WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 17 Haziran 2026

YARGITAY 4. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

4. Hukuk Dairesi         2021/1694 E.  ,  2023/7082 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2019/1289 E., 2020/913 K.
HÜKÜM/KARAR : İstinaf İsteminin Esastan Reddi/ Davanın Reddi
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bursa 7. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2016/671 E., 2018/407 K.

Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı tarafından davalı borçlu ... hakkında kredi borçları nedeni ile icra takibi başlatıldığını, yapılan icra takibinde borçlunun haczi kabil malının bulunamadığını, Gürsu Tapu Müdürlüğünün 03.10.2016 tarihli yazısında, Bursa ili, Gürsu ilçesi, Yenidoğan Mahallesi, 2776 ada, 9 parselde onyedi adet bir katlı, sekiz adet iki katlı, iki adet üç katlı kargir bina ve arsası bulunan taşınmazdaki 1/53 hissesini 19.200,00-TL bedelle 15.01.2016 tarihinde hemşehrisi ve yakını olan aynı mahallede ikamet eden diğer davalı ...'a devrettiğini, devir işleminin taşınmazın değerinin altında bir bedelle ve muvazaalı olduğunu belirterek tasarrufun iptalini talep etmiştir.

II. CEVAP
1.Davalı ... cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazı 21 sene evvel ...'a sattığını, o zaman taşınmazın tarla olduğunu, üzerinde ev olmadığını, ...'ın bu yere 16-17 yıl önce evini yaptığını ve o tarihten beri oturmaya devam ettiğini, tapu masrafından ve bazı hacizlerden dolayı tapuyu temizleyip kendisine veremediğini, ocak 2016 tarihinde daha önce verdiğine ek olarak 19.200,00-TL daha verdiğini, yerin de evin de ...'e ait olduğunu beyanla davanın reddini savunmuştur.

2.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin gayrimenkulün 21 yıldır sahibi olup 18 yıldır da üzerindeki evde ikamet ettiğini, diğer davalının kredi çektiğinden veya sair niyeti var idiyse bundan haberinin olmadığını, müvekkilinin su tesisatı, elektrik, telefon ve doğalgaz aboneliklerinin bulunduğunu, müvekkilinin iyi niyetli olduğunu beyanla davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı ...'ın dava konusu adreste 14.11.2011 tarihinden beri doğalgaz abonesi olduğuna dair Bursagaz yazısı, yine dava konusu adreste 14.04.2003 tarihinden beri su abonesi olduğuna dair Buski yazısı, 15.12.1999 tarihinden beri elektrik abonesi olduğuna dair Uludağ Elektrik yazısı ve davalının oğlunun 23.09.2010 tarihinden itibaren dava konusu adreste oturduğuna dair nüfus idaresi yazısı birlikte değerlendirildiğinde, davalıların iddialarının gerçeği yansıttığı, taşınmaz satışının daha önceden yapıldığı, ancak tapu devrinin sonraki yıllarda gerçekleştiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde; davalı borçlunun adına kayıtlı taşınmazları haciz işlemlerinden önce mal kaçırma amacıyla diğer davalılara devrettiğini, tasarrufların bağışlama hükmünde olup iptali gerektiğini, tapu satışı için 19.200,00 TL tutar üzerinde bedel ödendiğinin ispatlanamadığını belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalıların iddiaları doğrultusunda taşınmaz satışının 1995 yıllarında, daha önceden yapıldığı, tapu devrinin sonraki yıllarda gerçekleştiği, dava konusu taşınmazın bulunduğu bölgede benzer durumların çok sık olduğu, yapılan işlemin hayatın olağan akışına uygun olduğu gerekçesiyle Bursa 7. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 19.07.2018 tarihli, 2016/671 esas, 2018/407 sayılı kararında yasaya aykırı bir durum bulunmadığından, davacı vekilinin istinaf talebinin Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 maddesi gereğince reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yaptığı istinaf başvurusunda bildirdiği sebepler ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, İİK 277 ve devamı maddelerine göre açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 277 ve devamı maddeleri.

3. Değerlendirme
İİK'nun 277 ve izleyen maddelerinde düzenlenen tasarrufun iptali davalarında amaç, borçlunun haciz yada iflasından önce yaptığı ve aslında geçerli olan bazı tasarrufların geçersiz ya da "iyiniyet kurallarına aykırılık" nedeniyle alacaklıya karşı sonuçsuz kalmasını ve dolayısıyla o mal üzerinden cebri icraya devamla alacağın tahsilini sağlamaktır. Davacı, iptal davası sabit olduğu takdirde, tasarruf konusu mal üzerinde cebri icra yolu ile hakkını almak yetkisini elde eder ve tasarruf konusu taşınmaz mal ise, davalı üçüncü şahıs üzerindeki kaydın düzeltilmesine gerek olmadan o taşınmazın haciz ve satışını isteyebilir (İİK.md.283/1). Bu yasal nedenle iptal davası, alacaklıya alacağını tahsil olanağını sağlayan, nispi nitelikte, yasadan doğan bir dava olup; tasarrufa konu malların aynı ile ilgili değildir.

Bu tür davaların dinlenebilmesi için, davacının borçludaki alacağının gerçek olması, borçlu hakkındaki icra takibinin kesinleşmiş olması, iptali istenen tasarrufun takip konusu borçtan sonra yapılmış olması ve borçlu hakkında alınmış kesin veya geçici aciz belgesinin (İİK.nun 277 md) bulunması gerekir. Bu ön koşulların bulunması halinde ise İİK.nun 278, 279 ve 280. maddelerinde yazılı iptal şartlarının bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır. Özellikle İİK'nun 278. maddesinde akdin yapıldığı sırada kendi verdiği şeyin değerine göre borçlunun ivaz olarak pek aşağı bir fiyat kabul ettiği ve yasanın bağışlama hükmünde olarak iptale tâbi tuttuğu tasarrufların iptali gerektiğinden mahkemece ivazlar arasında fark bulunup bulunmadığının incelenmesi, satılan taşınmaz üzerinde, ipotek ve haciz kayıtları varsa, alıcı taşınmazı bu kayıtlarla yükümlü olarak satın almış olacağından, satışın bunların tamamı üzerinden yapıldığının kabulü, bu nedenle oransızlığın belirlenmesinde tapu kaydındaki ipotek ve haciz miktarının da göz önünde tutulması gerekir. Aynı maddede sayılan akrabalık derecesi vs. araştırılmalıdır. Keza İİK.nun 280.maddesinde malvarlığı borçlarına yetmeyen bir borçlunun alacaklılarına zarar vermek kastıyla yaptığı tüm işlemler, borçlunun içinde bulunduğu mali durumu ve zarar verme kastının işlemin diğer tarafınca bilindiği veya bilinmesini gerektiren açık emarelerin bulunduğu hallerde tasarrufun iptal edileceği hususu düzenlendiğinden yapılan işlemde mal kaçırma kastı irdelenmelidir. Öte yandan İİK.nun 279.maddesinde de iptal nedenleri sayılmış olup bu maddede yazılan iptal nedenlerinin gerçekleşip gerçekleşmediği de takdir olunmalıdır.

Somut uyuşmazlıkta; mahkemece, taşınmaz satışının daha önceden yapıldığı, ancak tapu devrinin sonraki yıllarda gerçekleştiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmişse de, İİK.nun 278. Maddesi kapsamında ivazlar arasında mislini aşan fark bulunup bulunmadığı tartışılmamıştır. Dava konusu taşınmazın 1/53 hissesinin 15.01.2016 tarihinde davalı borçlu ... tarafından davalı 3.kişi ...'a 19.200,00 TL bedelle devredildiği, alınan bilirkişi raporuna göre bu tarihteki gerçek değerinin 252.655,00 TL olduğu, böylece mislini aşan bedel farkının gerçekleştiği anlaşılmaktadır. Ancak; tapu kayıtlarından taşınmaz hissesi üzerine 05.10.2015 tarihinde Bursa 16.İcra Müdürlüğü 2015/10501 sayılı dosyasından Vodafone A.Ş.'nin 115.600,00 TL alacağı için haciz konulduğu, bu haczin tasarruf tarihinden 1 gün önce 14.01.2016 tarihinde terkin edildiği görülmekte olup, Vodafone A.Ş.'nin 115.600,00 TL'lik bu alacağının davalı borçlu tarafından mı yoksa davalı 3.kişi ... tarafından mı ödenerek kapatıldığı anlaşılamamaktadır. Bu durumda mahkemece bu hususun araştırılarak sonucuna göre; söz konusu haciz borcunun davalı borçlu tarafından ödendiği saptanırsa, bu durumda taşınmazın tapuda gösterilen satış değeri ile gerçek değeri arasında mislini aşan bedel farkının gerçekleştiğinin kabulü ile İİK'nun 278. maddesi gereğince davanın kabulüne, haciz borcunun davalı 3.kişi ... tarafından ödendiğinin tespiti halinde ise alıcı taşınmazı bu kayıtlarla yükümlü olarak satın almış olacağından ve satışın bunların tamamı üzerinden yapıldığının kabulü gerekeceğinden mislini aşan bedel farkı olmayacağından şimdiki gibi davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere eksik araştırma ile karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.

VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde davacıya iadesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

29.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.