4. Hukuk Dairesi 2021/1634 E. , 2023/7527 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2019/1377 E., 2020/427 K.
HÜKÜM/KARAR : İstinaf isteminin reddine/ Davanın kabulüne
İLK DERECE MAHKEMESİ : Adana 6.Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2017/377 E., 2019/174 K.
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalılar vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikte ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; borçlu ... hakkında yapılan takibin sonuçsuz kaldığını, dava konusu taşınmazını 21.10.2015 tarihinde tarihinde mal kaçırma amacı ile diğer davalı ...'a devrettiğini belirterek, bu tasarrufun iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde, müvekkilinin taşınmazı yatırım amacı ile raiç bedel ödenerek satın aldığını , borçlu ile bir yakınlık veya akrabalığının olmadığını belirterek , davanın reddini istemiştir.
2. Davalı ... vekili cevap dileksinde, davanın görülebilmesi için gerekli aciz belgesinin sunulmadığını, satış tarihinde müvekkili aleyhine icra takibinin olmadığını, üçüncü kişi ile bir yakınlığı bulunmadığını, satışın gerçek olduğunu savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesi, yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "..tasarrufun tasarruf tarihindeki gerçek değerinin 289.500,00 TL olduğu görülmüş olup, satış senedinde ise 25.000,00 TL satış bedeli olarak belirlenmiştir. Her ne kadar banka kayıtları ile satış senedinin aksi ispat edilebilecek ise de, davalı ... tarafından sunulan ve ilgili bankadan teyidi yapılan dekontlardaki bedellerin davalı alıcı üçüncü kişi...tarafından, davalı satıcı borçlu ...'a bu taşınmazın satışı için ödenen bir bedel olduğu anlaşılamamıştır. Sunulan dekontlar ile bankadan gelen cevabi yazı içeriği bu bedellerin taşınmaz satışı için...tarafından ödenen bedeller olduğunu ispata yarar değildir. Bu haliyle satış senedinin aksi davalılarca ispat edilebilmiş değildir. Kaldı ki davalılar da cevap dilekçelerinde zaten tutarlı şekilde bir gerçek satış bedeli belirtememişlerdir. Bu doğrultuda satış bedeli ile gerçek değer arasında on kattan daha fazla fark olduğu sonucu çıkmaktadır. Bu nedenle tasarrufun İİK'nın 278/2 maddesi kapsamında iptalinin gerektiği kanaatine varılmıştır.
Ayrıca, davalı ... tarafından bu taşınmazın satışından elde edilen gelirin davacı ya da sair bir alacaklıya ödendiği ispat edilememiş olup, davalı ...'ın alacaklıyı zarara uğratma kastının olduğu kabul edilmiştir. Diğer davalının ortağı olduğu şirket ile davalı ...'ın ortağı olduğu şirketin ise ticaret sicil kayıtlarına göre tekstil sektörü olmak üzere aynı sektörde, aynı ilde faaliyet gösterdiği görülmektedir. Tasarrufun gerçek değerinden çok daha düşük bedelle elden çıkartılmış olması ile bu husus birlikte değerlendirildiğinde, davalı üçüncü kişinin, davalı borçlunun alacağı zarara uğratma kastını bilebilecek kişilerden olduğu kanaatine..." varıldığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1. Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde, kesin aciz vesikası alınmadan dava açıldığını ve bu hususun mahkemece araştırılmadan karar verildiğini, müvekkilinin taşınmazı sattığı tarihin 21.10.2015 tarihi olup, bu tarihte borçlu şirket aleyhine hiçbir icra takibi olmadığını, borçlu şirketin takibe konu olan borcu, müvekkilinin taşınmazı sattığı tarihten sonra çekilen kredi nedeni ile oluşan bir borç olup bu yönde mahkemece bir araştırma yapılmadan karar verildiğini, davacının icra takibine dayanak yaptığı sözleşme, her ne kadar 10.07.2012 olsa da bu tarihte müvekkilinin kefil olarak sözleşmeye imza koymuş olup bu sözleşmeyle çekilen kredi borcu, borçlu şirket tarafından ödendiğini, davaya konu taşınmazın satış tarihini 22.10.2015 olup bir yıl öncesine ait bir işlem olduğunu, taşınmazın satıldığı tarihte borçlu şirket aleyhine herhangi bir icra takibi olmadığını, tasarruf tarihinden sonra doğmuş bir borç olup kanunda aranan şartların gerçekleşmediğini, gerçek değerle satış bedeli arasındaki aşırı farkın muvazaanın kabulü için tek başına yeterli olmadığını, dava konusu taşınmazın gerçek değerinin ödendiğini, banka dekontu ile ödenen miktarın mahkeme huzurunda dinlenen tanık anlatımlarıyla da sabit olduğunu, tanık anlatımları ve banka dekontu ile gerçek değerinin ödendiği sabit olduğu halde mahkemece açıkça hukuka aykırı karar verildiğini beyan ederek ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
2. Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde; her ne kadar satış bedeli 25.000,00 TL olarak gösterilmiş olsa da bu meblağın gösterilme sebebinin tapu dairesinde ödenecek harç miktarından kaynaklı olduğunun aşikar olduğunu, bilirkişi ve keşif sonucu ortayşa çıkan bedelin 289.500,00 TL olup satışın yapıldığı gün ve banka dekontu incelendiği takdirde gerek yatırılan miktar gerekse de satış yapıldığı gün baz alındığında yapılan ödemenin bu satış dolayısıyla yapıldığının ortada olduğunu, tasarrufun gerçek değerinin altında gerçekleşmesinin, tek başına tasarrufun iptalini gerektirir bir husus olmadığını ve yerleşik Yargıtay kararlarında da böyle kabul edildiğini, dava dosyasında dekonttan da anlaşılacağı üzere bu meblağın satış gün ve değerinde hesaplar arası geçişi göz önünde bulundurulursa müvekkilinin gerçek değerinde söz konusu satış işleminde alıcı olarak yer aldığını belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "... dosya içeriği, tarafların dayandığı ve davanın niteliği gereğince toplanan deliller, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçe ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre mahkeme kararında HMK 355. maddesine göre istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan incelemelerde ve kamu düzenine yönelik olarak yapılan incelemelerde kararda usul ve esas yönünden yasaya herhangi bir aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla...." gerekçesi ile davalılar vekillerinin istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde, istinaf dilekçesindeki iddiaları tekrar ederek, alacağın gerçek olmadığı iddiasının olmadığını, müvekkili ve eşinin Ofis Teknik...Ltd.Şti ortağı olduklarını , takip konusu borcun asıl borçlusunun da bu şirket olduğunu, 21.10.2015 tarihli satışta üçüncü kişinin satış bedelini elden nakit verdiğini, müvekkilinin üvey oğlu ... ile muhasebeci ...'un aynı gün borçlu şirketin hesabına yatırıldığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, İİK'nın 277 ve devamı maddelerine dayalı olarak açılan tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 187 ve 277, 278, 279, 280, 281, 282, 283 ve 284 üncü maddeleri.
3. Değerlendirme
Uyuşmazlık, İİK'nın 277 ve devamı maddelerine dayalı olarak açılan tasarrufun iptali istemine ilişkindir. Bu tür davaların dinlenebilmesi için, borçlu hakkındaki icra takibinin kesinleşmiş olması, iptali istenen tasarrufun takip konusu borçtan sonra yapılmış olması ve borçlu hakkında alınmış kesin veya geçici aciz belgesinin (İİK.nun 277 md) bulunması gerekir. Bu ön koşulların bulunması halinde ise İİK.nun 278, 279 ve 280.maddelerinde yazılı iptal şartlarının bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır. Özellikle İİK.nun 278.maddesinde akdin yapıldığı sırada kendi verdiği şeyin değerine göre borçlunun ivaz olarak pek aşağı bir fiyat kabul ettiği ve yasanın bağışlama hükmünde olarak iptale tâbi tuttuğu tasarrufların iptali gerektiğinden mahkemece ivazlar arasında fark bulunup bulunmadığı incelenmelidir. Aynı maddede sayılan akrabalık derecesi vs. araştırılmalıdır. Keza İİK.nun 280.maddesinde malvarlığı borçlarına yetmeyen bir borçlunun alacaklılarına zarar vermek kastıyla yaptığı tüm işlemler, borçlunun içinde bulunduğu mali durumu ve zarar verme kastının işlemin diğer tarafınca bilindiği veya bilinmesini gerektiren açık emarelerin bulunduğu hallerde tasarrufun iptal edileceği hususu düzenlendiğinden yapılan işlemde mal kaçırma kastı irdelenmelidir. Öte yandan İİK.nun 279.maddesinde de iptal nedenleri sayılmış olup bu maddede yazılan iptal nedenlerinin gerçekleşip gerçekleşmediği de takdir olunmalıdır.
Somut olayda, davacının alacağı 10.07.2012 tarihli sözleşmeden kaynaklanmış, iptali istenilen tasarruf 21.10.2015 tarihinde borcun doğumundan sonra gerçekleşmiş, dava 12.07.2017 tarihinde 5 yıllık hak düşürücü sürede açılmış ve 03.04.2017 tarihli hacizlerin İİK'nın 105.maddesi kapsamında aciz belgesi niteliğinde olduğu anlaşılmıştır.
Dava konusu taşınmaz 21.10.2015 tarihinde tapuda 25.500 TL satılmıştır. Bilirkişi taşınmazın satış tarihindeki değerini 289.000,00 TL olarak belirlemiştir. Davalılar satış bedelinin tapuda nakten ödendiğini ve aynı gün davacı alacaklının asıl borçlusu , davalı ... ve eşi Ziya Yıldız'ın ortağı olduğu Ofis Teknik..Ltd.Şti hesabına muhasebeci ... tarafından yatırıldığını ileri sürmüştür. Davalı borçlu tarafından sunulan 21.01.2015 tarihli banka dekontunda Ofis Teknik ...Ltd.Şti hesabına ... tarafından 288.000 TL yatırıldığı görülmüştür. Tanık olarak dinlenen ... ve ... iddiayı teyit etmiştir. Davalı borçlular ile üçüncü kişi arasında yakınlık tanışıklık olduğu, birbirleri ile ticaret yaptıkları yönünde bir delil sunulmamış ve bu husus somut olarak ispatlanmamıştır. (İİK m 280/1)
Bu halde satış günü, borçlunun ve eşinin ortağı olduğu ve aynı zamanda asıl borçlu şirketin hesabına taşınmazın değerine çok yakın bir paranın yatırılmış olması, satış bedelinin ödendiği şeklinde kabul edilmelidir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular birlikte değerlendirilerek davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur.
IV.KARAR
Açıklanan sebeplerle
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davalı ...'a iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
06.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!