WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 21 Haziran 2026

YARGITAY 4. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

4. Hukuk Dairesi         2024/2465 E.  ,  2024/5695 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/68 E., 2023/408 K.
HÜKÜM/KARAR : Red

Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 15.06.2021 tarihli ve 2021/1383 Esas, 2021/3024 Karar sayılı ilamıyla bozulmasına karar verilmiştir.

Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.

Mahkemenin kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalılar..., ... murisleri ... hakkında takip başlatıldığını, takibin semeresiz kaldığını dava konusu "......" isimli teknenin mal kaçırma amacı ile önce davalı ...'e ondan davalı ...'ya ondan da davalı ...'e satıldığını belirterek, bu tasarrufların iptalini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalılar vekilleri haksız açılan davanın reddini savunmuştur.

III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 12.09.2019 tarihli ve 2018/134 Esas, 2019/232 Karar sayılı kararıyla; dava konusu teknenin borçlu adına hiç kaydedilmediği doğrudan davalı ... adına tescil edildiği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1.Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Dairenin 15.06.2021 tarihli ve 2021/1383 Esas, 2021/3024 Karar sayılı ilâmı ile;
"...Dava İİK'nun 277 maddesine dayalı olarak açılan nam-ı müstea niteliğindeki işlemin iptali istemine ilişkindir.
Nam-ı müstear, adını herhangi bir nedenle gizli tutmak isteyen bir kişinin, sözleşmeyi kendi hesabına, başka bir kişiye yaptırmasıdır. Tasarrufun iptali veya BK'nun 19 uncu maddesine göre açılan dava yönünden ise alacaklıdan mal kaçırmak isteyen borçlunun kendi adını gizli tutarak hukuki işlemi kendi hesabına, başka bir kişiye yaptırmasıdır. Bu tür işlemlerin İİK'nun 277 ve devamı maddelerine dayalı olarak iptali istenilerek davacı alacaklının alacağına kavuşması sağlanır.İşlemin nam-ı müstear olarak gerçekleştiğini ispat külfeti davacıya aittir.
Somut olayda, davacının alacağının dayanağı 09.09.2009 tanzim tarihli bonoya dayanmaktadır. Dava konusu tekne ilk olarak 17.05.2011 tarihinde davalı ... adına tescil edilmiş, daha sonra 26.02.2013 tarihinde davalı ...’ya satılmış, o da 23.09.2013 tarihinde davalı ...’e satmıştır.
Davalı üçüncü kişi ... ayrıntılı olarak verdiği cevap dilekçesinde, kendisinin tekne imalatçılığı yaptığını, tekne imalatçısı olarak işverenden işi aldığını ve ekibiyle beraber işe başladığını, işverenin sigortalısı olarak göründüklerini, kendi ekibindeki işçilerin de işverenin işçisi olduklarını, kendisinin işi götürü usulde aldığını gerek kendisinin gerekse işçilerinin sigorta primlerinin bu götürü usuldeki pazarlığın esaslı unsurları olduğunu, işverenin bunları ödemek zorunda olduğunu, aldığı işi teslim edene kadar sigortalı olarak gözüktüğünü, borçlu ...'e de bu şekilde ekibiyle tekne imal ettiğini, ... için 4 adet teknenin yapımında bulunduğunu, vergi mükellefi olmadığı için teknenin faturalarını ... üzerinden gösterdiklerini, 14 metrelik olan davaya konu teknenin yarısına kadar ... tarafından ... adına yapıldığını, ... tarafından yarım bırakılan tekne için ... ile bakiye alacakları için anlaşmaya vardıklarını, bu anlaşma neticesinde teknenin kendisince tamamlanmış evrakları ... adına çıkmış ve daha sonra bakiye borçlarına karşılık kendisine devredildiğini, daha sonra sattığını belirtmiştir.
Tanık ... ve ...aynı yöndeki beyanlarında davalı ...’in taşeron olarak ...'in teknelerini imal ettiğini , kendilerinin de taşeron ...’in işçileri olduğunu, “...... “adlı dava konusu teknenin yapımında çalıştıklarını, maaşlarının önce borçlu ... tarafından ödendiğini, daha sonra ...'den maaşlarını aldıklarını, bu teknenin yapımına ...'e ait olmak üzere başlandığını ... paralarını ödeyemeyince, ...paralarını ödediğinden, teknenin alacakları karşılığında ... tarafından ...'e satıldığını bildiklerini belirtmişlerdir.
Bu halde, dava konusu teknenin borçlu ...’e ait olduğu onun tarafından yaptırıldığı, davalı üçüncü kişi ...’in ise onun taşeronu olduğu ancak davalı üçüncü kişinin teknenin işçilik alacaklarına karşılık olarak kendi adına tescil edildiğini iddia ettiği anlaşılmaktadır.
Yapılacak iş, davalı ...‘in ifadesinde geçen ...’nın da dinlenerek, dava konusu teknenin kendisi tarafından nasıl ve hangi aşamaya kadar yapıldığı, sonrasında davalı ...’in bu tekne yapımı için gereken işçilik ücretinin ne olduğu ve malzemenin nasıl temin edildiği gibi hususlarda beyan, belgeler alınarak gerekirse bu belgelere göre konusunda uzman bilirkişi aracılığı ile ...’in bu tekne için işçilik bedeline göre teknenin tamamını adına tescilinin yerinde olup olmadığı, araştırılarak, oluşacak sonuca göre , borçlunun kendisine ait olan teknenin mal kaçırma amacı ile üçüncü kişi ... adına tescil edilip edilmediği değerlendirilerek, değerlendirmenin bu yönde olması halinde diğer davalılar ...ve ...’nun borçlunun mali durumunu bilen veya bilmesi lazım gelen kişilerden olup olmadığı da, kötüniyetli olup olmadıkları, İİK'nun 283/2 nci maddesi gereğince davanın bedele dönüştürüp dönüştürmeyeceği tartışılarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır." gerekçesi ile kararın bozulmasına karar verilmiştir.

B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile anılan dairenin bozma ilâmına uyularak yapılan yargılama sonunda; dava konusu teknenin yapımına borçlu adına başlanmış olmasına rağmen tamamlanmadığı, yapılan işe karşılık davalı ... adına tescil edildiği, mal kaçırma amacının olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; bozma ilamında tanık olarak ...'nın dinlenmesi istenmesine rağmen ... dinlendiği ve bunun için bir neden gösterilmediği, davalı ...'in borçlunun sigortalı işçisi olduğunu ileri sürerek mahkeme kararının bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre uyuşmazlık, İİK'nın 277 ve devamı maddeleri gereğince açılmış muvazaalı işlemin iptali istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunun'un 277ve devamı maddeleri gereği açılmış nam-ı müstear.

3. Değerlendirme
Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesinin hukukça mümkün olmadığı, danlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine,

Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,

04.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.