WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 15 Haziran 2026

YARGITAY 4. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

4. Hukuk Dairesi         2023/5716 E.  ,  2024/5384 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/564 E., 2023/31 K.
HÜKÜM/KARAR : Davanın Kabulüne/İstinaf Talebinin Esastan Reddine
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 10. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/538 E., 2021/892 K.

Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Karara davalı ... vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 28.05.2024 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.

Belli edilen gün ve saatte davalı ... (Asil) ayrıca avukat olarak geldi. Davacı vekili tarafından gelen olmadı. Asıl davalı ... vekilinin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen 28.05.2024 gününde Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı ...'den alacaklı olduğunu, davalı borçlu aleyhine İstanbul 1. İcra Müdürlüğü'nün 2019/41683 sayılı dosyası ile takip yapıldığını, takibin kesinleştiğini, davalı borçlunun acz halinde olduğunu, adına kayıtlı; İstanbul İli, Beylikdüzü İlçesi, ......, Mahallesi, 545 ada, 2 parsel, Blok D2 B.B. N.40 olan taşınmazın tam hissesinin mal kaçırma gayesi ile 18.11.2014 tarihinde ... adlı şahsa devredildiğini, ondan da dava dışı başka bir şahsa devredildiğinin tespit edildiğini beyan ederek, davalı ...'in İİK md. 283/2 hükmü uyarınca dayanak İstanbul 1. İcra Müdürlüğü 2019/41683 sayılı dosyası tüm alacak ve fer'ilerini nakden tazmine mahkum edilmesini, talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP
Davalı ... vekili, dava konusu gayrımenkulün müvekkilinin ailesine ait olduğunu, mal kaçırma gayesi olmadığını, inanç sözleşmesi ile borçluya verildikten sonra iade alındığını, beyan ederek davanın reddini savunmuştur.

Davalı ..., cevap dilekçesi sunmamış savunma yapmamıştır.

III. İLK DERECE MAHKEME KARARI
Mahkemenin 09.12.2021 tarihli ve 2020/538 Esas ve 2021/892 Karar sayılı kararıyla; davalı ...'ın babası dava dışı...nin, davalı ...'nin arkadaşı olduğu, davalı borçlunun ekonomik olarak zor durumda olduğunu bilen kişilerden olduğu, davalının sunduğu cevap dilekçesinde babası ile davalı borçlu arasındaki ticari ilişki ve tanışıklığı kabul ettiği, davalı borçlunun iyiniyetli bir şahıstan beklenmeyecek tasarruflarla mevcudunu eksilttiği ve diğer davalının davalı borçlunun ekonomik durumunda meydana gelen değişmenin, borçlunun mevcudunu eksiltme kastıyla hareket ettiğini bildiği ya da bilebilecek durumda olduğu, her ne kadar davalı ... tarafından inançlı işlem iddiasında bulunulsa da borçlu olduklarını bildikleri ve kendilerinin de alacaklı oldukları davalı-borçluya hiçbir karşılık olmadan kredi çekmesi amacıyla inançlı işlem kapsamında taşınmazı devrettikleri iddiasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu, bu savunmaya itibar edilemeyeceği gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde; kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, terditli dava açılmasının hukuka uygun olmadığını, mahkemenin müvekkilinin ve ailesinin davalı ve onun şirketinden alacaklı olduğunu açıkça kabul ettiğini, mahkemenin kararında müvekkilinin mal kaçırmak kastıyla hareket ettiğini kabul etmişse de müvekkilinin ailesine ait olan taşınmazı geri devir aldığı tarihteki değerinin de davacının dava açtığı tarihteki değeri de taşınmaz üzerindeki eski tarihli ipotek nedeniyle sıfır olduğunu, değeri sıfır olan bir gayrimenkulün alacaklılardan mal kaçırmak kastıyla devir edildiği iddiasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, mahkemenin bu gerçekleri gözönünde bulundurmamış olduğunu, devir işleminden iki gün sonra müvekkilinin ailesine ait taşınmaz üzerine ipotek tesis edilmiş ve kredi kullanılabilmiş olduğunu, müvekkilinin babası...nin, dava dışı Odeabank A.Ş.’ye alacağın devri karşılığında 900.000,00 TL’yi banka kanalıyla ödemiş olduğunu, müvekkilinin babası...nin, dava dışı Odeabank A.Ş.’nin alacağını ödemiş olduğunu, müvekkilinin kardeşi Murat Güreşçi’ye ait olan İstanbul İli, Bakırköy İlçesi, Kartaltepe Mah., 51 pafta, 115 ada, 14 no’lu parselde yer alan 1 no’lu bir diğer taşınmazın da davalı ...'ye teminat olarak devredilmiş olduğunu, müvekkilinin ailesine ait 2 adet taşınmazın teminat amaçlı davalı ... ve ortağı olduğu müflis Bordo A.Ş. adına kredi kullanılabilmesi için bila bedel devredilmiş olduğunu, İstanbul 10. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin müvekkilinin ve ailesinin davalı ...'den alacaklı olduğunu kabul etmiş olduğunu, davacının alacağının tartışılmamış olduğunu, dava konusu taşınmazın gerçek değerinin hesap edilmemiş olduğunu, celbini talep ettikleri dosyaların celp edilmemiş olduğunu, tanıklarının dinlenmemiş olduğunu, harç ve vekalet ücretinin aciz belgesindeki miktar üzerinden hesaplanması gerekirken dava dilekçesinde gösterilen değerin esas alınması ve hesaplamanın bu değer üzerinden yapılmasının da doğru olmadığını, kararın gerekçe kısmının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek istinaf taleplerinin kabulünü talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353/1-b-1 bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları temyiz dilekçesinde de ileri sürmüştür.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dosya içeriğine ve kapsamına göre uyuşmazlık, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 277 ve devamı maddeleri gereğince açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 inci maddesinin birinci fıkrası ve 371 inci maddesi, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 277 ve devamı maddeleri.

3. Değerlendirme
Dava İİK'nun 277 ve devamı maddelerine dayalı olarak açılan tasarrufun iptali davasına ilişkindir.

Bu davalardan amaç, borçlunun haciz ya da iflasından önce yaptığı ve aslında geçerli olan bazı tasarrufların geçersiz ya da "iyiniyet kurallarına aykırılık" nedeniyle alacaklıya karşı sonuçsuz kalmasını ve dolayısıyla o mal üzerinden cebri icraya devamla alacağın tahsilini sağlamaktır. Bu tür davaların dinlenebilmesi için, davacının borçludaki alacağının gerçek olması, borçlu hakkındaki icra takibinin kesinleşmiş olması, iptali istenen tasarrufun takip konusu borçtan sonra yapılmış olması, borçlu hakkında alınmış kesin veya geçici aciz belgesinin (İİK'nun 277 md) bulunması ve davanın 5 yıllık hakdüşürücü süre içinde açılmış olması gerekir. Bu ön koşulların bulunması halinde ise İİK'nun 278, 279 ve 280. maddelerinde yazılı iptal şartlarının bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır.
Somut olayda, dava dayanağı borç 04.04.2014 tarihli kredi sözleşmesinden doğmuş, tasarruf borcun doğumundan sonra 18.11.2014 tarihinde gerçekleşmiş, dava 5 yıllık süre içerisinde 18.11.2019 tarihinde açılmıştır. Borçlu hakkında yapılan ilk takip 23.12.2015 tarihinde Alternatif Bank A.Ş. tarafından başlatılmış ancak devam edilmemiş, alacak 15.03.2019 tarihinde davacı ... Yönetim A.Ş.'ne temlik edilmiş, yönetim 18.11.2019 tarihinde yeni bir takip başlatmış, takip kesinleşmiş ve 27.01.2021 tarihinde borçlu adresinde İİK'nun 105 niteliğinde olan bir haciz işlemi yapılmıştır. Bu hali ile dava ön koşullarının mevcut olduğu anlaşılmıştır.

İİK'nın 278 ve 279 maddeler gereği iptal için aciz tarihi 27.01.2021tarihinden itibaren geriye doğru 2 yıllık ve 1 yıllık süre geçtiğinden uygulama imkanı bulunmamaktadır.

İİK'nın 280/1. maddesi ise "Malvarlığı borçlarına yetmeyen bir borçlunun, alacaklılarına zarar verme kastıyla yaptığı tüm işlemler, borçlunun içinde bulunduğu mali durumun ve zarar verme kastının, işlemin diğer tarafça bilindiği veya bilinmesini gerektiren açık emarelerin bulunduğu hallerde iptal edilebilir" hükmünü içermektedir. Dava konusu olayda, davalı üçüncü kişinin babası, ile borçlu arasında ilişki olduğu sabittir. Ancak davalı üçüncü kişi taşınmaz satışının mal kaçırma amacı ile yapılmadığını, inanç sözleşmesi ile borçluya verilen taşınmazın sözleşme gereği geri alımından ibaret olduğunu ileri sürmektedir. Dosyaya sunulan belgelerden 24.03.2013 tarihinde henüz dava dayanağı borcun doğumundan önce, üçüncü kişinin abisi Murat Güreşci ile borçlu arasında inançlı temlik sözleşmesi yapıldığı, sözleşme gereği dava konusu taşınmaz dahil iki taşınmazın borçlunun banka kredisi çekmesi için devir edileceği, 2014 yılı sonunda kredi borcu ödenmiş olarak iki taşınmazın iade edilerek davalı ... adına tescil edileceği kararlaştırılmıştır. İnanç sözleşmesinin geçerlilik şartı olan yazılı olma şartı gerçekleşmiştir. Adi nitelikte düzenlenen bu sözleşmenin diğer yan delillerle teyit edilmesi gerekir. Bu kapsamda yapılan incelemede, sözleşmede kararlaştırıldığı gibi 26.11.2013 tarihinde taşınmazlar dava dışı üçüncü kişinin abisi ...tarafından borçluya devredilmiş ve borçlu 27.11.2013 tarihinde dava dışı Odeabank A.Ş.'den kredi çekerek, taşınmazlar üzerine ipotek konulmuştur. Taşınmaz sözleşme gereği borçlu tarafından 18.11.2014 tarihinde davalı ...'e devredilmiştir. Ancak üzerindeki ipotek kalkmadığı için davalı ... tarafından 02.11.2015'te henüz ilk takip dahi başlamadan önce borçluya ipoteklerin kaldırılması için noterden ihtarname gönderilmiştir. İpotek borcu ödenmediği için dava dışı Odeabank A.Ş. 06.01.2016 tarihinde ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takibe geçmiş, 07.10.2016 tarihinde üçüncü kişinin babası Adil Güreşçi tarafından ipotek borcu anılan bankaya ödenerek ipotek alacağı temlik alınmıştır. Dava dışı...nin de borçlu ve ortağı olduğu şirketten alacaklı olduğu, bu yönde ihtarlar çektiği son olarak borçlu hakkında suç duyurusunda bulunduğu görülmüştür.

Tüm bu olgu ve belgeler birlikte değerlendirildiğinde, iptali istenilen tasarrufa konu taşınmazın borcun doğumundan önceki bir tarihte borçlu ile dava dışı ...arasında yapılan ve varlığı belgelerle teyid edilen inanç sözleşmesi gereği borçluya devredildiği, yine bu sözleşme gereği iade edildiği sabit olmuştur. Bu halde davalı borçlu ve üçüncü kişi arasında yapılan taşınmaz satışının mal kaçırma amacı ile yapıldığından söz edilmesi mümkün değildir. Dava konusu taşınmaz gerçek anlamda borçlunun mal varlığına hiç bir zaman dahil olmamış, sözleşme gereği emanet olarak verildiği ispatlanmıştır.

Dava konusu tasarrufun iptali için gerekli hiç bir yasal koşulun gerçekleşmediği anlaşılmakla, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle, davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalı ...'ye iadesine,

17.100,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak duruşmada vekille temsil olunan davalıya verilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

28.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.