4. Hukuk Dairesi 2023/7887 E. , 2024/5279 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 25. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/206 E., 2023/948 K.
HÜKÜM/KARAR : Davanın kabulü
İLK DERECE MAHKEMESİ : Akyurt Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2018/318 E., 2022/266 K.
Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili ve davalı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddi ile davalı istinaf başvurunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 05.03.2024 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir..
Belli edilen gün ve saatte davacı vekili Avukat ... ile davalı ... vekilleri ... ile ... geldiler. Taraflar vekilinin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen 27.05.2024 tarihinde Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının, davalı...Kurs ve Okul Talebelerine Yardım Derneğinde yatılı öğrenci olduğunu, yurdun bitişiğinde yine yurda ait inşaat sahasında olaydan birkaç gün öncesinde hırsızlık olayı yaşandığını, bunun üzerine davalı dernek yetkililerinin aynı yurtta öğrenci olan davalı ...'ye silah verdiğini, olay günü olan 05.05.2017 günü ...'nin rastgele etrafa ateş açması sonucunda silahtan çıkan merminin yurdun 3. katında cam kenarında bulunan davacıya isabet etmesi sonucunda davacının bir gözünün kör olduğunu, mermi çekirdeğinin ise beyninde olup (iki parça halinde) tehlikeli olacağı gerekçesiyle çıkartılamadığını, davacının hem gözünün kör olduğunu hem de hayatı boyunca kafasında bir mermi çekirdeği ile yaşamak zorunda bırakıldığını, mermi çekirdeğinden dolayı ara ara şiddetli baş ağrısı yaşadığını, ileride felç olabileceğinin söylendiğini, olayda davacının herhangi bir kusurunun bulunmadığını, bu silahla yaralanma hadisesinin yurt yetkilileri tarafından normal bir kaza gibi davacıya söylettirildiğini, müvekkilinin kazadan dolayı psikolojisinin de bozulduğunu, kazanın etkisiyle yaşama zevk ve sevincinin azaldığını, ruhsal bütünlüğü ve iç dengesinin bozulduğunu, mutluluk huzur güven ve benzer duygularının zayıfladığını, davacının 18 yaşına yeni girdiğini, davacının anne ve babasını maddi durumunun iyi olmadığını, eğitim seviyelerinin düşük olduğunu, karşı tarafın bu durumları bildiği için bu durumdan yararlanarak anne ve babasına ibraname niteliğindeki sözleşmeyi imzalattırdıklarını, müvekkilinin ailesine 14.700,00 TL gibi bir rakam ödendiğini, 66.000,00 TL'nin ise 2020 yılından itibaren ödeneceğinin belirtildiğini, ödenmesi taahhüt edilen rakam ile çıkması muhtemel rakam arasında nisbetsizlik olduğunu, müvekkilinin 18 yaşını yeni doldurduğunu , lise 4.sınıf öğrencisi olduğunu, babasının temizlik işçisi, annesinin ise ev hanımı olduğunu, herhangi bir gelir ve malı bulunmadığını, fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla ve ilerde arttırılmak üzere şimdilik 10.000,00 TL maddi, 100.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiş, yargılama sırasında bedel artırım dilekçesiyle toplam talebini 595.252,00 TL'ye yükseltmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davaya konu olayla ilgili olarak müvekkili derneğe atfedilebilecek herhangi bir kusurun söz konusu olmadığını, çünkü yaşanan olayla müvekkili dernek arasında uygun illiyet bağı mevcut olmadığını, dava dilekçesinde belirtilen olayın somut gerçeği yansıtmadığını, dernek yetkilileri tarafından diğer davalıya silah verilmesi hususunun da doğru olmadığını, öğrencilerin bahsedilen silahı nereden temin ettiklerinin de taraflarınca bilinmediğini, her ne kadar dava dilekçesinde davacının ailesinin müvekkili dernek tarafından suistimal edildiği iddia edilmiş ise de aksine, taraflar arasında imzalanan sözleşmedeki asıl amacın ailenin durumunun müvekkili dernek tarafından biliniyor olması ve ailenin kendini bu olayda yalnız hissetmemesi için çaba sarf edilmiş olması olduğunu, bu sebeple müvekkili derneğin imzalanan sözleşme ile aileye yardım etmek amacıyla bir borç yüklendiğini, ayrıca kabul etmemekle beraber, böyle bir borcun var olduğu düşünülse dahi davacı tarafın hukuken bunu talep etme hakkı bulunmadığını, daha önceden davacının velisi ile imzalanan sözleşme gereğince müvekkili derneğin ibra edildiğini, hukuki mesnetten yoksun davanın reddini istemiştir.
2. Davalı ... 16.07.2019 tarihli ilk celse beyanında; kendisine silahı yurt yetkilililerinin verdiğini, kendisinin orada öğrenci olarak kaldığını, birkaç gün önce yurdun arka tarafındaki yurda ait inşaattan hırsızlar tarafından kepçenin benzin deposunun patlatılması üzerine aynı olaylar tekrarlanmasın diye kendisi ve diğer bazı öğrencilerin de nöbetçi olarak dikildiğini, elleine de tüfeği verdiklerini, davacının gece vakti sineklikten kafasını uzattığını gördüğünü, ancak kim olduğunu bilemediğini, tüfeği elinden omuzuna doğru alırken yanlışlıkla tetiğe dokunduğunu ve tüfeğin ateş aldığını, içinde mermi olduğunu da bilmediğini, herhangi bir kastı olmadığını, yurtta iki tane daha silah bulunduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin tarih ve sayısı yukarıda yazılı kararıyla; davacının, davalı...Kurs ve Okul Talebelerine Yardım Derneğince işletilen öğrenci yurdunda kalırken, aynı yurtta kalan davalı ...'nın havalı tüfekle ateş etmesi sonucu silahla yaralandığının sabit olduğu, bu hususta Akyurt Cumhuriyet Savcılığınca yürütülen 2029/2292 sayılı soruşturmanın halen devam ettiği, soruşturma dosyasında bulunan Adli Tıp Kurumu (ATK) raporuna göre davacının silahla yaralandığının sabit olduğu,yine davalı ...'nın beyanlarında daha önce yaşanan hırsızlık olayı nedeniyle söz konusu silahı kendisine yurt görevlilerinin verdiğini, davacının sineklikten gece vakti kafasını uzattığını gördüğünün ve yanlışlıkla elinin tetiğe değmesi sonucu kaza ile ateş ettiğini kastının bulunmadığını beyan etmekle yaralama eylemini kendisinin gerçekleştirdiğini ikrar ettiği,tanık beyanlarınında bu hususu desteklediği, hükme esas alınan ATK raporunda yaralanma sonucu davacının %32,3 oranında iş gücü kaybının bulunduğunun anlaşıldığı, aktüerya bilirkişisinden alınan raporda, davacının 05.05.2017 tarihinde haksız fiil sonucu yaralanması ve 12 ay boyunca geçici iş göremez, sonrasında ise %32,3 oranında sürekli iş göremez kalması nedeniyle uğradığı toplam iş göremezlik zararının 609.952,27 TL olarak hesaplandığı, davalı ...'nın duruşmadaki beyanları ile davacıya ateş ettiğini ikrar ettiği,bu husususun dosyadaki tanık beyanları ve hastane raporları ile sabit olduğu, davalı ...'nın olay tarihinde söz konusu yurtta öğrenci olarak kaldığı ve olayın yurtta gerçekleştiği, öğrenci yurdunda yeterli güvenliğin bulunmaması, yurt yönetiminin yurtta kalan öğrenciler üzerinde gerekli denetim ve gözetim sorumluluğunu yerine getirmemesi nedeniyle yurda silah sokulması ve meydana gelen olayda yurt yönetiminin ihmali davranışının bulunduğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile 595.252,00 TL maddi tazminat ve 100.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 05.05.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan (19.04.2022 tarihli bilirkişi raporunda belirlenen kusur oranlarında) alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B.İstinaf Sebepleri
1. Davacı vekili istinaf dilekçesinde; dava konusunun haksız fiil olduğunu, davalıların sorumluluğunun kusur oranlarına göre müşterek ve mütesilsilen olması gerektiğini, maddi ve manevi tazminat yönünden ayrı ayrı vekalet ücreti takdir edilmesi gerektiğini ileri sürerek belirtilen hususlarda İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
2. Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde; ıslah tarihi itibariyle zamanaşımı süresinin dolduğunu, müvekkili derneğin haksız fiil sorumlusu olarak kabul edilemeyeceğini, müvekkiline atfedilecek bir eylem, kusur veya ihmal bulunmadığını, müvekkilinin sorumluluğu için uygun nedensellik bağının mevcut olmadığını, kusur oranlarının da isabetli olmadığını, manevi tazminatın zenginleşme aracı olmaması gerektiğini, hükmün infazında tereddüt yaşanacağını, davalıların sorumluluklarının ayrı ayrı belirtilmediğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin tarih ve sayısı yukarıda yazılı kararıyla; karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin (AAÜT) 10/4 üncü maddesi uyarınca, hüküm altına alınan maddi ve manevi tazminat miktarları üzerinden davacı yararına ayrı ayrı vekalet ücreti hesaplanması gerekirken toplam tazminat miktarı üzerinden vekalet ücreti hesaplanmasının isabetli görülmediği ve davalıların tazminattan müşterek müteselsilen sorumlu olması gerektiği gerekçesiyle, davacı vekili ve davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun duruşma yapılmadan kabulü ile, Akyurt Asliye Hukuk Mahkemesinin 24.06.2022 gün ve 2018/318 Esas, 2022/266 Karar sayılı kararının kaldırılmasına, maddi tazminat davasının kabulü ile, 595.252,00 TL maddi tazminatın, 100.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 05.05.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı ... vekili temyiz dilekçeisnde; davanın ve ıslah edilen kısmın zamanaşımına uğradığını, manevi tazminat konusunda karar tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerekirken huzurdaki davada olay tarihinden itibaren faiz işletildiğini, haricen yapılan araştırmada davacının savcılığa suç duyurusunda bulunduğunun öğrenildiğini, ceza dosyasının bekletici mesele yapılması gerektiğini, yalnızca olayın meydana geldiği yerin yurt binası olduğundan yola çıkarak derneğin haksız fiilden sorumlu olduğuna hükmedildiğini, illiyet bağı kuurlmadığını, manevi tazminatın gerekçesinin belirtilmediğini, tazminatın çok yüksek belirlendiğini, ATK raporu ve diğer hastene raporları arasındaki çelişkinin giderilmesi gerektiğini, kusur raporunun açık ve anlaşılır olmadığını, davanın kısmi dava mı belirsiz alacak davası mı olduğunun belli olmadığını, olayda fail durumunda olan diğer öğrencinin maddi durumunun ağırlaşmasına müsaade etmemek amacıyla belli miktar ödeme yapmayı yurdun taahhüt ettiğini, bu taahhüt edilen ödemenin olayda derneğin kusuru olduğunun kabul edilmesi değil yalnızca vicdani ve insani düşüncelerden kaynaklandığını, verilen kararın usul kanuna aykırı olduğunu ileri sürerek; bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık; taksirle yaralama sonucu oluşan maluliyet nedeniyle maddi ve manevi tazminat talebine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 inci maddesinin birinci fıkrası ve 371 inci maddesi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 54 üncü ve 56 ncı maddeleri.
3. Değerlendirme
Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere; özellikle olayın oluşu ve gelişim şekli, sonrasında yaşananlar, yaralanmanın niteliği, davacının henüz küçük yaşta eğitim amacıyla davalı yurda emanet edilmiş olması, davalı yurt idaresinin denetim ve gözetim görevindeki ağır ihmali bulunmasına göre davalı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan Bölge Adliye Mahkemesi kararının ONANMASINA,
17.100,00 TL vekalet ücretinin davalı ...'nden alınarak duruşmada vekille temsil olunan davacıya verilmesine,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davalı ...'ne yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
27.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!