WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 07 Haziran 2026

YARGITAY 4. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

4. Hukuk Dairesi         2021/27074 E.  ,  2024/3297 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2013/1312 E., 2014/753 K.
HÜKÜM/KARAR : Davanın Reddi

Taraflar arasında görülen tasarrufun iptali davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesince Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.

Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.

Mahkeme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının davalı ...’ten olan vergi alacağı nedeniyle hakkında yaptıkları icra takibi sırasında borçlu davalının amme alacağının tahsilini önlemek amacı ile kendisine ait taşınmazı diğer davalıya sattığını öne sürerek yapılan tasarrufun iptalini talep etmiştir.

II. CEVAP
1.Davalı ... cevap dilekçesinde; davanın reddini istemiştir.

2.Davalı ...; davaya cevap vermemiştir.

III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 17.06.2010 tarihli ve 2008/668 Esas, 2010/397 Karar sayılı kararı ile; davacı taraf davalı ...'nin şirket ortağı olduğu şirketin vergi borçları nedeniyle dava konusu taşınmazı davalı ...'e muvazalı olarak sattığını iddia etmişse de; bu iddiasını ispat edememiş olduğu gerekçesiyle ispat edilemeyen davanın reddine karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 28.03.2013 tarihli ve 2012/8258 Esas, 2013/4368 Karar sayılı ilamı ile;
"...
Mahkemece dava muvazaa hukuksal nedenine dayalı tapu iptal ve tescil davası olarak görülüp sonuçlandırılmış ise de varılan sonuç dosya içeriğine uygun düşmemektedir. Davacı vekili dava dilekçesinde ve yargılama sırasında davalı ...'in müvekkiline olan borcu nedeniyle hakkında icra takibi yaptıklarını ancak borçlunun amme alacağının tahsilini engellemek için kendisine ait taşınmazı diğer davalıya sattığını öne sürerek 6183 sayılı yasanın 24 ve devamı maddeleri uyarınca yapılan satış işleminin iptalini talep etmiştir. Bu nedenle mahkemece davanın 6183 sayılı yasanın 24 ve devamı maddeleri uyarınca açılan tasarrufun iptali isteğine ilişkin olduğunun kabul edilerek bu yönde bir araştırma ve inceleme yapması gerekirken davanın nitelendirilmesinde yanılgıya düşerek muvazaa nedenine dayalı tapu iptal ve tescil davası olarak görülüp sonuçlandırılması doğru olmamıştır. Bu durumda mahkemece 6183 sayılı yasanın 24 ve devamı maddelerinde yazılı iptal koşullarının oluşup oluşmadığının araştırılıp irdelenmesi, taraflardan buna ilişkin delillerinin istenilmesi ondan sonra toplanan ve toplanacak tüm delillerin birlikte değerlendirilerek hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere yanlış değerlendirme sonucu davanın reddine karar verilmesi doğru değildir." gerekçesi ile karar bozularak dosya kararı veren Mahkemeye gönderilmiştir.

B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı ...'in diğer davalı ...'in borçlarından haberdar olmadığı, tapuda satış bedelinin düşük gösterilmesinin tek başına tasarrufun iptalini gerektirir bir durum sayılamayacağı, tapuda satışlarda genellikle bedelin düşük gösterildiği, davalı ...'in davacı Hazineyi zarara sokmak kastı ile taşınmazı satın aldığının ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; toplanan deliller incelendiğinde davalıların hazineyi zarara sokmak kastıyla hareket ettiklerini, davalı borçlunun amme alacağının tahsilini imkansız kılmak amacıyla taşınmazı devrettiğinin aşikar olduğunu, bu nedenle davanın kabulü gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6183 sayılı Yasa’nın 24 ve devamı maddelerine dayanılarak açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un 24 ve devamı maddeleri.

3. Değerlendirme
6183 sayılı Yasa’nın 24 ve devamı maddelerine dayanılarak açılmış olan tasarrufun iptali davalarının görülebilmesi için de borçlu hakkında 6183 sayılı yasaya göre bir takip yapılmış ve kesinleşmiş olması gerekir ancak aciz belgesine gerek olmayıp borçlunun borcunu ödeyememe durumunun gerçekleşmiş olması yeterlidir. Öte yandan 6183 sayılı Yasa’nın 28/2 maddesine göre kendi verdiği malın akdin yapıldığı sıradaki değerine göre borçlunun ivaz olarak pek aşağı bir fiyat kabul ettiği akitler bağış niteliğinde olup iptali gerekmektedir. Yine aynı Yasanın 30. maddesine göre de kamu alacaklarının bir kısmını veya tamamının tahsiline olanak bırakmamak amacı ile borçlu tarafından bir taraflı tasarruflar ile borçlunun maksadını bilen veya bilmesi gereken kimseler ile yaptığı tasarrufların tarihleri ne olursa olsun geçersiz olacağı hüküm altına alınmıştır.

Mahkemece; davalı ...'in diğer davalı ...'in borçlarından haberdar olmadığı, tapuda satış bedelinin düşük gösterilmesinin tek başına tasarrufun iptalini gerektirir bir durum sayılamayacağı, tapuda satışlarda genellikle bedelin düşük gösterildiği, davalı ...'in davacı Hazineyi zarara sokmak kastı ile taşınmazı satın aldığının ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de varılan sonuç dosya kapsamı ve mevcut delil durumuna uygun düşmemektedir.

6183 sayılı yasanın 28/2. maddesine göre borçlunun kendi verdiği malın, aktin yapıldığı sıradaki
değerine göre borçlunun ivaz olarak pek aşağı bir fiyat kabul ettiği tasarruflar bağışlama hükmündedir. Dava konusu taşınmazın 29.11.2007 tarihinde 1.200,00 TL bedelle tapuda devredildiği; bilirkişi tarafından taşınmaz için 25.500,00 TL rayiç bedel belirlendiği, böylece ivazlar arasında bir mislini aşan fahiş fark bulunduğu sabittir. Davalı 3.kişi ... rayiç bedeli ödediğini ispat edecek nitelikte bir belge sunmamıştır. Bedel farkının olduğu durumlarda üçüncü kişinin iyiniyetli olması sonuca etkili değildir. Bu haliyle taşınmazın tapudaki devir bedeli ile gerçek değeri arasında mislini aşan bedel farkı olduğu anlaşıldığından mahkemenin bu yöndeki gerekçesine katılma imkânı bulunmamaktadır.

Öte yandan; 6183 sayılı Kanunun 30.maddesi "Borçlunun malı bulunmadığı veya borca yetmediği
takdirde amme alacağının bir kısmının veya tamamının tahsiline imkan bırakmamak maksadiyle borçlu tarafından yapılan bir taraflı muamelelerle borçlunun maksadını bilen veya bilmesi lazımgelen kimselerle yapılan bütün muameleler tarihleri ne olursa olsun hükümsüzdür." hükmünü içermektedir. Dava konusu taşınmazı devralan davalı 3.kişi ...; davalı borçlu ...'in gayriresmi eşi ve müşterek çocukları bulunan...ile aynı köylü olup, dava konusu taşınmazın da aynı köyde bulunduğu anlaşılmaktadır. Yargılama sırasında tanık olarak dinlenen...; davalı borçlu ...'in gayriresmi eşi olduğunu, dava konusu taşınmazı davalı 3.kişi ...'e kendisinin sattığını, satma nedeninin ise işlerinin kötü gitmesi ve iflas etmesi olduğunu beyan etmiş olup, tüm bu hususlar dikkate alındığında davalı 3.kişi ...'in 6183 sayılı Kanunun 30.maddesi gereğince borçlunun durumunu bilen veya bilmesi gereken kişilerden olduğu da anlaşılmaktadır. Bu durumun aksinin de ispat edilememesi nedeniyle mahkemece bu yönden de davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan mahkeme kararının BOZULMASINA,

Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,

15.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.