4. Hukuk Dairesi 2024/2532 E. , 2024/3888 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2023/304 Esas - 2024/14 Karar
HÜKÜM/KARAR : Kısmen Kabul
Taraflar arasındaki haksız fiilden kaynaklanan manevi tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece kararın bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; davalının 31.07.2009 tarihinde davacı ... ve arkadaşları ile beraber eğlenmek amacıyla gittikleri mekandan ayrılıp, davalıya ait araçla eve dönerken, ... ile araçta yalnız oldukları esnada, davacı ...'e hakaret ettiğini, ölümle tehdit ettiğini, bunun üzerine ...'ün davalının aracından inerek ticari taksiye bindiğini, ancak telefonunu davalının aracında unuttuğunu, bu yüzden geri dönmek zorunda kaldığını, davalının müvekkilini zorla, saçlarından sürüyerek aracın içine çektiğini ve darp ettiğini, daha sonra ticari taksiyle uzaklaşıp abisi olan diğer müvekkili ...'ün evine gittiğini, ancak davalının müvekkilinin telefonuna el koyduğunu ve telefonu iade etmediğini, müvekkili ...'ün davalıyı arayarak telefonu getirmesini söylediğini ve bildirdiği adrese davalının geldiğini, ancak davalının müvekkili ...'ü tartaklayarak eve zorla girmeye çalıştığını, ayrıca müvekkili ...'a hakaret içerikli mesajlar attığını, bu olaylar nedeniyle davalı hakkında İstanbul 10. Asliye Ceza Mahkemesinin 2009/705 esas sayılı dosyasında kamu davası açıldığını, davalının müvekkillerinin kişilik haklarını ihlal ettiğini belirterek her bir davacı için ayrı ayrı 10.000,00 TL olmak üzere toplam 20.000,00 TL manevi tazminatın haksız fiil tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili ile davacılardan ... arasındaki arkadaşlığın 2,5 yılı aşkın bir süreye dayandığını, davacı ...'ün müvekkilinin ailesi ile birlikte yaşadığı evde, artık aile fertlerinden biri gibi kabul gördüğünü ve sevildiğini, buna rağmen gerçek dışı anlatımlara dayalı şikayet ve huzurdaki dava ile büyük hayal kırıklığına uğradıklarını, müvekkilinin 31.07.2009 tarihinde aşırı alkollü olan davacı ...'ü kendisinin isteği ile bulunduğu eğlence mekanına almaya gittiğini, aşırı alkollü olan kız arkadaşını yalnız bırakmamak için iki saat boyunca barda beklediğini, davalı ...'ün aşırı alkollü olması nedeniyle olayları saptırdığını, müvekkilini mağdur etmeye çalıştığını, talep edilen manevi tazminat miktarının fahiş bir rakam olduğunu olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 17.10.2014 tarihli, 2009/330 Esas ve 2014/416 Karar sayılı kararıyla; davacılardan ... tarafından açılan davanın reddine, davacılardan ... tarafından açılan davanın kısmen kabulü ile 2.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Mahkeme kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairenin 29.11.2018 tarihli, 2016/10921 Esas ve 2018/7454 Karar sayılı ilamı ile; "...Dosya içindeki bilgi ve belgelerden; taraflar hakkında davaya konu olay nedeniyle kamu davası açıldığı, İstanbul 10. Asliye Ceza Mahkemesinin 2009/705 esas ve 2011/534 karar sayılı kararı ile davalının, davacı ...’e karşı işlediği iddia olunan hakaret ve tehdit, diğer davacı ...’ye karşı işlediği iddia olunan konut dokunulmazlığını ihlal suçlarından ayrı ayrı beraatine ve yine davacı ...’ye karşı işlediği iddia olunan hakaret suçundan ise ceza verilmesine yer olmadığına dair karar verilmekle beraber, anılan hükmün temyiz edildiği, dosyanın halen Yargıtay'da temyiz incelemesinde olup, kesinleşmediği ve bu haliyle ceza yargılamasının henüz sonuçlanmadığı anlaşılmaktadır.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 74. maddesi (818 sayılı BK 53) uyarınca ceza mahkemesinin kararı hukuk hakimini bağlamaz ise de, somut olayın özelliği itibarıyla maddi olgunun ve davalıların sorumluluğunun tespiti açısından ceza dava dosyasının sonucu önem arz etmektedir. Bu nedenle ceza dava dosyasının kesinleşmesi beklenmeli ve ondan sonra tüm kanıtlar birlikte değerlendirilerek varılacak sonuca uygun bir karar verilmelidir. Mahkemece açıklanan yönler gözetilmeyerek, yazılı biçimde karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir." gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.
3. Mahkemenin 23.11.2021 tarihli, 2019/32 Esas ve 2021/358 Karar sayılı kararı ile; bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun(6098 sayılı Kanun) 52 nci maddesi de göz önüne alınarak davanın reddine karar verilmiştir.
4. Mahkeme kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
5. Dairenin 24.10.2022 tarihli, 2022/395 Esas ve 2022/12852 Karar sayılı ilamı ile; "...Dosyanın incelenmesinde; davacılardan ... ile davalının olay öncesinde birliktelik yaşadıkları, olay gecesi alkollü olarak gece kulübünden çıkıp davalının aracıyla eve döndükleri sırada tartıştıkları ve tartışmanın kavgaya dönüştüğü, bu sırada davacı ... ile davalının birbirlerini tartakladıkları, dosyada mevcut adli rapora göre davacı ...’ün gözünden yaralandığı, bu sırada davacı ... ile davalının kavgasına müdahale eden polis memurunun tarafları ayırarak davacı ...’ü çağırdığı taksi ile eve gönderdiği, davacı ...’ün abisi olan davacılardan ...’ün evine gittiği ve olayı anlatarak cep telefonunu davalının aracında unuttuğunu söylediği, davacı ...’ün davalıyı aradığı ve telefonu getirmesini istediği, davalının bir süre sonra davacı ...’ün oturduğu apartmana geldiği ve davacı ... ile tartıştıkları ve tartışmanın kavgaya dönüştüğü, davalının bu kavga nedeniyle davacı ...’ün cep telefonuna hakaret içeren mesajlar gönderdiği, tarafların basit tıbbi müdahale ile giderilebilir şekilde yaralandıkları anlaşılmaktadır.
Olay tarihinde yürürlükte olan 818 sayılı mülga Borçlar Kanunu’nun 44. Maddesine (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 52. maddesi) göre zarar gören, zararı doğuran fiile razı olmuş veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuş yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmış ise hâkim, tazminatı indirebilir veya tamamen kaldırabilir.
Somut olayda, olayın oluş şekli, davacılardan ...’ün yaralanmasının niteliği, davacı ...’ün kardeşi olan diğer davacının davalı tarafından darp edilmesi üzerine davalı ile tartışması hususları göz önüne alındığında davacıların eylemlerinin tazminattan indirim sebebi olabileceği anlaşılmaktadır. Şu durumda davacılar yararına uygun bir miktarda manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken davanın tümden reddine karar verilmesi doğru görülmemiş ve kararın açıklanan nedenle bozulması gerekmiştir. ...Dosyanın incelenmesinde; davacılardan ... ile davalının olay öncesinde birliktelik yaşadıkları, olay gecesi alkollü olarak gece kulübünden çıkıp davalının aracıyla eve döndükleri sırada tartıştıkları ve tartışmanın kavgaya dönüştüğü, bu sırada davacı ... ile davalının birbirlerini tartakladıkları, dosyada mevcut adli rapora göre davacı ...’ün gözünden yaralandığı, bu sırada davacı ... ile davalının kavgasına müdahale eden polis memurunun tarafları ayırarak davacı ...’ü çağırdığı taksi ile eve gönderdiği, davacı ...’ün abisi olan davacılardan ...’ün evine gittiği ve olayı anlatarak cep telefonunu davalının aracında unuttuğunu söylediği, davacı ...’ün davalıyı aradığı ve telefonu getirmesini istediği, davalının bir süre sonra davacı ...’ün oturduğu apartmana geldiği ve davacı ... ile tartıştıkları ve tartışmanın kavgaya dönüştüğü, davalının bu kavga nedeniyle davacı ...’ün cep telefonuna hakaret içeren mesajlar gönderdiği, tarafların basit tıbbi müdahale ile giderilebilir şekilde yaralandıkları anlaşılmaktadır.
Olay tarihinde yürürlükte olan 818 sayılı mülga Borçlar Kanunu’nun 44. Maddesine (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 52. maddesi) göre zarar gören, zararı doğuran fiile razı olmuş veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuş yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmış ise hâkim, tazminatı indirebilir veya tamamen kaldırabilir.
Somut olayda, olayın oluş şekli, davacılardan ...’ün yaralanmasının niteliği, davacı ...’ün kardeşi olan diğer davacının davalı tarafından darp edilmesi üzerine davalı ile tartışması hususları göz önüne alındığında davacıların eylemlerinin tazminattan indirim sebebi olabileceği anlaşılmaktadır. Şu durumda davacılar yararına uygun bir miktarda manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken davanın tümden reddine karar verilmesi doğru görülmemiş ve kararın açıklanan nedenle bozulması gerekmiştir." gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda İstanbul 10. Asliye Ceza Mahkemesinin kararı da göz önüne alındığında davalının davacılara hakaret ederek kişilik haklarını ihlal ettiği maddi vakıasının gerçek olmadığı, ancak olay esnasında vücut bütünlüklerine zarar verilmesi nedeniyle manevi tazminat isteme haklarının bulunduğu, 6098 sayılı Kanun'un 52 nci maddesi de gözetildiğinde davacıların vücut bütünlüklerinin ihlaline neden olan olayda davacıların eyleminin zararın artmasında etkili olduğu gerekçesiyle her bir davacı için ayrı ayrı 1.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuran
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; davalı tarafından müvekkillerinin kişilik haklarına hukuka aykırı olarak saldırı gerçekleştirildiğinin sabit olduğunu, mahkemece 6098 sayılı Kanun'un 52 nci maddesine atıf yapılmış ise de anılan maddeye aykırı davranıldığını, mahkemece davalının eylemlerinin dikkate alınmadığını, yalnızca beraat kararlarının esas alınarak hüküm tesis edildiğini, davalının eylemleri karşısında hükmedilen manevi tazminat miktarının oldukça az olduğunu ileri sürerek mahkeme kararının bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davalı tarafından davacılara yönelik gerçekleştirilen hakaret, tehdit ve yaralama eylemleri nedeniyle manevi tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6217 sayılı Kanun'un 30 uncu maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na eklenen “Geçici Madde 3” atfıyla halen uygulanmakta olan1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 427 vd maddeleri, olay tarihinde yürürlükte olan 818 sayılı mülga Borçlar Kanunu'nun 41 ve 44 üncü maddeleri(6098 sayılı Kanun'un 49 ve 52 nci maddeleri).
3. Değerlendirme
Temyiz olunan nihai kararların bozulması 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen kararın bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davacılar vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacılar vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,
Aşağıda dökümü yazılı temyiz peşin harcının onama harcına mahsubuna,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
29.04.2024 tarihinde Başkan ...'ın karşı oyu ve oy çokluğuyla karar verildi.
(Karşı Oy)
KARŞI OY
818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 47. maddesi (6098 sayılı TBK 56) hükmüne göre hâkimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mal varlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Somut olayda; olayın oluş şekli, olay tarihi, davacının talep miktarının azlığı ve yukarıdaki ilkeler göz önüne alındığında davacı ... yararına hükmedilen manevi tazminat miktarı azdır. Daha üst düzeyde manevi tazminata hükmedilmek üzere kararın bozulması gerektiğini düşündüğünden sayın çoğunluğun onama kararına katılmıyorum.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!