4. Hukuk Dairesi 2023/12472 E. , 2024/739 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/282 E., 2022/378 K.
DAVACILAR : 1- ...
2- ...
3- ......'a vesayeten ...
4- ...
5- ...
6- ...
7- ...
8- ...
9- ... vekili Avukat ...
DAVALILAR : 1- ... vekili Avukat ...
2- ....
vekili Avukat ...
İHBAR OLUNANLAR : 1- ....
2- Unico Sigorta A.Ş.
DAVA TARİHİ : 21.09.2011
HÜKÜM/KARAR : Davanın Kısmen Kabulü
Taraflar arasında görülen tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesince mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davacı ......'ın maddi tazminat davasının reddine, mütevaffa davacı ... yönünden manevi tazminat davasının kabulüne, diğer davacılar yönünden karar kesinleşmekle hüküm tesisine yer olmadığına karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davacı ... ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; davalı şirketin yol yapım çalışması yürüttüğü karayolunda gerçekleşen kazada, davacıların yakınları olan Ali, Sakine ve Deniz'in öldüğünü, davacı ...'nin ölenlerin desteğinden yoksun kaldığını ve tüm davacıların manevi zarara uğradıklarını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 10.000,00 TL maddi ve 110.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müteselsilen tahsilini talep etmiş; 19.06.2014 tarihli ıslah dilekçesiyle, maddi tazminat taleplerini 37.800,09 TL'ye yükseltmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; ceza yargılaması sırasında davacıların tüm maddi ve manevi zararlarının giderildiğini, davacıların kazada kusurlu olan dava dışı sürücü ile sigorta şirketinden tahsil ettikleri bedelleri bildirmediğini, yol yapımını üstlenen şirketin karayolunu projeye uygun biçimde yaptığını ve davalıların kazada kusuru bulunmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Ankara 15. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 26.05.2015 tarihli ve 2011/416 Esas, 2015/224 Karar sayılı kararıyla; davacı ... ...'ın maddi zararının, davadan önce yapılan ödemeler ile karşılandığı ve karşılanmamış zararı kalmadığı gerekçesiyle, maddi tazminat isteminin reddine; davacıların manevi tazminat isteminin kabulü ile ...... için 50.000,00 TL, Refika Yılmaz için 10.000,00 TL, ... için 5.000,00 TL, ... için 5.000,00 TL, ... için 5.000,00 TL, ... için 5.000,00 TL, ... için 5.000,00 TL, ... için 5.000,00 TL, ... için 5.000,00 TL, ... için 5.000,00 TL, ... için 5.000,00 TL, ... için 5.000,00 TL olmak üzere toplam 110.000,00 TL'nin kaza tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili ve davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 26.11.2018 tarihli 2016/384 Esas 2018/11223 Karar sayılı ilamıyla; ''Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; oluşa ve dosya kapsamına uygun olarak düzenlenen bilirkişi raporundaki kusur tespitinin benimsenmesinde bir usulsüzlük bulunmamasına; davacılardan sadece ...Ali'nin katılan sıfatıyla yer aldığı ceza davasında, davacı tarafın tazminata ilişkin haklarından vazgeçtiklerini açıkça beyan etmediği dikkate alındığında, kazaya karışan karşı araç sürücüsünün ve sigorta şirketlerinin yaptığı kısmi ödeme nedeniyle ibrasının, davalıları borçtan kurtarmayacak olmasına; tazminatın denkleştirilmesi ilkesi gereği, zarardan sorumlu olan karşı araç sürücüsü ile kazaya karışan araçların trafik sigortacıları tarafından ödenen bedellerin güncellenmiş bedellerinin hesaplanan maddi tazminattan düşülmesinde bir usulsüzlük bulunmamasına; manevi tazminatın takdirinde TBK'nun 56. (eski BK 47.) maddesindeki özel haller dikkate alınarak hak ve nasafet kuralları çerçevesinde hüküm kurulmuş olmasına; hatır taşımasına ilişkin indirimden, sadece hatır taşımasını yapan araç ilgililerinin yararlanabileceği gözetildiğinde, davalı tarafın bu indirimden yararlanmasının mümkün olmamasına göre; davalılar vekili ve davacılar vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava dilekçesiyle, davacı ... için, davaya konu kaza sonucu kardeşinin ölümü nedeniyle manevi tazminat isteminde bulunulmuş; yargılamanın devamı sırasında (07.05.2014 tarihinde) davacı ... vefat etmiştir. Davacı ... için talep edilen manevi tazminat yönünden, mirasçıları tarafından davaya devam edilmesi konusunda gerekli usuli işlemler yapılmadığı halde, bu davacı için de tazminata hükmedilmiştir.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 27/1. maddesi gereğince, gerçek kişiler yönünden maddi hukuk bakımından hak ehliyeti ve usul hukuku bakımından da taraf ehliyeti ölümle son bulur. Bu nedenle, davaya ölen tarafa karşı veya onun tarafından devam edilmesine imkan yoktur. Ölü kişi adına hüküm kurulamaz. Yalnız öleni ilgilendiren, yani mirasçılara geçmeyen haklara ilişkin davalar, tarafın ölümü ile konusuz kalır. Yalnız ölen tarafı ilgilendirmeyen ve mirasçıların malvarlığı haklarını etkileyen davalar ise tarafın ölümü ile konusuz kalmaz, bu davalara, ölen tarafın mirasçıları tarafından veya ölen tarafın mirasçılarına karşı devam edilir.
Açıklanan tüm maddi ve hukuki vakıalar karşısında mahkemece; davanın devamı sırasında ölen davacı ...'ın davada taraf olma ehliyetinin son bulduğu, davacının malvarlığına ilişkin olan tazminat haklarının mirasçılarına geçtiği, ölenin mirasçılarının davaya dahil edilmesine ilişkin usul işlemlerinin tamamlanması suretiyle, bu davacının manevi tazminat istemi hakkında karar verilmesi gerekirken, hatalı biçimde, ölü kişi lehine hüküm tesisi bozmayı gerektirmiştir.
3-Dava, trafik kazası sonucu oluşan ölüm nedeniyle, ölenlerin yakınlarının, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 53/3. (818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 45/2.) maddesi gereği, destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkindir.
Destekten yoksun kalma tazminatının konusu, desteğin yitirilmesi nedeniyle yoksun kalınan zarardır. Buradaki amaç, destekten yoksun kalanların, desteğin ölümünden önceki yaşamlarındaki sosyal ve ekonomik durumlarının korunmasıdır. Olaydan sonraki dönemde de, destek olmasa bile, onun zamanındaki gibi aynı şekilde yaşayabilmesi için muhtaç olduğu paranın ödettirilmesidir. Yani, haksız bir eylem sonucu desteğini yitiren kimse TBK'nun 53/3. (BK'nun 45/2.) maddesine dayanarak uğradığı zararın ödetilmesini isteyebilir.
Destekten yoksun kalma zararının hesabında, destekten yoksun kalanlara müteveffanın sağlığında sağlamış olduğu yardımın miktarı belirlenmelidir. Ölenin parasal veya bedensel destekliğinin derecesi ile bundan yoksun kalanların tazminat isteklerinin ölçüsü ya da hesaplama yöntemi konusunda, öğretide görüş birliği yoktur. Gerçek yardım miktarının yeterli delillerle ispat edilemediği durumlarda yargıç, takdir hakkını kullanarak yardım miktarını belirleyebilecektir. Bu belirlemede, destek ile destek olunan kimse arasındaki yakınlığın derecesi, aralarındaki manevi bağ, davacıların yaşları, dahil oldukları sosyal ve ekonomik çevre, yaşam standartları, cinsiyetleri gibi bakım ilişkisine ve miktarına etkili olabilecek unsurlar da göz önünde bulundurulacaktır. Hayatın olağan akışı içinde, destek sayılan kimsenin, baktığı kimselere gelirini belli paylara bölerek baktığı pek söylenemese de tazminat hesabında bir paylaştırma yapmak zorunlu ... gelmektedir.
Destekten yoksun kalma tazminatının mahiyeti ve amacı, ölenin eylemli yardımını alanların, desteğin ölümünden sonra da bu yardımdan mahrum kalmaması olduğuna göre; destekten yoksun kalma tazminatına hükmedilebilmesi için, herşeyden önce destek alma hakkı olan kişinin yaşamının sürüyor olması ve destek alma ihtiyacının devam etmesi gerekir. Bu itibarla; kendi yaşamı sürmeyen kişinin, desteğinden yararlandığı kişinin yardımından yoksun kaldığından bahsedilemeyeceği ve desteği olan yakınından dolayı destek tazminatına hak kazanamayacağı, destek görenin ancak kendi yaşam süresi kadar bir süre için tazminata hak kazanabileceği; tazminat hesabında, destek alacaklılarının paylarının belirlenmesi esnasında, sadece hayatta olanlar için pay ayrılması gerekeceği açıktır.
Somut olayda; davacı ...'nin desteği olan annesi Sakine ve babası Ali ile anne babanın desteğinden yararlanacak olan kardeşi Deniz, davaya konu kazada aynı anda ölmüş ve geriye destek alacaklısı olarak sadece davacı çocuk ...Ali kalmıştır. Mahkemenin hükme esas aldığı 25.05.2014 tarihli kök ve 08.05.2015 tarihli ek hesap raporlarında, destek alacaklısı olan davacı çocuk için, herbir ebeveynin ölümü nedeniyle destek payı belirlenirken, diğer ebeveyn ile kazada ölen kardeşi Deniz için de pay ayrıldıktan sonra, kalan pay üzerinden davacının payının saptandığı görülmektedir.
Oysa, destekten yoksun kalma tazminatının yukarıda ifade edilen amaç ve kapsamı; bu tazminatın hesaplanması sırasında, destek alacaklılarının muhtemel ömür sürelerinin, kabul gören yaşam tablolarına göre varsayımsal olarak belirlendiği; somut gerçeğin bulunduğu durumda varsayımlara dayalı hesaplama yapılamayacağı; kazada ölmeyip sağ kalmış olması halinde, ölen eşinin desteğinden yararlanacak olan davacının herbir ebeveynine ve kardeşi Deniz'e, eşinin/ebeveyninin ölümünden dolayı pay ayrılmadan, ölen anne ve babanın herbirinden sadece davacı çocuğun pay alacağı gözetilip hesaplama yapılmalıdır. Aynı kazada ölmüş olan eşlerin (davacının anne babasının) diğer eşten ve kardeş Deniz'in ölen anne babasından destek alma hakkı olmayacağı için, davacının ölen anne babasının gelirlerinin, sadece davacı ile destek arasında paylaştırılması gerektiği dikkate alınmadan destek paylarını belirleyen bilirkişi raporuna göre hüküm tesisi eksik inceleme mahiyetindedir.
4-Hükme esas alınan 25.05.2014 tarihli kök ve 08.05.2015 tarihli ek hesap raporlarında, kazada ölen anne babanın muhtemel bakiye yaşam sürelerinin, CSO 1980 Tablosu'na göre belirlendiği, devre başı ödemeli belirli süreli rant yöntemine göre ve teknik faiz %3 kabul edilerek hesaplama yapıldığı görülmektedir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 1989/4-586 Esas, 1990/199 sayılı kararı ve Dairemiz'in yerleşik içtihatları gereği, Population Masculine Et– Feminine (PMF 1931) Tablosu esas alınarak desteklerin ve davacı ...'nin muhtemel yaşam süresinin belirlenmesi; bilinmeyen (işleyecek) devreye ilişkin hesapta esas alınacak gelirlerin de, desteklerin bilinen devreye ilişkin en son gelirlerinin her yıl için %10 artırılıp %10 iskonto edilmesiyle belirlenecek değeri olarak esas alınması suretiyle hesap yapılması gerekmektedir.
Ayrıca; davacı ...'nin desteği olan anne babasının hesaba esas gelirlerinin asgari ücret olarak esas alındığı belirtilerek tazminat hesabı yapılmış ise de, rapor ekinde yer alan asgari ücret cetvelinde yazılı bedellerin, ilgili olduğu yıldaki asgari ücret bedelleri ile uyumlu olmadığı görülmektedir. Hükme esas alınan hesap raporu bu yönden de denetime imkan vermeyecek mahiyettedir.
Açıklanan tüm bu sebeplerle; davacı ...'nin kazada ölen anne babasından alacağı destek paylarının, yukarıda (3 nolu bentte) ifade edilen ilkelere göre doğru biçimde belirlenmesi; destek ve davacının muhtemel bakiye ömür sürelerinin PMF Yaşam Tablosu'na göre saptanması; işleyecek devreye ilişkin hesapta, bilinen devrenin en son gelirinin her yıl için %10 artırım ve %10 iskontosu ile belirlenecek değerinin esas alınması; davacı desteklerinin geliri olarak kabul edilen asgari ücretin her yıla ilişkin karşılığının doğru biçimde esas alınması ile denetimi de sağlayacak biçimde tazminat hesabının yapılması için, konusunda uzman başka bir aktüer bilirkişiden rapor alınarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle, yazılı şekilde hüküm tesisi bozmayı gerektirmiştir.'' gerekçesiyle mahkeme kararı bozulmuştur.
B.Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacıların murisi ...'ın gece onarım sebebi ile kapatıldığına dair işaretleme olmayan yol kesiminde yolun açık olduğunu düşünerek hareket halinde olduğu sırada karşı yönden gelen araçla çarpıştığı, kazada yolun tamirde olduğuna ve trafiğe kapatıldığına dair önlemleri almayan şirket ve davalı ... ...in %50,...plakalı kamyonet sürücüsü ...'in %50 kusurlu olduğunun tespit edildiği, davacıların murisi ...'a herhangi bir kusur atfedilmediği, kazada davacı ... ...'ın annesini, babasını ve kız kardeşini kaybettiği, davacı ... ...'a Işık Sigorta,... Sigorta ve kazaya karışan ... tarafından maddi tazminatın karşılanması anlamında bir miktar ödemeler yapıldığı, Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin bozma ilamında belirtilen yöntemle hesap yapılması için dosyanın yeniden aktüer bilirkişisine tevdi edildiği, bilirkişice düzenlenen 09.05.2022 tarihli 2. ek raporda davacı ......'a yapılan ödemeler sebebiyle davacının bakiye maddi tazminat alacağı kalmadığının bildirildiği, bu sebeple davacının bakiye maddi zararı bulunmadığı ve bu davacının maddi tazminat davasının yerinde olmadığı, yine bozma ilamı gereğince ölü davacı ... mirasçılarının davaya dahil edildiği, dava konusu kazada yakınlarını kaybetmesi ve yaşadığı kayıp sebebi ile bu davacı tarafından talep edilen manevi tazminat miktarının uygun olduğu ve dahili davacılar ..., ..., ... ...'ın manevi tazminat davalarının kabulüne karar verildiği, nitekim kusur durumu, kazanın oluş şekli ve neticenin ağırlık derecesi dikkate alındığında davanın kabulü gerektiği, diğer davacılar ......,... ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... bakımından mahkememizce tesis edilen 26.05.2015 tarihli hükmün; Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesi'nin 2016/384 Esas 2018/11223 Karar sayılı ve 26.11.2018 tarihli ilamı ile bozma konusu yapılmadığı, temyiz istemlerinin reddine karar verildiği ve bu sebeplerle kesinleştiği anlaşılmakla, bu davacıların manevi tazminat talepleri/davaları hakkında yeniden hüküm tesisine yer olmadığına, ölü davacı ... lehine hükmedilen manevi tazminat için önceki kararda diğer davacılarla toplu olarak vekalet ücreti takdir edildiği ve bu hususun bozma sebebi yapılmaması nazara alınarak dahili davacılar mirasçılar lehine yeniden vekalet ücreti takdir edilmediği, davacı ... ... için tesis edilen hükmün bozulduğu ve başkaca maddi tazminat davası bulunmadığından reddolan maddi tazminat davası için karar tarihi itibariyle davalılar yararına vekalet ücreti takdir edildiği gerekçesiyle davacı ......'ın maddi tazminat davasının reddine, dahili davacılar (ölü ... mirasçıları) ..., ..., ... ...'ın manevi tazminat davalarının kabulü ile müteveffa davacı ... için 5.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 24/09/2008 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara/mirasçılara verilmesine, diğer davacılar ......,... ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... bakımından mahkememizce tesis edilen 26/05/2015 tarihli hükmün; Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 2016/384 Esas 2018/11223 Karar sayılı ve 26/11/2018 tarihli ilamı ile bozma konusu yapılmadığı, temyiz istemlerinin reddine karar verildiği ve bu sebeplerle kesinleştiği anlaşılmakla bu davacıların manevi tazminat talepleri/davaları hakkında yeniden hüküm tesisine yer olmadığına karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ...... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı ...... vekili temyiz dilekçesinde; davalı ...'in yargılama sırasındaki ödemelerinin sadece kendi kusuru için olduğunu, diğer davalıların kusuruna karşılık bir ödeme yapılmadığını, ... tarafından yapılan ödemenin mahsup edilmesinin hatalı olduğunu, hükümde davalı vekiline kararın verildiği tarihte uygulanan AAÜT'ye göre ücret taktir edildiğini, davacı vekili olarak taraflarına vekalet ücreti hükmedilmemesinin bozma nedeni olduğunu belirterek mahkeme kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe:
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık; davalı şirketin yol yapım çalışması yürüttüğü yolda gerçekleşen trafik kazasında davacının anne, babası ve kardeşinin ölümü nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat talebine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 saylı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 45 ve 47 nci maddeleri.
3. Değerlendirme
Temyizen incelenen mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesinin hukukça mümkün olmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Davacı ...... vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacı ... ...'a yükletilmesine,
Dosyanın mahkemeye gönderilmesine
22.01.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!