4. Hukuk Dairesi 2023/2350 E. , 2023/7895 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2019/367-2020/32
HÜKÜM/KARAR : Red
Taraflar arasında görülen tasarrufun iptali davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece, mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde , borçlu ... hakkında yaptıkları takibin semeresiz kaldığını, dava konusu taşınmazı 20.10.2014 tarihinde davalı akrabası ...'a sattığını belirterek, bu tasarrufun iptalini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekilleri , haksız açılan davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 18.05.2016 tarihli ve 2015/161 Esas, 2016/364 K. sayılı kararıyla; ivazlan arasında önemli oransızlık olmadığı ve davalılar arasında akrabalık olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Mahkeme kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay (kapatılan) 17. Hukuk Dairesi 18.04.2019 tarih ve 2016/13207 Esas, 2019 /5081 Karar sayılı ilamında;
"...Somut olayda, davalı 3. kişi ..., davalı borçlu ...’un eşinin kız kardeşi olup, İkinci dereceden sıhrî akrabasıdır. Bu durum, İİK 278/3-1 maddesine göre bağışlama hükmünde sayılacağından, yapılan tasarruf iptale tabidir. Ayrıca dosya kapsamından, tasarrufa konu taşınmaz daha önceden davalı borçlunun oğlu ... adına kayıtlı olup iş bu davadan birkaç yıl önce ... borçları nedeniyle taşınmazı, davalı annesi ...’ un üzerine devrettiği anlaşılmakta olup tasarrufun iptali için Çarşamba 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/678 E. Sayılı dosyası ile dava açılmış ancak taraflar aralarında anlaştıkları için dava feragat nedeniyle reddedilmiştir. Bu sefer de davaya konu tasarruf, davalı ...’ un borçları nedeniyle yapıldığı sabit olduğundan muvazaanın varlığının kabulü gereği davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir..." gerekçesi ile bozulmuştur.
B. Mahkemece Verilen Direnme Kararı
Mahkeme yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...Davalı ...'ün diğer davalı ...'ın eşinin teyzesinin kızı olduğu, aralarında 4. Dereceden sıhri hısımlık bulunduğu, İcra İflas Kanunu 278/2. bendinde düzenlendiği gibi sıhren üçüncü dereceye kadar hısımlık bulunmadığı, anlaşılmakla, taraflar arasındaki tasarruf bağışlama niteliğinde olmadığı, gerçek bir satım olduğu kabul edilmekle, davalıların davacı alacaklıya zarar vermek kastıyla hareket edildiğine dair iddianın ıspatlanamadığı..." gerekçesi ile önceki kararında direnerek davanın reddine karar vermiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde, belirterek, davalı üçüncü kişinin taşınmazı düşük bedel ile aldığını, raiç bedeli ve ipoteği ödediğini ispatlayamadığını, davalı Görül'ün borçlunun mali durumunu bilebilecek şahıslardan olduğunu (İİK'nın 280/1) belirterek mahkeme kararının bozulmasını istemiştir.
VI. TEMYİZDEN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
Direnme kararı üzerine dairece karar incelenmek üzere Hukuk Genel Kuruluna gönderilmiş, Hukuk Gerel Kurulu 01.12.2022 tarih 2021(17)4-167 Esas-2022/1633 Karar sayılı ilamı ile "... 16. İcra ve İflas Kanunu’nun 278/3. maddesinin 1. bendinde neseben ve sıhren üçüncü dereceye kadar ( bu derece dahil) hısımlar arasında yapılacak tasarruflar bağışlama niteliğinde sayılmıştır. Anayasa Mahkemesinin 26.01.2022 tarihli ve 2021/9 E., 2022/4 K. sayılı kararı ile, anılan maddede yer alan “…usul ve…” ve “…sıhren üçüncü dereceye kadar (bu derece dahil) hısımlar,…” ibarelerinin Anayasa’ya aykırı olduklarına ve iptallerine, iptal hükümlerinin kararın Resmî Gazete’de yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra (22.12.2022 tarihinde) yürürlüğe girmesine karar verilmiştir.
17. Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; Özel Dairece her ne kadar davalı ...’ın, davalı borçlu ...’un eşinin kız kardeşi olup, ikinci dereceden sıhrî akrabası olduğundan tasarrufun İİK’nın 278. maddesinin 3. fıkrasının 1. bendine göre bağışlama hükmünde sayıldığı ve iptale tabi olduğu belirtilmiş ise de; dosya kapsamından taraflar arasında Kanun’un aradığı anlamda bir akrabalık bağı bulunmadığı davalı ...'ün diğer davalı ...'ın eşinin teyzesinin kızı olduğu, aralarında dördüncü dereceden sıhrî hısımlık olduğu sabit olduğundan mahkemece İİK’nın 278/III-1. maddesinin somut olay bakımından uygulanamayacağı yönünde verilen direnme kararı yerindedir.
18. Ne var ki Özel Dairece yalnızca İİK’nın 278. maddesinin 3. fıkrasının 1. bendi bakımından inceleme yapılarak bozma sonucuna göre davaya konu tasarruf işleminin Kanun’da sıralanan diğer maddeler bakımından iptale tâbi olup olmadığı değerlendirilmediğinden, diğer yönlerin incelenmesi amacıyla dosya Özel Daireye gönderilmelidir...." gerekçesi ile dairemize gönderilmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, İİK'nun 277 ve devamı maddelerinde düzenlenen tasarrufun iptaline ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 2004 sayılı İcra ve iflas Kanunun'un 277 ve devamı maddeleri
3. Değerlendirme
İcra ve İflas Kanununun 277 ve izleyen maddelerinde düzenlenen tasarrufun iptali davalarında amaç, borçlunun haciz yada iflasından önce yaptığı ve aslında geçerli olan bazı tasarrufların geçersiz ya da "iyiniyet kurallarına aykırılık" nedeniyle alacaklıya karşı sonuçsuz kalmasını ve dolayısıyla o mal üzerinden cebri icraya devamla alacağın tahsilini sağlamaktır. Bu tür davaların dinlenebilmesi için,borçlu hakkındaki icra takibinin kesinleşmiş olması,iptali istenen tasarrufun takip konusu borçtan sonra yapılmış olması ve borçlu hakkında alınmış kesin veya geçici aciz belgesinin (İİK.nun 277 md) bulunması gerekir. Bu ön koşulların bulunması halinde ise İİK.nun 278, 279 ve 280. maddelerinde yazılı iptal şartlarının bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır. Özellikle İİK.nun 278.maddesinde akdin yapıldığı sırada kendi verdiği şeyin değerine göre borçlunun ivaz olarak pek aşağı bir fiyat kabul ettiği ve yasanın bağışlama hükmünde olarak iptale tâbi tuttuğu tasarrufların iptali gerektiğinden mahkemece ivazlar arasında fark bulunup bulunmadığı incelenmelidir. Aynı maddede sayılan akrabalık derecesi vs. araştırılmalıdır. Keza İİK.nun 280. maddesinde malvarlığı borçlarına yetmeyen bir borçlunun alacaklılarına zarar vermek kastıyla yaptığı tüm işlemler, borçlunun içinde bulunduğu mali durumu ve zarar verme kastının işlemin diğer tarafınca bilindiği veya bilinmesini gerektiren açık emarelerin bulunduğu hallerde tasarrufun iptal edileceği hususu düzenlendiğinden yapılan işlemde mal kaçırma kastı irdelenmelidir. Öte yandan İİK.nun 279. maddesinde de iptal nedenleri sayılmış olup bu maddede yazılan iptal nedenlerinin gerçekleşip gerçekleşmediği de takdir olunmalıdır.
Somut olayda, ivazlar arasında önemli oransızlık ve davalılar arasında İİK'nın 278/3 maddesinde belirtilen iptale neden olacak bir akrabalık bağı olmadığı sabittir. Ancak dosyadaki bilgilerden, üçüncü kişi ...'ın borçlunun eşinin teyze kızı olarak sıhri hısım olduğu, taşınmaz bedeli olarak ödemelerin satıştan önce başlayıp, 1 yıl sonrasına kadar devam ettiği, satışın 20.01.2014 tarihinde yapılmış olmasına rağmen borçlunun 2019 yılında dahi halen dava konusu taşınmazda oturmaya devam etmesi borçlu ve üçüncü kişi arasında satıştan önce ve sonrasında devam eden bir yakınlık ve dostluk olduğunu gösterdiği, bu hali ile İİK'nın 280/1. maddesi gereğince davalı üçüncü kişi ...'ın borçlunun içinde bulunduğu mali durumu bildiği veya bilebilecek kişilerden olduğunun kabulünü gerektirir.
Bu halde mahkemece, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken reddine karar vermesi usul ve yasaya aykırı olmuştur.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan mahkeme kararının BOZULMASINA,Peşin alınan karar harcının istek halinde davacı iadesine,
Dosyanın mahkemesine gönderilmesine,13.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!