4. Ceza Dairesi 2024/4295 E. , 2024/8584 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2023/11 E., 2023/116 K.
SUÇ : Hakaret
KARAR : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması
Kamu görevlisine karşı görevinden dolayı hakaret suçundan sanık ... hakkında basit yargılama usulü uygulanmak suretiyle yapılan yargılama sonunda, sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 125 inci maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendi, 43 üncü ve 58 inci maddeleri ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 251 inci maddesinin üçüncü fıkrası gereğince 11 ay 7 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına dair Çayeli Asliye Ceza Mahkemesinin 28.03.2023 tarihli ve 2023/11 Esas, 2023/116 Karar sayılı kararının, ... Bakanlığı tarafından kanun yararına bozulmasının istenilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 04.04.2024 gün ve 2024/36095 sayılı Tebliğname'si ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin;
“Dosya kapsamına göre, sanığın 05/12/2021 tarihinde 112 Acil Çağrı Merkezini arayarak Cumhurbaşkanı, Rize Valisi, Emniyet Müdürü ve Cumhuriyet Savcısına yönelik hakaret içerikli sözler söylemesi sebebiyle yürütülen soruşturma ve kovuşturma neticesinde, söz konusu Vali, Emniyet Müdürü ve Cumhuriyet Savcısına karşı işlemiş olduğu kamu görevlisine karşı görevinden dolayı hakaret suçundan inceleme konusu Çayeli Asliye Ceza Mahkemesinin 28/03/2023 tarihli ve 2023/11 esas, 2023/116 sayılı kararı ile sanığın mahkûmiyetine karar verildiği ve anılan kararın itiraz edilmeksizin 24/05/2023 tarihinde kesinleştiği,
Diğer yandan, 05/12/2021 tarihindeki aynı eylemi sebebiyle Cumhurbaşkanına hakaret suçundan yapılan yargılama neticesinde mahkûmiyetine ilişkin inceleme dışı Çayeli Asliye Ceza Mahkemesinin 12/10/2022 tarihli ve 2022/225 esas, 2022/340 sayılı kararına karşı istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin 10/07/2023 tarihli ve 2023/31 esas, 2023/793 sayılı kararında yer alan, "Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 15/12/2022 tarih 2021/31557 Esas 2022/25417 Karar sayılı benzer kararından da anlaşılacağı üzere; Cumhurbaşkanına hakaret ile birlikte başka kişilere de hakaret suçunun işlenmesi halinde TCK'nın 299. ve 125. maddeleri ihlal edilmesine karşın, eylemin tek olması nedeniyle, TCK'nın 44. maddesi gereğince daha ağır hüküm içeren TCK'nın 299. maddesi uyarınca hüküm kurulmasının gerekmesi nedeniyle, belirtilen dosya ile iş bu dosyanın birlikte görülmesi zorunlu olup, öncelikle kamu görevlisine hakaret suçundan belirtilen dosyanın kesinleşmesi nedeniyle birleştirilmesinin mümkün olup olmadığı da nazara alınarak ivedi infazın durdurularak gerekirse kanun yararına bozma yoluna gidilmesi, her iki dosyanın birleştirilmesi ile sanığın hukuki durumunun tayin edilmesi gerektiği halde eksik araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi,..." şeklindeki açıklamalarla anılan kararın bozulmasına karar verildiği anlaşılmakla,
Somut olayda, sanığın aynı eylemi ile Cumhurbaşkanına hakaret ile birlikte başka kişilere de hakaret suçunu işlediği nazara alındığında, 5237 sayılı Kanun'un "Fikri içtima" başlıklı 44. maddesinde yer alan, "(1) İşlediği bir fiil ile birden fazla farklı suçun oluşmasına sebebiyet veren kişi, bunlardan en ağır cezayı gerektiren suçtan dolayı cezalandırılır." şeklindeki düzenleme uyarınca, daha ağır hüküm içeren anılan Kanun'un 299. maddesi uyarınca hüküm kurulmasının gerekmesi nedeniyle, sanığın Cumhurbaşkanına hakaret suçundan yargılandığı, hakkında bozma kararı verilen inceleme dışı Çayeli Asliye Ceza Mahkemesinin 2022/225 esas sayılı dosyası ile inceleme konusu 2023/11 esas sayılı dosyanın birleştirilerek sanığın hukukî durumunun tayin ve takdir edilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.”
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
1.Ceza Genel Kurulu'nun 04.07.2022 tarihli ve 2021/4-202 Esas, 2022/512 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere; 5237 sayılı Kanun'un hazırlanmasında esas alınan suç teorisine göre; "Kaç fiil varsa o kadar suç, kaç suç varsa o kadar ceza vardır" ilkesi esas alınmış, dolayısıyla da gerçek içtima kuralı benimsenmiştir. ... Komisyonu Raporu’nda da bu husus; “Ceza hukukunun temel kurallarından birisi, ‘kaç fiil varsa o kadar suç, kaç suç varsa o kadar ceza vardır.' şeklinde ifade edilmektedir. Bunun istisnaları, suçların içtimaı bölümünde belirlenmiştir. Bu istisnalar dışında, işlenen her bir suçla ilgili olarak ayrı ayrı cezaya hükmedilecektir. Böylece verilen her bir ceza, bağımsızlığını koruyacaktır.” şeklinde ifade edilmiştir. Bu kuralın istisnaları ise TCK’nın “Suçların içtimaı” bölümünde, 42 (bileşik suç), 43 (zincirleme suç) ve 44. (fikri içtima) maddelerinde düzenlenmiştir.
765 sayılı Kanun'da, aynı neviden fikri içtima ile farklı neviden fikri içtima tek madde hâlinde ve aynı Kanun’un 79 uncu maddesinde düzenlenmiş iken, 5237 sayılı Kanun'da bu iki hâl birbirinden ayrılarak, aynı neviden fikri içtima ve zincirleme suçun düzenlendiği, 43 üncü maddenin ikinci fıkrasında, “Aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmesi durumunda da, birinci fıkra hükmü uygulanır.” şeklinde; Farklı neviden fikri içtima 5237 sayılı Kanun'un 44 üncü maddesinde; “İşlediği bir fiil ile birden fazla farklı suçun oluşmasına sebebiyet veren kişi, bunlardan en ağır cezayı gerektiren suçtan dolayı cezalandırılır." şeklinde düzenlenmiş olup bu hükmün uygulanabilmesi için işlenen bir fiille birden fazla farklı suçun oluşması gerekmektedir.
Buna göre farklı neviden fikri içtima ile aynı neviden fikri içtima arasındaki ortak unsur, failin gerçekleştirdiği eylemin tek olmasıdır. Ancak farklı neviden fikri içtimada tek eylemle gerçekleştirilen farklı suçlar söz konusu iken aynı neviden fikri içtimada tek eylemle aynı suç birden fazla kez işlenmektedir. Yine farklı neviden fikri içtimada tek eylemle aynı kişiye karşı suçun işlenmesi mümkün iken (örneğin yüze atılan yumrukla mağdura karşı hem kasten yaralama hem de mala zarar verme suçunun işlenmesi gibi), aynı neviden fikri içtimada suç teorisi ve yasal düzenleme gereği suçların farklı kişilere karşı işlenmesi gerekir.
İçtima öğretisinin özünde, bir taraftan failin gereksiz ve kusurunu aşan şekilde cezalandırılmaması; diğer taraftan haksız bir yarar sağlamaması esasına dayanan adil ve rasyonel bir ceza yaptırımının uygulanması düşüncesi yatar. İşte bu nedenle, birden fazla suç tipinin ihlali hâlinde adil cezanın belirlenebilmesi, içtima öğretisinin ceza hukuku sisteminde doğru bir biçimde düzenlenmesini gerekli kılar.
Kanun koyucu, işlediği bir fiille birden fazla farklı suçu işleyen failin, fiilin tek olması nedeniyle en ağır ceza ile cezalandırılmasını yeterli görmüş, bu şekilde “Non bis in idem” kuralı gereğince bir fiilden dolayı kişinin birden fazla cezalandırılmasının da önüne geçilmesini amaçlamış, “Erime sistemi”ni benimsemek suretiyle, bu suçlardan en ağırının cezasının verilmesi ile yetinilmesini tercih etmiştir.
5237 sayılı Kanun'a esas alınan teoriye göre; fiilin tekliğinden anlaşılması gereken netice değildir. Suçun yasal tanımında yer verilmiş olması neticeyi fiilin bir unsuru hâline getirmez; suçun yasal tanımında yer verilen netice suçun unsuru olup, fiilin bir unsuru değildir.
Doğal anlamda gerçekleştirilen her bedensel eylem ayrı bir hareketi oluşturmakta ise de, hukuki anlamda hareketin tek olması ile ifade edilmek istenen husus, doğal anlamda birden fazla hareket bulunsa dahi, bu hareketlerin, hukuki nedenlerden dolayı değerlendirmede birlik oluşturması suretiyle tek hareket olarak kabulüdür. Diğer bir anlatımla, doğal anlamda fiilin tek olduğu her hâlde hukuki anlamda da fiilin tek olduğu söylenebilirse de doğal anlamda fiilin çok olduğu her hâlde hukuki anlamda da fiilin çok olduğu her zaman söylenemeyecektir. Bazen bir hareketler kümesi, hukuki açıdan tek bir fiil olarak kabul edilecektir. Bu hâlde suç tipinin birden fazla hareketle ihlal edilebilir olması hareketin hukuken tekliğini etkilemeyecek, doğal hareketler hukuken tek kabul edilecektir. Fikri içtimada da, fiil ya da hareketin tekliği, doğal anlamda değil hukuki anlamda tek olmayı ifade etmektedir. Bir kısım suçların işlenmesi sırasında doğal olarak birden fazla hareket yapılmakta ise de, ortaya konulan bu davranışlar suçun kanuni tanımında yer alan hukuksal anlamdaki “tek bir fiili” oluşturmaktadır.
Uyuşmazlık konusu ile ilgisi bakımından "suç tekliği-suç çokluğu" ayrımına değinmekte yarar vardır. "Suç tekliği-suç çokluğu" ayrımı içtima konusundaki temel ayrım olup, suçların içtimai, bu ayrım üzerine temellenir.
"Suç tekliği-suç çokluğu" ayrımında fiil sayasını değil ihlal edilen normların sayısı esas alınmaktadır. Tek bir fiille birden fazla suça sebebiyet verilebilir. Yargıtayın uygulaması da bu doğrultudadır.
5237 sayılı Kanun'un genel hükümleri arasında yer alan fikri içtima kuralları, şartlarının bulunması hâlinde kural olarak her suç için uygulanabilir ise de kanun koyucunun açıkça istisna öngördüğü hâllerde bu kuralın uygulanma ihtimali bulunmamaktadır. Nitekim 5237 sayılı Kanun'un 212 nci maddesinde, sahte resmi veya özel belgenin bir başka suçun işlenmesi sırasında kullanılması hâlinde, hem sahtecilik hem de ilgili suçtan dolayı ayrı ayrı cezaya hükmolunacağı belirtilerek, açıkça fikri içtima hükümlerinin uygulanması engellenmiştir.
Bu anlatımlara göre, farklı neviden fikri içtimanın şartları, hareket ya da fiilin hukuki anlamda tek olması, tek fiille birden fazla farklı suçun işlenmiş olması, işlenen suçlarla ilgili kanunda açıkça fikri içtima hükümlerinin uygulanmasının engellenmemiş olması şeklinde belirlenebilecektir.
Görüldüğü gibi, istisnalar dışında, hukuki anlamda tek bir fiille birden fazla farklı suçun işlenmesi hâlinde, bu suçlardan en ağır cezayı gerektirenin cezasına hükmolunması kanun gereğidir.
2. 5271 sayılı Kanun'un 10 uncu maddesinde,
"(1) Kovuşturma evresinin her aşamasında, bağlantılı ceza davalarının birleştirilmesine veya ayrılmasına yüksek görevli mahkemece karar verilebilir.
(2) Birleştirilen davalarda, bu davaları gören mahkemenin tâbi olduğu yargılama usulü uygulanır.
(3) İşin esasına girdikten sonra ayrılan davalara aynı mahkemede devam olunur." şeklinde düzenleme mevcuttur.
Bu kapsamda inceleme konusu dava dosyası değerlendirildiğinde; sanığın "Çayeli Emniyetini bağlayın, bu savcıyıda s...., o a.... koduğumun emniyet müdürünüde s....,ben valisinide ... koyayım.'' demek şeklinde gerçekleşen hakaret eyleminin tek eylem olması nedeniyle, sanığın hukukî durumunun 5237 sayılı Kanunu'nun 44 üncü maddesi uyarınca farklı nevi'den fikri içtima hükümleri kapsamında değerlendirilmesi ve fikri içtima hükümleri uyarınca da sanığın daha ağır hüküm içeren Cumhurbaşkanı'na hakaret suçundan cezalandırılması gerektiği, Cumhurbaşkanı'na hakaret suçunda Çayeli Asliye Ceza Mahkemesinin 2022/225 Esas sayılı dosyasında yargılama yapıldığı, dosyanın derdest olduğu, incelemeye konu dosyada sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 125 inci maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendi uyarıca verilen mahkumiyet kararının istinaf edilmeksizin kesinleştiği anlaşıldığından Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 15.03.2016 tarihli ve 2014/10-847 Esas, 2016/128 Karar sayılı ilâmında vurgulandığı üzere Cumhurbaşkanına hakaret suçundan yargılama devam eden Çayeli Asliye Ceza Mahkemesinin 2022/225 Esas sayılı dosyasında 5237 sayılı Kanun'un 299 uncu maddesi uyarınca hüküm kurulması kesinleşen hükümdeki cezanın sonuç cezadan indirilmesi, böylece yargılaması devam eden suça ilişkin cezanın belirlenmesi gerektiği anlaşıldığından, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
III. KARAR
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE,
Dava dosyasının, Mahkemesine sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
11.06.2024 tarihinde karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!