WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 04 Haziran 2026

YARGITAY 4. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

4. Hukuk Dairesi         2023/4572 E.  ,  2024/3779 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2018/874 E., 2022/929 K.
HÜKÜM/KARAR : Davanın kısmen kabulüne

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen maddi tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (kapatılan) 17. Hukuk Dairesince mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.

Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Mahkeme kararı davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; 18.08.2011 tarihinde davacının yaya olarak bulunduğu esnada davalı ... şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası (ZMSS) poliçesiyle sigortalı aracın çarpması neticesinde yaralandığını ve iş göremez halde kaldığını, davalıya yapılan müracaat sonunda 13.05.2013 tarihinde 7.174,93 TL ödendiğini, ancak yapılan ödemenin çok düşük kaldığını beyanla fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere, 1.000,00 TL kalıcı maluliyet tazminatının kaza tarihi, temerrüt tarihi veya ödeme tarihinden itibaren avans faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, talebini 23.784,33 TL olarak ıslah etmiştir.

Birleşen davada davacı vekili, aynı olayı tekrarla asıl davada verilen hükmün bozulduğunu, huzurdaki davanın daimi iş göremezlik tazminatının farklı çıkma ihtimali olduğundan ve diğer kalemlerin tahsili için açıldığını, belirsiz alacak olarak 3,00 TL daimi iş göremezlik tazminatı, 2,00 TL geçici iş göremezlik tazminatı, 50,00 TL bakıcı gideri tazminatı, 45,00 TL tedavi gideri tazminatı olmak üzere 100,00 TL tazminatın müteselsil sorumluluk hükümlerine dayanılarak kaza tarihinden itibaren mahkeme aksi kanaatte ise temerrüt tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, bedel artırım dilekçesiyle sürekli iş göremezlik tazminatı talebini 71.029,44 TL'ye geçici iş göremezlik tazminatı talebini 4.593,47 TL'ye, bakıcı gideri talebini 627,75 TL'ye, tedavi gideri talebini 817,00 TL'ye artırmıştır.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; ödeme nedeniyle davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

III. MAHKEME KARARI
Mahkemece tüm dosya kapsamına göre; davanın kabulü ile 23.784,33 TL'nin 13.05.2013 tarihinden itibaren yasal faizi ile davalıdan tahsil edilerek davacıya ödenmesine karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Mahkeme kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Hukuk Dairesi 25.09.2018 tarih ve 2015/13641 Esas 2018/8152 Karar sayılı ilamında; "...1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; davalı vekilinin aşağıdaki bentler kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir.
Ceza dosyasında alınan trafik bilirkişi raporuna göre davalıya sigortalı araç sürücüsü asli kusurlu, davacı yaya tali kusurlu bulunmuş, davacı tarafından işleten ve sürücüye yöneltilen davada alınan ATK Trafik İhtisas Dairesi raporuna göre; davacı yayanın %30 oranında kusurlu, davalıya sigortalı araç sürücüsü %70 oranında kusurlu bulunmuş, mahkemece alınan makine mühendisi bilirkişi raporunda; davacı yayanın %25 oranında kusurlu, davalıya sigortalı araç sürücüsü %75 oranında kusurlu bulunmuş ve sorumlu tutulmuştur. davacı tarafından işleten ve sürücüye yöneltilen davada alınan bilirkişi raporu ile mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporu arasındaki kusur oranlarına ilişkin çelişki giderilmeden karar verilmesi doğru değildir. Eksik inceleme ile karar verilemez. Bu durumda mahkemece alanında uzman yeni bir bilirkişi heyetinden, dosyadaki bilirkişi raporları da irdelenerek, tüm dosya kapsamına göre tarafların olaydaki kusur durumlarının hiçbir duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirleyen, kusur yönünden meydana gelen çelişkileri gideren, ayrıntılı, gerekçeli ve denetime açık rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi doğru görülmemiştir.
3-Dava Borçlar Kanunu'nun 46 ncı maddesi (6098 sayılı TBK md. 54) gereğince çalışma gücünün kaybı nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir.
Davacı taraf, trafik kazası sonucu yaralanması nedeni ile daimi maluliyete uğradığını ileri sürmüş, hükme esas alınan bilirkişi heyet raporundaki %17,2 maluliyet oranına itibar edilerek davanın kabulüne karar verilmiştir.
“Cismani Zarar Halinde Lazım Gelen Zarar ve Ziyan” başlığı altında düzenlenen TBK'nın 46 ncı maddesinde, bedensel zarara uğranılması nedeni ile talep edilebilecek zarar türleri belirtilmekte olup çalışma gücü kaybı da bu zarar türleri arasında yer almaktadır. Haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebinin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi gerekmektedir. Sözkosu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşların çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan Sosyal Sigortalar Sağlık İşlemleri Tüzüğü veya Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir.
Maluliyete ilişkin alınacak raporlar 11.10.2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü 11.10.2008 tarihi ile 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013 tarihinden sonrada Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliğine uygun olarak düzenlenmesi gerekir.
Somut olayda; Uşak Devlet Hastanesi Sağlık Kurulu raporuna göre davacının %8 maluliyetinin olduğu; Ankara Üniversitesi ATK raporunda aynı yaralanmaya bağlı olarak davacının %17,2 oranında tüm vücut fonksiyon kaybı olduğu belirlenmiştir. Her iki rapor arasında açıkça ve büyük oranda bir çelişki bulunmaktadır. Yapılacak iş, Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulundan olay tarihinde yürürlükte olan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğine uygun çelişkiyi giderecek yeni bir rapor alınarak karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve araştırma sonucu hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
4-Davacının işgücü kaybından kaynaklanan zararının hesabında, hesaba esas alınacak gelirinin belirlenmesi, tazminatın doğru tespitinde önemli bir yer tutmaktadır. Çalışma hayatının, aktif çalışma dönemi ve emeklilik dönemi olan pasif devre olarak ayrılması ve özel yasalarında çalışma süreleri ayrık olarak belirtilmemiş (asker, polis vb. gibi) kişiler yönünden 60 yaşın aktif çalışma devresini, bakiye yaşam süresi varsa kalan sürenin de pasif çalışma devresini oluşturduğu; işgücü kaybı nedeniyle tazminatın hesabında, pasif devrede de zararın oluşacağı ve bu zararın asgari ücret düzeyinde bir zarar olacağının kabulü gerektiği, Dairemizin yerleşmiş içtihatlarındandır.
Davaya konu edilen işgücü kaybı tazminatının hesaplandığı bilirkişi raporunda; davacının aktif çalışma devresinin 65 yaş sonu olarak kabul edildiği ve bu yaştan sonraki dönem için davacının pasif devrede olduğu kabul edilerek hesaplama yapıldığı; pasif devre hesabı yapılırken de, AGİ'li net asgari ücret oranında gelir elde edeceği kabulüyle saptanan gelirden hesap yapıldığı görülmektedir.
Davacının aktif devresine ilişkin hesapta, AGİ dahil edilmiş asgari ücrete denk gelen gelirin esas alındığı gözetildiğinde, pasif devre hesabı için belirlenen gelirin AGİ dahil edilmiş asgari ücretin esas alındığı açıktır. Pasif devre zararının hesaplanması sırasında esas alınan ücretin, bir çalışmanın karşılığı değil, ekonomik bir değer taşıyan yaşamsal faaliyetlerin sürdürülmesinin karşılığı olduğu, ücretle fiilen çalışanlara uygulanmak için getirilen asgari geçim indiriminin, ücretli bir çalışmanın söz konusu olmadığı pasif devre zararının hesaplanmasında dikkate alınmaması gerekir. Bu yönüyle, davacının pasif devre başlangıç tarihi ile bu devre hesabında esas alınacak gelir yönünden, bilirkişi raporu hatalı tespitleri içermektedir.
Açıklanan maddi ve hukuksal olgulara göre mahkemece; davacının muhtemel bakiye yaşam süresinin PMF 1931 Yaşam Tablosu'na göre belirlenmesi ve 60 yaşın ikmalinden sonraki tarihin davacının pasif devresi olarak esas alınması, pasif devre için AGİ dahil edilmemiş asgari ücret üzerinden hesaplama yapılması konusunda, daha önce rapor düzenleyen bilirkişiden ek rapor alınarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.
5-Yine hükme esas alınan aktüerya bilirkişi raporuna göre, davacının işgöremezlik zararı yönünden davalının sorumluluğu belirlenirken önce maluliyet ve kusur oranına göre zarar belirlenmeli daha sonra davalı tarafından yapılan ödeme düşülmek suretiyle, davalıya yüklenebilecek tazminat hesaplanmalıdır. Hatalı değerlendirme ile önce ödemenin indirilmesi sonrasında kusur ve maluliyet oranına göre tazminata hükmedilmesi doğru görülmemiş hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2), (3), (4) ve (5) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün bozulmasına..." karar verilmiştir.

B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla, bozma ilamına uyularak Yargıtay bozma ilamında belirtildiği üzere davacının kaza tarihindeki yönetmelik hükümlerine maluliyet raporu alındığı, yine 3 kişilik oluşturulan trafik fen heyetinden dosyada bulunan raporlar arasındaki çelişkileri giderir kusur raporu alındığı, davacının kaza nedeni ile meydana gelen zararının tespiti için dosya aktüer bilirkişiye verildiği, dosya kapsamında birden fazla tazminat raporu bulunmakta ise de; 05.10.2022 tarihli hesap raporunun Yargıtay son içtihatları gereği TRH 2010 Yaşam Tablosu ve progresif rant yöntemi kullanılarak, usuli kullanılmış haklar da gözetilerek bozmadan önceki rapor verileri kullanılarak düzenlendiği gerekçesiyle asıl davada davanın kısmen kabulüne; 12.279,01 TL sürekli iş göremezlik tazminatının temerrüt tarihi olan 13.05.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, bozma kararı öncesi sigorta şirketince icra dairesine yapılan ödemelerin infazda dikkate alınmasına, birleşen davada davanın kısmen kabulüne, 4.593,47 TL geçici iş göremezlik tazminatı ile 627,75 TL bakıcı gideri tazminatı, 817,00 TL tedavi gideri tazminatı olan toplam 6.038,22 TL tazminatın dava tarihi olan 02.07.2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, sürekli iş göremezlik tazminatı için açılan davanın reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; hükme esas alınan maluliyet raporunun hangi mevzuata göre düzenlendiğinin belirsiz olduğunu, maluliyet oranının düşük olduğunu, uygulanması gereken mevzuatın Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği olduğunu, eksik hesaplama yapıldığını, bozma öncesi ödenen miktar toplamına karar verilmesi gerektiğini, hesaplamanın TRH 2010 Yaşam Tablosu ve güncel verilere göre yapılması gerektiğini, gelirdeki artışa yönelik haklarını saklı tuttuklarını, tüm tazminatların az olduğunu, kusur indirimi yapılmaması gerektiğini, geçici bakıcı giderinin brüt asgari ücrete göre hesaplama yapılması gerektiğini, tedavi gideri için doktor raporu alınması gerektiğini, Sosyal Güvenlik Kurumu'nun (SGK) sorumluluğu belirlenmesi halinde SGK'nın davaya dahil edilmesi gerektiğini, bakıcı giderinden hakkaniyet indirimi yapılmaması gerektiğini, ıslah doğrultusunda tam kabul kararı verilmesi gerektiğini, ıslah ile davanın kısmi davaya dönüştüğünü, zamanaşımı süresi içinde ek dava açıldığını aksi kanaatte temyiz sonrası ıslah yok hükmünde olduğundan aleyhe vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini, ticari faize hükmedilmesi gerektiğini belirterek Mahkemece verilen kararın bozulmasını istemiştir.

Davalı vekili temyiz dilekçesinde; davacı tarafın davalı ... ZMSS poliçesinden kaynaklı sorumluluğu kapsamında ibra ettiğini ve birleşen eldeki davanın hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığını, birleşen davanın tümden reddi gerektiğini, bozma kapsamı dikkate alınmaksızın TRH 2010 Yaşam Tablosu progresif rant yöntemine göre hesaplama yapılmasının hatalı olduğunu, 11.06.2015 tarihli verilerle PMF Yaşam Tablosu'na göre hesaplama yapılması gerektiğini, kusur raporunun eldeki davayı aydınlatmaktan uzak olduğunu, çelişki giderir rapor alınması gerektiğini, geçici iş göremezlik tazminatı, tedavi gideri ve bakıcı giderinin teminat dışı olduğunu, ulaşım giderlerine yönelik delil bulunmadığını, birleşen dava kısmen kabul edilmesine rağmen harç ve yargılama giderlerinin hatalı olduğunu, ödeme tarihinden itibaren faize hükmedilmesinin yerinde olmadığını belirterek Mahkemece verilen kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe:
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Asıl ve birleşen davada uyuşmazlık; davalı ... tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile teminat altına alınan aracın, davacı yayaya çarpması sonucu davacının yaralanması nedeniyle sürekli iş göremezlik ve geçici iş göremezlik tazminatı, bakıcı gideri ve tedavi gideri talebine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 54 üncü maddesi, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85, 89, 90 ve 91 inci maddeleri, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları.

3. Değerlendirme
Temyizen incelenen mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân olmasına göre; asıl ve birleşen davada davacı vekili ve asıl ve birleşen davada davalı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Asıl ve birleşen davada davacı vekili ve asıl ve birleşen davada davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacı ve davalıya yükletilmesine,

Dosyanın mahkemeye gönderilmesine,

25.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.