WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 05 Haziran 2026

YARGITAY 4. CEZA DAİRESİ

A- A A+

4. Ceza Dairesi         2024/4293 E.  ,  2024/9000 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Sulh Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2006/670 E., 2007/52 K.
SUÇ : Hakaret
KARAR : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması

Kamu görevlisine karşı görevinden dolayı hakaret suçundan sanık ...'in, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 125 inci maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendi gereğince iki kez 1 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına dair İzmir 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 16.02.2007 tarihli ve 2006/670 Esas, 2007/52 Karar sayılı kararının, ... Bakanlığı tarafından kanun yararına bozulmasının istenilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının,04.04.2024 gün ve 2024/36577 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin;
Benzer bir olay sebebiyle verilen Dairemizin 31/05/2022 tarihli ve 2020/31141 Esas, 2022/13625 Karar sayılı ilâmında yer alan, "Dairemizce de benimsenen Ceza Genel Kurulu'nun 2013/13-293 esas, 2013/297 karar sayılı ve 11/06/2013 tarihli kararında da kabul edildiği üzere TCK'nın 43 üncü maddesinin ikinci fıkrası; "Aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmesi durumunda da, birinci fıkra hükmü uygulanır" hükmünü içermekte olup, zincirleme suçtan farklı bir müessese olan ve aynı neviden fikri içtima olarak kabul edilen bu durumda, fiil tektir ve bu fiille aynı suç birden fazla kişiye karşı işlenmektedir. Burada, hareket tek olduğu için, fail hakkında bir cezaya hükmolunacağı, ancak bu cezanın Kanun'un 43/1 inci maddesine göre artırılacağı öngörülmüştür. Ancak burada kastedilen, fiil ya da hareketin, doğal anlamda değil hukuki anlamda tekliğidir. Tehdit suçunun farklı mağdurlara karşı tek fiille gerçekleştirildiğinden söz edilebilmesi için hakaretin mutlaka ortak söz veya davranışlarla gerçekleştirilmiş olması şart değildir. Her bir mağdura veya mağdurlardan bazılarına özel olarak hitap edilerek tehdit içeren sözler söylenmiş veya davranışlarda bulunmuş olsa bile objektif bir gözlemcinin bakış açısıyla bakıldığında failin hareketlerinin tek bir iradi karara dayalı olduğu, aralarında yer ve zaman bakımından bağlantı bulunduğu, bu nedenle bir bütünlük oluşturduğu sonucuna ulaşılması durumunda, fiilin hukuken tek olduğu kabul edilmelidir.
Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut olayda, sanığın, çay ocağında kamu görevlilerine hakaret ettikten sonra olay yerine gelen polis memurlarına ve hastanede polis memurlarına hakaret etmesi şeklinde gerçekleşen eylemlerinin, aynı kasıt altında ve kısa aralıklarla müştekilere karşı işlenen tek bir hakaret suçunu oluşturduğu, hakaret suçundan bir kez mahkumiyetine karar verilerek cezasından TCK'nın 43/2 inci maddesi uyarınca arttırım yapılması gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması, ... Bozmayı gerektirmiş,..." şeklindeki açıklamalar nazara alındığında,
Somut olayda, sanığın Buca Kaynaklar 1 Nolu F Tipi yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumunda başka bir suçtan tutuklu iken, 05/07/2006 günü rahatsızlığı sebebiyle görevli jandarma personeli olan müştekilerin nezaretinde İzmir Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesine muayene için jandarma timi ile götürüldüğü sırada kelepçelerinin açılmasını istemesi sebebiyle çıkan tartışmada müştekilere yönelik "Siz hayvansınız" şeklinde sözlerle hakaret ettiğinin iddia ve kabul edildiği olayda, sanığın eyleminin aynı kasıt altında ve kısa aralıklarla müştekilere karşı işlenen tek bir hakaret suçunu oluşturduğu anlaşılması karşısında, 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesinde öngörülen zincirleme suç hükümlerinin uygulanarak cezanın arttırılması gerektiği gözetilmeksizin, yazılı şekilde sanığın üzerine atılı suçu her bir müştekiye karşı işlediğinden bahisle ayrı ayrı mahkûmiyetine karar verilerek fazla ceza tayininde isabet görülmemiştir.”
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesi uyarınca hâkim veya mahkemece verilip istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümlerde, maddî hukuka veya yargılama hukukuna ilişkin hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen ... Bakanlığı, o karar veya hükmün Yargıtay’ca bozulması istemini, yasal nedenlerini açıklayarak Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirecektir. Bunun üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı da hükmün veya kararın bozulması istemini içeren yazısına bu nedenleri aynen yazarak, Yargıtay ceza dairesine verecek, ileri sürülen nedenlerin Yargıtay’ca yerinde görülmesi halinde karar veya hüküm yasa yararına bozulacak, yerinde görülmezse istem reddedilecektir.
Buna göre hâkim veya mahkemece verilen karar veya hükümlerin kanun yararına bozma konusu yapılabilmesi için istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşmesi gerekmektedir.
Bu kapsamda inceleme konusu dava dosyası değerlendirildiğinde: Anayasanın 40 ıncı maddesinin ikinci fıkrası, 5271 sayılı Kanun'un 232 nci maddesinin altıncı fıkrası ve 34 üncü maddesinin ikinci fıkrası ile 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulu Kanunu'nun 310 uncu maddeleri gereğince, kararda başvurulacak Kanun yolu, süresi, mercii ve şeklinin kuşkuya yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesi gerektiği halde, başka suçtan cezaevinde hükümlü bulunan sanığın yüzüne karşı verilen kararı, cezaevi idaresi aracılığıyla da temyiz edebileceğinin Kanun yolu açıklamasında bildirilmemesi suretiyle yanılgı oluşturulduğu, bu haliyle tefhimin yukarıda anılan kanun maddelerinde öngörülen yöntemlere uygun olarak yapılmadığı anlaşıldığından, temyiz iradesinin belirlenmesi bakımından gerekçeli kararın usulüne uygun tebliğ olunması gerektiği,
Bu itibarla, kanun yararına bozma konusu yapılan hükmün, sanığa usulüne uygun olarak tefhim edilmemiş olması nedeniyle henüz kesinleşmediği anlaşılmakla, bu aşamada kanun yararına bozma yoluyla incelenmesi olanaklı görülmemiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
III. KARAR
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği Tebliğname'deki düşünce hükmün henüz kesinleşmemiş olması nedeniyle yerinde görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE,
Dava dosyasının, Mahkemesine sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
25.06.2024 tarihinde karar verildi.