4. Hukuk Dairesi 2022/8572 E. , 2024/2246 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
MADDİ HATANIN
DÜZELTİLMESİNİ İSTEYEN: Davacı vekili
Taraflar arasındaki rücuen tazminat davasında mahkemece verilen, gün ve sayısı yukarıda yazılı kararın; Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 19.06.2019 tarih ve 2016/19804 esas, 2019/7776 karar sayılı ilamıyla bozulmasına karar verilmiş; 03.02.2021 tarih ve 2019/6463 esas, 2021/621 karar sayılı ilamıyla davalı vekilinin karar düzeltme talebinin reddine karar verilmiş; davacı vekilinin sehven karar düzeltme dilekçesi incelenmediğinden maddi hatanın düzeltilmesi dilekçesinin kabulüyle, Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
1. Taraflar arasındaki rücuen tazminat davası sonunda mahkemece davanın kabulüne dair verilen hükmün davalı vekilince temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan)17. Hukuk Dairesinin 19.06.2019 tarih ve 2016/19804 esas, 2019/7776 karar sayılı ilamıyla davalı vekilinin bir kısım temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 03.02.2021 tarih ve 2019/6463 esas, 2021/621 karar sayılı ilamıyla davacı vekilinin karar düzeltme dilekçesi sehven incelenmeyerek, davalı vekilinin karar düzeltme taleplerinin reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili, 06.05.2021 tarihli dilekçeyle Yargıtay (Kapatılan)17. Hukuk Dairesinin 19.06.2019 tarih ve 2016/19804 esas, 2019/7776 karar sayılı ilâmına karşı karar düzeltme talepleri hakkında olumlu olumsuz bir karar verilmediğini belirterek karar düzeltme taleplerinin incelenmesini talep etmiştir.
Davacı vekilinin karar düzeltme dilekçesinin maddi hata neticesinde Dairemizce incelenmediği anlaşıldığından maddi hatanın düzeltilmesi talebinin kabul edilmesi ile Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin) 03.02.2021 tarih ve 2019/6463 esas, 2021/621 karar sayılı ilamının kaldırılmasına karar verilmiştir.
Davacı vekili ve davalı vekilinin karar düzeltme taleplerinin incelenmesine gelince;
2. Dosya içeriğine, Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre 6100 sayılı HMK'nın geçici 3. maddesinin 2. fıkrası delaletiyle 1086 sayılı HUMK'un 440. maddesinde sayılan nedenlerden hiç birisine uygun olmayan davalı vekilinin karar düzeltme isteğinin reddine karar vermek gerekmiştir.
3.Dava, rücuen tazminat talebine ilişkindir.
Davacı vekili, davacıya zorunlu mali sorumluluk sigortalı, davalıya ait aracın karıştığı kazada iş göremez ... gelen dava dışı 3. kişiye ödenen tazminatın, araç sürücüsünün olay anında alkollü olması nedeniyle kendi sigortalısı olan davalıdan rücuen tahsilini talep etmiştir.
2918 sayılı KTK'nin 48 inci maddesinde, alkollü içki alması nedeniyle güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu ifade edilmiştir.
Karayolları Trafik Yönetmeliğinin "Uyuşturucu ve Keyif Verici Maddeler ile İçkilerin Etkisinde Araç Sürme Yasağı" başlıklı 97/1 inci maddesinde, alkollü içki almış olması nedeniyle güvenli sürme yeteneğini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu açıklandıktan sonra, bu konu ile ilgili olan "b-2" bendinde, alkollü içki almış olarak araç kullandığı tesbit edilen diğer araç sürücülerinden kandaki alkol miktarı 0.50 promil üstünde olanların araç kullanamayacakları belirtilmiştir.
Öte yandan, davaya konu kazanın meydana geldiği tarih itibariyle yürürlükte olan Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nın B.4.d. maddesinde, tazminatı gerektiren olay, işletenin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin veya motorlu aracın hatır için karşılıksız olarak verildiği kişilerin uyuşturucu veya keyif verici maddeler almış olarak aracı sevk ve idare etmeleri esnasında meydana gelmiş veya olay yukarıda sayılan kişilerin alkollü içki almış olmaları nedeniyle aracı güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş bulunmalarından ileri geliyorsa, sigortacının sigorta ettirene rücu hakkı olduğu açıklanmıştır.
Bununla birlikte, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nın B.4.d. maddesinin dayanağını teşkil eden KTK'nun 48. maddesinin yasaklamayı düzenleyen ilk fıkrasında, alkollü içki almış olması nedeniyle güvenli araç sürme yeteneklerini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmeleri yasaklanmış olup, aynı maddenin 2. fıkrasındaki yönetmelik düzenlenmesine olanak tanıyan hükümde, yasaklama yetkisi yönetmeliğe bırakılmış olmadığından, Karayolları Trafik Yönetmeliği'nin 97. maddesinde, yukarıda anılan yasa hükmü tekrarlandıktan ve müteakip, uyuşturucu veya keyif verici maddeler ile alkollü içkilerin oranlarının ne şekilde saptanacağı belirlendikten sonra, yasada yer alan hükmü dikkate almadan salt 0.50 promilin üstünde alınan alkol miktarına göre araç kullanma yasağı getirilmesinin yasal dayanağı bulunmadığından geçersiz bulunmaktadır. Geçersiz yönetmelik hükümlerinin yasaya aykırı bir şekilde genel şart olarak kabulü de mümkün değildir.
O halde, hasarın teminat dışı kalabilmesi için kazanın meydana geliş şekli itibariyle sürücünün salt (münhasıran) alkolün etkisi altında kaza yapmış olması gerekmektedir. Diğer bir anlatımla, sürücünün alkollü olması tek başına hasarın teminat dışı kalmasını gerektirmez. Üstelik, böyle bir durumda hasarın teminat dışı kaldığını ispat yükü, 6762 sayılı TTK'nin 1281 inci maddesi hükmü gereğince sigortacıya düşmektedir.
Yargıtay'ın yerleşik uygulamalarında; sürücünün aldığı alkolün oranının doğrudan doğruya sonuca etkisi bulunmadığından, mahkemece nöroloji uzmanı, hukukçu ve trafik konusunda uzman bilirkişilerden oluşan bilirkişi kurulu aracılığıyla olayın salt alkolün etkisiyle gerçekleşip gerçekleşmediğinin, alkol dışında başka unsurların da olayın meydana gelmesinde rol oynayıp oynamadığının saptanması, sonuçta olayın tek başına alkolün etkisiyle meydana geldiğinin belirlenmesi durumunda, oluşan hasarın poliçe teminatı dışında kalacağından davanın kabulüne, aksi halde reddine karar verilmesi gerekeceği ilkesi benimsenmektedir (YHGK 23.10.2002 gün ve 2002/11-768-840; YHGK 7.4.2004 gün ve 2004/11-257-212; YHGK 2.3.2005 gün ve 2005/11-81-18; YHGK 14.12.2005 gün ve 2005/11-624-713; YHGK 10.12.2014 gün ve 2013/17-1199 E. 2014/1018 K. sayılı ilamları).
Somut olayda mahkemece nöroloji uzmanı, hukukçu ve trafik konusunda uzman bilirkişilerden oluşan bilirkişi kurulu aracılığıyla alınan raporda; araç sürücüsünün olay anında 1.65 promil alkollü olduğunun tespitiyle yasal sınırın çok üstünde olduğu, sürücünün aracı güvenli sürme yeteneğini kaybettiği, kazanın meydana gelmesinde alkolün etkisinin bulunduğu, sürücünün kaza anında alkollü olması nedeniyle güvenli araç sürme yeteneğini kaybetmiş olduğu belirtilmiş, mahkemece rapor hükme esas alınarak davanın kabulü yönünde hüküm kurulmuştur. Hükmün davalı vekilince temyizi üzerine her ne kadar Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 19.06.2019 tarih ve 2016/19804 esas, 2019/7776 karar sayılı ilamıyla, bilirkişi raporunun yetersiz olduğu gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiş ise de dosyanın yeniden tetkikinde kazanın oluş şekli, bilirkişilerin tespitleri incelendiğinde raporun karar vermeye elverişli olduğu anlaşılmakla, davacı sigortacının davalı sigortalısına rücu şartlarının oluştuğunun kabulü gerekmektedir.
Açıklanan nedenlerle davacı vekilinin karar düzeltme talebinin kabulüyle Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 19.06.2019 tarih ve 2016/19804 esas, 2019/7776 karar sayılı bozma ilamının kaldırılarak İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 09.06.2016 tarih ve 2014/1105 esas, 2016/600 karar sayılı hükmünün onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan sebeplerle davacı vekilinin maddi hatanın düzeltilmesi talebinin kabulü ile Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 03.02.2021 tarih ve 2019/6463 esas, 2021/621 karar sayılı ilâmının KALDIRILMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan sebeplerle davalı vekilinin karar düzeltme taleplerinin REDDİNE, (3) numaralı bentte açıklanan sebeplerle davacı vekilinin karar düzeltme isteminin kısmen kabulüne, Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 19.06.2019 tarih ve 2016/19804 esas, 2019/7776 karar sayılı bozma ilamının ortadan kaldırılmasına, usul ve yasaya uygun bulunan İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 09.06.2016 tarih ve 2014/1105 esas, 2016/600 karar sayılı kararının ONANMASINA, 1086 sayılı Kanun'un 442/3 ve 4421 sayılı Kanunun 4/b-1 maddeleri gereğince takdiren 2.320,00 TL para cezasının karar düzeltme isteyenden alınarak Hazineye gelir kaydedilmesine, aşağıda yazılı red harcının karar düzeltme isteyen davalıdan alınmasına, aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davalıya yükletilmesine, tashihi karar peşin harcın karar düzeltme isteyen davacıya geri verilmesine 29.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!