaşmalardan biri de 1954 tarihli Hukuk Usulüne Dair Lahey Sözleşmesi olup, anılan sözleşmenin 17 nci maddesinde; akit devletlerden birinde ikamet eden ve diğer bir devletin mahkemeleri huzurunda davacı veya müdahil olarak bulunan akit bir devletin vatandaşlarından yabancı olmaları sebebi ile herhangi bir teminat istenemeyeceği düzenlenmiştir.
5718 sayılı Kanun'da öngörülen teminat yükümlülüğü dava açmanın ön koşulu olup, re'sen gözetilmelidir.
Türkiye Cumhuriyeti, Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda kabul edilen 1951 tarihli Mültecilerin Hukuki Statüsüne İlişkin Cenevre Sözleşmesini ihtirazı kayıtla onaylamış, mülteci tabirinin tanımlanması noktasında tarih ve coğrafi bakımından sınırlandırma getirerek sözleşmeye taraf olmuştur. 1967 tarihli Mültecilerin Hukuki Durumuna dair Protokole de, ihtirazi kayıt ve coğrafi sınırlama bakımından yapılan deklarasyon baki kalmak şartıyla katılmıştır.
6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu'nun 61 inci maddesinde "mülteci" tanımlamasına yer verilmiştir. Madde metnindeki tanımlama karşısında, davacıların mülteci statüsünde bulunmadığı sabittir. Bu halde, Mültecilerin Hukuki Statüsüne İlişkin Cenevre Sözleşmesinin 16 ncı maddesinin somut olayda uygulanma kabiliyeti yoktur.
Suriye Arap Cumhuriyeti, 1954 tarihli Hukuk Usulüne Dair Lahey Sözleşmesinin tarafı olmadığından, bu sözleşmenin 17 nci maddesinin de eldeki davada uygulanması mümkün değildir.
Ancak 2010 yılından sonra Suriye`deki iç karışıklıklar ve çatışmalar nedeniyle yaşanan insani krizin büyümesi sonucunda 29.04.2011 tarihinde bu ülkeden Türkiye’ye yönelik ilk toplu nüfus hareketinin gerçekleştiği, ülkeye gelen Suriyelilerin önce “misafir” şeklinde tanımlandığı, Ekim 2011 tarihinden itibaren ise İçişleri Bakanlığı’nın 1994 sayılı Yönetmeliğin 10 uncu maddesi gereğince “geçici koruma statüsüne” alındığı, sonrasında 30.03.2012 tarih ve 62 sayılı “Yönerge” ile Suriyelilerin “geçici koruma” altında olduğu kabul edilmiştir.
6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu'nun 88 inci maddesinde, uluslararası koruma statüsü sahibi kişiler, karşılıklılık şartından muaf tutulmuştur. Aynı Kanun'un 61, 62 ve 63 üncü maddelerindeki hükümler dikkate alındığında, uluslararası koruma çeşitlerinin "mülteci", "şartlı mülteci" ve "ikincil koruma" statüleri olarak tanımlandığı görülmektedir.
6458 sayılı Kanun'un "geçici koruma" başlıklı 91 inci maddesinde ise, "(1) Ülkesinden ayrılmaya zorlanmış, ayrıldığı ülkeye geri dönemeyen, acil ve geçici koruma bulmak amacıyla kitlesel olarak sınırlarımıza gelen veya sınırlarımızı geçen yabancılara geçici koruma sağlanabilir." düzenlemesi vardır. Gerek 6458 sayılı Kanun'da gerekse Geçici Koruma Yönetmeliği'nde, geçici koruma sağlananların teminat gösterme yükümlülüğünden ya da karşılıklılık şartından muaf olduklarına dair bir düzenleme yoktur. O halde, geçici koruma sağlananlar, teminat gösterme yükümlülüğünden ve karşılıklılık şartından muaf değildir.
Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında, davacının "mülteci" statüsünde olmadıkları sabittir. Ancak, 6458 sayılı Kanun'un 88 inci maddesinin uygulanma kabiliyetinin bulunup bulunmadığı noktasında, davacıya "şartlı mülteci" veya "ikinci koruma" statüsünün verilip verilmediği araştırılmalıdır. Bu itibarla, Göç İdaresi Genel Müdürlüğü'ne veya İl Valiliği'ne yazı yazılarak, davacıya 6458 sayılı Kanun kapsamında "şartlı mülteci" veya "ikincil koruma" statüsü verilip verilmediği sorulmalıdır. Yapılacak araştırma neticesine göre 6458 sayılı Kanun'un 88 inci maddesinin uygulanmasının mümkün olup olmadığı değerlendirilmelidir.
6458 sayılı Kanun'un 88 inci maddesinin davacı hakkında uygulanamayacağının anlaşılması halinde ise; Adalet Bakanlığı Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğü'ne yazı yazılarak, Ülkemiz ve Suriye Arap Cumhuriyeti arasında, teminattan muafiyete ilişkin yürürlükte olan bir sözleşmenin ya da fiili karşılıklılığın (uygulamanın) bulunup bulunmadığı sorulmalı, yazı cevabına göre, 5718 sayılı Kanun'un 48/2 nci maddesinin uygulanmasının mümkün olup olmadığı belirlenmelidir. 5718 sayılı Kanun'un 48/2 nci maddesinin de uygulanamayacağı sonuca ulaşılması durumunda; aynı Kanun'un 48/1 inci maddesi uyarınca, davacıya, yargılama ve takip giderleriyle karşı tarafın zarar ve ziyanını karşılamak üzere İtiraz Hakem Heyeti'nin belirleyeceği teminatı göstermek üzere, gerekli ihtarat yapılarak kesin süre verilmeli, verilecek kesin süre içerisinde teminatın gösterilmesi halinde davanın esasına girilmeli, aksi halde ise dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmesi gerekmektedir.
2. Bozmanın kapsam ve şekline göre davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
VI. KARAR
1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA,
2. Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle bozma nedenine göre davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davalıya iadesine,
Dosyanın mahkemeye gönderilmesine,
17.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!