4. Hukuk Dairesi 2023/3 E. , 2024/3434 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2020/529 E., 2022/842 K.
BİRLEŞEN DAVA
MAHKEMESİ : Kilis Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2014/126 E., 2014/223 K.
HÜKÜM/KARAR : Kabul
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen trafik kazası sonucu yaralanma nedeniyle maddi tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (kapatılan) 17. Hukuk Dairesince kararın bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde; 18.09.2013 günü davalı ... şirketi nezdinde trafik sigortalı aracın dikkatsiz ve tedbirsiz davranarak davacı ...'ın yolcusu olduğu motosiklete çarpması neticesinde gerçekleşen trafik kazasında müvekkilinin yaralanmış olduğunu belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, 1.000,00 TL tazminatın ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsilini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı üzerine bırakılmasını talep ve dava etmiştir.
Birleşen davada davacılar vekili dava dilekçesinde; 18.09.2013 günü davalı ... şirketi nezdinde trafik sigortalı aracın dikkatsiz ve tedbirsiz davranarak davacıların desteğinin sevk ve idaresinde bulunan motosiklete çarpması neticesinde gerçekleşen trafik kazasında ...'nın vefat etmiş olduğunu, davacıların ...'nın desteğinden yoksun kalmış olduklarını belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, 2.000,00 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsilini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı üzerine bırakılmasını talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Asıl davada davalı vekili cevap dilekçesinde; yaralamalı trafik kazasına karıştığını belirttiği aracın zorunlu mali sorumluluk sigortası (ZMSS) poliçesi ile sigortalandığını, şirketin sigortalısının kusur oranında sorumluluğunun bulunduğunu, ilgili yerlerden gerekli raporlar alınması gerektiğini, davacının kask takmaması sebebi ile müterafik kusur indirimine hükmedilmesi gerektiğini, davanın reddini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı üzerine bırakılmasını talep etmiştir.
Birleşen davada davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; yaralamalı trafik kazasına karıştığını belirttiği aracın ZMSS poliçesi ile sigortalandığını, şirketin sigortalısının kusur oranında sorumluluğunun bulunduğunu, ilgili yerlerden gerekli raporlar alınması gerektiğini, davacının kask takmaması sebebi ile müterafik kusur indirimine hükmedilmesi gerektiğini, davanın reddini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı üzerine bırakılmasını talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 22.05.2015 tarihli ve 2014/963 Esas 2015/661 Karar sayılı kararıyla; meydana gelen kaza nedeni ile davacı ...'ın yaralanarak malul kaldığı, diğer davacıların desteğinin ise hayatını kaybettiği, davalı şirketin sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında sorumluluğu bulunduğu gerekçeleri ile davacının davasının kabulü ile 22.333,44 TL maddi tazminatın davacı ... , 25.862,40 TL maddi tazminatın ........, 30.030,57 TL maddi tazminatın ...'ye velayeten ...'a dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine
karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 07.07.2020 tarihli ve 2018/5231 Esas, 2020/4425 Karar sayılı ilamıyla; "1-1086 sayılı HUMK'nun 388 ve 389. maddeleri ile 6100 sayılı HMK'nun karşılık 297/1-2 maddeleri uyarınca, mahkeme kararında; hüküm sonucunun, taraflara yükletilen hak ve sorumlulukların şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde ayrı ayrı ve açıkça gösterilmesi gerekir. Ayrıca; 1086 sayılı HUMK'nun 45. maddesi ile 6100 sayılı HMK'nun karşılık 166. maddesi uyarınca, asıl ve birleştirilen dava dosyaları birbirlerinden bağımsız ayrı bir dava olup, asıl ve birleştirilen her dava hakkında usul hükümlerine göre ayrı ayrı hüküm kurulması gerekir. Yukarıda belirtilen ilkeler gözardı edilerek, infazda tereddüt oluşturacak şekilde asıl ve birleştirilen dava yönünden ayrı ayrı hüküm kurulmamış olması doğru görülmediğinden, kararın açıklanan nedenlerle bozulması gerekmiştir.
2-Bozma neden ve şekline göre, davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir. " denilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile meydana gelen trafik kazası nedeni ile davacılardan ...'ın malul kaldığı, maluliyete ilişkin raporun içtihatlara uygun düzenlendiği, Anayasa Mahkemesinin iptal kararına göre hesaplamalarda TRH 2010 Yaşam Tablosu ve progresif rant yönteminin kullanıldığı, bozma kararının usuli bir bozma olduğu, davacının ve davacıların desteğinin kaza esnasında yaralanma bölgelerinden anlaşıldığı üzere kask takmadığının anlaşılmasına göre asıl davanın kısmen kabul kısmen reddine, 114.984,09 TL sürekli iş göremezlik tazminatı üzerinden %20 müterafık kusur indirimi uygulanarak 91.987,27 TL sürekli iş göremezlik tazminatının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, birleşen davanın kısmen kabul kısmen reddine, davacı ...yönünden, 43.587,42 TL destekten yoksun kalma tazminatı üzerinden %20 müterafık kusur indirimi uygulanarak 34.869,94 TL destekten yoksun kalma tazminatının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı ...ya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, davacı ... yönünden, 69.172,23 TL destekten yoksun kalma tazminatı üzerinden %20 müterafık kusur indirimi uygulanarak 55.337,78 TL destekten yoksun kalma tazminatının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı ...'ya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; bozma öncesinde kararı sadece kendilerinin temyiz ettiğini, bozma sonrasında verilen kararın usuli kazanılmış haklarına aykırılık oluşturduğunu savunarak mahkeme kararının bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık; davalı ... şirketi tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı trafik kazası sonucu yaralanıp malul kalan davacı yolcunun uğradığı sürekli iş göremezlik tazminatı ile motosiklet sürücüsü desteğin hayatını kaybetmesi nedeni ile davacıların uğradığı destekten yoksun kalma tazminatı talebine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) geçici 3 üncü maddesi delaletiyle mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 427 vd maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 53 ve 54 üncü maddeleri, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85, 89, 90 ve 91 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1. Temyizen incelenen kararın bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Bilindiği üzere bir davada, mahkemenin veya tarafların yaptıkları bir usul işlemi sebebiyle taraflardan biri lehine doğan ve göz önüne alınması zorunlu olan hakka, usuli kazanılmış hak denir. Bu müessese 1960’dan günümüze Yargıtay uygulamaları ile benimsenmiş ve akademik çalışmalarla da kabul görmüş bir ilkedir (Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulunun 04.02.1959 tarihli ve 1957/13 Esas, 1959/5 Karar sayılı yine Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 09.05.1960 tarihli ve 1960/21 Esas, 1960/9 Karar sayılı içtihatları). Usuli kazanılmış hak müessesesi, Yargıtayın bozma ilamına mahkemece uyulduktan sonra bozma ilamının bağlayıcı etkisinin kapsamını belirlemek amacıyla Türk hukuk sistemine girmiştir.
Usuli kazanılmış hak; usul ve esasa yani hukuka uygun karar verilmesinin, yargı kararlarında istikrarın, yargılamanın hızlı sonuçlandırılmasının ve kamu düzeninin sağlanması amaçlarına hizmet eden müessesedir. Yukarıda tarih ve sayıları verilen içtihadı birleştirme kararlarında bu husus şöyle açıklanmıştır: “Usul Kanunumuzda bu şekildeki usule ait müktesep hakka ilişkin açık bir hüküm konulmuş değilse de Temyizin bozma kararının hakka ve usule uygun karar verilmesini sağlamaktan ibaret olan gayesi ve muhakeme usulünün hakka varma ve hakkı bulma maksadıyla kabul edilmiş olması yanında hukuki alanda istikrar gayesine dahi ermek üzere kabul edilmiş bulunması bakımından usule ait müktesep hak müessesesi; Usul Kanununun dayandığı ana esaslardandır ve amme intizamıyla da ilgilidir.”
Usuli kazanılmış hak, esasen Yargıtayın bozma ilamı sonrası karar veren ilk derece mahkemesinin yapacağı yargılamanın sınırlarını belirlemek amacı ile gündeme gelmiştir. Böylece, Yargıtay içtihatlarında sıklıkla tekrarlandığı üzere, bozma ilamı ile davanın, usul ve kanuna uygun bir yola sokulması amaçlanmıştır. İlk derece mahkemesince artık Yargıtay tarafından gösterilen ve doğru olduğu kabul edilen usul ve esaslar dairesinde yargılama yapılması zorunlu hâle gelmiştir. İlk derece mahkemesinin bozma ilamına uyması hâlinde artık Yargıtay tarafından gösterilen yolda ilerlemesi beklenir. Böylece; hem yargılamanın, Yargıtayca bozma ilamıyla çizilen esaslar dâhilinde devam ettirilerek doğru, adil ve hızlı bir biçimde sonuçlanması amacına ulaşılır, hem de mahkemeler arasındaki hiyerarşi, uyum, kararlardaki istikrar ve dolayısıyla da kamu düzeni sağlanmış olur.
Dosya kapsamından, mahkemece verilen davanın kabulüne dair ilk kararın davalı ...Ş. vekilinin temyizi üzerine Yargıtay (kapatılan) 17. Hukuk Dairesince verilen bozma kararı sonrasında mahkemece asıl ve birleşen davada davalı ... şirketi aleyhine açılan davanın kabulüne karar verildiği anlaşılmaktadır. Davacılar tarafından mahkemece verilen ilk kararın temyiz edilmediği gözetilmeden, bozma sonrasında alınan bilirkişi raporunda bozma öncesinde alınan ve itiraz edilmeyen maluliyet raporu ile bozma öncesindeki verilere göre asıl davada ... için sürekli iş göremezlik tazminatı, birleşen dava davacıları yönünden ise destekten yoksun kalma tazminatı hesaplanması gerekirken mahkemece resen alınan yeni maluliyet raporu ve güncel veriler esas alınarak hesaplanan tazminat miktarına karar verilmesi davalının usuli kazanılmış hakkını ihlal ettiğinden kararın bozulması gerekir.
VI. KARAR
1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,
2. Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
17.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!