WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 02 Temmuz 2026

YARGITAY 4. HUKUK DAIRESI

A- A A+

4. Hukuk Dairesi         2023/10157 E.  ,  2024/5087 K.
"İçtihat Metni"

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/2632 Esas-2023/647
HÜKÜM/KARAR : Zamanaşımından Ret

Taraflar arasında rücuen tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.

Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın tüm davalılar yönünden zamanaşımından reddine karar verilmiştir.

Karar davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; Şanlıurfa ili, Karaköprü ilçesi, 1379 parsel sayılı taşınmazda hisse hatası yapılarak, 250/36300 olması gereken hissenin 250/1816 hisse olarak 13.04.1978 tarihinde davalı ... ...’a, onun tarafindan da 250/1816 hissesi 01.08.2000 tarihinde dava dışı ...’a satıldığını, payda da hata yapıldığının Tapu Müdürlüğü tarafından 2007 yılında anlaşılması üzerine ...’ın bu hisse hatasının düzeltilmesine yasal haklarını saklı tutarak muvafakat ettiğini, ... tarafından Şanlıurfa 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2008/777 esas sayılı dosyasında tapu kaydının hatalı tutulması nedeniyle aleyhlerine açılan dava sonucunda 26.06.2015 tarihinde 3.429.342,20 TL ödeme yapıldığını, hatalı tescil işlemi yapıldığı tarihte davalı ...’nun tapu müdürü olduğunu ve davalı ... ...’ın da sebepsiz zenginleştiğini ileri sürerek rücuen tazminat isteminde bulunmuştur.

II. CEVAP
Davalı ... mirasçıları vekili cevap dilekçesinde; zararın rucü edilmesinin 10 yıllık zamanaşımına tabi olduğunu, zamanaşımı definde bulunduklarını, müvekkillerinin murisinin resmi senet ve yevmiye defterinde yapılmış işlemlerde bir hatasının olmadığını, tescilde hata yapıldığını ve bunun sorumlusunun işlemi yapan memur olması gerektiğini, hatanın sonrasında yanlışlığın farkına varılarak tapu kütüğüne, "hisse hatası vardır" şerhine rağmen hatayı düzeltmeden yapılan satış sonucu asıl zararın oluştuğunu, tazminat kararının temyiz edilmediğini, müvekkillerinin temyiz istemlerinin taraf sıfatı olmadığı için esasa girilmeden reddedildiğini, Hazinenin davaya konu tazminat ödemesini geç yapmakla icra masraflarının doğmasına sebep olduğunu, açılan bu tazminat davasından müvekkillerin zamanında haberdar edilmedikleri için reddi miras yoluna gitme haklarının engellendiğini, idari soruşturmayı yapan müfettişin müvekkillerinin ifadelerine başvurmadığını beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; ilk işlemden 37 yıl, ...'a satıştan 15 yıl geçtiği için zamanaşımı sebebiyle davanın reddinin gerektiğini, müvekkilinin sebepsiz zenginleşmediğini hatta aksine sebepsiz mağdur olarak gelir kaybına uğradığını, müvekkilinin 702 parselde ...'in vekilinden 5 dönüm civarında yer satın aldığını, tapu sicil müdürlüğünün 1978 yılındaki satış sırasında yaptığı hisse hatası nedeni ile sebesiz zenginleşmeden bahsedilemeyeceğini, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 1007 nci maddesine göre rücunun kusurlu memura yapılması gerektiğini, müvekkilinin görevli ya da memur olmadığını, bu nedenle de davanın esastan reddi gerektiğini, ilk satışı yapan kişinin sebepsiz zenginleştiğini iddia ederek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 02.12.2019 tarih ve 2019/906-2019/1428 sayılı ilk kararıyla; benimsenen bilirkişi raporuna göre davalılar murisi ...’nun %25 oranında kusurlu bulunduğu, diğer davalının ise kusuru olmadığı gibi TMK’nın 1007 nci maddesinde gösterilen ve kusuru bulunan görevlilerden olmadığı, tapu müdürü Şanservet’in kusur oranına göre bulunan tazminat miktarından %50 oranında hakkaniyet indirimi yapıldığı gerekçeleriyle davanın davalı ... ... yönünden reddine, diğer davalılar yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ile davalı ... dışındaki diğer davalılar vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesi kararı ile; davacı idarenin davalı ... yönünden sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayandığı ve bu davalıya yapılan hatalı satış işleminin 1978 yılında gerçekleştiği, buna göre 10 yıllık zamanaşımı süresinin dava tarihi itibariyle gerçekleştiği, tapu müdürünün mirasçıları olan diğer davalılar yönünden ise 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 73 üncü maddesi gereği 2 yıllık zamanaşımı süresinin 26.06.2015 tarihinden itibaren başladığı ve bu davalılar yönünden zamanaşımı süresinin dolmadığı, İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle; davacı ... ... mirasçıları olan davalıların istinaf başvurularının esastan reddine karar vermiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı süresi içinde davacı vekili ile davalı ... mirasçıları davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Dairemizin 19.09.2022 tarih, 2020/2310 - 2022/10510 sayılı ilamı ile; davacı vekilinin davalı ... ...’a yönelik temyiz itirazlarının reddine, davalı ... mirasçılarının temyiz itirazına gelince; "Davacı İdare, eldeki temyize konu davayı kendi personeline (vefat etmiş olması nedeniyle mirasçılarına) yöneltmiştir. ... mirasçıları olan davalılar ..., ..., ..., ..., ... ve ... davaya karşı süresinde zamanaşımı def’inde bulunmuşlardır. İlk Derece Mahkemesince davalıların zamanaşımı def’inin kabul edilmediği belirtilmiş; istinaf istemleri de reddedilmiştir. 10.09.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6552 sayılı yasanın 84. maddesi ile 2644 sayılı Tapu Kanununa eklenen "ek madde 2" ile özel bir zamanaşımı düzenlemesi getirilmiştir. Anılan maddede; "Tapu ve kadastro işlemleri ile ilgili olarak, Devletin kusursuz sorumluluğu sebebiyle yapılan ödemeler dolayısıyla, ihmali bulunan personel aleyhine başlatılacak rücu istemleri, ödeme tarihinden itibaren iki yıl, her hâlde zarara yol açan işlemin gerçekleştirildiği tarihten itibaren on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar. Ağır kusura dayalı sorumluluğu bulunan personel için 11.1.2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 73 üncü maddesi hükümleri saklıdır." hükmü düzenlenmiştir.
Davaya konu hissede hatanın yapıldığı işlem tarihi 13.04.1978, ödeme tarihi 26.06.2015 ve dava tarihi ise 27.07.2015'tir. Aynı gün, aynı resmi senetle yapılan dört satışta hisse hatası yapıldığı, tapu memurunun 3/60 hisseye tekabül eden 1816 m2 üzerinden dağıtım yapması gerekirken sehven taşınmazın tamamı olan 36320 m2 üzerinden yapılan dağıtım üzerine hatalı satış yapıldığı, bu hatanın da 2007 yılında anlaşıldığı, işlemden kaynaklanan hatanın diğer alıcılar yönünden el değiştirmeden muvafakatleri alınarak tashih edildiği, diğer alıcı İbrahim’in ise hisse hatası fark edilmeden önce 2000 yılında hissesini ...’a sattığı gözetildiğinde; bu durumun beşeri bir hatadan kaynaklandığı ve ihmal düzeyinde kaldığı, davaya konu zararın meydana gelmesine neden olan işlem nedeniyle davalıların murisinin ağır kusurlu kabul edilemeyeceği anlaşılmaktadır.
Şu halde; 10.09.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6552 sayılı Kanun’un 84. maddesi ile 2664 sayılı Tapu Kanunu’na eklenen “Ek madde 2” ile getirilen özel zamanaşımı süresi nazara alındığında, Devletin kusursuz sorumluluğu nedeniyle yaptığı ödemeden itibaren 2 yıl geçmediği anlaşılmasına karşın, davaya konu rücu istemi, zarara yol açan işlemin gerçekleştirildiği 13.04.1978 tarihinden itibaren 10 yılın geçmesiyle zamanaşımına uğramıştır. Davanın davalılar ... mirasçıları yönünden zamanaşımı nedeniyle reddi gerekirken, davanın kısmen kabulüne hükmedilmesi usul ve yasaya uygun düşmediğinden" kararın bozulmasına karar verilmiştir.

B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla, bozma kararına uyulduğundan davalıların zamanaşımı def'inde bulundukları için davanın öncelikle zamanaşımı yönünden irdelenmesi gerektiği, Yargıtay 4.Hukuk Dairesinin 2020/2310 esas 2022/10510 karar sayılı ilamı ile de belirlendiği ve davalı ...'a yönelik temyiz itirazının reddine karar verildiği ve mahkememizce bozma ilamına uyulmasına karar verildiğinden davacının, davalı ... yönünden açmış olduğu davasının zamanaşımı nedeniyle reddine, zamanaşımının muris ... mirasçıları olan davalılar yönünden incelenmesinde; davacının, muris ... mirasçıları olan davalılar aleyhine açtığı dava 4721 sayılı TMK'nın 1007 nci maddesinin 2 nci fıkrası uyarınca rücuen tazminat istemi olup, Yargıtay ilamından da anlaşılacağı üzere ödeme tarihi olan 26.06.2015 tarihinden itibaren 2 yıllık süre geçmemiş ise de zarara yol açan işlemin gerçekleştiği 13.04.1978 tarihinden itibaren 10 yılın geçmiş olması yanında Yargıtay 4.Hukuk Dairesinin 2020/2310 esas 2022/10510 karar sayılı ilamı ile de bu durumun belirlendiği ve mahkememizce bozma ilamına uyulmasına karar verildiğinden davacının, muris ... mirasçıları olan davalılar yönünden açmış olduğu davasının da zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiği gerekçesi ile; "1-)Açılan davanın davalı ... yönünden zamanaşımı nedeniyle REDDİNE, 2-)Açılan davanın davalılar ..., ..., ..., ..., ..., ... (muris ... mirasçıları) yönünden zamanaşımı nedeniyle REDDİNE," karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuran
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; mahkemece zamanaşımı süresinin işlemin gerçekleştiği 13.04.1978 tarihinden başlatılması yönündeki düşüncesinin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, zamanaşımı süresinin idarece dava dışı şahsa ödemenin yapıldığı tarihten (26.06.2015) itibaren başlatılması gerektiğini, davalı ... yönünden davanın sebepsiz zenginleşme olarak nitelendirilmesinin kabul edilemeyeceğini, davalı ... ve diğer davalıların birlikte müştereken ve müteselsilen kamu zararından sorumlu olduklarını, aleyhlerine hükmedilen vekalet ücretinin de fahiş olduğunu, usul ve kanuna aykırı bulunduğunu ileri sürerek; kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, kurum personeli olan davalı yönünden 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 1007 nci maddesinin 2 nci fıkrası uyarınca ve davalı ... yönünden sebepsiz zenginleşmeye dayalı rücuen tazminat istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369, 370 ve 371 inci maddeleri, 6552 sayılı Kanun'un 84 üncü maddesi ile 2644 sayılı Tapu Kanunu'na eklenen "ek madde 2", 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 73 üncü maddesi, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 1007 nci maddesinin 2 nci fıkrası.

3. Değerlendirme
1. Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve bozmanın kapsamı dışında kalarak kesinleşmiş olan yönlere ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesi olanağı bulunmamasına göre davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2. Dosya kapsamından, mahkemece bozmaya uyularak verilen son kararla davanın davalı ... yönünden de davalılar ..., ..., ..., ..., ..., ... (muris ... mirasçıları) yönünden de zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş, davalılar ..., ..., ..., ..., ..., ... (muris ... mirasçıları) kendilerini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince 253.880,27 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan tahsil edilerek adı geçen davalılara ödenmesine, davalı ... kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden; mahkemenin 11.04.2019 tarih, 2015/752 Esas, 2019/361 Karar sayılı ilk kararının yalnızca davacı vekili ile davalı ... dışındaki

diğer davalılar tarafından istinaf ve temyiz edildiği, davalı ... tarafından istinaf ve temyiz edilmediği bu nedenle kararın bu kısım yönünden kesinleşmiş olduğu anlaşılmakla, usuli kazanılmış hak ve aleyhe bozma yasağıda dikkate alınarak ilk karardaki vekalet ücreti olan 99.493,42 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsil edilerek davalı ...'a ödenmesine karar verildiği anlaşılmıştır.
Karar tarihinde yürürlükte bulunan 3 Eylül 2022 yürürlük tarihli Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin Tarifelerin üçüncü kısmına göre ücret başlıklı 13 üncü maddesi ile; "1) Bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde gösterilen hukuki yardımların konusu para veya para ile değerlendirilebiliyor ise avukatlık ücreti, davanın görüldüğü mahkeme için bu Tarifenin ikinci kısmında belirtilen maktu ücretlerin altında kalmamak kaydıyla (7 nci maddenin ikinci fıkrası, 10 uncu maddenin üçüncü fıkrası ile 12 nci maddenin birinci fıkrası, 16 ncı maddenin ikinci fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla) bu Tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir. (2) Ancak, hükmedilen ücret kabul veya reddedilen miktarı geçemez. (3) Maddi tazminat istemli davanın kısmen reddi durumunda, karşı taraf vekili yararına bu Tarifenin üçüncü kısmına göre hükmedilecek ücret, davacı vekili lehine belirlenen ücreti geçemez. (4) Maddi tazminat istemli davaların tamamının reddi durumunda avukatlık ücreti, bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre hükmolunur. " şeklinde düzenleme yapılmıştır.
Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13 üncü maddesinin 4 üncü fıkrasında "Maddi tazminat istemli davaların tamamının reddi durumunda avukatlık ücreti, bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre hükmolunur." denilmektedir. Buna göre mahkemece muris ..... mirasçıları olan davalılar ..., ..., ..., ..., ..., ... yönünden davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş olması yine diğer davalı davalı ... yönünden de önceki kararın tekrar edilmesiyle yetinilmediği ve zamanaşımı nedeniyle ret yönünde karar verilmiş olduğunun anlaşılmış olmasına göre tüm davalılar yönünden hesaplanan nispi vekalet ücretine karar verilmesi usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekir ise de bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirir nitelikte görülmediğinden, 6100 sayılı 370/2 hükmü uyarınca hükmün düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. KARAR
1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,

2. Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile mahkeme kararının vekalet ücretine ilişkin bendinde yer alan "5-) Davalılar ..., ..., ..., ..., ..., ... (muris ..... mirasçıları) kendilerini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesi gereğince 253.880,27 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan tahsil edilerek adı geçen davalılara ödenmesine, " ve "6-)Davalı ... kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden; mahkememizin 11.04.2019 tarih, 2015/752 Esas, 2019/361 Karar sayılı ilk kararının yalnızca davacı vekili ile davalı ... dışındaki diğer davalılar tarafından istinaf ve temyiz edildiği, davalı ... tarafından istinaf ve temyiz edilmediği bu nedenle kararın bu kısım yönünden kesinleşmiş olduğu anlaşılmakla, usulü kazanılmış hak ve aleyhe bozma yasağıda dikkate alınarak ilk karardaki vekalet ücreti olan 99.493,42 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsil edilerek davalı ...'a ödenmesine, ibarelerinin hükümden tamamen çıkartılarak yerine "5-) Davalılar ..., ..., ..., ..., ..., ... (muris . mirasçıları) kendilerini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 13 üncü maddesinin 4 üncü fıkrası gereğince 9.200,00 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan tahsil edilerek adı geçen davalılara ödenmesine," ve "6-)Davalı ... kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 13 üncü maddesinin 4 üncü fıkrası gereğince 9.200,00 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan tahsil edilerek davalı ...'a ödenmesine," ibarelerinin yazılması suretiyle kararın bu şekilde DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Dosyanın mahkemeye gönderilmesine,

22.05.2024 tarihinde Başkan vekili ...'ın karşı oyu ve oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY

Dosya kapsamından, mahkemece davalı ... yönünden davanın zamanaşımı nedeniyle reddine, davalı ... mirasçıları yönünden davanın kısmen kabulüne dair kararın davacı vekili ve davalı ... mirasçıları vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; davacı vekili ve davalı ... mirasçıları vekilinin temyizi üzerine Dairemizce davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile davalı ... mirasçıları yönünden de zamanaşımının dolduğu gerekçesiyle verilen bozma kararı sonrasında, mahkemece tüm davalılar bakımından davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verildiği anlaşılmaktadır. Dairemizce davacının temyiz itirazlarının reddi ile davalı ... yönünden davanın zamanaşımı nedeniyle reddi yönündeki kararın kesinleşmesi nedeniyle ... bakımından vekalet ücretine dair hükmün de kesinleştiği görüşünde olduğumdan, adı geçen davalı bakımından sayın çoğunluğun düzelterek onama kararına katılmıyorum.