4. Hukuk Dairesi 2023/8035 E. , 2024/3541 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/190 E., 2023/22 K.
HÜKÜM/KARAR : Ret
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen muvazaaya dayalı tapu iptal ve tescil davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece kararın bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacı (mirasçıları) vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ...'nun kendisine olan borcundan dolayı 06.02.2008 tanzim, 25.07.2008 vade tarihli 7.500,00 TL bedelli; 21.03.2008 tanzim, 30.07.2008 vade tarihli 24.500,00 TL bedelli; 21.04.2008 tanzim, 22.08.2008 vade tarihli 9.800,00 TL bedelli; 16.07.2008 tanzim, 29.09.2008 vade tarihli, 10.500,00 TL bedelli; 16.07.2008 tanzim 24.10.2008 vade tarihli, 10.500,00 TL bedelli; 21.07.2008 tanzim, 15.11.2008 vade tarihli, 13.500,00 TL bedelli 6 adet bono verdiğini, ...'nun borçlarını ödememek amacıyla 29.07.2008 tarihinde ilçeyi terk ettiğini, nerede olduğunun öğrenilemediğini, ilçeyi terk ettiği gün üzerine kayıtlı dava konusu taşınmaz için satış vekaletnamesi tanzimi ile oğlu ...'nun kayınpederi olan davalı ...’yi vekil tayin ettiğini, bu vekaletname ile taşınmazın muvazaalı şekilde ...'nin eşi ...'ye devredildiğini, devrin borçtan kurtulmak amacıyla muvazaalı olarak yapıldığını ve gerçek dışı olduğunu belirterek taşınmazın tapu kaydının iptali ile ... adına kayıt ve tescilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı ... cevap dilekçesinde; ...’den 24.11.2004 tarihinde borç aldığını, ödeyemediğini, dairenin bu nedenle devrini talep ettiğini, zorunlu olarak alacaklarına karşılık diğer davalıların dairenin devrini aldıklarını, diğer davalıların dairenin değerinden çok daha fazla alacakları olduğunu, davacıya borcu bulunmadığını, senetler mal karşılığı alınmış ise de tarafına dava dışı aracın satışının yapılmadığını ve davacı tarafından geri alındığını, bu nedenle senetlerin karşılıksız kaldığını belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Davalılar İrfan ve ... vekili cevap dilekçesinde; davacının elinde aciz vesikası olmadığını, diğer davalının başka taşınmazlara da sahip olduğunu, davacının isterse bu taşınmazların satışını isteyebileceğini, 2004 yılında çocukları evlenince diğer davalı ...'na 31.500,00 TL borç verdiğini belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 19.09.2012 tarihli 2008/182 Esas 2012/360 sayılı kararı ile davalı borçlu ...'nun aciz halinde olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Birinci Bozma Kararı
İlk Derece Mahkemesi kararına karsı davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 05.05.2014 tarihli 2013/1605 Esas 2014/6938 sayılı kararı ile "...Dava dilekçesindeki ileri sürüşe ve yargılama sırasındaki sözlü ve yazılı açıklamalara göre dava niteliği itibarıyla TBK 19.maddesinde tanımını bulan muvazaa hukuksal nedenine dayalı iptal davasıdır. Yüzelsel bakıldığında iptal davaları ile muvazaa davaları arasında bir benzerlik görülmekte ise de bu benzerlik her iki davanın güttüğü amaçtan öte gitmemektedir. İİK 277.maddesinde sözü edilen iptal davaları borçlu tarafından geçerli olarak yapılmış bazı tasarrufların hükümsüz kılınması için açılır. Oysa muvazaa davası borçlunun yaptığı tasarrufi işlemlerin gerçekte hiç yapılmamış olduğunu tesbit ettirmeyi amaçlar. Kural olarak muvazaa nedeniyle hakları ihlal olunan ve zarar gören 3.kişiler tek taraflı veya çok taraflı hukuki işlemlerin geçersizliğini ileri sürebilirler. 3.kişinin danışıklı işlem ile hakkının zarar gördüğünün benimsenebilmesi için onun danışıklı işlemde bulunandan bir alacağının var olması ve bu alacağın ödenmesini önlemek amacıyla danışıklı bir işlem yapılması gerekir. Davacının bu davadaki amacı alacağını tahsil edebilmek için muvazaa nedeniyle temelde geçersiz olan işlemin hükümsüzlüğünü sağlamaktır. Muvazaaya dayalı davalarda davacının icra takibine geçmesi ve aciz belgesi almasına gerek yoktur. Çünkü yukarıda açıklandığı gibi İİK 277 ve izleyen maddelerinde iptal davasına konu tasarruflar özünde geçerli olmasına rağmen kanunun icra hukuku yönünden iptaline imkan verdiği tasarruflardır. Muvazaaya dayalı iptal davasında ise davacı muvazaalı işlemle kendisinin zararlandırıldığını ileri sürmektedir. İİK 277 ve izleyen maddelerinde düzenlenen iptal davası açma hakkı davacının genel hükümlere, muvazaaya dayanarak dava açmasına engel değildir. Davacının iddiasını kanıtlaması halinde iddianın taşınmazın aynına ilişkin olmadığı,alacağın tahsiline yönelik bulunduğu da gözetilerek İİK 283/1 maddesi kıyasen uygulanarak iptal ve tescile gerek olmaksızın davacının taşınmazların haciz ve satışını isteyebilmesi yönünden hüküm kurulması gerekecektir. Açıklanan bu maddi ve hukuksal olgulara göre davanın İİK 277 ve devamı maddelerine dayalı tasarrufun iptali istemine ilişkin olduğu yolundaki mahkemenin kabulüne katılma olanağı yoktur. Mahkemece, eldeki dava yönünden TBK'nun 19. madde gereğince danışıklı işlemin var olup olmadığı konusunda tarafların bildirdikleri deliller eksiksiz olarak toplanarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle hüküm tesisi isabetli görülmemiştir." gerekçesi ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
B. İkinci Bozma Kararı
Bozmaya uyan Mahkemece verilen 27.05.2016 tarihli ve 2015/29 Esas 2016/229 sayılı kararıyla; davalı ...’nin davalı ...’ndan olan alacağının 2004 yılına dayandığının havale makbuzu ile sabit olması, davalı ...’nun gerçek borçlusuna ödeme yaptığı ve davacıyı zararlandırmaya yönelik muvazaalı işlem yapma kastı olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dairenin 22.02.2021 tarihli ve 2020/1444 Esas 2021/738 sayılı sayılı kararı ile "...Dosya kapsamından, davacının Devrek İcra Müdürlüğünün 2016/3648 ve 2016/3649 sayılı dosyalarında kambiyo senedine dayalı alacağı sebebiyle davalı ...’na karşı icra takibinde bulunduğu anlaşılmaktadır. Muvazaa iddiası, yasada öngörülen ve Yargıtay içtihatları ile istikrar kazandığı üzere muvazaanın mevcut olup olmadığı hususunda araştırma ve inceleme yapılmak suretiyle yapılabilir. Bu tür uyuşmazlıkların sağlıklı, adil ve doğru bir çözüme ulaştırılabilmesi, davalılara yapılan temliklerin gerçek yönünün asıl irade ve amacının duraksamaya yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkarılmasına bağlıdır. Bir iç sorun olan ve gizlenen gerçek irade ve amacın tespiti ve aydınlığa kavuşturulması genellikle zor olduğundan bu yöndeki delillerin eksiksiz toplanması yanında birlikte ve doğru şekilde değerlendirilmesi de büyük önem taşımaktadır. Bunun için de olayların olağan akışı, senetlerin düzenlenme, vade ve takip tarihleri ile dava konusu tasarruf işleminin tarihi dikkate alındığında davalılar arasında gerçek bir hukuki ilişkinin mevcut olup olmadığı, davalı ...’nun diğer davalı ...’ye taşınmazın satış işlemini yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunup bulunmadığı, davalı ...’nin alım gücünün olup olmadığı, taşınmazın satış bedeli ile sözleşme tarihindeki gerçek değer arasındaki fark, taşınmazın satış işleminden sonra kim tarafından kullanıldığı veya kiraya verildiği, satış işleminin tarafları arasındaki akrabalık ilişkisi gibi olgulardan yararlanılmasında zorunluluk bulunmaktadır. Mahkemece, davacının muvazaa iddiası yeterince araştırılmadan muvazaanın söz konusu olmadığı gerekçesiyle eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesis edilmiş olması doğru değildir. Kararın bu nedenle bozulması gerekir." gerekçesi ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
C. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı ...’nin davalı ...’ndan olan alacağının 2004 yılına dayandığının havale makbuzu ile sabit olması, davalı ...’nun gerçek borçlusuna ödeme yaptığı ve davacıyı zararlandırmaya yönelik muvazaalı işlem yapma kastı olmadığı, davalılar arasında gerçek bir hukuki ilişkinin bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı (mirasçıları) vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı (mirasçıları) vekili temyiz dilekçesinde; davalılar arasında yapılan devir işleminin muvazaalı olduğunu, davalı ...'nin taşınmazı satın almaya yeter ekonomik gücünün olmadığını, bu konuda ekonomik sosyal durum araştırması yapılmadığını, tanık beyanları ile davanın ispatlandığını, davalı ...'in durumunun kötüleşmesi nedeniyle mal kaçırmaya çalıştığını, verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirtmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 19 uncu maddesinde tanımını bulan muvazaa hukuksal nedenine dayalı tapu iptal ve tescil istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 19 uncu maddesi.
3. Değerlendirme
Dosya kapsamından; davacının, davalı ...'nun borçlu olduğu 06.02.2008, 21.03.2008, 21.04.2008, 16.07.2008, 21.07.2008 düzenleme tarihli 76.300,00 TL değerinde bonolar yönünden alacaklı olduğu, anılan davalı aleyhine Devrek İcra Müdürlüğünün 2008/1712 Esas ve 2008/1869 Esas sayılı dosyalarda kambiyo senetlerine mahsus takip başlatılmış ise de alacağına kavuşamadığı, davalı borçlunun senetten doğan borcunu ödememek için sahip olduğu Devrek İlçesi.......,Mahallesi 255 Ada 179 Parselde kain 14/34 hissesini satış vekaletnamesi tanzimi ile oğlu ...'nun kayınpederi olan davalı ...’yi vekil tayin ettiği, bu vekaletname ile taşınmazın muvazaalı şekilde ...'nin eşi davalı ...'ye 4.500,00 TL bedelle devredildiği, devrin muvazaalı olduğu iddiası ile tapu iptal ve tescil istemi ile eldeki davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Somut olayda, davalı ... tarafından, 24.11.2004 tarihinde davalı ...'na 31.500,00 TL borç verildiği, bu borcun ödenmesi için dava konusu taşınmazın devredildiği ve anılan davalının alacağının davacının senet alacaklarından daha önce doğduğu savunulmuş ise de, 24.11.2004 tarihli dekont incelendiğinde ödemenin kaynağına ilişkin bir açıklamaya yer verilmediği, havalenin ödeme aracı olduğu, aksinin ispatının davalı tarafta olduğu; dava konusu taşınmazın devir tarihindeki gerçek değeri olan 30.024,00 TL ile satış bedeli arasında misli fark olduğu, mahkeme tarafından yapılan ekonomik sosyal durum araştırmasına göre davalı ...'nin taşınmazı satın alacak alım gücünün olmadığı, taşınmazın davalı ... tarafından davalı ...'ye devrini gerektiren makul ve haklı bir nedenin bulunmadığı anlaşılmakla dava konusu devrin muvazaalı olduğu sabittir. Bu nedenle devrin muvazaalı olarak kabul edilerek davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. KARAR
Değerlendirme bölümünde açıklanan sebeplerle davacı (mirasçıları) vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davacıya (mirasçıları) iadesine,
Dosyanın mahkemeye gönderilmesine,
18.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!