WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 09 Haziran 2026

YARGITAY 4. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

4. Hukuk Dairesi         2022/6425 E.  ,  2023/7741 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/249 E., 2022/14 K.
HÜKÜM/KARAR : Davanın reddi

Taraflar arasında görülen tasarrufun iptali davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesince Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.

Daha sonra yine Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesince davalılar vekilinin karar düzeltme taleplerinin kabulüne karar verilmiştir.

Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.

Mahkeme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı borçlu ... hakkında takip başlatıldığını, takibin semeresiz kaldığını, mal kaçırma amacı ile dava konusu Kent Solar Elektrik Üretim San. Tic. Ltd. Şti hisselerini 16.05.2015 tarihinde davalı ...'na devrettiğini belirterek, bu tasarrufun iptalini talep etmiştir.

II. CEVAP
1. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davacı alacaklının müvekkilinden olan alacağının kesinleşmediğini, davanın görülebilmesi için gerekli aciz belgesinin sunulmadığını, hisse devrinin rayiç bedel üzerinden yapıldığını belirterek davanın reddini savunmuştur.

2. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin borçlunun mali durumunu bilebilecek şahıslardan olmadığını, borçlu ile yakınlık ve akrabalığı olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.

III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 25.02.2015 tarihli ve 2013/477 Esas, 2015/66 Karar sayılı kararı ile; tarafların akrabalık ilişkisi bulunmadığı, yakınlık derecelerine ya da hisse devri öncesi birbirlerinin mali durumlarını bilecek geçmişleri olduğuna dair bir emare bulunmadığı, ayrıca taşınmazlar üzerinde ipotek bulunduğu, satışların devam ettiği, davacının aciz vesikası sunup sunamayacağının henüz belirsiz olduğu, satışlardan elde edilecek meblağ ile alacağın karşılanma ihtimali bulunduğu, bu durumda tasarrufun iptali koşullarının hiçbirinin oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 09.10.2018 tarihli ve 2015/8653 Esas, 2018/8820 Karar sayılı ilamı ile;

"...Somut olayda takip konusu borç 14.08.2012 tarihinden tanzim edilen bonodan kaynaklanmakta olup tasarruf 16.05.2013 tarihinde borcun doğumundan sonra yapıldığı sabittir. Mahkemenin borçlunun aciz halinin varlığının belli olmadığı yönündeki tesbiti yerinde değildir. Tasarrufun iptali istenilen borçlu Mete adına kayıtlı olan taşınmazlar üzerinde 17-18 adet haciz bulunmakta olup davacı alacaklının haczi bunlardan sonra gelmektedir. Hacze konu borç miktarı 2013 itibari ile yaklaşık 50.000.000,00 TL civarındadır. Kararda geçen ipotekli taşınmazlar ise davalı borçlu Mete'ye ait olmadığı gibi yapılan kıymet takdirine göre takip konusu borcu karşılamaya da yeterli değildir. Borçlunun ev ve iş adresinde yapılan 25.06.2013 tarihli hacizlerde de hacze kabil mal bulunmamıştır. Bu halde borçlunun aciz halinin varlığı kabul edilmelidir.

Öte yandan, dosya içeriğinden dava konusu hisse devrinin yapıldığı şirkette borçlu ve üçüncü kişi 25.11.2009 tarihindeki kuruluşundan itibaren ortak olup birbirlerini tanıdıkları, aynı şirkette hissedar oldukları sabit olduğundan, davalı ...'nin borçlunun mali durumunu ve alacaklılarını ızrar kastını bilebilecek şahıslardan olduğunun kabulü gerekirken, mahkemenin davalı üçüncü kişinin kötüniyetli olmadığı yönündeki saptaması da isabetli değildir." gerekçesi ile karar bozularak dosya kararı veren Mahkemeye gönderilmiştir.

B. Karar Düzeltme Kararı
1. Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin yukarıda belirtilen bozma kararına karşı süresi
içinde davalılar vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.

2. Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 08.07.2020 tarihli ve 2019/450 Esas, 2020/4542 Karar sayılı ilamı ile;

"...Somut olaya gelince, UYAP kayıtlarından davacı şirketin İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 16.11.2017 tarih, 2017/41 Esas 2017/942 Karar sayılı ilamı ile iflasına karar verildiği, Bölge Adliye Mahkemesinin istinaf istemini red ettiği ve Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 27.01.2020 tarih 2018/1539 Esas 2020/496 Karar sayılı ilamı ile Onanarak kesinleştiği anlaşılmaktadır.

Bu durumda, mahkemece, bir ara kararı ile davanın ikinci alacaklılar toplantısından on gün sonraki bir tarihe kadar durmasına karar verilmesinin gerekip gerekmediği, ayrıca TBK'nun 513 hükümleri gereğince iflasın açılması ile vekilin temsil ve vekalet görevi sona ermiş olması karşısında mahkemece iflas idaresinin usulüne uygun tebligatla davadan haberdar edilip taraf teşkili sağlandıktan sonra ve davayı devam edip etmeyeceği netleştirilerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi için kararın bozulması gerekmiştir.

Bu nedenlerler davacı vekilinin karar düzeltme isteğinin kısmen kabulü ile 09.10.2018 tarihli bozma ilamımıza bu gerekçenin birinci bent olarak yazılmasına, bozma ilamındaki 1. bendin 2. bent ve Kabule göre, 2. bendin 3. bent olarak değiştirilmek sureti ile bozma gerekçesinin düzeltilmesi gerekmiştir." gerekçesi ile karar düzeltme talebi kabul edilerek dosya kararı veren Mahkemeye gönderilmiştir.

C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma ilamı doğrultusunda yapılan tahkikatlar ve alınan bilirkişi raporlarına göre bozma öncesi dayanılan gerekçeye istinaden davacının davasının reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; Yargıtay ilamında dava konusu hisse devrinin yapıldığı şirkette borçlu ve üçüncü kişinin 25.11.2009 tarihindeki kuruluşundan itibaren ortak olup birbirlerini tanıdıkları, aynı şirkette hissedar olduklarının sabit olduğu, davalı ...'nin borçlunun mali durumunu ve alacaklılarını ızrar kastını bilebilecek şahıslardan olduğunun kabulü gerektiğinin belirtildiği, bu nedenle yerel mahkemece bozma kararına uyulduğundan İİK madde 280 hükümlerince davanın kabulü gerektiğini, davalı ...'nun davalı borçlu ...' in mali durumunu ve alacaklarını ızrar kastını bilecek durumda olduğunu belirterek mahkeme kararının bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, İİK 277 ve devamı maddelerine göre açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 277 ve devamı maddeleri.

3. Değerlendirme
Mahkemenin, Yargıtay'ın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak doğabileceği gibi bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usuli kazanılmış hak durumu oluşabilir. Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme, kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla; kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur. "Usuli kazanılmış hak" kavramı ise, davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ve öğretide kabul görmüş usul hukukunun vazgeçilmez ana temellerinden olup bir davada, mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve uyulması zorunlu olan hakkı ifade eder.

Mahkemece verilen davanın reddine ilişkin ilk kararın; davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesince dosya içeriğinden dava konusu hisse devrinin yapıldığı şirkette borçlu ve üçüncü kişinin 25.11.2009 tarihindeki kuruluşundan itibaren ortak olup birbirlerini tanıdıkları, aynı şirkette hissedar oldukları sabit olduğundan, davalı ...'nin borçlunun mali durumunu ve alacaklılarını ızrar kastını bilebilecek şahıslardan olduğunun kabulü gerekirken mahkemenin davalı üçüncü kişinin kötüniyetli olmadığı yönündeki saptamasının isabetli olmadığı belirtilerek bozulduğu, davalılar vekili tarafından karar düzeltme yoluna başvurulması üzerine de sair karar düzeltme taleplerinin reddedildiği, böylece davalı 3. kişi ...'nun İİK'nun 280/1 maddesi kapsamında borçlunun durumunu ve amacını bilebilecek kişilerden olduğu anlaşıldığından, bozma ilamının göz önüne alınarak davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu üzere karar verilmesi doğru görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan mahkeme kararının BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davacıya iadesine,

Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,12.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.