WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 14 Haziran 2026

YARGITAY 4. HUKUK DAIRESI

A- A A+

4. Hukuk Dairesi         2023/11200 E.  ,  2024/2234 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/468 E., 2023/272 K.
DAVALILAR : 1-... vekili Avukat ... 2-...
DAVA TARİHİ : 05.04.2004
HÜKÜM/KARAR : Konusu kalmayan davada karar verilmesine yer olmadığına

Taraflar arasında görülen kurum zararına dayalı alacak davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece kararın bozulmasına karar verilmiştir.

Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

Mahkeme kararı davalılar tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili olan bankada davalılardan ...’ün şube müdürü, diğer davalının ise müdür yardımcısı olarak görev yaptıklarını, davalıların Ticari Krediler Yönetmeliği ve banka düzenlemelerine aykırı olarak, belirlenen limitlerin üzerinde dava dışı şirketlere usulsüz kredi kullandırdıklarını, bu şirketlerin müvekkili bankaya olan borçlarını ödememeleri nedeniyle bankanın zarara uğradığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere müvekkilinin tahsil edilemeyen kredi alacakları nedeniyle oluşan 7.881.174,88 TL kurum zararının davalılardan müştereken ve müteselsilen tazmini isteminde bulunmuştur.
II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; davanın zamanaşımına uğradığını, teftiş raporunda dava konusu bakiye kredi borçlarının fahiş miktarda ve hatalı hesaplandığını, dava açılmadan önce kredi borçluları yönünden tüm hukuki yolların tüketilmiş olması gerektiğini, icra takiplerinin ve kredi borçlularının ödemelerinin devam ettiğini, olayda kusur ve sorumluluklarının bulunmadığını belirterek davanın reddini istemişlerdir.

III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 06.03.2012 tarihli ve 2004/770 Esas 2012/124 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulü ile 3.116.887,22 TL'nin dava tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile beraber davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile bakiye kısım konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Birinci Bozma Kararı
Mahkeme nin yukarıda belirtilen kararına karşı davalılar temyiz isteminde bulunmuştur.

Dairenin 01.07.2013 tarihli ve 2012/12370 Esas, 2013/1261 Karar ilamı kararı ile; davalıların diğer temyiz itirazlarının reddine karar verilerek, "...Dosya içeriğinden; şube müdürü ve yardımcısı olan davalıların, görev yaptıkları dönemde dava dışı şirketlere kullandırdıkları kredilerde, kredi sınırlarını aştıkları anlaşılmakta ise de, davacı bankanın da etkili bir denetim yapmadığı, kredilerin tahsili için gerekli yasal işlemlerin başlatılmasında gecikmeler yapıldığı, bankacılık sisteminde usulüne uygun kullandırılan kredilerin de ödenmeme riskinin bulunduğu, davalıların, savsaklama (ihmal) niteliğindeki bu davranışları dışında yolsuzluk yaptıkları ya da kast niteliğinde kusurları bulunduğu da iddia edilip kanıtlanmadığından, yerel mahkemece Borçlar Kanunu’nun 43-44 üncü maddeleri uyarınca uygun bir miktar indirim yapılması gerekirken zararın tamamına hükmedilmesi doğru görülmemiştir. Bu nedenle kararın bozulması gerekmiştir. Dosya kapsamına göre, dava konusu tazminat davalıların haksız eylemlerinden kaynaklanmakta olup, yasal faiz yürütülmesi gerekir. Mahkemece, bu yön gözönünde tutulmaksızın avans faizine hükmedilmesi doğru görülmemiştir. Kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir. Dosya kapsamına göre yargılama sırasında dava dışı asıl borçlu şirket ve gerçek kişiler tarafından ödemelerin devam ettiği gözönüne alınarak tahsilde tekerrür oluşturmamak kaydıyla karar verilmemesi doğru görülmemiştir. Kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir." gerekçesi ile hükmün bozulmasına karar verilmiş; davacı vekilinin karar düzeltme isteği Dairenin 28.11.2013 tarihli ve 2013/15963 Esas, 2013/18731 Karar sayılı ilamı ile reddedilmiştir.

B. İkinci Bozma Kararı
Bozmaya uyan Mahkemenin 21.09.2017 tarihli ve 2013/699 Esas 2017/603 sayılı Karar kararıyla; davanın kısmen kabulü ile 844.328,73 TL'nin tahsilde tekerrür olmamak üzere yasal faizi ile beraber davalılardan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş; hüküm, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.

Dairesinin 27.11.2018 tarihli ve 2018/3852 Esas, 2018/7383 Karar sayılı ilamı ile; "...tarafların diğer temyiz itirazlarının reddine karar verilerek, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 326/2 maddesi gereğince; kural olarak yargılama giderleri, davadaki haklılık oranına göre haksız çıkan tarafa yüklenir. Ancak Kanun'un 331/1 inci maddesinde "...Davanın konusuz kalması sebebiyle davanın esası hakkında bir karar verilmesine gerek bulunmayan hallerde, hakim, davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerini takdir ve hükmeder…" biçiminde düzenleme bulunmaktadır. Dosya kapsamından; hükme esas alınan bilirkişi raporuna göre, şube müdürü ve yardımcısı olan davalıların görev yaptıkları dönemde usulsüz olarak kullandırdıkları kredilere yönelik dava dışı şirketler tarafından yargılama aşamasında ödemeler yapıldığı ve buna ilişkin davaya konu meblağın konusuz kaldığı anlaşılmaktadır. Dava dışı şirketler tarafından yargılama devam ederken tahsil edilen miktar yönünden “karar verilmesine yer olmadığına” dair hüküm tesis edilmesi gerekirken, bu talebin reddi ile ayrıca dava açıldıktan sonra şirketler tarafından ödeme yapıldığı, dava tarihindeki durum ve yukarıda anılan yasal düzenleme nazara alınarak davalı yararına vekalet ücretine hükmedilmiş olması usul ve yasaya aykırı olduğundan kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir... Davalıların diğer temyiz itirazlarına gelince; Dairemizin bozma ilamında, hükmedilen tazminattan 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 43-44 üncü maddeleri uyarınca davalılar yararına uygun bir miktar indirim yapılması gerektiği belirtilmiş olmasına ve mahkemece bozma ilamına uyulmasına göre; hakkaniyet indirimi yapılmadan hüküm tesis edilmiş olması doğru görülmemiş, bozma ilamının gereği yerine getirilmek ve uyulan karar doğrultusunda hüküm kurulmak üzere kararın davalılar yararına bozulması gerekmiştir..." gerekçesi ile hükmün bozulmasına karar verilmiş; davacı vekilinin karar düzeltme isteği Dairenin 04.10.2019 tarihli ve 2019/454 Esas, 2019/4592 Karar sayılı ilamıyla reddilmiştir.

C. Üçüncü Bozma Kararı
Bozmaya uyan Mahkemece verilen 01.10.2020 tarihli ve 2019/513 Esas, 2020/302 Karar sayılı kararıyla; davanın konusuz kaldığı gerekçesi ile karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

Dairesinin 30.06.2021 tarihli ve 2021/14478 Esas, 2021/3983 Karar sayılı ilamı ile; "...Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin 6 ncı maddesinde “Anlaşmazlık, davanın konusuz kalması, feragat, kabul, sulh veya herhangi bir nedenle; ön inceleme tutanağı imzalanıncaya kadar giderilirse, Tarife hükümleriyle belirlenen ücretlerin yarısına, ön inceleme tutanağı imzalandıktan sonra giderilirse tamamına hükmolunur. Bu madde yargı mercileri tarafından hesaplanan akdi avukatlık ücreti sözleşmelerinde uygulanmaz.” hükmü bulunmaktadır. Yine Tarife'nin 13 üncü maddesinde, "Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde gösterilen hukuki yardımların konusu para veya para ile değerlendirilebiliyor ise avukatlık ücreti, davanın görüldüğü mahkeme için Tarifenin ikinci kısmında belirtilen maktu ücretlerin altında kalmamak kaydıyla (yedinci maddenin ikinci fıkrası, dokuzuncu maddenin birinci fıkrasının son cümlesi ile onuncu maddenin son fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla,) Tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir. Ancak hükmedilen ücret kabul veya reddedilen miktarı geçemez." şeklinde düzenleme yer almaktadır. Dosya kapsamından, şube müdürü ve yardımcısı olan davalıların görev yaptıkları dönemde usulsüz olarak kullandırdıkları kredilerin tahsiline yönelik eldeki davanın açıldığı, yargılama esnasında dava dışı kredi kullanan şirketler tarafından ödemeler yapılması üzerine konusuz kalan dava hakkında hüküm tesisine yer olmadığına karar verildiği ve yukarıda açıklanan karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT ilgili maddelerine aykırı olarak davacı yararına maktu vekalet ücretine hükmedildiği anlaşılmıştır. Şu durumda, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin 6 ncı maddesi uyarınca ödeme bu anlamda konusuz kalma tarihleri belirlenerek, konusuz kalan miktar yönünden davacı yararına 13 üncü madde uyarınca nispi vekalet ücretine hükmedilmek üzere hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir. .." gerekçesi ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

D. Mahkemece Üçüncü Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; yargılama esnasında dava dışı şirketler tarafından yapılan ödeme ile davanın konusuz kaldığı gerekçesi ile karar verilmesine yer olmadığına, davacı yararına nispi vekalet ücretine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalılar temyiz dilekçesinde; dosyaya davacı tarafından sunulan vekaletnamenin hukuki geçerliliğinin olmadığını, vekalet ücretinin 2020 tarihi itibari ile geçerli Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine (AAÜT) göre hesap edilmesi gerekirken 2023 yılına göre hesap edilmesinin hatalı olduğunu, dava açılırken ki haklılık durumunun tespit edilmediğini, dava açılmasına sebep olmadıklarını, davanın yersiz açıldığını, verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirtmişlerdir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık; davacı bankada şube müdürü ve müdür yardımcısı olarak görev yapan davalıların Ticari Krediler Yönetmeliği ve banka düzenlemelerine aykırı olarak ve belirlenen limitlerin üzerinde dava dışı şirketlere usulsüz kredi kullandırdıkları iddiasına dayalı kurum zararının tahsili istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3 üncü maddesi delaletiyle mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 41, 43 ve 44 üncü maddeleri.

3. Değerlendirme
1. Temyizen incelenen kararın bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davalıların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2. Dosya kapsamından, davacı bankada şube müdürü ve müdür yardımcısı olarak görev yapan davalıların, Ticari Krediler Yönetmeliği ve banka düzenlemelerine aykırı olarak, belirlenen limitlerin üzerinde dava dışı şirketlere usulsüz kredi kullandırdıkları ve bu şirketlerin bankaya olan borçlarını ödememeleri nedeniyle bankanın zarara uğradığı iddiası ile eldeki davanın açıldığı, Mahkemenin 06.03.2012 tarihli ve 2004/770 Esas, 2012/124 Karar sayılı davanın kısmen kabulüne dair kararın, davalılar tarafından temyizi üzerine Dairenin 01.07.2013 tarihli ve 2012/12370 Esas, 2013/1261 Karar sayılı kararı ile diğer bozma sebepleri ile beraber 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 43-44 üncü maddeleri uyarınca uygun bir miktar indirim yapılması gerektiğinden bahisle bozulduğu, bozma sonrası davanın konusuz kaldığı anlaşılmakla, davalılar aleyhine konusuz kalan mablağın tamamı üzerinden vekalet ücretine hükmedilmesi doğru görülmemiştir.

Şu durumda, bozma ilamı doğrultusunda öncelikle dava konusu edilen toplam 7.881.174,887 TL miktar üzerinden önemli ölçüde hakkaniyet indirimi oranının belirlenmesi, bu oran üzerinden belirlenecek miktar üzerinden de davacı yararına nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.

VI. KARAR
1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle davalıların diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,

2. Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle davalıların temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan Mahkeme kararının BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davalılara iadesine,

Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,

29.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.