4. Hukuk Dairesi 2021/1967 E. , 2023/7740 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2014/175 E., 2016/305 K.
HÜKÜM/KARAR : Davanın Reddi
Taraflar arasında görülen tasarrufun iptali davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesince Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı borçlular ... ve ... aleyhine icra takibi yaptıklarını, borcu karşılayacak mal bulunamadığını ileri sürerek borçluların, dava konusu taşınmazlarını diğer davalılara satışlarına ilişkin tasarrufların iptalini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar; davaya cevap vermemiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 24.12.2012 tarihli ve 2012/586 Esas, 2012/636 Karar sayılı kararı ile; uyuşmazlığın bankacılık hizmetleri ve kredi sözleşmelerinden kaynaklandığı gerekçesiyle dava dilekçesinin görev yönünden reddine ve dosyanın görevli ve yetkili Ankara Ticaret Mahkemesi'ne gönderilmesine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 17.06.2013 tarihli ve 2013/7569 Esas, 2013/9173 Karar sayılı ilamı ile;
"...
Davacı, iptal davası sabit olduğu takdirde, tasarruf konusu mal üzerinde cebri icra yolu ile hakkını almak yetkisini elde eder ve tasarruf konusu taşınmaz mal ise davalı, üçüncü şahıs üzerindeki kaydın düzeltilmesine gerek olmadan o taşınmazın haciz ve satışını isteyebilir (İİK.md.283/1). Bu yasal nedenle iptal davası, alacaklıya alacağını tahsil olanağını sağlayan, nisbi nitelikte yasadan doğan bir dava olup tasarrufa konu malların aynı ile ilgili olmadığı gibi davacı alacağının bankacılık hizmetlerinden ya da kredi sözleşmesinden kaynaklanmış olmasının da görev hususunun belirlenmesine doğrudan bir etkisi yoktur. Kaldı ki davada incelenmesi gereken husus davalı borçluların yaptığı tasarruflarının iptali gerekip gerekmediği, başka bir anlatımla İİK 277 vd maddelerinde belirtilen şartların gerçekleşip gerçekleşmediğidir. Açıklanan şekli ile görevin, İİK 281. maddesine göre genel mahkemelere ait olduğu da açıktır. Hal böyle olunca davaya devam edilerek taraf delilleri toplanıp sonucuna göre bir karar vermek yerine yazılı gerekçe ile görevsizlik kararı verilmesi isabetli değildir." gerekçesi ile karar bozularak dosya kararı veren Mahkemeye gönderilmiştir.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı borçlular adına kayıtlı taşınmazlar olduğu, satış işlemlerinin devam ettiği, yargılama sırasında da bu satış işlemlerinin henüz sonuca bağlanmadığı ve davalıların kesin olarak aciz haline düştüğünün kanıtlanamadığı gerekçesiyle dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; mahkemeye sunulan 12.12.2012 tarihli haciz tutanaklarında borçlunun haczi kabil malının olmadığının belirtildiğini, bu tutanakların aciz vesikası hükmünde olduğunu, daha sonra da borçlulara ait yeni bir adres tespit edilemediğinden hacze çıkılamadığını, davalı borçlulara ait olan taşınmazlar varsa da taşınmazlar üzerinde çok sayıda haciz bulunduğundan alacağı karşılar durumda olmadığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, İİK 277 ve devamı maddelerine göre açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 277 ve devamı maddeleri.
3. Değerlendirme
1. İptal davasının koşullarından biri olarak alacaklının elinde kesin (İİK.143) veya geçici (İİK.105/2) aciz belgesinin bulunması gereklidir. Kesin veya geçici aciz vesikasının bulunması, iptal davası için ön koşul ise de bunun davanın açılmasından önce alınması zorunlu değildir. Davanın açılmasından sonra alınabileceği gibi, temyiz aşamasında ve hatta bozmadan sonra karar düzeltme aşamasında bile alınıp ibraz edilmesi yeterlidir. Ayrıca borçlunun haczi kabil malının bulunmaması halinde durumu tespit eden haciz zaptı, geçici aciz belgesi niteliğinde kabul edilebilir.
Mahkemece; davalı borçlular adına kayıtlı taşınmazlar olduğu, satış işlemlerinin devam ettiği, yargılama sırasında da bu satış işlemlerinin henüz sonuca bağlanmadığı ve davalıların kesin olarak aciz haline düştüğünün kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, varılan sonuç dosya kapsamı ve mevcut delil durumuna uygun düşmemektedir.
Dairemizin yerleşmiş içtihatlarına ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 02.03.2005 gün, 2005/15-100-119 sayılı kararına göre, borçlu hakkında aciz vesikası alınmamakla birlikte, borçlu kayıp ve adresi saptanamıyorsa, saptanan ve bilinen adreslerinde de icraca, borçlunun haczi kabil malının bulunmadığı tespit edilmiş ise, bu takdirde aciz hali gerçekleşmiş sayılır.
Somut olayda; davalı borçlular ... ve ... adına 1/2 hisse ile kayıtlı olan
Ankara İli, Altındağ İlçesi, Siteler Mahallesi 9402 Ada 33 parselde bulunan 1, 2, 3 ve 4 nolu taşınmazlar, davalı borçlu ... adına kayıtlı Ankara İli, Altındağ İlçesi, Siteler Mahallesi 9978 ada 14 parselde bulunan 1, 2, 3 ve 4 nolu taşınmazlar ve yine davalı borçlu ... adına kayıtlı Ankara İli, Pursaklar İlçesi, 95200 ada 1 parselde bulunan 15 nolu bağımsız bölüm üzerine davacının dava konusu alacakları için haciz konulmuşsa da, bu taşınmazların ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla yapılan icra takiplerinde ihale edildiği ve ihale bedellerinin ipotek borçlarını bile karşılamaya yetmediği anlaşılmaktadır. 27.09.2011, 11.12.2012, 12.12.2012 ve 26.11.2013 tarihlerinde davalı borçluların adreslerinde yapılan hacizlerde ise borçluların tanınmadığı, borçluların bulunamadığı ve borçlulara ait haczi kabil mal tespit edilemediği belirtilmiş olup, İİK'nun 105/2 maddesine göre haczi kabil mal bulunmaz ise haciz tutanağı İİK'nun 143. maddesindeki aciz belgesi hükmündedir. Bu durumda davalı borçluların aciz halinin gerçekleştiğinin kabul edilmesi ve diğer dava şartlarının incelenmesi gerekir.
2. Bu tür davaların dinlenebilmesi için bir diğer dava şartı ise; iptali istenen tasarrufun takip konusu borçtan sonra yapılmış olmasıdır.
Davacı tarafından dosyaya sunulan kredi sözleşmesinin 22.11.2010 tarihinde düzenlendiği ve dava
konusu edilen taşınmaz satışına ilişkin tasarruf tarihlerinin ise bu tarihten önce 15.04.2009, 28.04.2010 ve 16.09.2010 tarihleri olduğu anlaşılmakta ise de; alacaklı banka ile davalı borçlular arasında düzenlenen başka kredi sözleşmeleri olup olmadığı, kurulan ilk kredi ilişkisinin ne zaman başladığı ve alacaklının davalı borçlulardan olan alacağın kaynağı olarak gösterilen icra takiplerinin hangi kredi sözleşmelerine ilişkin olduğu, buna göre tasarruf tarihlerinin borcun doğumundan sonra olup olmadığı anlaşılamamaktadır. Bu durumda mahkemece öncelikle başka kredi sözleşmelerinin olup olmadığı araştırılarak, varsa dosya arasına getirtilerek, davacı alacaklı ile davalı borçlular arasındaki borcun gerçek doğum tarihi tespit edilerek bu koşulun gerçekleşip gerçekleşmediği saptanmalıdır. Borcun daha önce doğduğu ispatlandığı takdirde, yukarıda belirtildiği üzere aciz halinin gerçekleştiği de göz önüne alınarak işin esasına girilip iptal nedenlerinin oluşup oluşmadığı araştırılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekir. Aksi durumun tespiti halinde ise borcun doğumu tasarruf tarihlerinden sonra ise şimdiki gibi davanın ön koşul yokluğu nedeni ile reddine karar verilmesi gerekir.
Mahkemece tüm bu maddi hukuki olgular dikkate alınmadan hatalı tespit ve eksik incelemeye dayalı
olarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
V. KARAR
1. Yukarıda açıklanan sebeplerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan mahkeme kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davacıya iadesine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
12.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!