4. Hukuk Dairesi 2022/9873 E. , 2024/2305 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2015/512 - 2019/268
TEMLİK EDEN DAVACI: ... vekilleri Avukat ...
TEMLİK ALAN DAVACI : ... vekili Avukat ...
DAVALILAR : 1- ... vekili Avukat ...
2- ...
DAVA TARİHİ : 20.06.2006
HÜKÜM/KARAR : Davanın kısmen kabulü
Taraflar arasında görülen trafik kazası sonucu yaralanma nedeniyle maddi ve manevi tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesince kararın bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Mahkemesi kararı davalı ... vekili ve davalı ... tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalıların işleteni ve sürücüsü oldukları aracın, 16.08.2002 tarihinde davacının sevk ve idaresindeki araca çarpması sonucu meydana gelen kazada davacının yaralandığını ve iş gücü kaybı meydana geldiğini, davalı araç sürücü ...'in tam kusurlu olarak kazaya sebebiyet verdiğini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatı ile tedavi gideri yönünden toplam 10.000,00 TL maddi, 10.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiş; 02.11.2012 tarihli ıslah dilekçesiyle dava değerini maddi tazminat yönünden 46.524,00 TL olarak arttırmıştır.
II. CEVAP
1. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davalının sorumluluğunun bulunmadığını, kusuru kabul etmediklerini belirterek davanın reddini istemiştir.
2. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; kazada kusurlarının bulunmadığını, davacının kusuru sonucu kazanın meydana geldiğini belirterek davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 30.04.2013 tarihli ve 2006/377 Esas, 2013/407 Karar sayılı kararıyla; bilirkişi raporu benimsenerek 46.524,00 TL maddi tazminatın kazanın meydana geldiği 16.08.2002 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan alınarak davacıya verilmesine, davacı ve davalının ekonomik ve sosyal durumu ile kaza nedeniyle davacının yaşadığı manevi elem ve uzuv kaybının verdiği psikolojik çöküntü de dikkate alınarak takdiren 6.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 16.08.2002 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan alınarak davacıya verilmesine, davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... ve davalı ... temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 13.04.2015 tarihli ve 2013/16095 Esas, 2015/5738 Karar sayılı ilamı ile; davalı ...'ın temyiz dilekçesinin süre yönünden reddine, davalı ...'ın diğer temyiz itirazlarının reddine karar verilerek, "...Somut olayda tarafların kusur oranlarının belirlenmesinin teknik ve özel bilgiyi gerektiren konulardan olduğu açık olup, olay nedeniyle resmi görevli memurlarca düzenlenen ve aksi sabit oluncaya kadar geçerli 16.8.2002 tarihli Trafik Kazası Tespit Tutanağı'nda davalı tarafa ait aracın olayda % 70 oranında, davacının ise % 30 oranında kusurunun bulunduğu belirtilmiştir. Mahkemece olaya ilişkin Kemer Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2003/109 Esas, 2008/342 Karar sayılı ceza davasının yargılaması sırasında alınan ve olayda davalı tarafın 6/8, davacı tarafın 2/8 oranında kusurlu olduğunu bildiren bilirkişi raporu hükme esas alınarak yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de; dosyadaki bilgi ve belgelere göre ceza davasının zamanaşımı nedeniyle düşmesine karar verildiği açık olup, ceza davasının eldeki dava yönünden maddi olguyu tespit eden bir karar niteliğinde değerlendirilemeyeceği, ve BK.nun 53 üncü maddesi (6098 S.TBK'nun 74 üncü maddesi) gereğince hukuk hakimini bağlamayacağı açıktır. O halde, mahkemece dosyanın kusur uzmanı bilirkişiye tevdii ile oluş şekline göre tarafların olaydaki kusur oranlarının duraksamaya yer vermeyecek şekilde tespiti yönünden ayrıntılı, gerekçeli ve denetime açık rapor alınması, meydana gelebilecek çelişkilerin giderilmesi, kusur oranlarının değişmesi halinde ve gerektiğinde maddi tazminat hesabı yönünden bilirkişiden ek rapor alınması, ondan sonra dosyadaki tüm deliller birlikte değerlendirilip varılacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir." gerekçesiyle kararın bozulmasına, bozma neden ve şekline göre davalı ...'ın manevi tazminata yönelik temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bozma ilamı gereği tarafların kusur durumunun tespitine ilişkin Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinden alınan rapora göre davalı ...’in %75, davacı ...’nın ise %25 oranında kusurlu olduğunun tespit edildiği, tespit edilen kusur durumuna göre aktüerya raporunda tazminat miktarının yeniden belirlendiği, aktüer raporunun hüküm kurmaya ve denetime elverişli bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 46.524,00 TL maddi tazminatın kazanın meydana geldiği 16.08.2002 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan alınarak temlik alan davacıya verilmesine, davacı ve davalının ekonomik ve sosyal durumu ile kaza nedeniyle davacının yaşadığı manevi elem ve uzuv kaybının verdiği psikolojik çöküntü de dikkate alınarak takdiren 6.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 16.08.2002 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan alınarak temlik alan davacıya verilmesine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili ve davalı ... temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davalı ... temyiz dilekçesinde; bozma sonrası oluşturulan yeni karara itiraz ettiklerini, kusur tespitinin hatalı olduğunu, hükmedilen tazminat miktarlarının fahiş olduğunu, ıslah dilekçesinin taraflarına tebliğ edilmediğini belirtmiştir.
2. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; bozma sonrası oluşturulan yeni karara itiraz ettiklerini, kusuru kabul etmediklerini, Sosyal Güvenlik Kurumunun davaya dahil edilmesi gerektiğini, hükmedilen tazminat miktarlarının fahiş olduğunu, ıslah dilekçesinin taraflarına tebliğ edilmediğini belirtmiştir.
C. Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, davalıların işleteni/sürücüsü olduğu aracın karıştığı çift taraflı trafik kazası sonucu yaralanan davacı sürücünün sürekli iş göremezlik tazminatı, geçici iş göremezlik tazminatı ile tedavi gideri ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 41, 46 ve 47 inci maddeleri, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85, 89, 90 ve 91 inci maddeleri, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası Genel Şartları.
3. Değerlendirme
Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı ... vekili ve davalı ...'in yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davalılara yükletilmesine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
29.02.2024 tarihinde Başkan ...'ın ve Üye ...'nin karşı oyları ve oy çokluğuyla karar verildi.
(Karşı Oy)
(Karşı Oy)
KARŞI OY
Dava, 16.08.2002 tarihinde davalıların işleteni ve sürücüsü olduğu aracın karıştığı çift taraflı trafik kazası sonucu yaralanan davacı sürücü ...'nın maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece verilen ilk hüküm davalılar tarafından temyiz edilmiş; bozmada kusur yönünden çelişkiyi gidermek için rapor alınması yönünde hükmün bozulmasına, bozma nedenine göre de manevi tazminata yönelik temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak verilen kararda; gerekçeli karar başlığında temlik eden davacı ..., temlik alan davacı...şeklinde yazılarak, davacı vekilince alacağın temlikine ilişkin sözleşme sunulduğundan davacının manevi zararı yönünden 6.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan alınarak temlik alan davacıya verilmesine karar verilmiş; tashih başlıklı ek kararda ise, davacının esasen son temlik alan ... olduğu gerekçesiyle, gerekçeli karar başlığındaki temlik alan davacı isminin ... olarak düzeltilmesine karar verilmiştir.
Dosya kapsamından; bozma sonrası davacı vekilinin 02.05.2016 tarihli dilekçesiyle, ilk olarak 02.06.2015 tarihli alacağın temliki sözleşmesiyle bozma öncesi verilen 2006/377 Esas sayılı mahkeme dosyası ile işbu hükmün infazına ilişkin temlik eden ... tarafından başlatılan Kemer İcra Müdürlüğünün 2013/1194 sayılı icra takip dosyasındaki maddi ve manevi tazminat alacağın davacı ... tarafından...e TBK'nın 183 vd. maddeleri gereğince devir ve temlik edildiğini, ...'un da 10.12.2015 tarihli ikinci bir alacağın temliki sözleşmesiyle aynı dosyalardaki haklarını ...'ya devrettiğini, HMK'nın 125/2 ve TBK'nın 183 vd maddeleri gereğince ...'nın davacı sıfatını kazandığını ileri sürdüğü, mahkemece bozma sonrası verilen kararda ... hakkında temlik alan davacı sıfatıyla maddi ve manevi tazminat istemi yönünden hüküm kurulduğu anlaşılmaktadır.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 25/4 hükmünde, manevi tazminat isteminin karşı tarafça kabul edilmedikçe devredilemeyeceği düzenlenmiştir. TBK m. 183/1 hükmüne göre; kanun, sözleşme ya da işin niteliği engel olmadıkça alacaklı, borçlunun rızasını aramaksızın alacağını üçüncü kişiye devredebilir. Bu çerçevede TMK m. 25/4 hükmündeki düzenleme, TBK m. 183/1 hükmünde belirtilen "kanundan doğan devir engeli" hâllerinden birini oluşturmaktadır.
TMK m. 25/4 maddesinde düzenlenen manevi tazminatın kural olarak alacağın devrine konu olamamasına ilişkin yasal engel, örneğin TMK m. 121'de düzenlenen nişanın bozulmasında kişilik hakları saldırıya uğrayan tarafın kusurlu olan taraftan talep edebileceği manevi tazminat alacağı bakımından söz konusu olduğu gibi; manevi tazminata ilişkin diğer özel hükümler bakımından ve bu çerçevede başlıca TMK m. 158/2, TMK m. 174/2, TBK m. 58, TBK m. 56, 5846 sayılı FSEH m. 70/1 uyarınca manevi tazminat alacakları bakımından da söz konusudur. Bu hükümlerde yer alan manevi tazminat alacakları da karşı tarafça kabul edildiği takdirde alacağın devri yoluyla devredilebilir ... gelecektir. Böylece TMK m. 25/4 hükmünde düzenlenen yasal engel, hangi kanunda düzenlenmiş olduğu önem arz etmeksizin bütün manevi tazminat alacakları bakımından uygulama alanı bulmaktadır. Böylece kanun koyucu bu şekilde manevi tazminat alacağında cüz'i intikali sınırlamıştır.
Devri caiz olmayan bir alacak hakkında yapılan devir işlemi ilke olarak geçersizdir. Böyle bir devir sadece borçlu karşısında değil, devredenle devralan arasında da hüküm ve sonuç doğurmayacaktır. Bu geçersizlik özellikle kanundan doğan devir yasaklarında söz konusu olur ve hâkim tarafından resen göz önünde tutulur. Dosya kapsamında ise mahkeme kararıyla kesinleşmiş bir manevi tazminat alacağı bulunmadığı gibi davalı tarafın bir kabulü de bulunmamaktadır.
Yukarıda yapılan açıklamalar ve belirtilen yasal düzenlemeler gereğince; borçlular/davalılar tarafından da kabul edilmemiş davaya konu manevi tazminat alacağının devredilmesi emredici hükümlere aykırı olup hukuki bir sonuç doğurmayacağı gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup hükmün bu nedenle bozulması kanaatinde olduğumuzdan, sayın çoğunluğun onama kararına katılmıyoruz.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!