WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 07 Haziran 2026

YARGITAY 4. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

4. Hukuk Dairesi         2021/26421 E.  ,  2024/3304 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/207 E., 2021/300 K.
HÜKÜM/KARAR : Davanın Reddi

Taraflar arasındaki manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.

Karar davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin MS hastası olup, %82 özürlü olduğunu, müvekkilinin 11.06.2013 tarihinde çağrıldığı toplu iş sözleşmesine katıldığını, burada yapılan toplu iş sözleşmesine katılan davalı şirkette insan kaynakları yetkilisi olan dava dışı ... adlı kişinin müvekkilini işe başlatacaklarını ve gerekli evrakları hazır etmesi için arayacaklarını söylediğini, 14.05.2015 tarihinde arayarak evraklarını hazır etmesini istediklerini, 18.05.2015 tarihinde işyerine giden müvekkiline ... adlı yetkili tarafından işe alınmayacağının ancak yine de işyeri doktoru ile görüşülüp kendisine haber verileceğinin söylendiğini, ancak müvekkilinin daha sonra aranmadığını, bunun üzerine İŞKUR'a ve devamında davalı şirkete görüşmeye giden müvekkilinin işveren tarafından görüşme talebi reddedilerek onur kırıcı bir şekilde işyerinden gönderilmeye çalışıldığını, müvekkilinin söz konusu hastalığının davalı işverence bilindiğini, müvekkili tarafından gizlenen bir durum olmadığını, müvekkilinden istenen belgelerin cv yahut iş başvuru formu türünde belgeler olmadığını, işbaşı için gerekli belgeler olduğunu ileri sürerek 5.000,00 TL manevi tazminatın fiil tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili firmanın özürlü kadrosundaki eksikliğin bir kişi olduğunu, müvekkili firmanın ilgili mevzuat gereği İŞKUR'da onbir kişiyle toplu iş görüşmesi yaptığını, görüşmeler neticesinde bu kişilerden davacının da içinde bulunduğu toplam dört kişinin aday olarak belirlendiğini, içlerinden birini seçmek üzere bu dört kişiyle tekrar görüşülmesinin kararlaştırıldığını, dava dilekçesinde anlatılanın aksine bu görüşmede olumlu bir intiba uyanmasının iş ilişkisi kurulduğu veya kurulacağı manasına gelmediğini, görüşmenin sonunda aynı iş için davacının yanı sıra üç kişinin daha aday olarak seçildiğini, davacının iş akdinin sözlü olarak kurulduğu yönündeki iddiasının da aynı sebepten dolayı ve fiilen işe başlamaması nedeni ile mesnetsiz kaldığını, müvekkili şirketin özürlü kadrosu için görüşme yapıyor olması nedeni ile davacının özürlü olduğunu bildiğini, ancak davacının diğer üç kişiyle beraber aday olarak seçildiği ilk görüşmede özrünün MS hastalığından kaynaklandığını sakladığını, bu sayede diğer üç kişi ile birlikte aday olarak seçildiğini, kabul anlamına gelmemek kaydı ile olayların davacının anlattığı şekilde gerçekleşmiş olduğu düşünülse dahi, işyerine gelip işbaşı yaptırılmayan özürlü bir adaya dava dilekçesinde anlatıldığı şekilde manevi tazminatı gerektirecek, özründen dolayı küçük düşürecek, muhatap alınmayarak kişilik haklarına saldırılarak muamele edilmesinin söz konusu olmadığını belirterek davanın reddedilmesi gerektiğini savunmuştur.

III. MAHKEME KARARI
Bursa 10. İş Mahkemesi'nin 22.06.2016 tarihli 2015/491 Esas, 2016/444 Karar sayılı kararı ile, "Davacının, İŞKUR aracılığı ile davalı şirketin özürlü kadrosuna başvuruda bulunduğu, şirket yetkilisi tarafından İŞKUR'da yapılan toplu iş görüşmesinin ardından davacı ile birlikte toplam 4 kişinin 2. görüşmeye çağrıldığı, 2. görüşmeye çağrılanlar arasından seçim yapıldığı, işyeri hekiminin davacının evraklarını incelemesinin ardından hastalığı sebebi ile davalı işyerinde çalışmasının davacının sağlığı açısından uygun olmadığını beyan ettiği, davalı işverenin görüşme yaptığı kişilerden en uygun şartlara sahip olanı işe başlatma yetkisi olduğu kanaatine varıldığından, davacının şartları oluşmayan manevi tazminat talebinin reddi gerektiği..." gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
Bursa 10. İş Mahkemesi'nin 22.06.2016 tarihli 2015/491 Esas, 2016/444 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 28.10.2020 tarihli 2017/17897 Esas, 2020/13824 Karar sayılı kararı ile; "Somut uyuşmazlıkta; davacı taraf İŞKUR'da yapılan toplu görüşme sonrası davalı şirketin insan kaynakları yetkilisinin davacıyı işe başlatacaklarını ve gerekli evrakları hazır etmesi için arayacaklarını belirttiğini, davacının 14.05.2015 tarihinde aranarak işe başlatmaya ilişkin evrakları hazır ederek işyerine gittiğini, önceki çalıştığı işyerinden ayrıldığını, görüşmeye gittiğinde ise işe alınmayacağının ancak yine de işyeri doktoru ile görüşülüp kendisine haber verileceğinin söylendiğini, bir daha aranmadığı gibi görüşme talebi reddedilerek onur kırıcı bir şekilde işyerinden gönderilmeye çalışıldığını iddia etmiştir. Davalı taraf ise toplu görüşme sonrası olumlu intiba uyandıran dört adayın seçildiğini ve işyerine raporları, evrakları ile gelmelerinin söylendiğini davacıyı işe başlatılacağının bildirilmediği savunulmuştur. Yargılama sırasında dinlenen işyeri doktorunın beyanına göre, davacının rapor ve evraklarını incelenmesi sonucu kullandığı ilaçlardan ötürü şirketin çalışma alanının tehlikeli sanayi olması sebebiyle davalı işyerinde çalışmasının sağlığı açısından uygun olmayacağının bildirilmesi üzerine işe başlatılmadığı anlaşılmaktadır. Taraflar arasında iş sözleşmesi henüz kurulmamıştır. Davacının sözleşme öncesi işlemlere dair sorumluluk temeline dayanan davalarda görevli mahkeme İş mahkemesi olmayıp, Asliye Hukuk Mahkemesidir. Bu nedenle görev hususu re'sen gözetilerek mahkemece görevsizlik kararı verilmesi gerektiği..." gerekçesi ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Bursa 10. İş Mahkemesi’nin 17.03.2021 tarihli 2021/9 E., 2021/138 K. sayılı kararı ile, davanın açılış tarihi itibariyle genel mahkemeler görevli olduğundan mahkemenin görevsizliği nedeniyle dava dilekçesinin reddine, karar kesinleştiğinde ve talep halinde dosyanın görevli ve yetkili Bursa Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine karar verilmiştir.

Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; tanık olarak dinlenilen işyeri hekimi tarafından davacının sağlığı açısından işyerinde çalışmasına onay verilmemesi nedeniyle davacı ile davalı arasında iş sözleşmesinin kurulamadığı, davacının kişilik haklarına saldırıda bulunulduğunun dosyadaki bilgi ve belgelere göre ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davalının eylemi nedeniyle davacının kişilik haklarının saldırıya uğradığını, davacının manevi zarara uğradığını, davalının davacıdan işbaşı evrak listesindeki belgeleri tamamlayarak işyerine sunmasını istediğini, davalının davacıda işe kabul edildiği yönünde intiba bıraktığını, daha sonra işe alınmadığının söylendiğini, davacının bunun üzerine davalıya ait işyerine görüşmeye gittiğini, ancak, davalı işverenlerce görüşme reddedilerek onur kırıcı bir şekilde davacının işyerinden gönderilmeye çalışıldığını, davacının hastalığının davalı tarafça bilindiği halde sonradan bahane üretilerek davacının işe alınmadığını, davacının davalı tarafça işe alındığı kanısıyla mevcut iş akdini sona erdirdiğini, davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık; kişilik haklarına saldırı iddiasına dayalı manevi tazminat talebine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49 ve 58 inci maddeleri, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 24 üncü maddesi.

3. Değerlendirme
Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre, karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine,

Dosyanın mahkemesine gönderilmesine,

15.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.