4. Hukuk Dairesi 2024/1930 E. , 2024/4669 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/611 E., 2023/245 K.
HÜKÜM/KARAR : Davanın kabulü
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonucunda mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davacılar vekilince temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesince yapılan temyiz incelemesi sonucunda kararın bozulmasına karar verilmiştir.
Bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı ... vekili ve davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesince yapılan temyiz incelemesi sonucunda kararın bozulmasına karar verilmiştir.
Bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davacılar vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; davalıların zorunlu ve ihtiyari mali sorumluluk sigortacısı ve sürücüsü olduğu aracın neden olduğu çift taraflı trafik kazasında diğer araçta yolcu olarak bulunan davacıların eşi ve babaları olan ...nın vefat ettiğini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla toplam 600,00 TL destekten yoksun kalma tazminatı ile 50.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan tahsilini talep etmiş, 18.09.2017 tarihli ıslah dilekçesi ile dava değerini 265.087,37 TL olarak artırmıştır.
II. CEVAP
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin sağ şeritten ilerlerken emniyet şeridindeki aracın yola tecavüzü nedeniyle kazanın meydana geldiğini, müvekkilinin kazada kusurunun bulunmadığını, davacıların murisinin kusuru nedeniyle can kaybının oluştuğunu, ceza dosyasının henüz kesinleşmediğini, ölen kişilere ... (SGK) tarafından rücu edilme durumunun olduğunu, müvekkilinin aracında ihtiyari mali sorumluluk sigortasının (İMSS) bulunduğunu, bu sigortanın kombine tek limit altında 50.000,00 TL'ye kadar manevi tazminatı da kapsadığını beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; 06 KGA 72 plakalı aracın trafik sigortası poliçesinin müvekkil şirketi tarafından yapıldığını, davacı yanın dava açmadan önce müvekkiline başvuru yaptığını, yapılan incelemede SGK tarafından yapılan ödemeler de düşüldüğünde herhangi bir destekten yoksun kalma tazminatının bulunmadığının tespit edildiğini beyanla davanın reddini talep etmiştir.
III. MAHKEMECE VERİLEN İLK KARAR
Mahkemenin 27.02.2014 tarih ve 2011/61 Esas, 2014/90 Karar sayılı kararı ile destekten yoksun kalma nedeniyle davacıların maddi tazminat taleplerinin reddine, davacılardan ... için 25.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 11.08.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, davacılardan çocuk ... için velayeten ... adına 15.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 11.08.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Mahkeme kararına karşı davacılar vekili temyiz kanun yoluna başvurmuştur.
2. Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesi'nin 07.04.2016 tarih ve 2016/942 Esas, 2016/451 Karar sayılı ilamı ile "1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacılar vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Dava, trafik kazasından kaynaklanan destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkindir.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 55 inci maddesinde destekten yoksun kalma zararları ile bedensel zararlar hesaplanırken kısmen veya tamamen rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemeleri ile ifa amacını taşımayan ödemelerin bu tür zararların belirlenmesinde gözetilemeyeceği, zarar veya tazminattan indirilemeyeceği hüküm altına alınmıştır.
Somut olayda mahkemece, davacılar lehine tazminata hükmedilirken desteğin ölümü nedeniyle ... tarafından davacılara bağlanan gelir tazminattan tenzil edilmiştir. Ne var ki; mahkemece ... tarafından iş kazası nedeniyle davacılara gelir bağlandığı bildirilmesine karşın bağlanan gelirin rücu edilmesi için herhangi bir rücu davası ya da tahsilatı olup olmadığı araştırılmamıştır.
Bu durumda mahkemece, ... tarafından davacılara bağlanan gelirin rücuya tabi olup olmadığı, bağlanan gelirler rücuya tabi ise rücu amacıyla herhangi bir dava açılıp açılmadığı, açılmış ise akıbetinin ne olduğu ve herhangi bir rücu tahsilatı yapılıp yapılmadığı hususunun ...'na sorularak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
3-5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 21 inci maddesinin 4 üncü fıkrasında iş kazası, meslek hastalığı ve hastalığının, üçüncü bir kişinin kusuru nedeniyle meydana gelmesi halinde, sigortalıya ve hak sahiplerine yapılan veya ileride yapılması gereken ödemeler ile bağlanan gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değerinin yarısının, zarara sebep olan üçüncü kişilere ve şayet kusuru varsa bunları çalıştıranlara rücu edileceği düzenlenmiştir. Kanunun açık hükmünden de anlaşılacağı üzere ..., üçüncü kişilerden ancak bağlanan gelirin ilk peşin sermaye değerinin yarısı oranında rücu talebinde bulunabilir. Somut olayda ise, davacılara bağlanan gelirin ilk peşin sermaye değerinin tamamı tazminattan tenzil edilmiştir.
Bu nedenle mahkemece, yukarıda ikinci bentte açıklandığı gibi araştırma yapıldıktan sonra 5510 sayılı Kanunun 21/4 üncü maddesi gereğince ... tarafından üçüncü kişilere karşı ancak bağlanan gelirin yarısı oranında rücu talep edilebileceği nazara alınarak bağlanan gelirin ilk peşin sermaye değerinin yarısının tazminattan indirilmesi gerekirken tamamının tenzil edilmesi doğru görülmemiştir.
Kabule göre de; hükme esas alınan 20.01.2014 tarihli bilirkişi raporunda zarar hesaplanırken raporun 4 üncü sayfasındaki 01.01.2015-15.08.2024 tarihleri arasındaki bilinmeyen aktif devre zararının hesaplandığı tabloda davacı eş için zarar hesaplanırken tablonun 4, 5 ve 6 ncı satırında 2018-2019 ve 2020 yılları için zarar hesaplanmıştır. Ancak aynı tablonun 7, 8 ve 9 uncu satırlarında yine 2018-2019 ve 2020 yılları için mükerrer zarar hesaplanmıştır. Bu haliyle raporda maddi hata sonucu toplama hatası yapılmıştır.
Bu nedenle mahkemece, hükme esas alınan bilirkişi raporundaki maddi hatanın giderilmesi için ek rapor alınması gerekirken yazılı şekilde eksik inceleme ile karar verilmesi yerinde değildir.
Yine kabule göre de; Karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 3 üncü maddesinde birden fazla davalı aleyhine açılan davanın reddedilmesi halinde, red sebebi ortak olan davalılar lehine tek bir avukatlık ücretine hükmolunacağı öngörülmüştür. Mahkemece reddedilen davada vekille temsil edilen her iki davalı taraf için maddi ve manevi tazminat ayrımı yapılmadan ayrı ayrı vekalet ücreti takdir edilmiştir.
Mahkemece, davanın aynı hukuki sebeple reddedildiği gözetilerek, davalılar yararına tek vekalet ücreti verilmesi gerekirken ayrı ayrı vekalet ücreti takdir edilmesi yerinde değildir." gerekçeleriyle karar bozulmuştur.
2-Bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda mahkemenin 01.10.2019 tarih ve 2016/549 Esas, 2019/400 Karar sayılı kararı ile 216.003,85 TL maddi tazminatın 300,00 TL'nin davalı ...'dan kaza tarihi olan 11.08.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte, davalı ... A.Ş. yönünden ise dava tarihi olan 28.01.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte, ıslah edilen 215.703,85 TL'nin ise ıslah tarihi olan 18.09.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte (davalı ... A.Ş. yönünden ihtiyari mali sorumluluk sigortası limiti dahilinde) davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı ...'ya ödenmesine, 49.683,52 TL maddi tazminatın 300,00 TL'nin davalı ... Yıldırımdan kaza tarihi olan 11.08.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte, davalı ... A.Ş. yönünden ise dava tarihi olan 28.01.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte, ıslah edilen 49.383,52 TL'nin ise ıslah tarihi olan 18.09.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte (Anadolu Sigorta A.Ş. yönünden ihtiyari mali sorumluluk poliçesi (İMSS) limiti dahilinde) davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile küçük ...'ya velayeten davacı ...'ya ödenmesine karar verilmiştir.
3-Mahkeme kararına karşı davacılar vekili ve davalı ... vekili temyiz kanun yoluna başvurmuştur.
4- Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesi'nin 09.02.2021 tarih ve 2020/324 Esas, 2021/984 karar sayılı ilamı ile "1-Dava ölümlü trafik kazası nedeniyle ölenin desteğinden yoksun kalanların maddi tazminat taleplerine ilişkindir.
Daire’mizin 07.04.2016 tarih ve 2016/942-2016/4451 sayılı bozma ilamına uyulmasına karar verildiği halde, bozma gerekleri yerine getirilmemiştir.
Bozma ilamının 2 nci bendinde "mahkemece, davacılar lehine tazminata hükmedilirken desteğin ölümü nedeniyle ... tarafından davacılara bağlanan gelirin tazminattan tenzil edildiği, ancak ... tarafından iş kazası nedeniyle davacılara gelir bağlandığı bildirilmesine karşın bağlanan gelirin rücu edilmesi için herhangi bir rücu davası ya da tahsilatı olup olmadığı araştırılmadığı, bu nedenle ... tarafından davacılara bağlanan gelirin rücuya tabi olup olmadığı, bağlanan gelirler rücuya tabi ise rücu amacıyla herhangi bir dava açılıp açılmadığı, açılmış ise akıbetinin ne olduğu ve herhangi bir rücu tahsilatı yapılıp yapılmadığı hususunun ...'na sorularak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı olduğu şekilde karar verilmesinin doğru görülmediği belirtilmiştir.
Mahkemece bozma sonrası yapılan yargılamada, Sosyal Güvenlik Kurumuna müzekkere yazılmış, 22.05.2017 tarihli yazı cevabında "Hak sahiplerine ...nın ölümü nedeni ile ölüm aylığı ve ayrıca iş kazası ölüm geliri bağlandığı bağlanan gelir rücuya tabi olup Cihanbeyli Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2014/597 E. sayılı dosyasından açılan davanın halen devam etmekte olduğu, herhangi bir tahsilat sağlanamadığı belirtilmiştir. Mahkemece bozma sonrası alınan Aktüer raporuna göre SGK tarafından ...'ya bağlanan 333.742,92 TL ve ...'ya bağlanan 92.057,72 TL peşin sermaye değerinin %50'si düşülerek tazminat hesaplanmış ve mahkemece bu hesaplamaya göre hüküm tesis edilmiştir. Davalı vekili gerek bozmadan sonraki beyanlarında gerek bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde gerekse de temyiz dilekçesinde; davacılara bağlanan rücuya tabi peşin sermaye gelirinin tahsili için ... tarafından şirketleri aleyhine açılan Cihanbeyli Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/306 Esas nolu dosyasından görülen rücu davasında davanın kabulü ile 174.623,31 TL peşin sermaye değerli gelirin kendilerinden tahsiline karar verildiğini ve kararın Konya 1. İcra Müdürlüğü'nün 2017/1371 sayılı dosyasından takibe konulduğunu, 174.623,31 TL asıl alacak olmak üzere toplam 264.641,00 TL'yi ödediklerini dolayısıyla poliçe teminatlarının tükendiğini, mahkemece bu hususların araştırılmadan eldeki davada da tazminata mahkum edildiklerini bildirmiştir. UYAP Sistemi üzerinden yapılan araştırmada sözkonusu Cihanbeyli Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2017/306 E-2017/713 sayılı kararının, tarafların istinaf etmemesi üzerine 22.12.2017 tarihinde eldeki davanın yargılaması sürerken kesinleştiği anlaşılmıştır.
Davalı ..., trafik kazası nedeni ile oluşan destek zararı konusunda gerçek zarar ile sorumludur.
Bu durumda Mahkemece; davalı vekilinin beyanları dikkate alınarak, davalı sigortacının mükerrer ödeme ile karşı karşıya kalmaması ve davacıların sebepsiz zenginleşmesine yol açılmaması için; Sosyal Güvenlik Kurumunca davalı ... şirketine karşı açılan ve Cihanbeyli Asliye Hukuk Mahkemesinde (İş Mahkemesi Sıfatıyla) 2017/306-2017/713 sayılı dosyasının ve işbu kararın icra takibine konu edildiği Konya 1. İcra Müdürlüğü'nün 2017/1371 sayılı dosyasının bulundukları yerden getirtilip aynı zararın birden çok kez tazmini suretiyle sebepsiz zenginleşmeye yol açmayacak biçimde davacının hak kazanacağı tazminat miktarının belirlenmesi konusunda ek rapor alınarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle yazılı olduğu biçimde hüküm tesisi de doğru görülmemiştir.
2-Kabule göre; davalı ... dava konusu 06 KGA 72 plakalı aracın İhiyari mali sorumluluk 50.000,00 TL limit ile manevi tazminat Klozuda Kasko Sigorta poliçesi içerisinde düzenlenmiş olup poliçede kazadan kaynaklı ölüm teminatı bulunmadığından hükmün 1 inci bendinde davalı ... şirketinin İhtiyari sorumluluk limiti dahilinde 2 inci bendinde ise kasko sigorta poliçesi sorumluluk limiti dahilinde hükmedilen tazminatlardan sorumlu tutulması doğru olmamıştır.
3-Bozma neden ve şekline göre davacılar vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir." gerekçeleriyle karar bozulmuştur.
B. Mahkememece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda manevi tazminata ilişkin hüküm yönünden kesinleşme olduğu görülmekle bu hususta yeniden karar verilmesine yer olmadığına, maddi tazminat yönünden; ... için 216.003,85 TL maddi tazminatın 300,00 TL’nin davalı ...'dan kaza tarihi olan 11.08.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte diğer davalı ... A.Ş'den ise bakiye poliçe limiti tutarı olan 306,24 TL yönünden sorumlu olduğu dikkate alınarak dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte bakiyesi olan 215.703,85 TL yönünden ise (tahsilde tekerrür olmayacak şekilde) ıslah tarihi olan 18.09.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, ... için 49.683,52 TL maddi tazminatın 300,00 TL’nin davalı ...'dan kaza tarihi olan 11.08.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte diğer davalı ... A.Ş. yönünden ise bakiye poliçe limiti tutarı olan 70,45 TL yönünden sorumlu olduğu dikkate alınarak dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte bakiyesi olan 49.383,52 TL yönünden ise tahsilde tekerrür olmayacak şekilde) ıslah tarihi olan 18.09.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya velayeten ...’ya ödenmesine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkeme'nin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili ve davalı ... vekili temyiz kanun yoluna başvurmuştur.
B.Temyiz Sebebleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; davaya konu kazaya sebebiyet veren davalı ... sevk ve idaresinde bulunan 06 KGA 72 plakalı aracın hem 147809308 Poliçe nolu Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası hem de 147728308 poliçe nolu Motorlu Kara Taşıtları Birleşik Kasko Sigortası nedeniyle, davalı ... Şirketinin zararın tamamından, davalı ... ile birlikte müteselsilen ve müştereken sorumlu olduğunu, esas mahkemesince hükme dayanak yapılan 15.03.2023 tarihli bilirkişi raporunda, davalı ... şirketinin poliçe limitinin bitmiş olduğu şeklindeki değerlendirmeye esas alınan Cihanbeyli Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/306 Esas sayılı dosyası ilamının peşin sermaye değerinin rücusuna ilişkin olduğu ve davanın taraflarınca istinaf edilmeden kesinleşerek Konya 1. İcra Müdürlüğünün 2017/1371 sayılı dosyası ile icra takibine konu edildiği anılan ilama konu peşin sermaye değeri işbu dosyadan daha önce alınan 07.03.2018 tarihli bilirkişi raporunda düşürülerek önceki Yargıtay bozma ilamı öncesi mahkeme ilamında da gözetildiğini, dolayısıyla mükerrer ödemeden ve davalı ... şirketinin limitinin bitmiş olmasından bahsetmenin mümkün olmadığını, kararın bozulması gerektiğini belirtmiştir.
Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; SGK tarafından, Cihanbeyli Asliye Hukuk Mahkemesi 2017/306 E. sayılı davada, huzurdaki dava davacılarına ödediği peşin değerli sermayenin rücusunun talep edildiğini davada SGK lehine 174.623,31 TL'nin kabulüne karar verildiğini, Konya 1. İcra Müdürlüğü 2017/1371 sayılı dosyaya 174.623,31 TL asıl alacak olmak üzere toplam 264.641,00 TL ödendiğini, bu kapsamda müvekkili şirketin teminatının tükendiğini, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, mahkeme kararında gerekçe ile hüküm arasında çelişki olduğunu, hem müvekkili şirketin sorumluluğunun miktarı bakımından hem de icrai yönden kararın açık ve net olmadığını, kararın değerlendirme kısmında belirtilen ''davacı eşin sorumluluğu için sigorta şirketinin 306,24 TL, ... için 70,45 TL sorumluluğun bulunduğu noktasında görüş bildirildiği, tanzim olunan raporun hüküm kurmaya elverişli olduğu anlaşılmakla; '' tespitlerine rağmen, hüküm kısmında ... lehine 306,24 TL ve 215.703,85 TL ... lehine ise 70,45 TL ve 49.383,52 TL tutarına hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, bozma kararından poliçe limitinin gözetilmesine vurgu yapıldığını, bozmaya aykırı karar verildiğini, hükmün yargılama gideri ve vekalet ücreti yönünden kurulan kısmında sigorta şirketinin sorumlu olduğu tutar ve bakiye poliçe limitinin açıkça belirtilmesi gerekmekte iken hüküm tutarının tamamından yargılama gideri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulmasının hukuka aykırı olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık; davalıların sürücüsü ve zorunlu trafik sigortacısı ve (İMSS) olduğu aracın karıştığı çift taraflı kazada dava dışı başka bir araçta yolcu olan davacılar desteğinin ölümü nedeniyle destekten yoksun kalma ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 141 inci maddesi, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3 üncü maddesinin atfıyla 11086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 297 ve 298 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 141 inci maddesi gereğince bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olması gereklidir. Gerekçenin önemi Anayasal olarak hükme bağlanmakla gösterilmiş olup gerekçe ve hüküm birbirine sıkı sıkıya bağlıdır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297/1-c maddesi, bir mahkeme hükmünün kapsamının ne şekilde olması gerektiğini açıklamıştır. Buna göre bir mahkeme hükmünde, tarafların iddia ve savunmalarının özetinin, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delillerin, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesinin, sabit görülen vakıalarla, bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin birer birer, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde hükümde gösterilmesi gereklidir. Bu kısım, hükmün gerekçe bölümüdür. Gerekçe, hakimin (mahkemenin) tespit etmiş olduğu maddi vakıalar ile hüküm fıkrası arasında bir köprü görevi yapar.
Bu hükümler yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereği ve kamu düzeni ile ilgili olup yasanın aradığı anlamda oluşturulacak kısa ve gerekçeli kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar, kararın gerekçesinin de sonucu ile tam bir uyum içinde, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıkta olması zorunludur. Yargıtay'ın hukuka uygunluk denetimi yapabilmesi için de ortada usulüne uygun şekilde oluşturulmuş bir hüküm bulunması gerektiği açıktır.
Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında, Mahkemece, hükmün gerekçesinde destek ...nın ölümü nedeniyle davalı ... şirketinin sorumluluğunun davacı ... için 306,24 TL, ... için 70,45 TL olduğunun bilirkişi raporu ile tespit edildiği ve tanzim olunan raporun hüküm kurmaya elverişli olduğu belirtilmiş olmasına karşın, hüküm kısmında davalı sigortanın davacı ... yönünden 306,24 TL ve bakiye 215.703,85 TL'den, yine diğer davacı ... yönünden de 70,45 TL ve bakiye 49.383,52 TL'den sorumluluğuna karar verilmesi doğru değildir, zira; bu hali ile gerekçe ile hüküm arasında çelişki olduğu ve hükmün infazda tereddüt yaratacak nitelikte olduğu açıktır.
Bu durumda, mahkemece; açıklanan yasa hükümlerine ve içtihada uygun şekilde; gerekçe hüküm çelişkisi içermeyen kendi içinde tutarlı, maddi olaya ve talebe uygun, denetime elverişli ve infazda tereddüt yaratmayacak şeklde gerekçeli karar ve hüküm oluşturulmak gerekirken, Anayasa'nın 141 inci maddesi ile 6100 sayılı HMK'nın 297 ve 298 inci maddelerine aykırı şekilde hüküm tesisi kararın bozulması gerektirmiştir.
2.Bozma neden ve şekline göre davalı vekilinin diğer, davacılar vekilinin tüm temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
VI. KARAR
1- Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan mahkeme kararının BOZULMASINA,
2- Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle bozma ilamının kapsam ve şekline göre davalı ... vekilinin diğer temyiz itirazlarının, davacılar vekilinin tüm temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davalı ...'ne iadesine,
Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacılara yükletilmesine,
Dosyanın mahkemeye gönderilmesine,
14.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!