4. Hukuk Dairesi 2022/8217 E. , 2024/3272 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2022/424 Değişik İş, 2022/423 Karar
SİGORTA TAHKİM KOMİSYONU İTİRAZ HAKEM HEYETİ
SAYISI : 2022/İHK-17995
HÜKÜM/KARAR : İtirazın Reddi
SİGORTA TAHKİM KOMİSYONU UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ
SAYISI : 2022/17551
Taraflar arasındaki sigorta tahkim yargılaması sonunda, Uyuşmazlık Hakem Heyetince davanın adli yargıda görülmek üzere sona erdirilmesine karar verilmiştir.
Karara davacı vekili tarafından itiraz edilmesi üzerine, İtiraz Hakem Heyetince itirazın reddine karar verilmiştir.
İtiraz Hakem Heyeti kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; plakası ve sürücüsü tespit edilemeyen aracın 27.09.2018 tarihinde bisiklet süren davacıya çarpması sonucunda davacının yaralanıp malul kaldığını, belirterek şimdilik 5.000,00 TL sürekli iş gücü kaybı tazminatı davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının iddia ettiği olayın meydana geldiğine dair belge bulunmadığını, kazanın plakasız aracın çarpması sonucu meydana geldiğinin ispat edilemediğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ KARARI
Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dosyada kusur oranlarının tespit edilmesine yönelik gerekli ve yeterli evrakın bulunmadığı, bu noktada uyuşmazlığın adli yargıda çözümlenmesi gerektiği gerekçesiyle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun HMK 435/1-c maddesi uyarınca yargılamanın adli yargıda görülmek üzere sona erdirilmesine karar verilmiştir.
IV. İTİRAZ
A. İtiraz Yoluna Başvuranlar
Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili itiraz başvurusunda bulunmuştur.
B. İtiraz Sebepleri
Davacı vekili itiraz dilekçesinde; dosyada bulunan olay yeri inceleme tutanağı ve diğer belgelerden davacıya plakası ve sürücüsü tespit edilemeyen aracın çaptığının belli olduğunu, davacının kaza tarihindeki yaşı itibariyle ve kazanın etkisiyle aracın plakasını göremediğini, yaşı küçük olan davacının anne ve babasının sürecin uzamaması için şikayetten vazgeçtiklerini, kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, Uyuşmazlık Hakem Heyetince verilen kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; kazayla ilgili kamera kayıtları, tanık beyanları bulunmadığı, tek delilin davacının iddia ve beyanları olduğu, iddianın somut delillerle ispat edilemediği gerekçesiyle, davacı vekilinin itirazının reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararına karşı yaptığı itiraz başvurusuna konu ettiği nedenlerle, İtiraz Hakem Heyeti kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, plakası ve sürücüsü belirlenemeyen aracın karıştığı trafik kazası sonucu yaralanıp malul kalan davacı yayanın uğradığı sürekli iş göremezlik tazminatı talebine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 369, 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 54 üncü maddesi, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85,89,90,91 inci maddeleri, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 14/2-b maddesi, ... Yönetmeliği'nin 9/1-b maddesi, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları, 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuk Hakkında Kanunu'nun (MÖHUK) 48 inci maddesi, 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu'nun 88 inci maddesi.
3. Değerlendirme
1. 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un 48/1 inci maddesinde "Türk mahkemesinde dava açan, davaya katılan veya icra takibinde bulunan yabancı gerçek ve tüzel kişiler, yargılama ve takip giderleriyle karşı tarafın zarar ve ziyanını karşılamak üzere mahkemenin belirleyeceği teminatı göstermek zorundadır." hükmü düzenlenmiştir. 5718 sayılı Kanun'da teminat gösterme yükümlülüğü konusunda “yabancılık” ölçütü esas alınmıştır.
5718 sayılı Kanun'un 48/2 nci maddesinde ise "Mahkeme, dava açanı, davaya katılanı veya icra takibi yapanı karşılıklılık esasına göre teminattan muaf tutar." hükmü yer almaktadır. Buna göre Türk hakimi, yabancı davacının, davaya katılanın veya icra takibinde bulunanın vatandaşı olduğu ülke ile Türkiye arasında karşılıklılık (mütekabiliyet) var ise, bu kişiyi teminattan muaf tutacaktır. Karşılıklılık, iki devlet arasında imzalanan (iki taraflı) anlaşma veya iki devletin de taraf olduğu uluslararası (çok taraflı) anlaşma ile sağlanabileceği gibi, kanuni veya fiili karşılıklılık şeklinde de sağlanabilir. Az önce belirtilen anlaşmalardan biri de 1954 tarihli Hukuk Usulüne Dair Lahey Sözleşmesi olup, anılan sözleşmenin 17 nci maddesinde; akit devletlerden birinde ikamet eden ve diğer bir devletin mahkemeleri huzurunda davacı veya müdahil olarak bulunan akit bir devletin vatandaşlarından yabancı olmaları sebebi ile herhangi bir teminat istenemeyeceği düzenlenmiştir.
5718 sayılı Kanun'da öngörülen teminat yükümlülüğü dava açmanın ön koşulu olup, re'sen gözetilmelidir.
Türkiye Cumhuriyeti, Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda kabul edilen 1951 tarihli Mültecilerin Hukuki Statüsüne İlişkin Cenevre Sözleşmesini ihtirazı kayıtla onaylamış, mülteci tabirinin tanımlanması noktasında tarih ve coğrafi bakımından sınırlandırma getirerek sözleşmeye taraf olmuştur. 1967 tarihli Mültecilerin Hukuki Durumuna dair Protokole de, ihtirazi kayıt ve coğrafi sınırlama bakımından yapılan deklarasyon baki kalmak şartıyla katılmıştır.
6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu'nun 61 inci maddesinde "mülteci" tanımlamasına yer verilmiştir. Madde metnindeki tanımlama karşısında, davacıların mülteci statüsünde bulunmadığı sabittir. Bu halde, Mültecilerin Hukuki Statüsüne İlişkin Cenevre Sözleşmesinin 16 ncı maddesinin somut olayda uygulanma kabiliyeti yoktur.
Suriye Arap Cumhuriyeti, 1954 tarihli Hukuk Usulüne Dair Lahey Sözleşmesinin tarafı olmadığından, bu sözleşmenin 17 nci maddesinin de eldeki davada uygulanması mümkün değildir.
Ancak 2010 yılından sonra Suriye`deki iç karışıklıklar ve çatışmalar nedeniyle yaşanan insani krizin büyümesi sonucunda 29.04.2011 tarihinde bu ülkeden Türkiye’ye yönelik ilk toplu nüfus hareketinin gerçekleştiği, ülkeye gelen Suriyelilerin önce “misafir” şeklinde tanımlandığı, Ekim 2011 tarihinden itibaren ise İçişleri Bakanlığı’nın 1994 sayılı Yönetmeliği’nin 10 uncu maddesi gereğince “geçici koruma statüsüne” alındığı, sonrasında 30.03.2012 tarih ve 62 sayılı “Yönerge” ile Suriyelilerin “geçici koruma” altında olduğu kabul edilmiştir.
6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu'nun 88 inci maddesinde, uluslararası koruma statüsü sahibi kişiler, karşılıklılık şartından muaf tutulmuştur. Aynı Kanun'un 61, 62 ve 63 üncü maddelerindeki hükümler dikkate alındığında, uluslararası koruma çeşitlerinin "mülteci", "şartlı mülteci" ve "ikincil koruma" statüleri olarak tanımlandığı görülmektedir.
6458 sayılı Kanun'un "geçici koruma" başlıklı 91 inci maddesinde ise, "(1) Ülkesinden ayrılmaya zorlanmış, ayrıldığı ülkeye geri dönemeyen, acil ve geçici koruma bulmak amacıyla kitlesel olarak sınırlarımıza gelen veya sınırlarımızı geçen yabancılara geçici koruma sağlanabilir." düzenlemesi vardır. Gerek 6458 sayılı Kanun'da gerekse Geçici Koruma Yönetmeliği'nde, geçici koruma sağlananların teminat gösterme yükümlülüğünden ya da karşılıklılık şartından muaf olduklarına dair bir düzenleme yoktur. O halde, geçici koruma sağlananlar, teminat gösterme yükümlülüğünden ve karşılıklılık şartından muaf değildir.
Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında, davacının "mülteci" statüsünde olmadıkları sabittir. Ancak, 6458 sayılı Kanun'un 88 inci maddesinin uygulanma kabiliyetinin bulunup bulunmadığı noktasında, davacıya "şartlı mülteci" veya "ikinci koruma" statüsünün verilip verilmediği araştırılmalıdır. Bu itibarla, Göç İdaresi Genel Müdürlüğü'ne veya İl Valiliği'ne yazı yazılarak, davacıya 6458 sayılı Kanun kapsamında "şartlı mülteci" veya "ikincil koruma" statüsü verilip verilmediği sorulmalıdır. Yapılacak araştırma neticesine göre 6458 sayılı Kanun'un 88 inci maddesinin uygulanmasının mümkün olup olmadığı değerlendirilmelidir.
6458 sayılı Kanun'un 88 inci maddesinin davacı hakkında uygulanamayacağının anlaşılması halinde ise; Adalet Bakanlığı Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğü'ne yazı yazılarak, Ülkemiz ve Suriye Arap Cumhuriyeti arasında, teminattan muafiyete ilişkin yürürlükte olan bir sözleşmenin ya da fiili karşılıklılığın (uygulamanın) bulunup bulunmadığı sorulmalı, yazı cevabına göre, 5718 sayılı Kanun'un 48/2 inci maddesinin uygulanmasının mümkün olup olmadığı belirlenmelidir. 5718 sayılı Kanun'un 48/2 inci maddesinin de uygulanamayacağı sonuca ulaşılması durumunda; aynı Kanun'un 48/1 inci maddesi uyarınca, davacıya, yargılama ve takip giderleriyle karşı tarafın zarar ve ziyanını karşılamak üzere İtiraz Hakem Heyeti'nin belirleyeceği teminatı göstermek üzere, gerekli ihtarat yapılarak kesin süre verilmeli, verilecek kesin süre içerisinde teminatın gösterilmesi halinde davanın esasına girilmeli, aksi halde ise dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmesi gerekmektedir.
2. Bozmanın kapsam ve şekline göre davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
VI. KARAR
1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA,
2. Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davacıya iadesine,
Dosyanın mahkemeye gönderilmesine,
15.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!