4. Hukuk Dairesi 2023/12590 E. , 2024/3667 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/41 E. 2021/593 K.
HÜKÜM/KARAR : Davanın reddi
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece kararın bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; davacı ...'nin eşi ve diğer davacıların babası olan ...'ın 05.08.2014 tarihinde motosiklet ile seyir halinde iken davalıya trafik sigortalı araç sürücüsünün çarpması neticesinde hayatını kaybettiği, geçici köy korucusu olarak çalışan müteveffanın 988,02 TL ücret aldığını, davalının 31.923,34 TL tazminat ödemiş ise de yeterli olmadığını, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 5.000,00 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davacı vekili taleplerini, davacı ... için 24.910,79 TL, davacı ... için 4.965,11 TL, davacı ... için 7.693,86 TL, davacı ... için 9.221,95 TL, davacı ... için 11.132,07 TL, davacı ......., için 20.682,68 TL olarak ıslah etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacılara 19.11.2014 tarihinde 31.923,34 TL ödeme yapıldığını, sorumluluklarının kalmadığını, kusur oranlarının belirlenmesi gerektiğini, müteveffanın kask takmayarak zararın artmasına yol açtığını, davalının ödeme yaptığını ve ödeme tarihi itibari ile ödemenin yeterli olup olmadığının belirlenmesi gerektiğini savunarak davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 10.02.2016 tarihli ve 2015/36 Esas, 2016/47 Karar sayılı kararıyla; davacıların 05.08.2014 tarihli kazada ...'ın vefatı nedeni ile destekten yoksun kaldıklarını beyanla tazminat talebinde bulundukları, davalının 31.923,34 TL ödeme yaptığı ve davanın reddini talep ettiği, dosyaya alınan bilirkişi raporu ile destek tazminatının hesaplandığı ve davacı vekilinin taleplerini ıslah ettiği, murisin kazada tam kusurlu olsa dahi kusurun 3.kişi konumundaki mirasçılara yansıtılamayacağı, alınan bilirkişi raporu ile davacıların desteğe olan yakınlıkları, destek alabilecekleri süre, yaşları ve cinsiyetleri dikkate alınarak alabilecekleri tazminatların belirlendiği, davacılar ... yönünden davanın reddi gerekti gerekçesi ile davanın kabulü; davacılardan ... için 24.910,79 TL, ... için 4.965,11 TL, ... için 7.693,86 TL, ... için 9.221,95 TL, ... için 11.132,07 TL. ... için 20.682,68 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte davalı ... şirketinden alınarak davacılara verilmesine, davacılardan ..., ..., ... ve ... bakımından ise davanın reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay (Kapatılan) 17 Hukuk Dairesinin 25.03.2019 tarih, 2016/7076 Esas, 2019/3427 Karar sayılı ilamı ile; 1-Dava, trafik kazası sonucu ölüm nedeniyle, ölenin yakınlarının destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkin olup; davacı taraf, davalı yana sigortalı araç sürücüsünün, desteğin ölümüyle sonuçlanan kazada etkili ve sorumluluğuna yol açan kusurlu eyleminin bulunduğu iddiasıyla davalı tarafa husumet yöneltmiştir.
Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası; motorlu bir aracın karayolunda işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin, zarara uğrayan 3. kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan bir sorumluluk sigortası türüdür. Bu sebepledir ki, sigorta şirketinin sorumluluğu, sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında ve poliçe limitiyle sınırlıdır. Zira, kanunun emredici hükmü gereği yaptırılan zorunlu trafik sigortalarında sigortacı, işletene düşen hukuki sorumluluğu teminat altına aldığına göre, ancak işletenin sorumlu olduğu oranda zarardan sorumlu olacaktır. İşletene hukuken yükletilemeyen zarardan, onun sorumluluğunu teminat altına alan sigortacının sorumlu tutulması da mümkün değildir. KTK'nun 86/1. maddesi gereği ise, işletenin eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin kusursuzluğu oranında sorumluluğunun kalkacağı açıktır.
Mahkeme tarafından, davaya konu trafik kazasını yapan davalının sigortaladığı araç sürücüsü ile davacıların desteği ...'ın kazadaki kusur oranlarının belirlenmesi konusunda herhangi bir araştırma yapılıp rapor alınmadan, davalıya sigortalı araç sürücüsü hakkında ceza mahkemesi tarafından beraat kararı verilmişse de, davacıların zarar gören 3. kişi konumunda olması nedeniyle davalı sigortacının zarardan sorumlu olduğu gerekçesiyle, davanın kabulü yönünde hüküm tesis edilmiştir. Mahkemenin maddi tazminata ilişkin hesaplama yönünden hükme esas aldığı 24.07.2015 tarihli raporda da (dosyada kusur raporu olmadığı gerekçesiyle), herhangi bir kusur indirimi yapılmadan tazminat hesaplanmıştır. Oysa, yukarıda ifade olunan nedenlerle, davalı sigortacının zarardan sorumlu tutulabilmesinin ön şartı, kazaya karışan sigortalı araç sürücüsünün kazada kusurlu olması olup sorumluluğunun üst sınırını da sigortalı araç sürücüsünün kusuru oluşturmaktadır.
Diğer taraftan, davaya konu kaza tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 74. maddesi gereğince; hukuk hakimi, ceza mahkemesince belirlenmiş ve kesinleşmiş olan maddi olgu ile bağlı ise de; kusurun bulunup bulunmadığı ve oranına ilişkin ceza mahkemesi kararı ile bağlı olmadığı gibi, kusura ilişkin saptamaya dayanan beraat kararı ile de bağlı değildir. Kazaya ilişkin ceza yargılamasının yürütüldüğü dava sonunda, Midyat Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2014/660 Esas- 2015/117 Karar sayılı ilamı ile, davalıya sigortalı araç sürücüsünün kazada kusursuz olduğu kabul edilip, CMK'nun 223/2-c maddesi gereği, sürücü sanığın olayda taksirinin bulunmadığı gerekçesiyle beraat kararı verilmiş ve bu karar temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşmiştir.
Açıklanan hukuki ve maddi vakıalar karşısında mahkemece; davacılar desteğinin ölümü ile sonuçlanan kazayı yapan ve davalı tarafından sigortalanan araç sürücüsünün kazada kusurunun olmadığı, ceza yargılaması kapsamında alınan trafik kusur uzmanı bilirkişi raporunda saptanmış olmakla birlikte, ceza mahkemesinin kusura ilişkin tespitinin, maddi olgu olarak kabul edilemeyeceği ve TBK'nun 74. maddesi gereği, ceza mahkemesinin kusur değerlendirmesinin hukuk hakimini bağlamayacağı; davalının ancak sigortalı araç sürücüsünün kusuru bulunması halinde ve sürücünün kusur oranıyla sınırlı olarak 3. kişilerin zararlarından sorumlu tutulabileceği göz önünde bulundurularak; konusunda uzman İTÜ ya da Karayolları Genel Müdürlüğü Fen Heyeti'nden kusur raporu alınması ve oluşacak sonuca göre davalının hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken, eksik inceleme ve hatalı gerekçeyle, yazılı biçimde hüküm tesisi bozmayı gerektirmiştir.
2-Bozma ilamının kapsam ve şekline göre, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir." şeklinde bozma kararı verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacıların 05.08.2014 tarihli kazada ...'ın vefatı nedeni ile destekten yoksun kaldıklarını beyanla tazminat talebinde bulundukları, davalının 31.923,34 TL ödeme yaptığı ve davanın reddini talep ettiği, mahkemenin 10.02.2016 tarihli kararında alınan bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kabulüne karar verildiği, davalının kararı temyiz etmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 25.03.2019 tarihli kararı ile kusur raporu alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiği yönünde kararın bozulduğu, bozma kararına uyulduğu ve İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) öğretim üyelerinden oluşan bilirkişi heyetinden alınan rapor ile müteveffanın 05.08.2014 tarihli kazada %100 oranında kusurlu, davalıya sigortalı araç sürücüsünün ise kusurunun olmadığı yönünde rapor ibraz edildiği, davalının işletenin eylemlerinden kusur oranında sorumlu olacağı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; kusur raporunu kabul etmediklerini, murisin kusurunun 3.kişi olan davacıları etkilemeyeceğini, davalı lehine nispi oranda vekalet ücreti verildiği gerekçeleri ile kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davalı ... şirketi tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı 05.08.2014 tarihli trafik kazası sonucu ölüm nedeniyle ölenin desteğinden yoksun kalanların açtığı destekten yoksun kalma tazminatı talebine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesi atfıyla uygulanmasına devam olunan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 427 vd. maddeleri. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 51 ve 53 üncü maddeleri, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85, 89, 90 ve 91 inci maddeleri, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları.
3. Değerlendirme
1-Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve bozmanın kapsamı dışında kalarak kesinleşmiş olan yönlere ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesi olanağı bulunmamasına göre, alınan kusur raporu ile müteveffanın kazada tam kusurlu olduğunun anlaşılmasına göre davacılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2-Davacıların diğer temyiz itirazlarına gelince;
Davacılar vekili dava dilekçesi ile 5.000,00 TL maddi tazminat talebinde bulunmuş, ıslah dilekçesi ile toplam talebini 78,606,46 TL olarak ıslah etmiştir. Red miktarı nedeni ile mahkeme tarafından davalı lehine 11.801,84 TL vekalet ücretine hükmedilmiştir. Karar tarihinde yürürlükte bulunan 2021 yılı Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin (AAÜT) 13 üncü maddesinde yer verilen "Bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde gösterilen hukuki yardımların konusu para veya para ile değerlendirilebiliyor ise avukatlık ücreti, davanın görüldüğü mahkeme için bu Tarifenin ikinci kısmında belirtilen maktu ücretlerin altında kalmamak kaydıyla (7 nci maddenin ikinci fıkrası, 10 uncu maddenin üçüncü fıkrası ile 12 nci maddenin birinci fıkrası, 16 ncı maddenin ikinci fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla) bu Tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir.(2) Ancak, hükmedilen ücret kabul veya reddedilen miktarı geçemez. (3) Maddi tazminat istemli davanın kısmen reddi durumunda, karşı taraf vekili yararına bu Tarifenin üçüncü kısmına göre hükmedilecek ücret, davacı vekili lehine belirlenen ücreti geçemez. (4) Maddi tazminat istemli davaların tamamının reddi durumunda avukatlık ücreti, bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre hükmolunur." düzenlemesi karşısında dava konusunun paraya ilişkin olduğunun, davada talep edilen ve ıslahla artırılan miktarın da reddedildiğinin anlaşılması karşısında vekille temsil olunan davalı lehine Tarifenin 13/4 üncü maddesinde belirtildiği üzere maddi tazminat talebinin tamamen reddi halinde avukatlık ücreti, bu tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre hükmolunur, düzenlemesi ile tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre davalı lehine maktu vekalet ücreti tayin edilmesi gerekeceğinin gözetilmemesi hatalı olup bu yanılgının giderilmesi yargılamanın tekrarını gerektirir nitelikte görülmediğinden, hükmün 6100 sayılı Kanun'un geçici 3/2 nci maddesi delaletiyle 1086 sayılı Kanunu'nun 438/7 nci maddesi uyarınca düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. KARAR
1.Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davacılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE
2.Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, hüküm fıkrasının 4. bendinde yer alan "11.018,84 TL" ibaresinin çıkarılarak yerine "5.100,00 TL" ibaresinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
24.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!