4. Ceza Dairesi 2024/2879 E. , 2024/6237 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2016/517 E., 2017/355 K.
SUÇ : Görevi yaptırmamak için direnme
KARAR : Mahkumiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması
Yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu Yerel Mahkeme kararı ile sanık hakkında görevi yaptırmamak için direnme suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 265 inci maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü maddesinin ikinci fıkrası delaletiyle birinci fıkrası, 29 uncu, 62 nci ve 58 inci maddeleri uyarınca 3 ay 3 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir.
... Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 13.02.2024 tarih ve 94660652-105-38-27633-2023-Kyb sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 08.03.2024 tarihli ve KYB-2024/20762 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin;
"...Sanık hakkında Kayseri 14. Asliye Ceza Mahkemesinin 15/03/2017 tarihli ve 2016/517 esas, 2017/355 tarihli kararıyla hükmolunan 3 ay 3 gün hapis cezasının anılan Mahkemenin 04/04/2017 tarihli ve 2016/517 esas, 2017/355 sayılı ek kararıyla 3 ay 22 gün hapis cezası olarak yazılmak suretiyle tavzihine karar verilmiş ise de, mahkemece tavzihine karar verilen bu hata “maddî yanılgı” ya da “yazım hatası” olarak değerlendirilip tavzih yoluyla düzeltilemeyeceğinden, 04/04/2017 tarihli tavzih kararının yok hükmünde olduğu ve hukukî değerinin bulunmadığı gözetilerek yapılan incelemede;
Dosya kapsamına göre, Mahkemenin 15/03/2017 tarihli kararının gerekçe kısmında, "...söz konusu eylemin sanık ile müşteki arasında gerçekleştiği diğer mağdurlara yönelik herhangi bir eylemi olmadığı kabul edilerek cezada zincirleme suç hükümleri uyarınca artırım yapılmamış..." şeklinde belirtilmek suretiyle sanığın cezasında 5237 sayılı Kanun'un 43/1-2. maddesi uyarınca artırım yapılmasına yer olmadığına karar verilmesine rağmen, hüküm kısmında müsnet suçtan anılan Kanun'un 43. maddesi uyarınca artırım yapılması sebebiyle gerekçe ile hüküm arasında çelişki yaratılmasında isabet görülmemiştir." şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
Sanık hakkında Kayseri 14. Asliye Ceza Mahkemesinin 28.02.2017 tarihli ve 2016/517 esas, 2017/355 tarihli kararıyla hükmolunan 3 ay 3 gün hapis cezasının anılan Mahkemenin 04.04.2017 tarihli ve 2016/517 esas, 2017/355 sayılı ek kararıyla 3 ay 22 gün hapis cezası olarak yazılmak suretiyle tavzihine karar verilmiş ise de, bu hususun maddi hata niteliğinde olmadığı ve tavzih yoluyla giderilemeyeceği anlaşıldığından 04.04.2017 tarihli tavzih kararının hukuki değerden yoksun olduğu belirlenmekle yapılan incelemede;
Anayasa'nın 141 inci maddesinin üçüncü fıkrasında belirtildiği üzere, mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli yazılması gerekmektedir.
5271 sayılı Kanun’un “Hükmün gerekçesinde gösterilmesi gereken hususlar” başlıklı 230 uncu maddesinde;
“(1) Mahkûmiyet hükmünün gerekçesinde aşağıdaki hususlar gösterilir:
a) İddia ve savunmada ileri sürülen görüşler.
b) Delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin belirtilmesi; bu kapsamda dosya içerisinde bulunan ve hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delillerin ayrıca ve açıkça gösterilmesi.
c) Ulaşılan kanaat, sanığın suç oluşturduğu sabit görülen fiili ve bunun nitelendirilmesi; bu hususta ileri sürülen istemleri de dikkate alarak, Türk Ceza Kanunu'nun 61 ve 62 nci maddelerinde belirlenen sıra ve esaslara göre cezanın belirlenmesi; yine aynı Kanun'un 53 ve devamı maddelerine göre, cezaya mahkûmiyet yerine veya cezanın yanı sıra uygulanacak güvenlik tedbirinin belirlenmesi.
d) Cezanın ertelenmesine, hapis cezasının adlî para cezasına veya tedbirlerden birine çevrilmesine veya ek güvenlik tedbirlerinin uygulanmasına veya bu hususlara ilişkin istemlerin kabul veya reddine ait dayanaklar.” hükmüne yer verildiği,
Aynı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrasının (g) bendinde de hükmün 230 uncu madde gereğince gerekçeyi içermemesi, hukuka kesin aykırılık halleri arasında sayılmıştır.
Bu kapsamda inceleme konusu dava dosyası değerlendirildiğinde; sanık hakkında görevi yaptırmamak için direnme suçundan kurulan hükmün gerekçe kısmında eylemin sanık ile şikâyetçi arasında gerçekleştiği diğer mağdurlara yönelik herhangi bir eylemin olmadığı kabul edilerek cezada zincirleme suç hükümleri uyarınca artırım yapılmadığının belirtilmesine rağmen, hüküm kısmında 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesinin ikinci fıkrası delaletiyle birinci fıkrası uyarınca cezada artırıma gidilmek suretiyle 5271 sayılı Kanun'un 230 uncu maddesine aykırı şekilde hüküm ile gerekçeli karar arasında çelişki oluşturulduğu ve bu durumun aynı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrasının (g) bendine göre hukuka kesin aykırılık halini oluşturması nedeniyle Kanuna aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür.
III. KARAR
1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,
2. Kayseri 14. Asliye Ceza Mahkemesinin 28.02.2017 tarihli ve 2016/517 Esas, 2017/355 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (b) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
08.05.2024 tarihinde karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!