WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 13 Haziran 2026

YARGITAY 4. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

4. Hukuk Dairesi         2022/17200 E.  ,  2024/3570 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/1449 E., 2022/1053 K.
HÜKÜM/KARAR : Manevi Tazminat Davasının Açılmamış Sayılması,
Maddi Tazminat Davasının Reddi / Başvurunun Esastan Reddi
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2018/463 E., 2019/418 K.

Taraflar arasındaki maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince manevi tazminat istemine ilişkin davanın açılmamış sayılmasına, maddi tazminat davasının reddine karar verilmiştir.

Kararın temlik alan davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı temlik alan davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ...’ın, diğer davalıya ait Hürriyet Gazetesi'nin 09.11.2014, 11.11.2014, 12.11.2014, 13.11.2014 tarihli nüshalarında müvekkili hastanede meydana gelen bir olay hakkında yazılar yazdığını, yazılarda müvekkili hastanede görev yapan sağlık çalışanlarının kusurlu olduğunun belirtildiğini, söz konusu yazıların gerçeğe aykırı olduğunu, bu yazılar ile müvekkili şirkete zarar verildiğini, yapılan tüm işlemlerin tıp ilim ve kurallarına uygun olduğunu, kamuoyunda müvekkili şirketin davaya konu olayda kusurlu olduğu yönünde algı oluşturulduğunu, bu hususun Adli Tıp Kurumunca yapılacak incelemeler neticesi ortaya çıkacağını, davalıların müvekkiline zarar vermek saiki ile hareket ettiğini, söz konusu olayın olduğu gibi habere konu edilmediğini, davalı ...'ın söz konusu yazılarının hakaret içerdiğini, müvekiline ait hastane adının da yazılarda defalarca anıldığını, davalı ...’ın yaptığı yorumlar ile müvekkili şirketin kişilik haklarına ve ticari itibarına saldırıda bulunduğunu, müvekkilinin hastanesinin hastaları nezdindeki güvenilirliğinin sarsılmasına sebebiyet verildiğini, İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının 2014/140814 sayılı soruşturma dosyasında alınan Adli Tıp Kurumu raporunda hastanın takip ve tedavisinde görev alan hekim ve yardımcı sağlık personeline atfı kabil bir kusur olmadığının tespit edildiğini, davalıların gerçek dışı ilaveler içeren haberleri nedeniyle müvekkilinin %30-40 civarında zarara uğradığını, bankalar nezdindeki kredi sözleşmelerinin tek taraflı olarak feshedildiğini, 2014 yılı Kasım ayı itibariyle bu yıla ilişkin bütçe beklentilerinin düştüğünü, zararın kadın doğum polikliniği başta olmak üzere hastanenin diğer branşlarına da yayıldığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla belirsiz alacak olarak 10.000,00 TL maddi tazminat ve yoksun kalınan kâr alacağının dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen, 1.000.000,00 TL manevi tazminatın ise yayın/haksız fiil tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

Dava Kadıköy Şifa Hastanesi A.Ş. tarafından açılmış olup, daha sonra dosyaya ... ile davacı şirket arasında imzalanan 23.11.2016 tarihli alacağın temliki sözleşmesiyle birlikte temlik alanlara ait vekaletnameler ibraz edilmiştir. Alacağın temliki sözleşmesi bu davanın konusunu oluşturan maddi tazminat ve yoksun kalınan kâra ilişkin taleplerin temlik alanlara devir ve temlikine ilişkin olup davanın maddi tazminat ve yoksun kalınan kâra ilişkin kısmı temlik alan davacılar vekili tarafından takip edilmiştir. Temlik alan davacılar vekili mahkemenin 07.11.2018 tarihli celsesinde manevi tazminat talebine ilişkin davayı takip etmeyeceklerini beyan etmiştir.

II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; davaya konu yazıların gerçek olaylara dayanmakta olduğunu, yazıların gerçekliğe uygun ve bilinmesinde kamu yararı olduğunu, kamu yararı olduğu gerekçesi ile müvekkili ... tarafından bu olayın bizzat araştırıldığını, hastanede doğumu yaptıran doktorla ve hemşirelerle bizzat röportaj yapıldığını ve diğer müvekkiline ait gazetede yayınlandığını, dava konusu yazı nedeniyle şirketin zarara uğramasından dolayı talep edilen 10.000,00 TL'nin kabulünün mümkün olmayacağını, davaya konu olayın müvekkilinden önce pek çok medya organınca yazılı ve görsel olarak yayınlandığını, iddia edilen zararın somut bir delile dayanmadığını, gerçeğe uygun olarak yayınlanan bir haber nedeniyle cevap ve düzeltme metni yayınlamak suretiyle meydana geldiği iddia edilen zararın ortadan kaldırma imkanı varken 1.000.000,00 TL manevi tazminat isteminin kötü niyetli olduğunu belirterek haksız ve mesnetsiz davanın reddi gerektiğini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı ...'ın davacıya ait hastanede yaşanan olayları kaleme aldığı, yazılarının güncel olduğu, olayla ilgili olarak farklı branşlarda doktorların görüşlerine başvurduğu, bir gazetecinin haber verme görevi yanında toplumu uyarmak, toplumun hassas olduğu konuların takipçisi olmak gibi görevlerinin de bulunduğu göz önüne alındığında gerçek ve güncel bir olayı aktardığı, gerçek ve güncel olayların aktarılmasında kamu yararının mevcut olup, toplumun bilgi edinme ve basının haber verme hakkı kapsamında kaldığı, özle biçim arasındaki dengenin bozulmadığı, davacının kişilik haklarına saldırı niteliği taşımadığı, dolayısıyla yayın nedeniyle maddi zarardan da bahsedilemeyeceği gözetilerek manevi tazminat istemine ilişkin davanın takipsiz bırakılmış olup süresi içinde yenilenmemiş olması nedeniyle açılmamış sayılmasına, maddi tazminat davasının reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde temlik alan davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Temlik alan davacılar vekili istinaf dilekçesinde; dava konusu yazılarda müvekkili hastanenin adının defalarca anıldığını ve kullanılan ifadelerle kişilik haklarının ihlal edildiğini, vakıanın olduğu gibi haber yapmak amacıyla objektif olarak habere konu edilmediğini, gerçeğe aykırı ifadelerle öz ve biçim dengesi gözetilmeden haber yapıldığını, İstanbul 20. Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/471 Esas sayılı dosyasında yapılan yargılama neticesinde gebelik takibini yapan ve hastaya müdahale eden doktorlar hakkında beraat kararı verildiğini ve hastane ile hekimler yönünden atfı kabil bir kusur bulunmadığının kesin olarak kanıtlanmış olduğunu ancak kusur varmış gibi haber yapılarak kişilik haklarının ihlal edildiğini, müvekkilinin ticari itibarının zedelendiğini ve maddi zarara uğradığını, Mahkemece bilirkişi incelemesi yapılmaksızın karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davanın kabulüne karar verilmesini talep ettiklerini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması gerektiğini ileri sürmüştür.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı hastanede meydana gelen bebeklerin karışması ve doğum yapan bir annenin sonrasında vefat etmesi olayı üzerine haber ve yorum yapıldığı, basın halkın dünyada ve özellikle içinde yaşadığı toplumda meydana gelen ve toplumu ilgilendiren konularda bilgi sahibi olma hakkının olduğu, basının da bu doğrultuda olayları izleme, araştırma, değerlendirme, yayma ve böylece kişileri bilgilendirme, öğretme, aydınlatma ve yönlendirmede yetkili ve sorumluluğu olduğu, haberinde bu ilke kapsamında yayınlandığı,yapılan haberin görünür gerçeğe uygun olduğu, kamu yararının bulunduğu, güncel olan konuların gazetecilik tekniği gereği okuyucunun ilgisini çekmesi için çarpıcı başlıklara yer verilerek iddia kapsamında ve eleştiri sınırları içerisinde aktarıldığı, o anda ve görünürde var olup da sonradan gerçek olmadığı anlaşılan olayların yayınından basının sorumlu tutulamayacağı, bu durumda haberin kişilik haklarına saldırı niteliğinde bulunmadığı, basın özgürlüğü kapsamında kaldığı ve davacıların bu nedenle maddi bir zararlarının doğmadığı, davaya konu olan haberin basın özgürlüğü kapsamında kaldığından davanın niteliği gereği mahkemece HMK'nın 198 inci maddesi uyarınca delillerin serbestçe değerlendirilerek maddi tazminat talebi yönünden bilirkişi incelemesi yaptırılmamasında hukuka aykırı bir yön bulunmadığı gerekçesiyle temlik alan davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde temlik alan davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Temlik alan davacılar vekili temyiz dilekçesinde; davaya konu hastanenin sağlık görevlilerinin meydana gelen olayda kusuru olmadığını, ceza davasında alınan Adli Tıp Kurumu raporunda da bu durumun tespit edildiğini, sağlık görevlilerinin yargılandığı ceza davasında beraatlerine karar verildiğini, davalıların hukuka aykırı yayınları nedeniyle davacı hastanenin ticari itibarinin zedelendiğini, davaya konu yayınlardan sonra davacı hastanede özellikle Kadın Doğum Polikliniği olmak üzere diğer tüm branşlarda hasta sayısında ciddi oranda düşüş yaşandığını, davacı hastanenin maddi zarara uğradığını, ticari defterlerde bilirkişi incelemesi yapılması gerektiğini, bilirkişi incelemesi yapılmaksızın sözlü yargılamaya geçilmesinin tahkikatın eksik tamamlanmasına sebebiyet verdiğini, davanın reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davanın kabulüne karar verilmesini talep ettiklerini belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık; basın yoluyla kişilik haklarına saldırı iddiasına dayanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 inci maddesinin birinci fıkrası ve 371 inci maddesi, Anayasa'nın 28 inci maddesi, 5187 sayılı Basın Kanunu'nun 1 ve 3 üncü maddeleri, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 24 ve 25 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49 ve 58 inci maddeleri.

3. Değerlendirme
Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre, karar usul ve kanuna uygun olup temlik alan davacılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temlik alan davacılar vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden temlik alan davacılara yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

22.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.