4. Hukuk Dairesi 2023/9981 E. , 2024/5548 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2023/487 Değişik İş - 2023/487 Karar
SİGORTA TAHKİM KOMİSYONU İTİRAZ HAKEM HEYETİ
SAYISI : KIT-2023/1510
vekili Avukat ...
vekili Avukat ...
HÜKÜM/KARAR : Davalı vekilinin itirazının reddi/
Davacı vekilinin itirazının kısmen kabulü/ Davanın kısmen kabulü
SİGORTA TAHKİM KOMİSYONU UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ
SAYISI : K-2021/102953
Taraflar arasındaki sigorta tahkim yargılaması sonunda, Uyuşmazlık Hakem Heyetince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Karara taraf vekilleri tarafından itiraz edilmesi üzerine, İtiraz Hakem Heyetince davalı vekilinin itirazının reddine, davacı vekilinin itirazının kısmen kabulü ile Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararının kaldırılmasına ve yeniden hüküm tesisi ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, temyiz incelemesi sonucunda Dairece İtiraz Hakem Heyeti kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İtiraz Hakem Heyetince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davalı vekilinin itirazının reddine, davacı vekilinin itirazının kısmen kabulü ile Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararının kaldırılmasına ve yeniden hüküm tesisi ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi kararı davacı ve davalı vekilleri tarafından duruşma istemli temyiz edilmiş, kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda 19.03.2024 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen gün ve saatte davacı vekili Avukat ... Arslan ile davalı vekili Avukat ... geldiler. Tarafların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen 30.05.2024 gününde Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacıya ait Hidroelektrik Santralinin (HES) aşırı yağışlar nedeniyle oluşan yer kayması sonucu hasara uğradığını, hasarın onarımı ile kurtarma ve hasarın artmasının önlenmesi için davacının birçok masraf yaptığını, hasarın giderilip önlenmesi ve kurtarılması (santralin yeniden çalışır hale gelmesi) için geçen 72 günlük sürede iş durması zararının doğduğunu, davalı tarafından sadece 468.775,47 TL hasar bedeli ödendiğini ve iş durmasına ilişkin zararın muafiyet sınırının altında kaldığı gerekçesiyle ödeme yapılmadığını, davalının TTK'nın 1448 inci maddesi gereği devam eden heyelan nedeniyle zararın artmasının önlenmesi amacıyla yapılan tüm masraflardan ve iş durmasından kaynaklanan zarardan sorumlu olduğunu belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 1.000.000,00 TL hasar ve masraflar ile 340.000,00 USD kazanç kaybının olay tarihinden işleyecek en yüksek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş; 21.01.2021 tarihli ıslah dilekçesiyle, taleplerini hasar bedeli bakımından 13.815.863,30 TL'ye ve iş durması zararı bakımından 4.551.624,96 USD'ye (olmadığı takdirde TL karşılığına) yükseltmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının yaptığı ve tazminini istediği onarımların, eğimli arazinin güçlendirilmesine ilişkin olup teminat dışı olduğunu, riziko sona erdikten sonra yapılan güçlendirme çalışmalarının da TTK'nın 1448 inci maddesindeki zararı önleme ve azaltma kapsamına girmeyeceğini, heyelanın devam edeceğinin kesin olması halinde yapılacak masrafın makul olması kaydıyla teminata dahil olacağını, poliçe teminatında olan heyelanın doğrudan neden olduğu hasarın onarımı için gerekli sürenin 10 gün olduğunu ve poliçede iş durması için 14 günlük muafiyet bulunduğu için de bu zarardan sorumlu olmadıklarını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III.UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ KARARI
Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; sigortalı Hidroelektrik Santralinin (HES) bulunduğu yerde yapılan keşif sonucu düzenlenen uzman bilirkişi raporlarıyla, hasarın temel nedeni olarak saptanan heyelanın durdurulması için yapılacak iyileştirme masraflarından davalı sigortacının sorumlu olmadığı; davacının HES'i ilk kurulumunda uygun inşa etmiş olması halinde dava konusu hasarın oluşmayacağı ve olaydan sonra yapılan masrafların yapılmasının da gerekmeyeceği; hasar onarımının sürdüğü ve raporlarla saptanan 72 günlük iş durma süresinden poliçedeki 14 günlük muafiyet süresinin düşülmesiyle belirlenen süre için, mali müşavir bilirkişi tarafından hesaplanan kar kaybından davalının sorumlu olduğu; hasar ihbarının yapılmasından sonraki 45. günün sonunda davalının temerrüde düştüğü gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 28.543.557,40 TL kar kaybı tazminatının 18.05.2019 tarihinden işleyecek temerrüt faiziyle davalıdan tahsiline, davacının 18.990.743,60 TL'lik talebinin reddine karar verilmiştir.
IV. İTİRAZ
A. İtiraz Yoluna Başvuranlar
Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına süresi içinde taraf vekilleri itiraz başvurusunda bulunulmuştur.
B. İtiraz Sebepleri
Davacı vekili itiraz dilekçesinde; onarım ve kurtarma masrafları ile bunların KDV'sine ilişkin talebin reddinin hatalı olduğunu, kar kaybı zararı bakımından muafiyet uygulanmasının doğru olmadığını, alınan uzman bilirkişi raporlarında ayıplı imalata ilişkin tespit bulunmadığı halde, yorum yoluyla bu sonuca ulaşılıp hasar onarım ve kurtarma masrafları talebinin reddine karar verilemeyeceğini, kar kaybı zararının döviz cinsinden hükmedilmesi gerektiğini, temerrüt tarihinin hatalı tespit edildiğini ve yargılama giderlerinin eksik hükmedildiğini belirterek Uyuşmazlık Hakem Heyetince verilen kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
Davalı vekili itiraz dilekçesinde; ıslah dilekçesi tebliğ edilmeyerek savunma haklarının kısıtlandığını, hasar onarım kurtarma masraflarına ilişkin talep reddedildiği halde, kurtarma çalışmalarına ilişkin sürenin iş durma süresinin belirlenmesinde esas alınmasının çelişkili olduğunu, kar kaybı zararının, iş durma süresine ilişkin poliçedeki muafiyet hükmü gereği reddedilmesi gerektiğini, ıslah ile artırılan tutarlara, ıslah tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerektiğini belirterek Uyuşmazlık Hakem Heyetince verilen kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
İtiraz Hakem Heyetinin 01.11.2021 tarih ve 2021/İHK-37187 sayılı kararı ile; hasara neden olan heyelanın meydana gelmesinde bölgenin toprak yapısının da etkili olduğu ve tacir olan her iki tarafın bu durumu gözetmesi gerektiği dikkate alındığında, davacı tarafın % 50 ortak kusuru oranında indirimle belirlenen hasar onarım ve kurtarma masraflarını talep edebileceği; onarım sırasında çıkan hafriyatın depolanması için yapılacak kamulaştırma masrafının, bu işin her zaman yapılması gereken iş olması ve davaya konu olayla doğrudan bağlantılı görülmemesi nedeniyle zarar hesabına dahil edilmediği; davacının, itiraz etmediği hasar hesap raporundaki bedelin karara esas alındığı; hasar onarım ve kurtarma masrafına ilişkin tutarın KDV'sinden de davalı sigortacının sorumlu olduğu; ancak, vergilendirmeye esas net kazanç niteliğinde olan kar kaybı zararı için KDV'ye hükmedilemeyeceği; kar kaybı bakımından, tacir olan tarafların serbest tasarrufu ile poliçeye konulan muafiyet süresinin düşüldüğü; kar kaybı zararı için, 13.09.2018 tarihli Türk Parasının Kıymetinin Korunmasına İlişkin Cumhurbaşkanlığı kararı gereği, bu zararın TL karşılığına hükmedilmesinin uygun görüldüğü; davalının temerrüt tarihinin ve yargılama giderlerinin Uyuşmazlık Hakem Heyeti tarafından doğru biçimde tespit edildiği" gerekçesiyle, davalı vekilinin itirazının reddine; davacı vekilinin itirazının kısmen kabulü ile Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararının kaldırılmasına ve yeniden hüküm tesisiyle davanın kısmen kabulüne, 5.090.574,48 TL hasar onarım ve önleme zararı, 28.543.557,40 TL kar kaybı zararı olmak üzere toplam 33.634.131,90 TL tazminatın 18.05.2019 tarihinden işleyecek temerrüt faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, davacının fazlaya ilişkin 13.900.169,10 TL'lik talebinin reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
2.Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 09.01.2023 tarih, 2022/8846 esas ve 2023/101 karar sayılı ilamı ile; ''...6100 sayılı HMK'nın 177. maddesinin 2. fıkrasında yer alan ıslah dilekçesinin tebliği konusundaki düzenleme, adil yargılanma hakkının kapsamında yer alan savunma haklarının etkin biçimde kullanılmasını teminen konulmuş olup hassasiyetle üzerinde durulmalıdır. Anılan bu yasal düzenlemede, davada taraf olanların haklarının korunması amaçlanmış olup tarafların yargılama süreçlerine etkin katılımının sağlanması ise, yapılan tüm tebligatların usulüne uygun olması ile sağlanabilecektir. Somut olayda; Uyuşmazlık Hakem Heyeti yargılaması sırasında davacının sunduğu 21.01.2021 tarihli ıslah dilekçesinin davalı vekiline tebliğ edildiğine dair herhangi bir belgenin dosyada bulunmadığı; davalı vekilinin Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararına karşı yaptığı itiraz başvurusunda, ıslah dilekçesinin tebliğ edilmeyişini de itiraz sebebi yaptığı; İtiraz Hakem Heyeti tarafından, davalının bu itirazı hakkında hiçbir değerlendirme yapmadığı gibi, ıslah dilekçesinin tebliğine ilişkin eksikliği de tamamlamadığı; davalının, ıslaha karşı cevap verme, savunmalarını yapma imkanından yoksun bırakıldığı görülmektedir. Yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler gereği, davacı tarafın ıslah dilekçesinin davalı ... şirketine tebliğ edilmesi gerekirken, usulünce yapılmış tebligat olmadan ve davalının savunma hakları ile hukuki dinlenilme haklarını kısıtlar biçimde yargılamaya devam edilip yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş ve İtiraz Hakem Heyeti kararının bozulması gerekmiştir.'' gerekçesiyle karar bozulmuştur.
B. İtiraz Hakem Heyetince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; ıslah dilekçesi davalı taraf vekiline tebliğ edilmiş olup, hasara neden olan heyelanın meydana gelmesinde bölgenin toprak yapısının da etkili olduğu ve tacir olan her iki tarafın bu durumu gözetmesi gerektiği dikkate alındığında, davacı tarafın % 50 ortak kusuru oranında indirimle belirlenen hasar onarım kurtarma masraflarını talep edebileceği; onarım sırasında çıkan hafriyatın depolanması için yapılacak kamulaştırma masrafının, bu işin her zaman yapılması gereken iş olması ve davaya konu olayla doğrudan bağlantılı görülmemesi nedeniyle zarar hesabına dahil edilmediği; davacının, itiraz etmediği hasar hesap raporundaki bedelin karara esas alındığı; hasar onarım ve kurtarma masrafına ilişkin tutarın KDV'sinden de davalı sigortacının sorumlu olduğu; ancak, vergilendirmeye esas net kazanç niteliğinde olan kar kaybı zararı için KDV'ye hükmedilemeyeceği; kar kaybı bakımından, tacir olan tarafların serbest tasarrufu ile poliçeye konulan muafiyet süresinin düşüldüğü gerekçesiyle davalı vekilinin itirazının reddine; davacı vekilinin itirazının kısmen kabulü ile Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararının kaldırılmasına ve yeniden hüküm tesisiyle davanın kısmen kabulüne, 5.090.574,48 TL hasar onarım ve önleme zararı, 28.543.557,40 TL kar kaybı zararı olmak üzere toplam 33.634.131,90 TL tazminatın 18.05.2019 tarihinden işleyecek temerrüt faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, davacının fazlaya ilişkin 13.900.169,10 TL'lik talebinin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davacı şirketten, hasarın gerçekleşme ihtimalini önceden bilmesinin beklenemeyeceğini, sigortacının, risk analizi sonucu teminat altına aldığı ve gerçekleşen rizikoda, hasar, önleme ve kurtarma masraflarının ve zararların tamamını tazminle yükümlü olduğunu, davacıya hasarı paylaşma sorumluluğu yüklenemeyeceğini, ekspertiz raporunda da yer aldığı üzere kamulaştırma, sigortacının menfaatine olarak, hafriyatın taşınmasına istinaden çok daha ekonomik olması nedeniyle yapıldığından, bu bedeli sigortacının tazminle yükümlü olduğunu, kazanç kaybı yönünden KDV dahil edilerek belirlenen tutara hükmedilmesi gerektiğini, kar kaybı zararı bakımından muafiyet uygulanmasının doğru olmadığını, kar kaybı zararının döviz cinsinden hükmedilmesi gerektiğini, temerrüt tarihinin hatalı tespit edildiğini, avans faizine hükmedilmesi gerektiğini ve yargılama giderlerinin eksik hükmedildiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; gerek önleme ve kurtarma masrafı olduğu kabul edilen tutarların gerekse de kâr kaybı talebinin kısmen kabulü yönünde verilen kararın, hukuka ve dosyadaki delillere açıkça aykırı olduğunu, İtiraz Hakem Heyeti’nin herhangi bir teknik tespit veya veriye dayanmaksızın uzmanlığı olmadığı teknik bir alanda kusur paylaşımı yapmasının mümkün olmadığını, tesisin ayıplı olarak projelendirilip inşa edildiğini, bu nedenle de TTK'nın1453 üncü maddesi uyarınca (sigorta edilen şeyin ayıbından kaynaklanan) davacı taleplerinin teminat dışı olduğunu, davacı tarafından talep konusu yapılan inşaat işlemlerinin hiç yapılmaması halinde, heyelan rizikosunun yeniden kalan sigorta süresi içerisinde kaçınılmaz bir şekilde meydana gelecek olduğunun tespiti gerektiğini, bu tespitin yapılamadığı her durumda talep tutarlarının TTK'nın 1448 inci maddesi anlamında sigortacıdan tazmin edilmesinin mümkün olmadığını ve kar kaybı zararının, iş durma süresine ilişkin poliçedeki muafiyet hükmü gereği reddedilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davalı ... şirketi nezdinde Modüler Kurumsal Sigorta Poliçesi ile sigortalı Hidroelektrik Santralinde yoğun yağış sonucu meydana gelen yer kayması nedeniyle sigortalı değerde yapılan onarım ve kurtarma masrafları ile bu süre zarfında oluşan kazanç kaybı zararının tahsili istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 1448 inci ve 1453 üncü maddeleri, Yangın Sigortası Genel Şartları, Yangına Bağlı Kar Kaybı Sigortası Genel Şartları, İnşaat Sigortası Genel Şartları ve Modüler Kurumsal Sigorta Poliçesi.
3. Değerlendirme
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına, özellikle TTK'nın 1448 inci maddesi uyarınca davacının sigortalı değerin kurtarılması ve hasarın önlenmesi için yapılan masrafları isteyebileceğine ilişkin kabulde bir isabetsizlik görülmemesine, hasar onarım ve kurtarma çalışmalarının yapıldığı dönemde 72 gün iş durması nedeniyle (elektrik üretilememesi ve satılmaması sonucu) meydana gelen kazanç kaybı yönünden KDV hariç bedele hükmedilmesinin yerinde olmasına, kazanç kaybı bakımından, tacir olan tarafların serbest tasarrufu ile poliçeye konulan muafiyet süresinin düşülmesinin yerinde olmasına ve kamulaştırma nedeniyle yapılan masraf ve giderlerin doğrudan dava konusu zararın giderilmesiyle bağlantılı olmaması sebebiyle reddedilmiş olmasında bir isabetsizlik görülmemesine ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir
2.Davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Davalı ... şirketi tarafından, 01.07.2018-01.07.2019 vadeli Modüler Kurumsal Sigorta Poliçesi ile teminat altına alınan, Isparta İli –Sütçüler İlçesi- Ayvalıpınar Köyü, Kasımlar Hidroelektrik Santralinde, yoğun ve sürekli yağış nedeniyle 28.01.2019 tarihinde meydana gelen yer kayması neticesi hasar meydana gelmiştir. Modüler Kurumsal Sigorta Poliçesi kapsamında, Yangın Sigortası Genel Şartlarına ekli Yer Kayması Klozu ile yer kayması rizikosuna karşı da teminat verilmiştir. Sigorta konusu Kasımlar Hidroelektrik Santrali için verilen yangın sigortası teminatına ''Yer Kayması Klozu'' başlıklı özel şarta tabi olarak ''Yer Kayması'' teminatı eklenmiş olup, söz konusu kloz '' Yangın Sigortası Genel Şartları hükümleri saklı kalmak kaydıyla sigortalı binanın inşa edilmiş olduğu arsada veya civarında vuku bulan yer kayması veya toprak çökmesi sonucu sigortalı şeylerde doğrudan meydana gelecek zararlar ile sel veya su baskını nedeniyle meydana gelen yer kayması ve toprak çökmesinden doğan zararlar teminata ilave edilmiştir'' şeklindedir.
Davacı şirket, bölgede beklenmeyen son 37 yılın en yoğun ve sürekli yağışı sebebiyle 28.01.2019 tarihinde meydana gelen yer kayması neticesi Hidroelektrik Santralinde hasar meydana geldiğini ve davacı şirketin büyük miktarda hasar ve zarara uğradığını, sigortalı değerdeki hasarın önlenmesi ve kurtarılması için masraflar yapılmak zorunda kalındığını, hasarın giderilmesi, önlenmesi ve kurtarılması süresi zarfında 72 gün zorunlu iş durması nedeniyle kazanç kaybına uğradığını ileri sürmüş; davalı taraf ise, davacının yaptığı ve tazminini istediği onarımların, eğimli arazinin güçlendirilmesine ilişkin olup teminat dışı olduğunu, riziko sona erdikten sonra yapılan güçlendirme çalışmalarının da TTK'nın 1448 inci maddesindeki zararı önleme ve azaltma kapsamına girmeyeceğini ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Sigorta Tahkim Komisyonu Uyuşmazlık Hakem Heyetince, Hidroelektrik Santralinin (HES) bulunduğu yerde hasarın temel nedeni olarak saptanan heyelanın durdurulması için yapılacak iyileştirme masraflarından davalı sigortacının sorumlu olmadığı; davacının HES'in ilk kurulumunda uygun inşa etmiş olması halinde dava konusu hasarın oluşmayacağı gerekçesiyle hasarın önlenmesi ve kurtarılması masraflarına ilişkin talebin reddine, kazanç kaybına ilişkin talebin ise kısmen kabulüne karar verilmiş; taraf vekillerinin itirazı üzerine İtiraz Hakem Heyetince davalı vekilinin itirazının reddine, davacı vekilinin itirazlarının ise kısmen kabulü ile; davacının sigortalı değerin kurtarılması ve hasarın önlenmesi için yapılan masrafları isteyebileceği, ancak hasara neden olan heyelanın meydana gelmesinde bölgenin toprak yapısının da etkili olduğu ve tacir olan her iki tarafın bu durumu gözetmesi gerektiği dikkate alındığında, davacı tarafın % 50 ortak kusuru oranında indirimle belirlenen hasar onarım kurtarma masraflarını talep edebileceği kanaatine varılmıştır.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun "zararı önleme, azaltma ve sigortacının rücu haklarını koruma yükümlülüğü" başlıklı 1448 inci maddesinin 1 inci fıkrasında "sigorta ettiren, rizikonun gerçekleştiği veya gerçekleşme ihtimalinin yüksek olduğu durumlarda, zararın önlenmesi, azaltılması, artmasına engel olunması veya sigortacının üçüncü kişilere olan rücu haklarının korunabilmesi için, imkânlar ölçüsünde önlemler almakla yükümlüdür. Sigorta ettiren, sigortacının bu konudaki talimatlarına olabildiğince uymak zorundadır" düzenlemesine; aynı maddenin 2 nci fıkrasında "bu yükümlülüğe aykırılık, sigortacı aleyhine bir durum yaratmışsa, kusurun ağırlığına göre tazminattan indirim yapılır" düzenlemesine ve 3 üncü fıkrasında ise "sigortacı sigorta ettirenin birinci fıkra gereğince yaptığı makul giderleri, bunlar faydasız kalmış olsalar bile, sigorta tazminatından veya bedelinden ayrı olarak tazmin etmekle yükümlüdür" düzenlemesine yer verilmiştir.
Sigorta sözleşmesine konu rizikonun gerçekleşme ihtimalini artıran ve sigortacının durumunu ağırlaştıracak mahiyetteki hususları sigortacıya bildirmek, sigortalı bakımından yükümlülük olmakla birlikte; TTK'nın 1448 inci maddesi gereği, zararın oluşumunun engellenmesi için gerekli önlemlerin alınması da sigortalı için bir yükümlülüktür. Sigortacının sorumluluk derecesi belirlenirken, gerek rizikoyu ağırlaştıracak hususların bildirilmesine ilişkin yükümlülük, gerekse riziko ağırlaşmasını engelleyecek önlemlerin alınması yükümlülüğünün birlikte ele alınması gereklidir.
Bunun yanı sıra, ihtilafa konu Modüler Sigorta Poliçesinin niteliği gereği birçok çeşitli ve geniş yelpazeli teminatı barındıran ve birden fazla Genel Şartlar hükümlerine dayanan bir poliçe türü olduğu anlaşılmaktadır. Bu itibarla;
Yangın Sigortası Genel Şartları'nın Rizikonun Gerçekleşmesi Halinde Sigorta Ettiren/Sigortalının Yükümlülükleri başlıklı B.I.1.2 maddesinde; ''Sigortalı değilmişçesine gerekli kurtarma ve koruma önlemlerini almak ve bu amaçla sigortacı tarafından verilen talimata elinden geldiği kadar uymak.''; Koruma Önlemeleri ve Kurtarma başlıklı B.2. Maddesinde; '' Sigorta ettiren/Sigortalı işbu sözleşme ile temin olunan rizikoların gerçekleşmesinde zararı önlemeye, azaltmaya ve hafifletmeye yarayacak önlemleri almakla yükümlüdür. Alınan önlemlerden doğan masraflar, bu önlemler faydasız kalmış olsa bile, sigortacı tarafından ödenir. Eksik sigorta varsa, sigortacı bu masrafları sigorta bedeliyle sigorta değeri arasındaki orana göre öder.'' düzenlemesine yer verilmiştir.
Yine Yangına Bağlı Kar Kaybı Sigortası Genel Şartları'nın Kar Kaybını Azaltıcı Önlemler başlıklı B.2.maddesinde; ''Sigorta ettiren ve/veya sigortalı, işbu sözleşme ile temin olunan rizikonun gerçekleşmesi halinde zararı önlemeye, azaltmaya ve hafifletmeye yarayacak önlemler ile sigortacı tarafından bu yönde alınması istenen önlemleri almakla yükümlüdür. Alınan önlemlerden doğan masraflara ilişkin giderler bu önlemler faydasız kalmış olsa bile, sigortacı tarafından ödenir. Bu önlemler alınmadığı takdirde, sigorta ettiren ve/veya sigortalının kusuru halinde, kusurun ağırlığına göre sigortacının ödemekle yükümlü olduğu bedel indirilir. Eksik sigorta var ise, sigortacı bu masrafları, A.6 maddesinde belirtilen orana göre azaltarak öder'' düzenlemesine, son olarak da İnşaat Sigortası Genel Şartları (Bütün Riskler) Hasar Halinde Sigortalının Yükümlülükleri başlıklı B.1.maddesinde; ''Sigortalı değilmişcesine gerekli kurtarma ve gerekli tedbirleri almak ve bu maksatla sigortacı tarafından verilecek talimata elinden geldiği kadar uymak'' düzenlemesine yer verildiği anlaşılmaktadır.
Hükme esas alınan ve üç kişilik bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen raporda; bölgede yer alan heyelanın bir katastrofik olay (aniden ve öngörülemez) nitelikte olduğu, mevcut alanda heyelan öncesinde, heyelan oluşumuna dair çok fazla belirtinin ve deplasmanın oluşmadığının görüldüğü, mevcut heyelandan sonra davacı şirket tarafından deforme olan iletim kanalının yeniden yapım çalışmalarının hasar onarım amaçlı olduğu, kanal yapımından sonraki çalışmaların ise önleme ve kurtarma amaçlı olduğu, bu konuda ilk temel gerekçelerinin; mevcut heyelanın katastrofik (aniden ve öngörülemez) olduğu, daha önceden öngörülüp engellenme şansının bulunmadığı, bölgede meydana gelen ve normallerin üzerindeki yağışın, bölgede meydana gelen heyelanın temel sebebi olduğu, heyelan sonucu kanal güzergahında deformasyon oluştuğu ve yeniden inşa edilmesinin elzem bir hal aldığı, mühendislik jeolojisi (uygulamalı jeoloji) çalışmalarında, heyelanlı alanlar ya da heyelan olduktan sonra inşaat yapılması gereken alanlar için en iyi bilinen kuralın mevcut heyelanın topuk kesiminin desteklenmesi (durdurucu kuvvetler) ve heyelanın taç kesimi altında akan ve yük oluşturan kesimin (kaydırıcı kuvvetler) kaldırılması olduğu, bunlar yapılmadan yapılacak herhangi bir yapının tekrar deforme olacağı, heyelan oluştuktan sonra uzun bir süre yük altındaki bölgenin bazı streslere maruz kalacağı ve deplasmanın devam edeceği, heyelan ile bozulan yapıların yenilenmesi için heyelanın kontrol altına alınması gerektiği, ikinci temel gerekçelerinin ise; mevcut deforme olmuş kanal hattının yenilenmesi öncesi yapılan çalışmalar şayet yapılmamış olsaydı, heyelan dizginlenmediği sürece deplasmanın devam edeceği, daha büyük bir alanın heyelana maruz kalacağı, daha büyük bir alanda tedbir alınması gerekeceği ve dolayısıyla maliyetlerin artacağı, heyelanın gelişimini önleyici tedbirler alınmadığı takdirde mevcut iletim kanalının yapımının çok uzun zaman alacağı, üretimin bu süreçte daha da uzun duracağı ve çok büyük mali külfete sebep olacağı, bu nedenle deforme olan iletim kanalının yeniden yapım çalışmalarının hasar onarım amaçlı olduğu ve kanal yapımından sonraki çalışmaların ise önleme kurtarma amaçlı olduğu, onarım maliyeti olarak yapılan kazı işleri, taş kaburga işleri, taş topuk işleri ve beton kalıp vb. işlere ilişkin yapılan harcamaların, dosyaya sunulan harcama belgeleri, kübaj hesapları ve projelere göre yapılan harcamaların toplam tutarının ve hesapların uygun olduğu, toplam harcama tutarının kamulaştırma bedeli hariç 11.118.699,97 TL (KDV dahil) olduğu mütalaa edilmiştir.
Tüm bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; hidroelektrik santralinin bulunduğu bölgede yoğun yağış sonrası 28.01.2019 tarihinde meydana gelen heyelan sonrası davalı şirket nezdinde Modüler Kurumsal Sigorta Poliçesi ile sigortalı olan hidroelektrik santralinin hasara uğradığı, davacı şirket tarafından, ilk aşamada iletim kanalının onarımı sonrası sigortalı değerin korunması için önleme ve kurtarma çalışmaları yapıldığı; davalı tarafından, yapılan çalışmaların önleme ve kurtarma amaçlı değil sigortalı değerin iyileştirilmesi amaçlı yapıldığı ve yapılan çalışmaların poliçe teminat kapsamı dışında olduğu ileri sürülmüş ise de, hükme esas alınan bilirkişi heyeti raporunda, bölgede yer alan heyelanın bir katastrofik olay (aniden ve öngörülemez) nitelikte olduğu, daha önceden öngörülüp engellenme şansının bulunmadığı, bölgede meydana gelen ve normallerin üzerindeki yağışın, heyelanın temel sebebi olduğu, mevcut alanda heyelan öncesinde, heyelan oluşumuna dair çok fazla belirtinin ve deplasmanın oluşmadığı, heyelanın yapı yapılmasına el verecek anlamda kontrol altına alınmasının iyileştirme olarak nitelendirilemeyeceği, bu nedenle davacı şirket tarafından yapılan çalışmaların hasarın kaldırılması ve önlenmesi niteliğinde olduğu ve heyelan dizginlenmediği sürece deplasmanın devam edeceği ve daha büyük bir alanın heyelana maruz kalıp, daha büyük bir alanda tedbir alınması gerekeceği ve dolayısıyla maliyetlerin artacağının mütalaa edildiği; her ne kadar İtiraz Hakem Heyetince, heyelanın gerçekleşmesindeki kök sebebin, her iki tarafın bilgisi dahilindeki toprak yapısından kaynaklanması nedeniyle, iş bu zarardan tarafların yarı yarıya % 50'şer nispetinde sorumlu olduğu gerekçesiyle indirim yapılmış ise de, davaya konu poliçenin düzenlenmesinden önce riziko adresinde risk analizi ve kıymet takdiri yapılmış ve sigortalı hidroelektrik santrali için teminat kapsamının belirlenmiş olmasına ve bilirkişi heyeti tarafından heyelanın, bir katastrofik olay (aniden ve öngörülemez) ve daha önceden öngörülüp engellenme şansı bulunmayan nitelikte ve mevcut alanda heyelan öncesinde, heyelan oluşumuna dair çok fazla belirtinin ve deplasmanın oluşmadığının belirtilmiş olmasına göre davacıya yukarıda yazılı gerekçe ile % 50 oranında kusur atfedilmesinin yerinde olmadığı ve bu yöndeki kabulün dosya kapsamı ile örtüşmediği, davacı şirketin TTK'nın 1448 inci maddesi, Yangın Sigortası Genel Şartları, Yangına Bağlı Kar Kaybı Sigortası Genel Şartları ve İnşaat Sigortası Genel Şartları uyarınca zararın önlenmesi, azaltılması, artmasına engel olunması amacıyla üstüne düşen yükümlülüğü yerine getirdiği anlaşılmaktadır. Şu durumda; İtiraz Hakem Heyetince, dava konusu heyelan sonucu sigortalı değerin korunması için hasarı önleme ve kurtarma amacıyla yapılan 11.118.699,97 TL masraf yönünden davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, bu nedenle kararın bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,
2. Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA
17.100,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak duruşmada vekille temsil olunan davacıya verilmesine,
Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davalıya yükletilmesine,
Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davacıya iadesine,
Dosyanın mahkemeye gönderilmesine,
30.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!