WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 03 Temmuz 2026

YARGITAY 4. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

4. Hukuk Dairesi         2023/11622 E.  ,  2024/5005 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/263 E., 2021/121 K.
HÜKÜM/KARAR : Red

Taraflar arasındaki rücuen tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili ile davalı vekili tarafından temyizi üzerine Dairece kararın bozulmasına karar verilmiş; mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda davanın reddine karar verilmiştir.

Karar davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının doktor olduğunu, dava dışı hastanın hatalı tedavi nedeniyle Adana Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesinde vefat ettiğini, müteveffanın mirasçıları tarafından müvekkili idare aleyhine Adana 2. İdare Mahkemesinin 2010/873 Esas sayılı dosyası ile maddi ve manevi tazminat istemli dava açıldığını ve istemin kısmen kabulüne karar verildiğini, davalının olayda kusurlu olduğunu belirterek müvekkili idare tarafından müteveffanın yakınlarına ödenen tutarın davalıdan rücuen tazmini isteminde bulunmuştur.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davalının olayda kusurunun bulunmadığını, ceza yargılaması ile idare mahkemesinde alınan raporların gerçeği yansıtmadığını, dava dışı hastanın ailesinin kusurlu olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 28.03.2016 tarihli ve 2013/25 Esas 2016/310 Karar sayılı kararıyla; davalının görevi ihmal nedeniyle cezalandırıldığı, Adli Tıp Kurumu (ATK) raporu ve kusur raporuna göre davalıya kusur atfedildiği gerekçesiyle, asıl davanın kısmen kabulü ile, davalının 2/8 oranındaki kusur durumuna göre 10.104,50 TL'nin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, 8.178,81 TL asıl alacağa ödeme tarihi olan 26.04.2012 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, birleşen davanın kısmen kabulü ile davalının 2/8 oranındaki kusur durumuna göre 14.139,72 TL'nin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, 12.500,00 TL asıl alacağa ödeme tarihi olan 12.12.2014 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

Dairenin 14.05.2019 tarihli ve 2016/10862 Esas, 2019/2811 Karar sayılı ilamıyla; "...Dosya kapsamından; davalının uzman çocuk doktoru olduğu, olay günü altı yaşındaki çocuğun boğaz ağrısı ve yüksek ateşten dolayı hastanenin acil servis bölümüne başvurduğu, dava dışı acil doktorunun hastanın yatışına karar verdiği, davalı doktorun ise çocuğu uzaktan takip ettiği, hastanın solunum cihazına bağlandığı ve kusmuğunu yutarak vefat ettiği, davalının Adana 14. Asliye Ceza Mahkemesinin 2013/411 Esas sayılı dosyası ile taksirle öldürme suçundan cezalandırıldığı; fakat Yargıtay 12. Ceza Dairesinin ilamıyla eylemin görevi ihmal suçunu oluşturduğu gerekçesiyle kararın bozulması üzerine davalının görevi ihmal suçundan cezalandırıldığı anlaşılmaktadır. Davaya konu olayla ilgili olarak; mahkemece Adli Tıp Kurumundan alınan raporda; "kusurlu eylemle ölüm arasında kesin bir illiyet bağı kurulamayacağının", yine mahkemece bilirkişi kurulundan alınan rapor ile ceza yargılaması sırasında alınan raporda ‘‘davalının kusurlu olmadığının’’ belirtildiği anlaşılmakla, davalının görevi ihmal eylemiyle çocuğun ölümü arasında uygun nedensellik (illiyet) bağı bulunmadığından davanın ve birleşen davanın tümden reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı gerekçe ile kısmen kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş ve kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir." denilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bozma ilamına uyularak asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; dosyada bulunan kusura ilişkin raporlarda çelişki olduğunu, davanın reddine karar verilmesinin yerinde olmadığını, Mesleki Sorumluluk Kurulu'na dosyanın gönderilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davalının görev yaptığı sırada dava dışı hastanın hayatını kaybetmesi sonucu davacı idarenin ödemek zorunda kaldığı tazminatın davalıdan rücu yoluyla tahsil edilmesi talebine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3/2 maddesi atfı ile 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 427 vd. maddeleri.

3. Değerlendirme
İlk Derece Mahkemesinin nihai kararlarının bozulması 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

Temyizen incelenen kararın bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddiyle temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,

492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 13/J maddesi uyarınca davacıdan harç alınmamasına

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

21.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.