4. Hukuk Dairesi 2023/8884 E. , 2024/4905 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/313 E., 2023/54 K.
HÜKÜM/KARAR : Davanın reddi
Taraflar arasındaki muvazaa nedeniyle tapu iptali tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda verilen kararın temyiz incelemesi sonucu Dairece bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılamam sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; 1972 yılından beri eşi ... ile evli olduğunu, eşinin 1980'li yıllarda davalı ...'yi üzerine kuma getirdiğini, en son olarak eşinin artık kendisini ve çocuklarını görmek istemediğini ve alt katta oturdukları evden de gitmelerini istediğini, tapuda adına kayıtlı olan 206 ada 4 parsel nolu gayrimenkuldeki 1/2 hissesini mal kaçırma amacıyla gayri resmi eşi davalı ... adına yaptırdığını, 1/2 sinin de yine daha önceden mal kaçırma amaçlı olarak ...'ya tapuda devredildiğini, eşinin ileride açacağı mal paylaşımı davasının sonuçsuz kalması için kötü niyetli olarak başkasına devredildiğini, Batman İli, İluh Mahallesi 206 ada 4 parsel nolu taşınmazın tapu kaydının muvazaa nedeniyle iptali ile ... adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı ... davaya cevap vermemiştir.
2. Dahili davalı ... cevap dilekçesinde; davacının eski eşi olduğunu, aile mahkemesi kararı ile boşandıklarını, davalı ...'ya taşınmazın 1/2'sini sattığını, o tarihlerde ihtiyacı olduğundan dolayı geçim sıkıntısı nedeniyle sattığını, ...'nin çocuklarına yatırım olsun diye geri kalan 1/2 hisseyi de satın aldığını, davacının boşanma davasında bu evden hiç bahsetmediğini, boşanma davasının kesinleştiğini, kendisinden bir hak iddia edemeyeceğini ve davanın reddini istemiştir.
3. Dahili davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin davaya dahil edilmesinin yasaya aykırı olduğunu, ancak mecburi dava arkadaşlığı olacak kişilerin arasında dahili dava müessesinin işleyeceğini, müvekkilinin taşınmazı üzerine ihtiyati tedbir konulduğunu, bu kararın hukuka uygun bir karar olmadığını, açılan davada davacı açısından bir hukuki menfaat kalmadığını, aile mahkemesince verilen kararın incelenmesinde ... ile davacı arasında 2016 yılında kesinleşen bir boşanma davası olduğunu, mahkeme tarafından müvekkilinin taşınmazı ile ilgili hukuki bir karar verilemeyeceğini, bu nedenlerle müvekkilinin davaya dahil edilmesi ili ilgili ara karardan dönülmesine ve ihtiyati tedbir kararının da kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 16.07.2014 tarihli ve 2014/263 Esas, 2014/479 Karar sayılı kararıyla; "...dava dışı eşi tarafından davalıya devredilen taşınmazın devreden eşi adına aynen intikalini talep edemeyeceği, sadece bu devir yoluyla eşinin elde etmiş olduğu menfaati mal rejimi davasında katılma alacağına eklenecek değer olarak isteyebileceği, katılma alacağını bu şekilde eşinden tahsil edememiş olması halinde davanın ihbar edilmiş olması kaydıyla sadece alacağının karşılanmayan kısmını nakden davalıdan talep edebileceği, bu halde dahi davalıya karşı ileri sürebileceği alacağın şahsi hak olduğu, ayni hakkın istenmesinin mümkün olmayacağı ..." gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Mahkeme kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 22.03.2021 tarihli ve 2020/1884 Esas, 2021/1317 Karar sayılı kararıyla; "... iptal ve tescil davalarının taşınmazın kayıt malikine karşı açılması zorunludur. Nitekim, eldeki dava da kayıt maliki ... aleyhine açılmıştır. Ancak, somut olayın özelliği itibariyle, muvazaa iddiasının incelenebilmesi için, davalı ile dava dışı ... arasındaki hukuki ilişkinin muvazaalı olup olmadığının açıklığa kavuşturulması zorunludur. Ne var ki dava konusu taşınmazı muvazaalı olarak davalıya devrettiği iddia edilen davacının eşi ... yargılamada davalı sıfatı ile yer almamıştır. Davalı ile dava dışı ... arasındaki hukuki ilişkinin açıklığa kavuşturulabilmesi için bu şahsın da davalı sıfatıyla davada yer almasının zorunlu olduğu gözetilmeksizin sonuca gidilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmemiş, belirtilen usuli eksiklikler nedeniyle kararın bozulması gerekmiştir ..." gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla, "...Davacı tarafça Batman 1. Aile Mahkemesinin 2021/561 Esas sayılı dosyası ile dava açılmış ise de; davacı taraf söz konusu dosyada da katılma payı alacağı değil, yine dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ile tescilini talep etmiştir. Batman 1. Aile Mahkemesinin söz konusu dosyada 23.06.2022 tarih 2021/561 Esas 20122/340 Karar sayılı karar ile özetle davacının talebinin tescile yönelik olması, mal rejiminin sona ermesi halinde eşlerin şahsi hakkının doğması ayni hakkın bulunmaması, davacının ayni hak kaybedebileceği herhangi bir istisnai durum iddiasının da bulunmadığı, davacının mal rejiminin tasfiyesi sonucunda ayni hak talebinde bulunamayacağı gerekçeleri ile davanın reddine karar verdiği anlaşılmıştır.
Her ne kadar Aile Mahkemesi tarafından verilen iş bu karar kesinleşmemiş ise de, davacının mahkememizce kendisine verilen kesin süre içerisinde aile mahkemesinde katılma payı alacağı davası açmadığı, buna göre davacının herhangi bir katılma payı alacağını iddia ve ispat edemediği anlaşılmakla Aile Mahkemesi kararının kesinleşmesi beklenilmemiş ve davanın reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
Ayrıca davacının dava konusu taşınmaz nedeniyle katılma payı alacağı olup olmadığı hususunun değerlendirilmesi görevi aile mahkemesine ait olmakla birlikte edinilmiş mallara katılma rejiminin 01.01.2002 tarihinde yürürlüğe giren Türk Medeni Kanunu ile getirildiği, Batman Tapu Müdürlüğünün 07.03.2022 tarihli cevabi yazısı ekindeki resmi senet suretinden dahili davalı ...'in dava konusu taşınmazı 18.03.1994 tarihinde edindiği, bu nedenle (TMK'nın yürürlüğü ve uygulama şekli hakkındaki kanununun 10 uncu maddesi de nazara alındığında) söz konusu taşınmazın edinilmiş mallara katılma rejimine tabi olmayacağı, Aile Mahkemesi dosyasının kesinleşmesinin beklenilmesinin yargılamayı uzatmaktan başka bir etkisi olmayacağı anlaşılmakla söz konusu dosyanın kesinleşmesi beklenilmemiş ve yukarıda açıklanan nedenlerle davanın reddine dair karar verilmiştir. Davanın 10.000,00 TL üzerinden açılmış olması ve davacının dava değerini ıslah etmemiş olması nedeniyle kendisini vekille temsil ettiren dahili davalı ... lehine karar tarihindeki AAÜT uyarınca maktu vekalet ücretine hükmedilmiş olup netice itibariyle aşağıdaki şekilde hüküm verilmiştir..." gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuran
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; mal rejiminden kaynaklı olarak katılma payı alacağı davası açmak üzere mahkemece kesin süre verildiğini, açılan davanın ise mal rejiminin tasfiyesi sonucunda ayni hak talebinde bulunulamayacağı gerekçesiyle reddine karar verildiğini, bu karar dayanarak muvazaa nedeniyle tapu iptali tescil istemli davanın da reddine karar verildiğini, davacının davalı eşiyle 1970’li yıllarda evlendiğini, bu yıllarda aralarında herhangi bir mal rejimi belirlemediklerini, kanunun yürürlüğe girmesinden sonra yasal mal rejiminin geçerli olduğunu, taşınmazın 1994 yılında alınmasında da müvekkilimin gerek ziynetiyle gerek emeğiyle katılımı bulunduğunu, davalı ...’in ilk eşi olan davacı ... ...ten mal kaçırmak ve onu konuttan çıkartmak istediğini, boşanma davası, mal paylaşım davası ve diğer davaların bunu aşikar ettiğini, verilen kararın usul ve kanuna aykırı bulunduğunu ileri sürerek; bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 19 uncu madde gereğince açılmış muvazaalı işlemin iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 inci maddesinin birinci fıkrası ve 371 inci maddesi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 19 uncu maddesi.
3. Değerlendirme
Dava, muvazaa nedeniyle tapu iptali tescil istemiyle açılmış olup muvazaa çok geniş bir kavramdır. Bu itibarla, karşı tarafa ulaşması koşuluyla tüm irade beyanlarında, tek taraflı hukuki işlemlerde muvazaa mümkündür. Diğer bir söyleyişle, muvazaa tek taraflı veya iki taraflı sözleşmelerde olduğu gibi, hem borçlandırıcı ve hem de tasarrufi işlemlerde yapılabilir. Muvazaalı sözleşmelerde, muvazaanın tespiti veya iptali için açılacak bir davada, muvazaanın varlığının ileri sürülmesi bir süreye bağlı değildir. Danışıklı bir hukuki işlem ile üçüncü kişilere zarar verilmesi, onlara karşı işlenmiş bir haksız eylem niteliğinde olduğundan, kural olarak danışıklı işlem (muvazaalı muamele) nedeniyle hakları zarara uğratılan üçüncü kişiler, tek taraflı veya çok taraflı olan bu hukuki işlemlerin geçersizliğini ileri sürebilirler. Ancak danışıklı işlem ile üçüncü kişilerin haklarının zarara uğratıldığının benimsenebilmesi için onların, danışıklı işlemde bulunandan alacakları bulunmalı ve danışıklı işlem o alacağın ödenmesini önlemek amacıyla yapılmış olmalıdır.
TBK.nun 19 uncu maddesine göre dava açılabilmesi için İİK'nun 277 ve devamı maddelerine dayalı olarak açılan tasarrufun iptali davasından farklı olarak davacının kesinleşmiş bir alacağının veya yasadan doğan (miras payı gibi) bir talep hakkının varlığı ön koşul değildir. Ancak davacının bu davayı açmakta hukuki yararı olması için davalıdan bir alacağının veya yasadan doğan (miras payı gibi) bir talep hakkının olması gereklidir.
Öte yandan, davacının bu davadaki amacı alacağını tahsil edebilmek için muvazaa nedeniyle temelde geçersiz olan işlemin hükümsüzlüğünü sağlamaktır. Bu durumda mahkemece öncelikle, davacının davalıdan bir alacağı olup olmadığı, bir başka deyişle davada hukuki yararının ortadan kalkıp kalkmadığının doğru olarak tespiti gerekmektedir. Dosyadaki bilgi ve belgelerden, davacı ile dahili davalı ...'in evli olduğu, evlilik birliği içinde ihtilafların ortaya çıktığı, tarafların Batman Aile Mahkemesinin 2014/232 Esas, 2015/129 Karar sayılı ilamıyla boşanmalarına ve davacı yararına 15.000,00 TL maddi, 10.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verildiği, kararın Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 10.12.2015 tarihli onama kararına karşı karar düzeltme yoluna başvurulmadığından 20.05.2014 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır. Bu durumda, davacının eldeki davayı açmakta hukuki yararı bulunduğundan, uyuşmazlığın esası incelenerek karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya uygun düşmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
1. Değerlendirme bölümünde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan mahkeme kararının BOZULMASINA,
Dosyanın Mahkemeye gönderilmesine,
20.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!