4. Hukuk Dairesi 2023/2538 E. , 2023/6019 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/404 E., 2022/480 K.
HÜKÜM/KARAR : Davanın Reddi
Taraflar arasında görülen tasarrufun iptali davasında verilen karar hakkında yapılan ilk temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesince Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiş, yapılan ikinci temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının yine bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece yeniden bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; borçlu davalı ... hakkında takip başlatıldığını, borçlunun alacağı karşılayacak mal varlığı bulunmadığını, alacaklılardan mal kaçırma amacı ile dava konusu taşınmazı diğer davalı ...'ya devrettiğini belirterek bu tasarrufun iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davacı ile borçlu arasındaki alacağın gerçek olmadığını, danışıklı takip yapıldığını, taşınmazın dava dışı ... isimli şahsın borcuna karşılık verildiğini belirterek davanın reddini istemiştir.
2. Davalı ...; davaya cevap vermemiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 13.11.2014 tarihli ve 2012/410 Esas, 2014/408 Karar sayılı kararı ile; ivazlar arasında açık fark olduğu, davalılar arasındaki ticari ilişki nedeni ile davalı 3. kişinin borçlunun mali durumunu bilebilecek şahıslardan olduğu ve takibin muvazaalı olduğunun ispatlanmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile Ankara Keçiören Ayvalı Mahallesi 30211 ada 12 parselde bulunan zemin kat 26 nolu bağımsız bölümün davalı ... tarafından diğer davalı ...'e 30.03.2012 tarihinde satışına ilişkin tasarrufun İ.İ.K'nun 277 ve devamı maddeleri gereğince Ankara 26. İcra Dairesi'nin 2012/10003 Esas sayılı dosyasındaki alacak ve fer'ileriyle birlikte sınırlı olmak üzere iptaline, karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 21.03.2017 tarihli ve 2015/2235 Esas, 2017/3008 Karar sayılı ilamı ile;
"...Tasarrufun iptali koşullarından biri de dava dayanağı takibin gerçek bir alacağa ilişkin olmasıdır. Davalı üçüncü kişi Mustafa vekili davacının dava dayanağı olan senetteki 75.000,00 TL borcu verebilecek maddi durumu olmadığını, amacın taşınmazın elinden alınmasını temin etmek olduğunu iddia etmiştir. Bu iddialar karşısında davacı alacaklı, borçlunun babasına ait taşınmazda kiracı olarak eşi adına manav dükkanı işlettiğini, borçlunun araç alımı için acil para ihtiyacı olduğunu ve kendisinden borç istediğinde babasının ekonomik durumuna güvenerek ev almak için döviz olarak yine evde tuttuğu parayı verdiğini ancak ödenmediğini belirtmiştir.
Mahkemece yaptırılan zabıta araştırmasında, alacaklının emekli olduğu, emekli maaşı ve bir arabasının olduğu ve aylık 700,00 TL kredi ödediğinin belirlendiği görülmüştür.
Davalı tanığı olarak dinlenen ... ifadesinde, borçlu ile yakın arkadaş olduklarını kendisinden araç aldığını ancak kaydını vermeyince aracı geri alıp parasını istediğinde Keçiören'de satmış olduğu taşınmazı babasının kendisini eskiye dönük olarak ...'e borçlandırdığını bu nedenle dava açıldığını, tapuyu geri aldıklarında parasını vereceğini söylediğini, duruşmada tanıklık yapmaması için borçlu ve babası tarfından tehdit edildiğini bununla ilgili yargılamanın Kırıkkale Sulh Ceza Mahkemesinde devam ettiğini belirtmiştir.
Yapılacak iş, davacı alacaklının eşi adına kayıtlı bir manav dükkanı olup olmadığı, yıllık gelirinin ne olduğu, tanık ...'ın ifadesinde geçen tehdit suçu ile ilgili dosya numarasının tesbit edilerek, iddia edildiği gibi borcun gerçek olmadığı noktasında tarıklık yapmaması yönünde yapılan bir tehditle ilgili olup olmadığı, ilgili ise yargılama sonucunun bekletici mesele yapılarak oluşacak sonuca göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular dikkate alınmadan eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır." gerekçesi ile karar bozularak dosya kararı veren Mahkemeye gönderilmiştir.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
1. Mahkemenin 30.03.2021 tarihli ve 2018/676 Esas, 2021/286 Karar sayılı kararı ile yine; ivazlar arasında açık fark olduğu, davalılar arasındaki ticari ilişki nedeni ile davalı 3. kişinin borçlunun mali durumunu bilebilecek şahıslardan olduğu ve takibin muvazaalı olduğunun ispatlanmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile Ankara Keçiören Ayvalı Mahallesi 30211 ada 12 parselde bulunan zemin kat 26 nolu bağımsız bölümün davalı ... tarafından diğer davalı ...'e 30.03.2012 tarihinde satışına ilişkin tasarrufun İ.İ.K'nun 277 ve devamı maddeleri gereğince Ankara 26. İcra Dairesi'nin 2012/10003 Esas sayılı dosyasındaki alacak ve fer'ileriyle birlikte sınırlı olmak üzere iptaline, karar verilmiştir.
2. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
3. Dairemizin 29.11.2021 tarihli ve 2021/18251 Esas, 2021/9317 Karar sayılı ilamı ile;
"...Tasarrufun iptali koşullarından biri de dava dayanağı takibin gerçek bir alacağa ilişkin olmasıdır. Davalı 3. kişi Mustafa vekili davacının dava dayanağı olan senetteki 75.000,00 TL borcu verebilecek maddi durumu olmadığını, amacın taşınmazın elinden alınmasını temin etmek olduğunu iddia etmiştir. Davalı tanığı olarak dinlenen ... ifadesinde, borçlu ile yakın arkadaş olduklarını kendisinden araç aldığını ancak kaydını vermeyince aracı geri alıp parasını istediğinde Keçiören'de satmış olduğu taşınmazı babasının kendisini eskiye dönük olarak ...'e borçlandırdığını bu nedenle dava açıldığını, tapuyu geri aldıklarında parasını vereceğini söylediğini, duruşmada tanıklık yapmaması için borçlu ve babası tarfından tehdit edildiğini bununla ilgili yargılamanın Kırıkkale Sulh Ceza Mahkemesinde devam ettiğini belirtmiştir. Kırıkkale 2. Sulh Ceza Mahkemesi’nin 2013/442-2014/222 sayılı kararında; davalı borçlu ...’ın babası ... hakkında, tanık olarak dinlenen ...’ı belirtilen hususlarda tanıklık yapmaması için tehdit ettiğinden bahisle mahkumiyet hükmü kurulduğu, ancak hükmün açıklanmasının geriye bırakılmasına karar verildiği ve kararın kesinleştiği anlaşılmaktadır. Her ne kadar, hükmün açıklanmasının geriye bırakılması kararları hukuk mahkemesini bağlamayacaksa da, ceza davasında tanık ...’ın, davalı borçlu ...’ın dava konusu taşınmazı geri alabilmek için, babasının kendisini eskiye dönük olarak davacı alacaklı ...'e borçlandırdığını beyan ettiği ve bu tanığın davalı borçlu ...’ın babası ... tarafından tanıklık yapmaması için tehdit edildiği sabit olmuştur. Tanık ...’ın hem işbu davadaki, hem ceza davasındaki beyanlarına göre; dava konusu taşınmazın geri alınabilmesi için davacı ... ile davalı ... arasında muvazaalı olarak alacak yaratıldığını ifade ettiği, davacının davalı ...’ın babasının dükkanında kiracı olarak manav dükkanı işlettiği, bu manav dükkanının gelir vergisi beyannamelerinde yıllık gelirinin yüksek olmadığı, mahkemece yaptırılan zabıta araştırmasında, emekli olduğu, emekli maaşı ve bir arabasının olduğu, evinin kira olup 710,00 TL kira ödediği ve aylık 700,00 TL kredi borcu ödediğinin belirlendiği, buna göre davacının davalıya 75.000,00 TL borç verebilecek maddi durumunun olmadığı, bu miktar parayı davalıya verdiğine dair banka dekontu gibi bir evrak sunamadığı, taraflarca her zaman düzenlenebilecek nitelikte olan bono sunulduğu, bononun vadesinin 07.04.2011 olmasına rağmen davacı tarafından icra takibinin dava konusu taşınmazın devredilmesinden 3 ay sonra 29.06.2012 tarihinde yapıldığı anlaşılmakta olup, tüm bu maddi ve hukuki olguların dikkate alınması sonucunda davacı ve davalı arasında gerçek bir borç - alacak ilişkisi olmadığı sonucuna varılarak davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere karar verilmiş olması doğru görülmemiştir. " gerekçesi ile karar yeniden bozularak dosya kararı veren Mahkemeye gönderilmiştir.
C. Mahkemece Yeniden Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı ve davalı arasında gerçek bir borç - alacak ilişkisi olmadığı sonucuna varılarak davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; taşınmazın gerçek değerinin çok altında bir bedelle tapudan devredildiğini, tanık ... ile ilgili bozma ilamında değinilen hususların yanılgılı olduğunu, dava dışı ...'ın ...'a gönderdiği mesaj içeriklerinde gerçeğe aykırı olarak yalancı şahitlik yapmaması konusunda uyardığının tespit edildiğini, bu uyarının tehdit olarak değerlendirilerek, cezalandırılmasına karar verildiğini, davalı tanığı ...'ın, beyanında davacı ile davalı arasındaki borç ilişkisinin muvazaalı olduğunu iddia ettiğini, bu iddianın gerçeği yansıtmayan bir iddia olduğunu, davacının maddi durumunun iyi olduğunu, 10 yılı aşkın süre boyunca Ankara'nın en gözde ve lüks semtlerinden Yıldız Evler Mahallesi'nde işleri oldukça iyi olan bir manav dükkanı işlettiğini, zorunlu ihtiyaçları haricindeki tüm kazancını yıllarca kendine ait bir ev satın alabilmek için biriktirip bu birikimini dolar mevduatı olarak evinde sakladığını belirterek mahkeme kararının bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, İİK 277 ve devamı maddelerine göre açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 277 ve devamı maddeleri.
3. Değerlendirme
1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda dökümü yazılı 179.90 TL temyiz peşin harcının onama harcına mahsubuna,
Dosyanın mahkemesine gönderilmesine,08.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!