4. Hukuk Dairesi 2022/11717 E. , 2024/3886 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/23 Esas - 2021/734 Karar
HÜKÜM/KARAR : Kabul
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen muvazaa nedeniyle tasarrufun iptali davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay 10. Hukuk Dairesince Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesinin 15.11.2018 tarih, 2018/172 Esas ve 2018/709 Karar sayılı kararın kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın görevli Çeşme Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; dava dışı ... Elektronik Tic. Ve Paz. Ltd Şti'nin ödenmeyen prim borçları nedeniyle müvekkili kurum tarafından icra takibine başlanıldığı, takibin kesinleşmesi üzerine yapılan işlemlerde müvekkilinin alacağının borçlu şirketten tahsilinin mümkün olmadığının anlaşıldığı, bunun üzerine davalı ... Varon'un borçlu şirketin müdürü olduğu ve İzmir ili Çeşme ilçesinde taşınmazı olduğunun tespit edildiği, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun(5510 sayılı Kanun) 88 inci maddesinin yirminci fıkrasında şirketin ödenmeyen prim borçlarından şirketin yasal temsilcilerinin de şirketle birlikte müteselsil sorumlu oldukları düzenlendiğinden prim alacağının tahsili amacıyla davalı ........'a ödeme emri gönderildiğini ve ödeme emrinin 25.12.2017 tarihinde tebliğ edildiğini, davalı ... ...hakkındaki takibin kesinleşmesi üzerine adına kayıtlı olan İzmir ili Çeşme ilçesi Ilıca mahallesi 71 ada 20 parsel sayılı taşınmazın haczedilmesi için ilgili tapu müdürlüğüne haciz müzekkeresi gönderildiğini, haciz müzekkeresine verilen cevapta taşınmazın 28.12.2017 tarihinde diğer davalı ...'a satıldığının öğrenildiğini, dava konusu taşınmazın ödeme emrinin tebliğinden 3 gün sonra satılmasının amme alacağının tahsilini imkansız kılmaya ve mal kaçırmaya yönelik olduğunu, yapılan devir işleminin muvazaalı olarak yapıldığını, devrin 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un(6183 sayılı Kanun) 24 üncü ilâ 30 uncu maddeleri uyarınca iptali gerektiğini belirterek İzmir ili Çeşme ilçesi Ilıca mahallesi 71 ada 20 parsel sayılı taşınmazın satışının iptali ile eski malik adına tescilini talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin, diğer davalının 2009 yılında boşandığı eşi ...'un annesi olduğunu, müvekkilinin oğlu ... ile diğer davalının Fatih 2. Aile Mahkemesinin 2009/551 Esas sayılı dosyası ile anlaşmalı olarak boşandıklarını, mahkeme ilamına göre dava konusu taşınmazın kredi ödemelerinin ... tarafından yapılacağının ve son kredi ödemesinden sonra da dava konusu taşınmazın diğer davalı tarafından ...'a bedelsiz devredileceğinin kararlaştırıldığını, mahkeme kararının kesinleştiğini ve kredi ödemelerinin de ... tarafından yapıldığını, diğer davalı ile müvekkilinin 15.04.2011 tarihinde bir araya gelerek boşanma ilamı gereğince ...'a devredilecek olan taşınmazın müvekkiline devredilmesi hususunda protokol düzenlediklerini, ... tarafından tüm kredi ödemelerinin yapılması sonrasında ipotek kaldırılarak yapılan protokol gereğince müvekkiline devredildiğini, dava konusu taşınmazın devrinin amme alacağının tahsilini imkansız bırakmaya yönelik olmadığını, anılan işlemler sırasında ne müvekkilinin ne de ...'un davacının alacağından haberdar olmadığını, işlemlerin yapıldığı yıllarda dava dışı borçlu şirketin davacıya herhangi bir borcu bulunmadığını, iptali istenilen işlemin Fatih 2. Aile Mahkemesinin 2009/551 Esas ve 2009/673 Karar sayılı kararının gereği olduğunu, Aile Mahkemesinin kararı tarihinde henüz mevcut olmayan bir borç için muvazaalı satış yapılmasının düşünülmesinin mümkün olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
2. Davalı ... ...vekili cevap dilekçesinde; davacının iddialarının yersiz olduğunu, müvekkili ile dava dışı ...'un Fatih 2. Aile Mahkemesinin 2009/551 Esas sayılı dosyası ile anlaşmalı olarak boşandıklarını, mahkeme ilamına göre de dava konusu taşınmazın kredi ödemelerinin ... tarafından yapılacağını ve sonrasında da taşınmazın müvekkili tarafından ...'a bedelsiz devredilmesi gerektiğini, mahkeme kararının kesinleştiğini, kararın kesinleşmesi ile birlikte dava konusu taşınmazın müvekkilinin aktifinden çıktığını ve müvekkilinin taşınmazı devretme borcu altına girdiğini, bu nedenle müvekkilinin serbest iradesi ile maliki olduğu taşınmazı mal kaçırma amacıyla devredildiği iddiasının haksız ve mesnetsiz olduğunu, kredi ödemelerinin tamamlanması üzerine müvekkili ile ... arasında yapılan protokol gereğince taşınmazın diğer davalıya devredildiğini, işlemin mal kaçırma amacı taşımadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 15.11.2018 tarihli ve 2018/172 Esas, 2018/709 Karar sayılı kararıyla; dosyaya sunulu bilgi ve belgeler ile banka kayıtlarından davaya konu taşınmaza ilişkin kredi borcunun dava dışı ... tarafından ödendiğinin anlaşıldığı, davalılar ..., ... Seda ...ve dava dışı ... tarafından imzalanan 15.04.2011 protokol uyarınca Fatih 2. Aile Mahkemesinin 2009/551 Esas ve 2009/673 Karar sayılı ilamı ile bila bedel ...’a devredilecek olan dava konusu taşınmazın kredi borcunun sona ermesi halinde davalı ...’a devredilmesi konusunda mutabakata varıldığı, davaya konu taşınmaza ilişkin kredi ödemesinin 07.10.2017 tarihinde sona erdiği, iptale konu tasarrufun ise 27.12.2017 tarihinde gerçekleştiği, boşanma protokolünün ve taraflar arasında tanzim olunan 15.04.2011 tarihli protokolün tarafı olan ...'un tanık sıfatıyla dinlendiği, tanık beyanın da davalıların iddialarını doğrular mahiyette olduğu, 6183 sayılı Kanun'un 24 üncü ila 30 uncu maddeleri uyarınca açılan davanın, davacı tarafça ispatlanamadığı, davaya konu tasarrufun iptaline ilişkin yasal koşulların mevcut oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalılardan ... Seda ...vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 26.11.2019 tarihli ve 2019/328 Esas, 2019/1625 Karar sayılı kararıyla; Fatih 2. Aile Mahkemesi'nin 2009/551 Esas ve 2009/673 Karar sayılı ilamı ile bila bedel ...’a devredilecek olan dava konusu taşınmaza ait 30.09.2009 tarihli boşanma kararına dayanak kılınan 23.07.2009 tarihli protokolü bulunmakta ise de, resmi niteliği bulunmayan ek protokolde dahi bedelsiz devir öngörülmüş iken ödeme emri tebliğinden sonra 770.000,00 TL bedelle satış yoluna gidildiği, satıştan elde edilen tutarın da prim borçları için kullanılmadığı, alıcı ile satıcının nüfus kayıtları dikkate alındığında alıcının davacının boşandığı eşinin annesi olması nedeniyle ve ek protokolün düzenlenmesi nedeniyle süreçten haberdar olunduğu, bu kapsamda 6183 sayılı Kanun'un 30 uncu maddesinde belirtildiği üzere amme alacağının tahsiline imkan bırakmamak maksadıyla yapılan veya işlemi bilen veya bilmesi gereken kişi durumunda bulunduğu dikkate alındığında davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğu gerekçesiyle davalı ... ...vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile Çeşme Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi'nin 15.11.2018 tarih, 2018/172 Esas ve 2018/709 Karar sayılı kararının Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b.2 maddesi uyarınca kaldırılmasına, davanın kabulü ile, İzmir İli, Çeşme İlçesi, Ilıca Mahallesi, 7 Pafta, 71 ada, 20 parsel, 7 cilt 1087 sayfada kayıtlı taşınmazın 28.12.2017 tarih ve 12725 sayılı satışına ilişkin işlemin iptaline karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 29.09.2020 tarihli, 2020/890 Esas ve 2020/4978 Karar sayılı ilamı ile; "Görev konusu, kamu düzeni ile ilgili olup mahkemelerce yargılamanın her aşamasında re'sen ele alınması gereken bir husustur.
İş mahkemeleri, 5521 sayılı Kanun ile kurulmuş olan istisnai nitelikte özel mahkemelerdir. 506 sayılı Yasanın 134'üncü maddesi ve 5510 sayılı Yasanın 101. maddesi, anılan Kanunların uygulanmasından doğan uyuşmazlıkların iş mahkemelerinde görüleceğini kurala bağlamıştır.
Davanın yasal dayanağı, 506 sayılı Kanun'un 80 ve 6183 sayılı Kanun'un 27-30. maddeleridir.
Muvazalı tasarrufun iptali davaları için 6183 sayılı Kanun'un 24. maddesine göre genel mahkemelerde dava açılmasının gerektiği gözetilmeksizin İş Mahkemesi sıfatıyla davaya bakılması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, davalılar vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun kabulüne ilişkin kararı bozulmalıdır." gerekçesi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına ve dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
3. Bölge Adliye Mahkemesinin 16.12.2020 tarihli, 2020/1739 Esas ve 2020/1856 Karar sayılı kararı ile; bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda davanın genel mahkemelerce çözüme bağlanması gerektiği gerekçesiyle Çeşme Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi'nden verilen 15.11.2018 tarih, 2018/172 Esas ve 2018/709 Karar sayılı kararın kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın görevli Çeşme Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine karar verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Fatih 2. Aile Mahkemesi'nin 2009/551 Esas ve 2009/673 Karar sayılı ilamı ile bila bedel ...’a devredilecek olan dava konusu taşınmaza ait 30.09.2009 tarihli boşanma kararına dayanak kılınan 23.07.2009 tarihli protokolü bulunmakta ise de, resmi niteliği bulunmayan ek protokolde dahi bedelsiz devir öngörülmüş iken ödeme emri tebliğinden sonra 770.000,00 TL bedelle satış yoluna gidildiği, satıştan elde edilen tutarın da prim borçları için kullanılmadığı, alıcı ile satıcının nüfus kayıtları dikkate alındığında alıcının davacının boşandığı eşinin annesi olması nedeniyle ve ek protokolün düzenlenmesi nedeniyle süreçten haberdar olunduğu, bu kapsamda 6183 sayılı Kanun'un 30 uncu maddesinde belirtildiği üzere amme alacağının tahsiline imkan bırakmamak maksadıyla yapılan veya işlemi bilen veya bilmesi gereken kişi durumunda bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile, İzmir ili Çeşme İlçesi Ilıca Mahallesi 7 pafta, 71 ada 20 parsel 7 cilt 1087 sayfada kayıtlı taşınmazın 28.12.2017 tarih ve 12725 sayılı satışına ilişkin işlemin iptaline karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu devir işleminin Fatih 2. Aile Mahkemesinin 2009/551 Esas ve 2009/673 Karar sayılı kararı ve 15.04.2011 tarihli protokol gereğince yapıldığını, davacının borcunun taşınmazı devir iradesinden 8 yıl sonra ortaya çıktığını, her ne kadar resmi işlem 2017 yılında yapılmış ise de devir iradesinin 2009 yılında açıkça ortaya konulduğunu, bu iradenin yazılı olarak belgelendirildiğini, tarafların 8 yıl sonra ortaya çıkabilecek bir borç için o yıllarda muvazaalı işlem yapmayı düşünmelerinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, tasarrufun tarihi ne olursa olsun tasarrufun iptali davası açma hakkının tasarrufun yapıldığı tarihten itibaren 5 yıl ile sınırlı olduğu, somut olayda aradan geçen 8 yıla rağmen tasarrufun iptaline karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, devir işleminin kesinleşmiş mahkeme kararına dayalı olduğunu, mahkeme kararının kesinleşmesi üzerine diğer davalının taşınmaz üzerindeki hak sahipliğinin sona erdiğini, dolayısıyla tasarrufun iptali şartlarının oluşmadığını, müvekkilinin oğlunun 8 yıl önce boşanmış olduğu eşinin müdürü olduğu şirketin davacıya olan borcundan haberdar olmasının ihtimali dahi bulunmadığını, borçlu şirketin imza sirküleri incelendiğinde dava dışı iki kişinin daha şirket müdürü olarak görüldüğünü, davacı tarafından bu kişilere karşı takibe girişilmediğini, tasarrufun iptalinin yasal şartlarının oluşmadığını ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
2. Davalı ... ...vekili temyiz dilekçesinde; müvekkili ile diğer davalının oğlu olan ...'un Fatih 2. Aile Mahkemesinin 2009/551 Esas ve 2009/673 Karar sayılı ilamı ile boşandıklarını ve mahkeme kararının kesinleştiğini, kesinleşmiş mahkeme kararında dava konusu taşınmazın mevcut kredi ödemelerinin ... tarafından yapılacağının ve kredi ödemelerinin tamamlanmasının ardından taşınmazın bedelsiz olarak ...'a devredileceğinin hükme bağlandığını, kararın kesinleşmesi ile taşınmazın müvekkilinin aktifinden çıktığını, taşınmazın muvazaalı olarak devrinden bahsedebilmek için devrin malik tarafından yapılması gerektiğini, oysa boşanma ilamının kesinleşmesi ile müvekkilinin taşınmaz üzerindeki hak sahipliğinin sona erdiğini, devir işleminin bedelli olarak satış şeklinde yapıldığı ifade edilmekte ise de gerçekte yapılan bu işlemin satış niteliğinde olmayıp boşanmaya ilişkin mahkeme kararı çerçevesinde ve taraflar arasında yapılan protokol gereğince taşınmazın bedelsiz devrine ilişkin olduğunu, gerçekte satış işlemi olmamakla birlikte tapu harcının hesaplanması amacına yönelik değer belirlenmesi amacına yönelik olduğunu, taşınmazı devir borcunun 2009 yılında doğduğunu ve müvekkilinin 2009 yılı itibarıyla herhangi bir borcu bulunmadığını, borçluluk nedeniyle muvazaalı satış yapıldığı iddiasının mevcut olmadığını ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacıya prim borcu nedeniyle borçlu olan davalı ........'a ait olup diğer davalı ...'a devredilen taşınmazın devir işleminin muvazaalı olduğu iddiasına dayalı tapu iptal ve tescil istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un(6183 sayılı Kanun) 24 üncü ilâ 30 uncu maddeleri, 7143 sayılı Kanun.
3. Değerlendirme
1. Dava, 6183 sayılı Kanun'un 24 üncü ve devam eden maddelerine istinaden açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
Davalı ... ...vekili 29.09.2018 tarihli dilekçesi ile asıl borçlu olan dava dışı ... Elektronik Tic. ve Paz. Ltd. Şti'nin dava konusu olan borçlarını 7143 sayılı Kanun kapsamında yapılandırdığını ve bu sebeple davanın konusuz kaldığını beyan etmiştir. Ancak mahkemece bu hususta araştırma yapılmamıştır.
Şu durumda mahkemece; davalı ... ...vekilinin yapılandırma iddiası üzerinde durularak asıl borçlu olan dava dışı ... Elektronik Tic. ve Paz. Ltd. Şti'nin dava konusu olan borcunu yapılandırıp yapılandırmadığı, yapılandırdı ise ödemelerin devam edip etmediği, yapılan ödemelerin davalı ... Varon'un sorumlu olduğu kısma ilişkin olup olmadığı, 7143 sayılı Kanun hükümleri kapsamında yapılandırmanın, davacı tarafça açılmış tasarrufun iptali davalarının durdurulmasını ya da ertelemesini sağlayıp sağlamayacağı hususlarının araştırılarak varılacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesis edilmesi doğru görülmemiştir. Kararın açıklanan nedenle bozulması gerekmiştir.
2. Bozma nedenine göre davalılar vekillerinin diğer temyiz itirazları şimdilik incelenmemiştir.
VI. KARAR
1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle davalılar vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
2. Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle bozma nedenine göre davalılar vekillerinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalılara iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
29.04.2024 tarihinde Başkan ...'ın karşı oyu ve oy çokluğuyla karar verildi
(Karşı Oy)
KARŞI OY
Dava 6183 sayılı Yasa'nın 24 ve devamı maddelerine göre açılmış tasarrufun iptali davasına ilişkindir. Bu davalarda da, diğer tasarrufun iptali davalarında olduğu gibi davacı kurumun; borçludan bir alacağının olması ve bu alacağın yargılama sonuna kadar devam etmesi ön koşuldur.
Somut olayda; davacı kurum veya davalılar, kamu alacağının ödenerek kapatıldığı yönünde bir iddiada bulunmamıştır. Yargılama sırasında 20.09.2018 tarihli oturumda; davalı ... ...vekili kamu borcunun yapılandırdığını ileri sürmüş ise de; bu hususta belge sunmadığı gibi, istinaf ve temyiz aşamasında da yapılandırma ile borcun kapatıldığı yönünde itirazda da bulunmamıştır. Kamu borçlarının yapılandırılması; açılmış bu tür davaların yargılamasını durdurmayacağından kararın bu gerekçe ile bozulması yerinde değildir.
Dava dayanağı kamu borcu 2016/1-2 döneme ilişkin alacaktır. Dava konusu taşınmaz Fatih 2. Aile Mahkemesinin 2009/551 Esas-2009/673 Karar sayılı dosyasınaki boşanmaya ilişkin protokol gereğince davalı ... Varon'a verilmiştir.
Bu durumda; henüz kamu borcu doğmadığı bir zamanda yapılan ve muvazaalı olduğu iddia ve ispat edilmemiş olan boşanma protokolü gereğince verilen taşınmazın, mal kaçırma amacıyla devredildiğinin kabulü isabetli değildir.
Kararın esastan belirtilen gerekçelerle bozulması gerektiği düşüncesiyle çoğunluk görüşüne katılmamaktayım.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!