WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 01 Temmuz 2026

YARGITAY 4. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

4. Hukuk Dairesi         2022/15404 E.  ,  2024/5128 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/337 Esas 2021/112 Karar
HÜKÜM/KARAR : Davanın reddi

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen trafik kazası maluliyet nedeniyle tazminat talebine ilişkin davada verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (kapatılan ) 17. Hukuk Dairesi tarafından kararın bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacılar vekili, 01.02.2015 tarihinde yaya olan davacıya plakası belli olmayan bir araç tarafından çarpılması sonucu davacının ağır yaralandığını belirterek 30,000,00 TL maddi tazminatın temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili, davacının, zararın ve kazanın varlığını ispat etmesi gerektiğini ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 31.03.2016 tarihli ve 2015/145 Esas, 2016/275 Karar sayılı kararıyla; davacıda oluşan maluliyetin trafik kazasından kaynaklandığının ispat edilemediği, davacının önce alkol sebebi ile bayılıp düştüğünü ifade ettiği, sonra ifadesini değiştirerek motosikletten düştüğünü ifade ettiği, sonra 3 defa daha ifadesini değiştirerek araba çarpıp çarpmadığını hatırlamadığı, tanıkların beyanlarının da çeliştiği, kazaya ilişkin tanığın olmadığı, davacının davasını ispatlayamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından ayrı ayrı temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 08.05.2019 tarihli ve 2016/14120 Esas 2019/5753 Karar sayılı ilamıyla; " davacının delillerinin toplanarak, gerektiğinde kaza yerinde keşif de yapılarak, davacıda oluşan yaralanmanın meydana geliş şekli itibari ile bayılıp düşme sonucu gerçekleşip gerçekleşemeyeceği, araç çarpması sonucu gerçekleşip gerçekleşmeyeceği hususlarının doktor bilirkişi ve trafik bilirkişisi tarafından değerlendirilerek hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi " gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "davacının olayla ilgili sürekli olarak ifade değiştirdiği, olay günü kaza geçirdiğini iddia ettiği yerde kazaya ilişkin herhangi bir iz ve emareye rastlanılmadığı, soruşturma aşamasında kazaya ilişkin tanığının olmadığını beyan etmesine rağmen iş bu davada tanık deliline dayandığı, oysa ki iddiaya göre kendisine yardımcı olan tanıkla ilgili en azından tanığın aileyi araması karşısında, davacının ailesi tarafından tanıkla ilgili bilgi sahibi olunmasının hayatın olağan akışına uygun olacağı, davacı tanığının beyanları ile davacının ve davacının kardeşi ile arkadaşının ceza soruşturmasındaki beyanlarının tamamen çeliştiği, bilhassa davacı, davacının kardeşi ve arkadaşının soruşturma aşamasında hiçbir şekilde davacı tanığının olay sırasında kendilerine aradığını ilişkin beyanda bulunmadıkları, buna karşın davacı tanığının net bir şekilde davacının cebinden telefonunu alarak davacının annesini aradığını, daha sonra annesi ve onunla birlikte iki üç kişinin daha olay yerine geldiğini, onu alıp götürene kadar davacının kimseyle konuşmadığını beyan ettiği, davacının ise kardeşi...'i kendisinin aradığını açıkça beyan ettiği, davacının kardeşi...'in de kendisini davacının aradığını beyan ettiği, davacının arkadaşı Ömer Karabaş'ın da kendisini davacının kardeşi...'in arayarak kaza ile ilgili bilgi verdiğini beyan ettiği, ayrıca olay yerinde davacının kardeşi ve arkadaşı tarafından tanığın beyan ettiği şekilde davacının annesinin olduğuna yönelik herhangi bir beyanda bulunulmadığı, yine tanığın telefon ile davacının annesine bilgi verdikten sonra oradan ayrıldığını, daha sonra köşede yakınlarının gelmesini beklediğini beyan etmesi hususunda yerde baygın şekilde yatan ve hiç tanımadığı bir şahıs ile ilgili korktuğundan bahisle ambulansı ve polisi aramamasını hayatın olağan akışına uygun olmadığı, ayrıca kendi beyanına göre davacının yakınlarının gelmesini davacının yanından ayrılarak köşede beklemesinin de hayatın olağan akışına uygun olmadığı, bu anlamda davacı ile daha önceden tanışmayan ve olay sırasında da davacı ve ailesi ile tanışmayan davacı tanığının sonradan davacı ile nasıl tanıştığının da ispata muhtaç olduğu, bu anlamda davacının ve tanığın beyanlarına itibar edilemeyeceği anlaşıldığından ve her ne kadar doktor bilirkişi raporunda oluşan kırığın sebebinin basit düşme ile gerçekleşmesi ihtimalinin az olduğu kanaati belirtilmiş ise de söz konusu kırığın davacıya başka bir aracın çarpması dışında kendi sürdüğü bir araçta ya da başkasının sürdüğü kendisinin yolcu olduğu bir araçtan düşmesi sonucunda da oluşabileceği ihtimalleri düşünülmekle davacının iddia ettiği gibi trafik kazasının varlığını ve varsa araç sürücüsünün kusurunu ispat edemediği" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; kazanın meydana geldiğinin ve davacıdaki yaralanmanın meydana gelen kaza nedeniyle oluştuğunun taraflarınca ispat edilmesine rağmen mahkemece davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu iddia ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık; plakası tespit edilemeyen aracın karıştığı trafik kazası sonucu yaralanıp malul kalan davacının uğradığı sürekli iş göremezlik tazminatı talebine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3 üncü maddesi delaletiyle mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 427 vd maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 54 üncü maddesi, ... Yönetmeliği.

3. Değerlendirme
Temyiz olunan nihai kararların bozulması 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

Temyizen incelenen kararın bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

22.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.