4. Hukuk Dairesi 2023/7641 E. , 2024/3513 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/569 E., 2023/32 K.
HÜKÜM/KARAR : Davanın Kısmen Kabulüne
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen maddi tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesince mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili, davacı ...'nin eşi ve diğer davacıların babası olan ...'a 22.06.2003 tarihinde plakası tespit edilemeyen kamyonetin çarpması neticesinde vefat ettiğini, 23.12.2004 tarihinde davalı şirkete müracaat edildiğini herhangi bir ödeme yapılmadığını belirterek davacıların her biri için 100,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, ıslah dilekçesiyle davacı ... için 17.046,85 TL'ye, davacı ... için 4.179,00 TL'ye, davacı ... için 4.179,73 TL'ye artırmıştır.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı def'inde bulunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkeme tüm dosya kapsamına göre; davanın usulden reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. İlk Bozma Kararı
Mahkeme kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesi 17.09.2019 tarih 2016/16224 Esas 2019/8100 Karar sayılı ilamında; "...Somut olayda; davacı taraf, trafik kazasından kaynaklanan ölüm nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı isteminde bulunmuştur. Mahkemece davacılar vekiline, 18.11.2014 tarihli duruşmada, “Dosyada gider avansı 4,55 TL olarak kaldığından davacı tarafın 1 haftalık kesin süre içinde 100,00 TL gider avansını yatırmasına, aksi takdirde gider avansı ile yapılacak teb. ve diğer işlemler yapılamadığı takdirde dosyanın mevut duruma göre karara çıkarılacağının ihtarına (ihtarat yapıldı) " şeklinde ihtaratta bulunulmuş, davacılar vekilince ara karar gereğinin yerine getirilmemesi nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiştir. Ara kararında davanın usulden reddedileceği hususunun ihtar edilmemesine karşın yazılı olduğu şekilde red kararı verilmesi isabetli olmadığı gibi, ara kararda hangi hususlara ilişkin ücret yatırılacağı da yeterli açıkta olmayıp bu nedenle somut olayın şartları ve dosyanın geldiği aşama göz önüne alınarak davacılar vekiline 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerince usulüne uygun ihtar yapılarak kanun hükmüne göre işlem yapılıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir. Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün bozulmasına,,..." karar verilmiştir.
B. Mahkemece İlk Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkeme bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonrasında davanın kısmen kabulü ile; davacı eş ... için 9.259,80 TL destekten yoksun kalma tazminatının, davacı ... için 4.629,90 TL destekten yoksun kalma tazminatının ve davacı ... için 2.311,18 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalının temerrüt tarihi olan 29.12.2004 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacılara verilmesine, davacıların fazlaya ilişkin taleplerinin ayrı ayrı reddine karar verilmiştir.
C. İkinci Bozma Kararı
Mahkeme kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 15.12.2021 tarih 2021/19042 Esas 2021/10446 Karar sayılı ilamında; "...1-Dava, trafik kazasından kaynaklanan ölüm nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkindir. Dosya kapsamına muhabere aracılığıyla gönderilen İstanbul 20. Asliye Hukuk Mahkemesi'ne hitaben, 2012/376 Esas sayılı dosyaya sunulan 20/07/2012 tarihli davacılar vekilince imzalı dilekçe ile "Yukarıda dosya numarası bildirilen ve müvekkillerim ..., ... ve ... adına açılan davayı sehven açmış bulunmaktayız, dosyadan vazgeçme yapıyoruz." şeklinde beyanda bulunulmuş olmakla davacı taraftan da söz konusu talep hakkında açıklama yapması istenip bu hususta bir değerlendirme yapılması için hükmün bozulması gerekmiştir.2-Bozma neden ve şekline göre; davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir. Sonuç: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün bozulmasına, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına,...." karar verilmiştir.
D. Mahkemece İkinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkeme, yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma ilamı kapsamında davacılar vekiline verilen sürede sunulan beyan dilekçesi ile bozma ilamında bahsi geçen dilekçenin sehven verildiği ve davadan vazgeçme iradelerinin bulunmadığının bildirildiği, söz konusu 20.07.2012 tarihli beyan dilekçesi sonrası duruşmalara katılındığı ve davanın takip edildiği gözetildiğinde davacıların takip iradesinin bulunduğu değerlendirilmekle trafik kazasından kaynaklanan destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkin olarak açılan davada ... Yönetmeliği'nin 9 uncu maddesinde açıkça "Sigortalının veya sigortayı yaptırmakla sorumlu olanın tespit edilememesi durumunda kişiye gelen bedensel zararlar için," Güvence Hesabına başvuruda bulunabileceği belirtilmiş olup davanın buna dayalı olarak açıldığı, haksız bir eylem sonucu desteğini yitiren kimse BK'nın 45/2 nci maddesine dayanarak uğradığı zararın ödetilmesini isteyebileceği, alınan bilirkişi raporları kapsamında davacıların vefat eden destekten yoksun kalınan tazminat tutarlarının hesaplanmasına ilişkin düzenlenen 21.10.2020 tarihli ek raporun denetime açık ve hüküm kurmaya elverişli olduğu gerekçesiyle açılan davanın kısmen kabulü ile; davacı eş ... için 9.259,80 TL destekten yoksun kalma tazminatının, davacı ... için 4.629,90 TL destekten yoksun kalma tazminatının ve davacı ... için 2.311,18 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalının temerrüt tarihi olan 29.12.2004 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacılara verilmesine, davacıların fazlaya ilişkin taleplerinin ayrı ayrı reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; vazgeçme ile davanın sona erdiğini, vazgeçmeden vazgeçmenin mümkün olmadığını, zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, kazanın varlığının ispat edilmesi gerektiğini, davacının anne babasının sağ olup olmadığı araştırılarak pay ayrılması gerektiğini, vekalet ücretinin hatalı olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık; plakası tespit edilemeyen aracın karıştığı kazada vefat eden yayanın eş ve çocuklarının destekten yoksun kalma tazminatı talebine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3 üncü maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 427 nci vd. maddeleri, 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 45 inci maddeleri, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun (KTK) 85, 89, 90 ve 91 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1. 818 sayılı BK'nın 41 inci maddesinde haksız fiil tanımlanmış, 60 ıncı maddesinde de haksız fiilden zarar görenin bundan kaynaklanan zararın tazmini istemi ile açacağı davaların, zararı ve faili öğrendiği tarihten itibaren 1 yıl ve herhalde haksız fiil tarihinden itibaren 10 yıllık zamanaşımı süresine tabi bulunduğu belirtilmiştir.
Buna karşılık, 2918 sayılı KTK'nın 109/1 inci maddesinde "Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve her halde, kaza gününden başlayarak 10 yıl içinde zamanaşımına uğrar." hükmüne, yine aynı kanunun 109/2 maddesinde ise, "dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve Ceza Kanunu bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş ise, bu süre maddi tazminat talepleri için de geçerlidir." hükmüne yer verilmiştir.
2918 sayılı Kanun'un anılan madde hükmünde, gözden kaçırılmaması gereken husus, ceza kanununda öngörülen daha uzun zamanaşımı süresinin, tazminat talebi ile açılacak davalar için de geçerli olabilmesinin, sadece eylemin Ceza Kanununa göre suç sayılması koşuluna bağlanmış bulunmasıdır. Bu düzenlemenin iki ayrı sonucu bulunmaktadır. Söz konusu yasa hükmü, ceza zamanaşımının uygulanabilmesi için sadece eylemin aynı zamanda bir suç oluşturmasını yeterli görmekte; bunun dışında, fail hakkında mahkumiyet kararıyla sonuçlanmış bir ceza davasının varlığı, hatta böyle bir ceza davasının açılması ya da zarar görenin o davada tazminat yönünden bir talepte bulunmuş olması koşulu aranmamaktadır. Dahası, söz konusu hükümde, ceza zamanaşımının uygulanması bakımından sürücü ve diğer sorumlulular (örneğin işleten) arasında bir ayrım da yapılmamış, böylece kuralın bunların tümü için geçerli olduğu, hepsi için aynı zamanaşımı süresinin uygulanacağı öngörülmüştür. (HGK'nın 10.10.2001 gün 2001/19-652-705 ve HGK'nın 16.04.2008 gün, 2008/4-326-325 sayılı kararları ile uzamış ceza zamanaşımı benimsenmiştir.)
Açıklanan ilkeler ışığında somut olay incelenecek olursa; kaza 22.06.2003 tarihinde gerçekleşmiş, dava 28.06.2012 tarihinde açılmıştır. Davalı vekili tarafından süresi içinde zamanaşımı def'inde bulunmuştur. Davaya konu trafik kazasında bir kişi ölmüş olup eylem için kaza tarihinde yürürlükte bulunan 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 102/4 üncü maddesinde öngörülen ceza zamanaşımı süresi olan 5 yıl dava tarihi itibariyle dolmuştur.
Yukarıdaki açıklanan ilkelere göre; mahkemece, davanın zamanaşımı süresinin dolması nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş; hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2. Bozma ilamının kapsam ve şekline göre davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
VI. KARAR
1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davalı vekilinin, temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan Mahkeme kararının BOZULMASINA,
2. Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle bozma neden ve şekline göre davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine,
Dosyanın mahkemeye gönderilmesine,
18.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!