WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 04 Haziran 2026

YARGITAY 4. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

4. Hukuk Dairesi         2022/6923 E.  ,  2024/3539 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2013/109 E., 2021/422 K.
HÜKÜM/KARAR : Davanın reddi

Taraflar arasındaki haksız eylem nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkin davada verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece kararın bozulmasına karar verilmiştir.

Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davacı tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı dava dilekçesinde; İl ve İlçe Hasar Tespit Komisyonunda görevli olan davalılar tarafından, 2090 sayılı Tabii Afetlerden Zarar Gören Çiftçilere Yapılacak Yardımlar Hakkında Kanun hükümlerine aykırı şekilde uygulama yapılarak, yasadan faydalanmasının ve zararının Devlet tarafından karşılanmasının engellendiğini belirterek 100.000,00 TL maddi tazminatın davalılardan tahsiline karar verilmesini istemiştir.

II. CEVAP
Davalı ... İpek cevap dilekçesinde; davanın haksız ve yersiz olduğunu, Ziraat Odası Başkanlığı döneminde yasal şartları taşıyan vatandaşların yasa ve genelgeler kapsamında yararlanması gereken imkanlardan yararlandırıldığını, zararın somut olması, muhayyer olması ve tespit edilebilir olması gerektiğini, davacının dava dilekçesinde tüm iddia ettiği hususların afaki ve ispata muhtaç olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

Davalı ... cevap dilekçesinde; mevzuat gereğince kurulan İlçe Hasar Tespit Komisyonunda Ziraat Bankasını temsilen yer aldığını, komisyonda 15.03.2007 tarihli bilirkişi raporu doğrultusunda hasar tespiti ile ilgili karar verildiğini, davacı tarafından iddia edildiği gibi ürünlerin donması nedeniyle hasat yapılamamış olsa bile bilirkişi raporunda arazide don olayı ve hasat yapılamadığına dair bir emare bulunmadığının ve arazinin buğday ekili olduğunun tespit edildiğini, bu nedenle açılan davanın haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

Davalı ... cevap dilekçesinde; davanın zamanaşımına uğradığını, davacı tarafından İdare Mahkemesinde İlçe Hasar Tespit Komisyonu kararının iptali istemiyle açılan davanın reddedildiğini, davacının 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 2 nci maddesi kapsamında hakkını kötüye kullandığını, hasar tespitinin 2090 sayılı Kanun gereğince Hasar Tespit Komisyonunun yetkisinde olduğunu, Tabi Afetlerden Zarar Gören Çitçilere Yapılacak Yardımlar Hakındaki Yönetmelik'in 10/1 inci maddesinde zarar gören çiftçi veya ilgili muhtar tarafından en geç 1 hafta içerisinde idari amire başvurulması gerekirken 3 ay sonra başvuruda bulunulduğunu, afet tarihi Kasım-Aralık 2006 olmasına rağmen 20.02.2007 tarihinde süre geçtikten sonra başvuru yapıldığını, bu nedenle zarar tespitinin mümkün olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

Davalı ... cevap dilekçesinde; görevli yargı yerinin İdari yargı olduğunu, açılan davanın haksız ve yersiz olduğunu, davacı tarafından İdare Mahkemesinde İlçe Hasar Tespit Komisyonu kararının iptali istemiyle açılan davanın reddedildiğini, Danıştay tarafından kararın onandığını, davacının 2090 sayılı Kanun'a uygun olmayan başvurusuna rağmen İlçe Hasar Tespit Komisyonu tarafından kendi kusuru ile tespit yapılmasına mani olduğunu, süresinde başvuruda bulunmadığını, tespite mani başka bir ürün ekildiğinin anlaşıldığını, bu nedenle 2090 sayılı Kanuna uygun olmayan ve tespiti mümkün olmayan iddia konusu hasar hakkında bir işlem yapılamayacağına dair İlçe Hasar Tespit Komisyonu kararı karşısında İl Hasar Tespit Komisyonunun bu kararı yok sayarak başka bir karar almasının mevzu bahis olamayacağını, dava konusu işlemlerin 2090 sayılı Kanun kapsamında ilgili Hasar Tespit Komisyonlarınca yürütülen idari işlemlerle ilgili olup usul ve hukuka uygun olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

Davalı ... cevap dilekçesinde; mahkemenin görevli olmadığını, davacının dava açmakta hukuki yararının bulunmadığını, davacı tarafından İdare Mahkemesinde İlçe Hasar Tespit Komisyonu kararının iptali istemiyle açılan davanın reddedildiğini ve kararın onanarak kesinleştiğini, yapılan işlemlerin usul ve yasaya uygun olduğunun gerek Komisyon kararı gerekse Tarım ve Köyişleri Bakanlığı tarafından yapılan incelemeler ve mahkeme kararları ile ortaya konulduğunu, davanın zamanaşımına uğradığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

Davalı ... cevap dilekçesinde özetle; davanın zamanaşımına uğradığını, davacı tarafından İdare Mahkemesinde İl Hasar Tespit Komisyonu kararının iptali istemiyle açılan davanın reddedildiğini, davacının yaptığı başvuruların 2090 sayılı Tabii Afetlerden Zarar Gören Çitçilere Yapılacak Yardımlar Hakkında Kanun’a hem usul hem de içerik bakımından uygun olmadığını, İl Hasar Tespit Komisyonu kararının mevcut yasal düzenlemelere uygun olarak verildiğini, davanın hukuki dayanaktan yoksun olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

Davalılar ..., ..., ..., ... ve ... ayrı ayrı sundukları cevap dilekçelerinde; mahkemenin görevli olmadığını, davanın idari yargı yerinde görülmesi gerektiğini, davanın haksız ve hukuka aykırı olduğunu, davacı tarafından İdare Mahkemesinde İl Hasar Tespit Komisyonu kararının iptali istemiyle açılan davanın reddedildiğini, davacının yaptığı başvuruların İl Hasar Tespit Komisyonu tarafından 2090 sayılı Tabii Afetlerden Zarar Gören Çitçilere Yapılacak Yardımlar Hakkında Kanun’a hem usul hem de içerik bakımından uygun olmadığına karar verildiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

Davalı ... Alıcı vekili cevap dilekçesinde; davanın tam yargı davası niteliğinde olup görevli yargı yerinin idari yargı yeri olduğunu, davacının iddialarının yerinde olmadığını, davacının İlçe Tarım Müdürlüğü’ne başvuru yaptığı tarih itibariyle don nedeniyle oluştuğunu iddia ettiği zararın nedeni ve miktarının belirlenebilmesinin mümkün olmadığını belirterek haksız ve hukuka aykırı davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

Davalı ... ve ... ayrı ayrı sundukları cevap dilekçesinde; davanın tam yargı davası niteliğinde olup görevli yargı yerinin idari yargı yeri olduğunu, davanın haksız ve hukuka aykırı olduğunu, davacı tarafından İdare Mahkemesinde İl Hasar Tespit Komisyonu kararının iptali istemiyle açılan davanın reddedildiğini, idari işlemlerin hukuka uygunluğu ve kamu görevlilerinin hukuka aykırı herhangi bir işleminin olmadığının kesinleşen yargı kararları ile sabit olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 16.05.2012 tarihli, 2011/1047 Esas ve 2012/500 sayılı Kararı ile; dava konusu istemin hizmet kusuruna dayandığı gerekçesi ile yargı yolu nedeniyle mahkemenin görevsizliğine karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
Mahkeme kararına karşı süresi içinde davacı temyiz isteminde bulunmuştur.

Dairenin 22.11.2012 tarihli, 2012/12046 Esas ve 2012/17596 Karar sayılı ilamı ile; özel hukuk tüzel kişileri ile gerçek kişiler aleyhine idari yargı yerinde dava açılamayacağı, mahkemece davanın esasının çözümlenmesi gerekirken gerçek kişi olan davalılar hakkında görevsizlik kararı verilmesinin yerinde olmadığı gerekçesiyle karar bozulmuştur.

B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda; Tabii Afetlerden Zarar Gören Çiftçilere Yapılacak Yardımlar Hakkındaki Yönetmelik'in 1 inci maddesinde söz konusu yönetmeliğin amacının; yangın, yer sarsıntısı, toprak kayması, fırtına, taşkın, sel, don, dolu, kuraklık, haşere ve hastalık gibi nedenlerle tarımsal ürünleri, canlı-cansız üretim araçları ve tesisleri zarar gören veya yok olan, bu yüzden çalışma ve üretme imkânları önemli ölçüde bozulan çiftçilere, çiftçilerin kurmuş olduğu tarımsal amaçlı üretim kooperatiflerine, Devlet tarafından yapılması gerekli yardımlara ilişkin usul ve esasları belirlemek olduğu, aynı Yönetmelik'in 10 uncu maddesinde kanunda tanımlanan afetlerden herhangi birinin meydana gelmesi halinde, zarar gören çiftçi veya ilgili muhtar tarafından, özel durumlar hariç, en geç bir hafta içerisinde mahallin mülki amirliğine dilekçe ile başvuru yapılması gerektiğine ilişkin düzenlemeye yer verildiği, her ne kadar davacı tarafından, 2006 yılında meydana gelen don olayı nedeniyle mahsulünün zarar gördüğü ve bu zararın giderilmesi için "Tabii Afetlerden Zarar Gören Çiftçilere Yapılacak Yardımlar Hakkındaki Yönetmelik" hükümleri uyarınca gerekli başvuru yapılmasına rağmen komisyonun toplanmadığı ve davalıların kendisinin zararına neden olduğu ileri sürülmüş ise de; davacının 18.10.2006 tarihinde İlçe Tarım Müdürlüğüne müracaat ettiği ve müracaatının kabul edilmediği yönündeki iddiasını ispat edemediği, Şubat 2007 tarihli başvurusunun ise resmi kayıtlarda yer aldığı, dosya içerisinde mevcut raporlara göre patates hasatının Ekim-Kasım aylarında yapıldığı, Ekim ayında yağışların sel felaketine yol açmadığı, havanın ilk eksi dereceye düşmesi olayının 5 Kasımda başladığı, Kasım ayında gerçekleşen bu olaylar nedeniyle yönetmelikte düzenlenen sürede davacı tarafından başvuru yapılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuran
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı temyiz dilekçesinde; 2006 yılı Ekim-Kasım ayında meydana gelen yağış ve don olayı nedeniyle ekili olan patates ürününün zarar gördüğünü, İlçe Tarım Müdürlüğünde görevli olan davalı ... Timurkaynak ve Hasan Hüseyin Alıcı tarafından 2090 sayılı Tabii Afetlerden Zarar Gören Çiftçilere Yapılacak Yardımlar Hakkında Kanun'un yürürlükten kalktığı ve Devlet tarafından zararların artık karşılanmadığına ilişkin tarafına yanlış bilgi verildiğini, 21.02.2007 tarihinde Ziraat Odası Birliğinden 2090 sayılı Tabii Afetlerden Zarar Gören Çiftçilere Yapılacak Yardımlar Hakkında Kanun hükümlerinin yürürlükten kaldırılmadığını öğrendiğini, Kaymakamlık ve İlçe Tarım Müdürlüğü tarafından meydana gelen afet dolayısıyla üstüne düşen sorumluluklarının yerine getirilmediğini, 18.10.2006 tarihinde Kaymakamlık makamına verilen dilekçe kayıt edilmeden İlçe Tarım Müdürlüğüne havale edildiğini ve süresinde başvuru yapılmadığı iddiasının doğru olmadığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, İl ve İlçe Hasar Tespit Komisyonunda görevli olan davalılar tarafından, 2090 sayılı Tabii Afetlerden Zarar Gören Çiftçilere Yapılacak Yardımlar Hakkında Kanun hükümlerine aykırı şekilde uygulama yapılarak, davacının yasadan faydalanmasının ve zararının Devlet tarafından karşılanmasının engellendiği iddiası ile uğranılan maddi zararın tazmini istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 41 inci maddesi (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 49 uncu maddesi), 2090 sayılı Tabii Afetlerden Zarar Gören Çiftçilere Yapılacak Yardımlar Hakkında Kanunu'nun 1 inci, 3 üncü ve 10 uncu maddeleri, Tabii Afetlerden Zarar Gören Çiftçilere Yapılacak Yardımlar Hakkındaki Yönetmelik'in 1 inci, 2 nci, 9 uncu ve 10 uncu maddeleri.

3. Değerlendirme
Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup; davacının temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacının yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine,

Dosyanın Mahkemeye gönderilmesine,

18.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.