WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 06 Haziran 2026

YARGITAY 4. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

4. Hukuk Dairesi         2023/5371 E.  ,  2024/3656 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/191 -2023/4
HÜKÜM/KARAR : Kısmen Kabul

Taraflar arasında dava dışı 3. kişiye ödeme yapan trafik sigortacısının ödediği bedelin davalı sigortalıdan rücuen tahsiline dair asıl ve birleşen davada verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesince mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.

Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Karar davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirkete 45837236 poliçe numara ile davalıya ait dava dışı ...'in sevk ve idaresindeki araç ile kaza yapması sonunda ölümlü ve yaralamalı kaza meydana geldiğini, ... isimli kişinin vefat ettiğini, araç sürücüsü ...'in tam kusurlu olduğunu, diğer araç sürücüsü ...'in kusurlu olmadığının tespit edildiğini, kaza nedeni ile ... mirasçılarının müvekkiline müracaat ederek ölüm tazminatının ödenmesini talep ettiklerini, bunun üzerine müvekkili şirket tarafından % 100 kusurlu olan sürücü nedeni ile ... mirasçılarına 200.000,00 TL ödendiğini, kazada ...'in 1,48 promil alkollü olduğunun tespit edildiğini, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Genel Sigortası Genel Şartlarının B. 4-d gereğince ödemeyi geri talep etme haklarının bulunduğunu, yapılacak yargılama sonunda müvekkili şirketin kaza nedeni ile ödediği 200.000,00 TL' nin davalıdan tahsili ile müvekkiline verilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde; davacı şirkette 45837236 no ile zorunlu mali Sorumluluk sigorta (ZMSS) poliçesi ile sigortalı bulunan araç ile dava dışı ... sevk ve idaresinde bulunan aracın 04.12.2011 tarihinde çarpıştıklarını, çarpışma sonucu davacının aracında maddi hasar meydana geldiğini, araç sürücüsü ...'in %100 oranında kusurlu olduğunu, araçta 2.716,00 TL hasar oluştuğunu ve bu hasar tazminatının müvekkil şirket tarafından ödendiğini, bu hasardan kazaya yol açan davalının kusuruna göre ödemesi gereken bakiye 2.716,00 TL'nin ödenmesi talep olunmuş ise de bu meblağın ödenmediğini, bu nedenlerle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla müvekkil sigorta şirketinin ödediği miktardan davalının kusuruna göre ödemesi gereken 2.716,00 TL'nin ödeme tarihi olan 29.06.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Asıl davada davalı vekili cevap dilekçesinde; açılan davayı kabul etmediklerini, dava dışı ve müvekkilinin eşi olan ... hakkındaki ceza yargılamasının halen devam ettiğini, kesinleşmediğini, bu nedenle tam kusurlu olduğunun tespit edilmediğini, müvekkilinin eşinin yolcu taşımacılığı yapmadığını, ... ile arkadaş olduklarını ve hatır taşımacılığı yaptığını, bu nedenle indirim yapılması gerektiğini, ...'ın ölmeden önce devlet memuru olduğunu, ölümü ile mirasçılarına maaş bağlandığını, bu hususun sorulmasını, davacının ...'in alkollü olduğunu belirterek dava açtıklarını, bu durumun olmaması halinde ise ödemenin sigorta şirketi üzerinde kalacağını, alkollü kişilerin aracı güvenli sürme yeteneği bulunmadığını, kazanın da alkolden değil, kişinin aracı güvenli kullanma yeteneğinin ortadan kalkması nedeni ile meydana geldiğini, davayı kabul anlamına gelmemek kaydı ile ...'ın alkollü araç kullanan ...'in aracına binmesi nedeni ile müterafik kusurlu olduğunu, müteveffanın emniyet kemerini takmaması nedeni ile tali kusurlu olduğunun Adli Tıp Kurumunca tespit edildiğini, bunun indirim sebebi olduğunu yine talep edilecek tazminatın aktüerya bilirkişi tarafından tespit edilmesi gerektiğini, bu nedenle dosyada yeniden inceleme yapılmasını ve davacının davasının reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Birleşen davada davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının kaza nedeni ile rücu etme hakkının bulunmadığını, kendisinin alkollü araç kullanarak kaza yaptığının belirtildiğini, ... hakkında verilen raporun da henüz kesinleşmediğini, kendisine ait olan ve ... tarafından kullanılan aracın karşı yönden gelen araç ile mesafesinin azalması ve kendi şeridine geçmeden kendine ait araca çarpması nedeni ile kendine ait aracın şarampole yuvarlanması ile kazanın meydana geldiğini belirtip açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. MAHKEME KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 11.09.2014 tarih ve 2012/215-2014/712 sayılı kararı ile; 3 kişilik bilirkişi heyetinden alınan 26.08.2013 tarihli rapordaki görüşe itibar edilerek, kazanın münhasıran alkolden meydana gelmediğinin kabulüyle, münhasıran alkol etkisinde gerçekleşmeyen kaza nedeniyle ödenen hasar bedeli için davacı sigortacının sigortalısına rücu hakkı bulunmadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Birinci Bozma Kararı
1. Mahkeme kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 2014/22334 Esas 2017/3809 Karar sayılı ilamı ile; "kazanın münhasıran alkolden meydana gelip gelmediği konusunda hükme esas alınan heyet raporunun, ceza yargılamasında beyanına itibar edilmediği gibi yalancı tanıklıktan hakkında suç duyurusunda bulunulan kişinin beyanını esas aldığı, heyet raporunun dosyadaki diğer tüm raporlar ile çelişkili olduğu gözönünde bulundurularak; trafik kusur uzmanı, hukukçu ve nörolog bilirkişiden oluşan başka bir bilirkişi heyetinden, ceza yargılamasındaki durum ve o dosyanın kapsamı da dikkate alınmak suretiyle, kazanın münhasıran alkolden meydana gelip gelmediği konusunda ayrıntılı, gerekçeli, denetime elverişli bir rapor alınarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken; eksik incelemeyle, yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir." gerekçesi ile bozulmasına karar verilmiştir.

B. İkinci Bozma Kararı
1. Bozmaya uyan Mahkemece verilen 22.10.2019 tarih ve 2017/565-2019/591 Esas sayılı karar ile; bozma ilamı doğrultusunda yeniden kazanın münhasıran alkolden meydana gelip gelmediği hususlarında kusur raporu ve aktüerya raporu alınmış, asıl davanın kısmen kabulü ile 143.427,31 TL'nin ödeme tarihi olan 21.05.2012'den işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline; birleşen davanın kabulü ile 2.716,00 TL'nin ödeme tarihi olan 29.06.2012'den işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
2. Mahkeme kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
3. Yargıtay (Kapatılan) 17.Hukuk Dairesinin 2020/37 Esas, 2021/1303 Karar sayılı ilamı ile; "Davacının ödeme yaptığı dava dışı 3.kişinin hak kazanabileceği destek tazminatının hesaplanması bakımından alınan ve hükme esas kabul edilen 26.09.2019 tarihli aktüer raporunda, davacının ödeme tarihindeki verilere göre ve usulünce tazminat hesaplamasının yapıldığı görülmektedir. Ancak; anılan bu raporda, kazada ölen ve ölümünden önce sağlık hizmet personeli olarak çalışan ...'ın, dosyaya sunulan Kasım 2011 bordrosundaki gelirin (1.489,47 TL. maaş ve 569,85 TL. prim ödemesinden oluşan bedel toplamı) tazminat hesabına esas alındığı ve asgari ücretin 3,12 katı gelir üzerinden hesap yapıldığı görülmektedir. Hesaba esas alınan bordroda yer alan prim ödemesinin, yılın her ayında ve aynı miktarda elde edilen bir gelir olduğu kabulüyle gelir toplamına dahil edilmesi nedeniyle, rapor hükme esas almaya elverişli olmadığı gibi, bu konuda araştırma yapılmayışı da eksik inceleme niteliğindedir. Diğer yandan; kazada ölen ...'ın devlet memuru olması nedeniyle 65 yaşına kadar çalışacağı ve aktif dönemde olacağı kabulüne dayanan hesaplama da, eksik araştırma sonucu yapılmış olduğundan, rapor bu yönden de hatalıdır. Açıklanan vakıalar karşısında mahkemece; kazada ölen ...'ın çalıştığı kurumdan, kıdem ve kadrosuna göre muhtemel emeklilik yaşının ne olduğunun sorulması ve belirlenecek emeklilik yaşına göre aktif/ pasif devre zarar hesabının yapılması (tespit edilemediği takdirde, aktif dönem hesabının 60 yaşa kadar yapılması); yine bu kurumdan, ...'ın kazadan geriye doğru 1 yıllık süre içinde aldığı ödemeleri gösteren bordroların istenmesi ve 1 yıllık bordrolardaki toplam prim ödemelerinin oranlanması suretiyle 1 aylık prim miktarı tespit edilip, desteğin Kasım 2011 tarihli bordrosundaki maaş bedeline ilave edilmesiyle hesaba esas gelirin saptanması ve 26.09.2019 tarihli rapordaki diğer veriler aynen kullanılarak hesap yapılması için, anılan raporu düzenleyen bilirkişiden denetime elverişli ek rapor alınarak, sonucuna göre (26.09.2019 tarihli rapor ile davalı lehine oluşan usuli kazanılmış hak korunarak) karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu biçimde hüküm kurulması doğru görülmemiştir." gerekçesi ile bozulmasına karar verilmiştir.

B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; bozma ilamı doğrultusunda dava dışı ...'ın kıdem ve kadrosuna göre muhtemel emeklilik yaşının ne olduğuna ilişkin müzekkere yazılmış olup, verilen cevapta ilgilinin 25 hizmet yılını doldurduğu 15.11.2021 tarihinden itibaren emekli olabileceğinin belirtildiği, yine dava dışı ...'a ait vefatından geriye doğru 1 yıllık bordrolar ve prim ödemesine ilişkin belgeler dosya içerisine alındığı, dosya yeniden aktüer bilirkişiye tevdi edilerek bozma ilamı doğrultusunda 29.09.2019 tarihli rapordaki veriler kullanılarak ve usuli kazanılmış haklar korunarak, yeniden hesaplama yaptırıldığı dava dışı ...'ın vefatı nedeniyle dava dışı ...ın destekten yoksun kalma zararı 191.011,28 TL olarak hesaplandığı, Yargıtay bozma ilamı ile bozma dışında kalarak kesinleşmiş olmakla % 20 hatır taşımacılığı indirimi ve % 20 müterafik kusur indirimi yapılmak sureti ile davacının davalıya rücu edebileceği tutarın 122.247,23 TL olduğu gerekçesiyle asıl dosya açısından davanın kısmen kabulü ile; 191.011,28 TL tazminattan %20 müterafik kusur indirimi
(38.202.25-TL) ve % 20 hatır taşıması indirimi (30.561,80 TL ) yapılarak tespit edilen 122.247,23 TL 'nin ödeme tarihi olan 21.05.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine , fazlaya ilişkin istemin reddine," birleşen dosya açısından verilen 22.10.2019 tarih, 2017/565 Esas ve 2019/591 Karar sayılı kararın bozma kapsamı dışında kalarak kesinleştiği anlaşılmakla yeniden karar verilmesine yer olmadığına,"
karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuran
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; müteveffanın, araç sürücüsünün alkollü olduğunu bilip bilmediğinin araştırılmadığını, dava konusu olayda hatır taşımacılığının söz konusu olmadığını, gerek müterafik kusur, gerekse hatır taşımacılığına ilişkin yapılan indirim oranlarının oldukça fahiş olduğunu, alınan bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, kaza tarihinden günümüze kadarki bilinen asgari ücretleri dikkate almadan hesaplama yaptığını, "müteveffanın 25 hizmet yılını doldurduğu 15.11.2021 tarihinden itibaren emekliliğe hak kazanacağı" ifade edilmiş olup bu tarih sadece emekliliğe hak kazanacağı tarih olup, bu tarihte kesin emekli olacağı anlamına gelmediğini, hak sahibi eş ...ın yeniden evlenme şansı olmadığını, kararın usul ve kanuna aykırı bulunduğunu ileri sürerek; bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; kazanın salt alkolün etkisi ile meydana geldiğine dair herhangi bir belirlemenin yapılmamış olması dikkate alındığında yerleşik Yargıtay uygulamaları çerçevesinde davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, kazanın meydana gelmesinde alkollü araç kullanımının etkisine ilişkin bir belirleme bulunmadığını, bozma kararına gerekçe yapılan sanık...hakkındaki yalan tanıklıktan kurulan mahkumiyet hükmünün Ankara Bölge Adliye Mahkemesinin 2019/132 E. 2020/167 K. sayılı ilamıyla kaldırılarak sanığın beraatine karar verildiğini ve beraat hükmünün kesinleştiğini, bu anlamda görgü tanığı olarak beyanlarının hükme esas alınmasında hiçbir engel kalmadığını, rücuya esas tazminat tutarının hatalı olarak belirlendiğini, ayrıca dava dışı ...’a gelir paylaşımından daha düşük oranda pay verilmesi gerekirken yarı yarıya pay hesaplanmasının da hatalı olduğunu, müteveffanın anne ve babasının sağ olup olmadığı araştırılmadan bu şekilde bir hesaplama yapılmasının da hatalı olduğunu, müteveffanın eşi olan ...’ın şu an itibariyle evli olup olmadığının nüfus kayıtlarından kontrol edilerek evlenme durumunun olup olmadığının belirlenmesi gerektiğini, destek alan ...’ın yaşam sürelerinin yüksek hesaplandığını, en az % 20 oranında mütefarik kusur ve en az % 30 oranında hatır taşıması indirimi yapılması gerektiğini, dava dışı ...a bağlanan Emekli Sandığı ya da Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) gelirlerinin de rücuya esas tazminattan mahsup edilmesi gerektiğini, belirtip kararın usul ve kanuna aykırı bulunduğunu ileri sürerek; bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, asıl ve birleşen davada dava dışı 3. kişiye ödeme yapan trafik sigortacısının ödediği bedelin, davalı sigortalıdan rücuen tahsili istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun yollamasıyla 1086 sayılı HUMK 427 vd. maddeleri Karayolları trafik Kanunu'nun 95 inci maddesi, ZMSS poliçesi ve ZMSS Genel Şartları B-4 üncü maddesi.

3. Değerlendirme
Temyiz olunan nihai kararların bozulması 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

Mahkemece bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve bozmanın kapsamı dışında kalarak kesinleşmiş olan yönlere ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesi olanağı bulunmamasına bozma ilamı doğrultusunda 29.09.2019 tarihli rapordaki veriler kullanılarak ve usuli kazanılmış haklar korunarak, yaptırılan yeniden hesaplama ile muhtemel emeklilik yaşının sorulması ile belirlenen emeklilik yaşına göre aktif/pasif devre zarar hesabının yapılmış olmasına ve davacının maaşına eklenecek prim ödemeleri ay bazında hesaplanarak yeniden ücret tespiti ile diğer verilerde değişiklik olmaksızın hesaplama yapılmış olmasına göre; davacı vekili ve davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Davacı vekili ve davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın taraflar yönünden ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacı ve davalıya yükletilmesine,

Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,

24.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.